logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: Bizim ittifakımızda kötü söz yok

"Türkiye ittifakı, filenin sultanları şampiyon olunca onlarla birlikte ağlayanların, onlarla birlikte gülenlerin, Türkiye’yi sevenleri ittifakıdır. Bizim ittifakımızda korkmak yok, korkutmak yok. Bizim ittifakımızda kötü söz yok."

07.03.2024 16:21:00
Haber Merkezi
Özgür Özel: Bizim ittifakımızda kötü söz yok
Özgür Özel: Bizim ittifakımızda kötü söz yok
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kütahya'da halk buluşmasında konuştu.

Özel, burada yaptığı konuşmada, "Merhaba. 26 Ağustos akşamı hücuma geçen Atatürk'ün emriyle kurtuluş mücadelesinin, en önemli mücadelesinin, muharebesinin verildiği Dumlupınar'ın, büyük zaferin kenti Kütahya. Merhaba hepinize. Gediz'e, Şaphane'ye, Tavşanlı'ya, Simav'a, Hisarcık'a, Emet'e, Dumlupınar'a, Domaniç'e, Çavdarhisar'a, Altıntaş'a merhaba. Bir de oyların neredeyse hepsini alıp da sonra bir evladı doğalgaz isteyince dönüp de onu azarlayan Tayyip Erdoğan'a inat, yüzde 90 oy alıp da adını anmadığı, Aslanapa'ya merhaba. Aslanapa'daki, gönlü kırık kadınlara, annelerime, teyzelere, hepsine diyorum ki CHP varsa elbette güçlü olduğu yerlerin sesi olmak için değil, oy alalım, almayalım. Hepiniz için var. Hep beraberiz. Hep birlikte Türkiye'yiz. Hep birlikte başaracağız" dedi.

"SORUNLARI BİLİYORUZ"

Özel, "Ege'nin küçülen tek kenti olduğunu biliyorum. Göç verdiğini, doğum hızının düştüğünü, nüfusun yaşlandığını, Kütahya'nın dinamizmini kaybettiğini, yetişmiş elaman sıkıntısını, var olanın Kütahya'yı terk ettiğini biliyorum. Bu güzelim coğrafya ve Kütahya'nın bunca zenginliği, imkanı varken, bir turizm master planının bile olmayan vizyonsuzluğu, Kütahya'yı kendi kaderine bırakanları biliyorum. Birazdan tarım konusuna değineceğim. Altıntaş Ovasının nasıl o güzel havanın verimli ovanın kaderine terk edildiğini biliyorum. Bir yandan Tayyip Erdoğan'ın doğalgaz isteyenleri azarladığını biliyorum. Bir yandan Domaniç'te kendisi en erken 2026 derken, adayın bu sene doğalgaz getireceğiz yalanı ile oy toplamaya çalıştığını biliyorum. Dumlupınar'ın, Şaphane'nin doğalgaz sorununu biliyorum. Bütün ilçelerdeki beklentiyi biliyorum. Peki Türkiye, sen biliyor musun? Sen biliyor musun? Bu Kütahya'yı yıllardır Cumhur ittifakı yönetir. Önce AKP, şimdi MHP. Ama yıllardır buranın doğalgaz sorunu çözülmez. CHP'nin yönettiği Eskişehir'de, İzmir'de, İstanbul'da, Mersin'de, Antalya'da yok ama maalesef AKP'nin ve MHP'nin, Cumhur ittifakının yönettiği bu şehirde var. Oysa ne diyordu Ordu'da, iktidar yoksa doğalgaz yok diyordu. CHP'li belediyelerde doğalgaz sorunu yok. Cumhur ittifakında hala doğalgaz sorunu var" ifadelerini kullandı.

Özel ayrıca şunları söyledi:

"YENİSİNİ ALMAYA GİDİYORSUN, ESKİSİNİN ZAMMINI KESİYORLAR"

"Doğalgazı çözmek için genelde iktidar olmaya değil, yerelde işi bilen, çalışkan belediye başkanına ihtiyaç var. Mevcut belediye başkanı dikkatini dağıttı. Şehrin sorunlarına odaklanmayı bıraktı. Yoruldu, bezdi ve bıktı. Şehrin sorunlarından uzaklaşmış durumda. Sadece merkez ilçede değil şehrin tüm ilçelerinde sıkıntılar var. Merkezdeki en büyük sıkıntı, kartlı sayaçlarda yaptıkları uygulama. Parayı yatırıyorsun, doğalgazı alıyorsun, bir dahakine alana kadar arada zam geliyor. Sen ödediğin doğalgazı yaktım sanıyorsun, yenisini almaya gidiyorsun, eskisinin zammını kesiyorlar. Yahu bu yaptığınızı Deli Dumrul yapmaz. Tunçbilek santralinde baca sorunu var. 10 yıldır bu iş hallolacak diyorlar, Tunçbilek'i zehirliyorlar. Hem doğalgaz sözlerini tutmuyorlar, hem de bacanın filtreleri hepimizi zehirliyor. Bir yandan Tavşanlı'daki özelleştirmelerin yarattığı işsizliği, bir yandan Dumlupınar'da Yenimahalle Belediyemizin yapıp teslim ettiği tesislerin ilgisizlik yüzünden perişan hale geldiğini görüyoruz. Baktık, dışarıdan destekle bizim bütün iyi niyetimizle bir şey olmayacak. Bu işi CHP olarak kökünden halletmemiz lazım. Hem bütün ilçelerde hem merkez ilçede dört dörtlük adaylarla CHP olarak bu seçimlerde Kütahya'da karşınızdayız."

"EYÜP KAHVECİ BAŞKAN OLACAK"

"Bugün biraz önce sizinle hemhal eden, sohbet eden Eyüp Kahveci. Geçen seçimlerde de adayımızdı. Herkes yüzde 6-7-10 oy alır diye bekliyordu, geçen seçimde büyük bir sıçrama yaptı ve yüzde 26 oy aldı. Bu seçimlerde mutabakatla kendisini adaylaştırdık. Zaten Kütahya'ya hizmet etme isteği, Kütahyalılar için çalışma isteği hiç azalmamıştı. O günden bugüne çalışıyordu. Eyüp Başkan, MHP'deki büyük gerileme ile AKP'ye umut bağlayanların hayal kırıklıklarıyla, Kütahya'nın geri kalmışlıktan bıkkınlığı ile yeni bir nefes, yeni bir heves, yeni bir enerji, iyi, yetkin bir yönetici, başarılı bir iş adamı ve Kütahya'nın sorunlarını çözecek başkan. Eyüp Başkan, başkan olacak."

"ÇİFTÇİLERİN ÇEKTİĞİ IZDIRAPLAR"

"Şimdi gelelim Altıntaş Ovasına, yani çiftçilerin çektiği büyük ızdıraplara. Nedir bu? En başta ama en başta, ne diyordu Tayyip Erdoğan? Oyu verin enflasyonu düşüreceğim. Oyu verin doları, mazotu, benzini düşüreyim. İnsanları biz gelmezsek, bunlar gelecek, vatanı böldürecekler, bayrağı indirecekler, ezanı dindirecekler yalanı ile kandırdı. Bak Tayyip Erdoğan, bu ülkede bir zaman bayrağı indirmeye, ezanı dindirmeye kalktılar o dönemde senin peşinden gittiklerin, öve, öve bitiremediklerin, özlediklerin işgal donanmasına kırmızı halı seriyordu. Benim peşimden gittiğim Kartal istimbotunun ucuna çıkmış. 'Geldikleri gibi gidecekler' diyordu. Eğer, günün birinde yine birileri bu güzel ülkede beka sorunu ve Türkiye'de tehlike olursa, bakın Tayyip Erdoğan'ınkiler var ya, o söyleyince havaalanında toplanıyorlar. Kot üstüne perdelik kumaştan yalandan kefen giyiyorlar. Ölmeye geldik diyorlar. Vallahi o kot üstüne perdelik kumaş çekenler değil ama Çanakkale'de, Dumlupınar'da dedesi kefensiz yatanlar kurtarır bu memleketi."

"HUBUBAT İTHAL EDER HALE GELDİK"

"Şimdi bu diyordu ki verin oyu, enflasyonu, hayat pahalılığını, dövizi, mazotu düşüreyim. Geldiği gün ne kadardı mazot? 19 liraydı, şimdi 42 lira. Yüzde 109. Bir yıl olmadan 2 katından fazla zamlanmış. Ne yapacak Altıntaş Ovası'ndaki çiftçi? Bu ülke bir tarım ülkesi ama üretimden koparıldı. Tarlada 10 lira olan ürün, satıldığı yerde 100 liraya geliyor. Ama Türkiye'de tarım sektörü küçülüyor. Çiftçiler 10 yılda 3 kez küçüldü. 2023'te küçülen tek sektör tarım sektörü oldu. İstihdamın yüzde 15'i tarım sektöründen sağlanıyor. Yaklaşık olarak nüfusun yüzde 20'si tarım sektörü ile meşgul ama milli gelirden aldığı pay, yüzde 7'den bu sene yüzde 5'e düşmüş. Yani Atatürk'ün milletin efendisi dediği köylüler, çiftçiler yüzde 7'den yüzde 5'e düşmüş. Toplumun yüzde 20'si her 5 kişiden biri toprağa bakarken, alnının terini toprağa damlatırken, o damlayan terden bereket fışkırtıp, çoluğunun, çocuğunun rızkını sağlamak isterken o sektör küçülüyor, o sektöre ayrılan para azalıyor, çiftçiler milletin efendisiyken, en borçlu kitle haline getiriliyor. Milletin efendisine sahip çıkmayan hükümete Cumhurbaşkanına yazıklar olsun. Son 20 yılda tarım alanlarımız tam 3 milyon hektar azaldı. Belçika kadar. Koskoca Belçika kadar tarım alanımız ekilmez, dikilmez hale geldi. Türkiye son 10 yılda 36 milyar dolar hububat ithal etti. Bakın bu milletin dünyanın tahıl ambarı olması gerekirken hububat ithal eder hale geliyoruz. Ayrıca 10 yılda dışarıdan 7,2 milyar dolarlık da canlı hayvan ithalatı yapıldı. Bunların tamamı bizim çiftçimizi, bizim hayvancımızı tüketen işlerdir. Sonucunda ne olmuş? Sonucunda köylünün, çiftçinin bankalara borcu son 1 yılda yüzde 88 artmış. Para yok, pul yok, mahsul para etmiyor. Ama bankaya olan borç yüzde 88 artmış."

"MİLLETİN EFENDİSİ SEFALET İÇERİSİNDE"

"Avrupa Birliği gayri safi milli hasılasının bütçesinin yarıya yakınını tarıma ayırırken, Türkiye yüzde 1,3'ünü ayırıyor. Avrupa Birliği yüzde 50'ye yakın, Türkiye yüzde 1,3. Adamlar tarımın kıymetini anladılar. Esas tarım ülkesi tarımın kıymetini bilmiyor. Kanun olmasına rağmen, gayri safi milli hasılanın yüzde 1'i çiftçiye dağıtılacak kanun olmasına rağmen destekleme ile ilgili verilecek para 263 milyarken, sadece 85 milyar lira destekleme vermişler. Daha bu sene çiftçinin cebinden kanuna göre olması gereken paranın 178 milyar lirasını bu hükümet çalmış durumda. Çiftçi bu haldeyse, açsa, yoksulsa, bankalara borçluysa, sabahın erken saatlerinde köylere haciz için sarı taksiler, avukatlar geliyorsa, eğer çiftçinin haczedilen traktörleri haraç mezat satılıyorsa, evindeki pulluğu, televizyonu alıp götürülüyorsa, Atatürk'ün emaneti, milletin efendisi sefalet içindeyse, bu düzeni değiştireceğiz. Başka çaresi yok. Emekliler açısından çok büyük sıkıntılar var. Biz sürekli emeklinin sorununu çeşitli karşılaştırmalarla anlatıyoruz. Bir tane de Kütahya'da yapacağız. Ama önce şunu söyleyeyim. Emekliler AKP hükümetinin geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Biraz önce şu Opet'in yanında, taksi durağının dibinden 2 emekli amcamla konuştum. Televizyonlar çekti. İlk başlarda durumumuz çok iyiydi diyor. Asgari ücretin misliyle alıyorduk diyor. O zaman rahattı, şimdi kötü diyor. O zaman 1,5 asgari ücretti. Şimdi emekli maaşı 0,6 asgari ücret bile değil 0,59. Yani asgari ücret 17 bin lira, emekli 10 bin liraya mahkum."

"18 KİLO KIYMA KAYIP"

"İlk geldiğinizde, ilk amcam 26 senelik emekliymiş. Emekli maaşını çekip 3 Kasım'da şuradaki kuyumcuya gitse, altın almak istese o günkü parayla 8 çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayı çekti, aynı kuyumcuya gitti. 2,5 çeyrek altın alıyor. Arada 5,5 çeyrek altın var. Ne oldu? Cepte 5,5 çeyrek altın olacaktı. Ne oldu, emeklinin ayda 5,5 çeyrek altınını bu iktidar çaldı. Tayyip Erdoğan çaldı. Peki emekliler şunu hatırlıyor mu? 2015 yılında CHP, emekliye iki bayramda birer ikramiye dedi. Veremezsin dediler. Baktılar, 7 Haziran seçimini kaybettiler, biz de vereceğiz dediler. Yıl 2018'e kadar oyaladılar, kandırdılar. Kulaklarının üstüne yattılar. 2018 seçimi gelirken biz hatırlatınca biner lira verdiler. Biz bin lira yetmez dedik. En az asgari ücret olacak dedik, bin lira dediler. Bakın o beğenmediğimiz bin lira 2021'de 2 bin, bu sene de güya 5 yapacaktı, 3 bin lira oldu. O beğenmediğimiz, halkı olarak itiraz ettiğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu, 2018 yılında. Bu sene 3 bin lirayı çektin, gittin şuradaki kasaba. O 3 bin lira 6 kilo dana kıymayı zor alıyor. Alamıyor bile. Yani sadece emekliler, sadece 2018'deki emekli ikramiyesinin alım gücüyle bugünkü bayramdaki 3 bin liranın alım gücü arasında 18 kilo kıyma kayıp."

"BÜTÜN MİLLETİMİZE ŞİKAYET EDİYORUZ"

"Ramazan geliyor. Ramazan mübarek günde kurulacak iftar sofrasından, emeklinin buzdolabından, tezgahından, mutfağından, emeklinin kursağından 18 kilo kıyma çaldı bunlar. Afyon'da hesapladık. Hesabı sucuktan yaparsan, 8 kilo sucuk çalındı emeklinin maaşından. Bu şehrin çok önemli bir kısmı emekli ve çiftçi. Emekli maaşıyla bir mazot hesabı yapalım bakalım. Sadece geçen sene 7 bin 500 lira emekli maaşıyla 375 litre mazot alınıyordu, bu sene 10 bin liralık emekli maaşıyla sadece 245 litre mazot alınıyor. Aradaki fark 130 litredir. Emeklinin cebinden 130 litre, yani eğer traktöre koyarsan 2 depo, arabaya koyarsan 3 depo mazot geçen seneden bu seneye emekliden çalınmıştır, bunu Kütahya'dan bütün emeklilerle birlikte bütün milletimize şikayet ediyoruz. Yazıklar olsun. Ben emekliye emekli kartı ver, içine 7 bin lira farkı yatır, ayrıca doğalgaz, elektrik ve suda yüzde 24-40 indirim yap, gel bu emekliyi cendereden kurtaralım dedim. Para yok dedi. 1,4 trilyon lira para lazım dedi, biz hesapladık 690 milyar lira yetiyor. Ama bu İliç'teki madende gidip şirkete parayı bulmuş. Beşli çetelere bulmuş. Müteahhitlere, yandaşlara bulmuş, her türlü yandaşa parayı bulmuş, bir tek emekliye yok diyor, çiftçiye yok diyor. Şimdi Altıntaş Ovası'nın çiftçilerine, Kütahya'nın köylülerine ve bütün emeklilerine soruyorum, size böyle yapan Tayyip Erdoğan 31 Mart'ta karşınıza çıkacak. 31 Mart'a Tayyip Erdoğan'a oy var mı? MHP'ye oy var mı? Cumhur ittifakına oy var mı? Bizi yok sayana biz de oy vermeyiz diyor Kütahya. Ama Kütahya kime oy vereceğini biliyor. Eyüp Kahveci'ye oy vereceksiniz ama ondan önce bir şartımız var. İlk kez Kütahya'da açıklıyoruz. Yarından itibaren, 8 Mart'tan itibaren, Cuma günü bütün Türkiye'de belediye başkanlarımız bir taahhütname imzalayacaklar. Daha önce bir kısmını söylemiştim. Örneğin mal varlığımı seçildiğimde belediyenin kapısına asacağım diye taahhütname imzalayacaklar. Temiz adam, korkmaz ki kimseden."

"ÇAĞDAŞ BELEDİYECİLİK"

"Ayrıca CHP'li belediyeler, kadın hakları konusunda, kadınların eşit temsili konusunda, kadına karşı şiddette tavizsiz olma konusunda, kadınların belediyecilik hizmetlerinden yararlanırken, esnafta kadınların hayatlarını kolaylaştıracağı konuda, kreşler yaparak onları sosyal yaşama katma konusunda, kadın istihdamını artırma konusunda taahhütte bulunacaklar. Hayvan hakları konusunda taahhütte bulunacaklar. Çağdaş belediyeciliğin gerektirdiği gençlerin talepleri konusunda taahhütte bulacaklar. Dünden bugüne bir ihtiyaç daha ortaya çıktı. CHP'li belediyeler kişilerin, dini inancı, mezhebi, etnisitesi, doğduğu yer, ırkı ve yine hangi siyasi görüşe bağlı olduklarına bakılmaksızın belediye hizmetlerini eşit sunacaklarına ve belediyelerin kapılarını herkese tam olarak ardına kadar açacaklarına söz verecekler. Cuma günü CHP'li belediyelerin, belediye başkanlarını kamuoyuna açık taahhütlerini, mal bildirimlerinden başlayıp, eşit, hakça hizmeti kimseyi ayırmadan sunacaklarına kadar taahhütnameleri belediye başkanlarımıza gönderiyoruz. Bu hizmetleri sunacakların kentte ve bizim başımızın üstünde yeri var. Onlara inanıyor, güveniyoruz."

"TÜRKİYE'YE VE SİZE GÜVENİYORUZ"

"Malum karşımızda Cumhur ittifakı var. Her geçen gün birbirine benzeyen, her geçen gün birbirine benzeyen, küfreden, hakaret eden, istismar eden, hedef gösteren, şantaj yapan bir ittifak. Bu ittifak, AKP ile MHP'nin dışında yanlarına bir de Hizbullahçıları, domuz bağcıları, kadınları sahiplendireceğiz diyen bir anlayışı aldı. Bunlar geçen seçimlerden 10 ay önce Yargıtay'da Hizbullah'ın yasaklarını kaldıracak düzenlemeleri, itirazları yapmaya, sessiz sedasız bunların önünü açmaya başladılar. Bu tehdit, şantaj, kötü söz, kavga ittifakının karşısında güçlü, birlikte, kimseyi ötekileştirmeyen, ötekinin hakkını da savunan, kimseyi şeytanlaştırmayan, herkesi kardeşleştiren. Herkesi kucaklayan bir güçlü ittifaka ihtiyaç var. Biz o ittifaktayız. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı renklerini ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraktan alır. Türkiye ittifakı, milli takım kazanınca kim seviniyorsa onlarla birliktedir. Türkiye ittifakı, filenin sultanları şampiyon olunca onlarla birlikte ağlayanların, onlarla birlikte gülenlerin, Türkiye'yi sevenleri ittifakıdır. Bizim ittifakımızda korkmak yok, korkutmak yok. Bizim ittifakımızda kötü söz yok. Bizim ittifakımız Kütahya'yı kucaklayan, Türkiye'yi kucaklayan ittifaktır. Rengi kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Biz Türkiye ittifakıyız, Türkiye'ye ve sizlere güveniyoruz, adaylarımıza güveniyoruz, onları size, sizi de Allah'a emanet ediyorum."

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.