logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel, Lütfü Savaş kararını böyle savundu: Örgütümüzün talebi

CHP Lideri Özel, "Daha iyi bir aday bulursak değiştiririz" dediği Lütfü Savaş'ın yeniden Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı olarak gösterilmesini anketler ve örgüt talebi ile açıkladı.

20.02.2024 17:09:00
Haber Merkezi
Özgür Özel, Lütfü Savaş kararını böyle savundu: Örgütümüzün talebi
Özgür Özel, Lütfü Savaş kararını böyle savundu: Örgütümüzün talebi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Hatay'ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen ve Hatay'ı Hatay olmaktan çıkaracak olanlara karşı, örgütümüzün talebi, inancı ve seyre baktığımızda Hatay'da yola Lütfü Savaş ile devam etmeye karar verdik" dedi. 

TBMM Grup Toplantısında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Erdoğan'ın sosyal medya üzerinden CHP seçmenine seslenmesine tepki gösterdi. Genel Başkan Özgür Özel, "Ey Erdoğan, sen değil miydin Hatay'da 'Belediye başkanı benden olmazsa hizmet gelmez, mahzun kalırsınız, bakın Hatay mahzun kalmadı mı?' diyen. Bu taş kalplinin kalbindeki taşın yumuşadığına inanacak enayi var mı karşında? Ordu'ya, 'Tayyip Erdoğan varsa doğalgaz var, yoksa doğalgaz yok' diyen şantajcıya prim verecek birisini görüyor musun karşında? CHP'ye ayna tuttuğunda o aynayı sana çevirirler" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Akşener'in açıklamalarına yanıt vermeyeceğini tekrar eden Özel, "Muhalefete muhalefet etmek yerine iktidara muhalefet etmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, grup toplantısında konuştu. Genel Başkan Özgür Özel, gündemdeki konulara ilişkin önemli mesajlar verdiği konuşmasında, "Erzincan İliç'teki altın madeninde 9 emekçimizin toprak altında kalmasının üzerinden tam 1 hafta geçti. CHP olarak başta Erzincan Milletvekilimiz Sayın Sarıgül olmak üzere bölgeye derhal 2 genel başkan yardımcımız ve 3 milletvekilimizden oluşan bir heyet görevlendirdik. İlk andan beri oradaydılar, bir ön rapor yazdılar. Ardından raporlarını olgunlaştırdılar. Şu anda da genel başkan yardımcımız ve 2 milletvekilimiz bölgeyi takip ediyor. Tabii televizyonlarda, gazetelerde haberi bir toprak kayması, bir heyelan, kaçınılmayacak felaket gibi göstermeye çalışan iktidar medyası var. Orada yaşanan bir heyelan ya da toprak kayması değildir. Orada yaşanan, işlenen madenden arta kalan yığınların liç halinde üst üste konmasından oluşan yapay bir dağın hesapsızca oluşturulmuş yapay bir dağın çökmesi, kaymaya başlaması, önüne kattığı her şeyi altına alarak 9 canı ölüme sürüklemesidir. Orada üst üste parayı istifleyenlerin insan hayatını hiçe sayarak maden atıklarını bir yerde dağ şeklinde istiflemesinin sonucudur. Bir yanda birileri para kazanırken zenginliğine zenginlik katarken 9 vatan evladı şu anda durdurulan arama ve kurtarma çalışmaları ile ümitlerin neredeyse tükendiği noktada bu para kazanma hırsının kurbanı olmuşlardır" dedi.

"BU DAĞ BİR GÜN BAŞIMIZA BELA OLACAK"

İliç'te arama ve kurtarma çalışmalarını dikkatle takip ettiklerini kaydeden Cumhuriyet Halk Patisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Arama ve kurtarma çalışmalarını dikkatle takip ettik. Hem etkisizliği, hem çaresizliği gözlerimizle gördük. Ben milletvekili arkadaşlarımızın ulaştırdığı ön raporu okuduğumda geçmişte yaşadığım bir felaketin travması ile bir kere daha tanışmış oldum. Soma'da 301 madencimizi kaybettiğimizde 4 gün boyunca maden ocağının ağzında acılı anneler, eşler, çocuklar, babalarla birlikte beklerken hep ağlamaların arasında, ağıtların arasında Allah'a yakarışların arasında şunları duyuyorduk, 'Söylüyordu, söylüyordu. Maden çok sıcak diyordu. Çizmelerim yarıya kadar ter doluyor, 4-5 saatte bir boşaltıyorum, yoksa yürüyemiyorum, ayağım kayıyor diyordu. Akşam geliyordu, uyku uyuyordu ama uykusunu alamıyordu. Başının ağrısı hiç geçmiyordu. Hep bu maden bir gün başımıza bela olacak diyordu.' Sözleri hala kulağımdayken ön raporu açtık. Son günlerde basına konuşmasının, sivil toplum örgütlerine konuşmalarının, büyük şehirlerden dayanışma için gitmiş sosyal hizmet görevlilerini, psikologların bile ziyaretine, temasa engel olunan ailelerin ön raporda söyledikleri, 'Bu dağ bir gün başımız bela olacak. Yığın, yığın, yığın nereye kadar. Çatlaklar oluştu, vallahi bir kayarsa hepimizi önüne katar, altına alır, burada kimse kalmaz. Burada hiçbirimiz kalmayız.' Bunları görünce ve o alanda zaman zaman 600-700 kişinin birden çalıştığı düşünüldüğünde, 9 kayıp çok büyük, yüreğimizdeki acı çok büyük ama nasıl bir büyük felaketin daha kenarından geçtiğimizin, bu sefer belki 2 Soma faciasını bir anda yaşayabileceğimiz bir felaketten son anda belki kurtulduğumuzun da hepimizin bilincinde olması lazım" ifadelerini kullandı.

"HAKSIZ ŞEKİLDE GÜNDEMİ DEĞİŞTİRİYORLAR"

"Bu mesele İliç meselesi aslında, normal şartlarda herhangi bir demokraside turnusol kağıdı gibidir" diyen Özel ayrıca şunları söyledi:

"Bu yaşandığında iktidarın öyle özeleştiri yapması, yapmıyorlar ama özeleştiri yapması da onları kurtaramaz. Dilemiyorlar ama özür de onları kurtaramaz. Değil bir bakan, başka bir ülkede olsa Başbakan, Cumhurbaşkanı istifa etse ancak yeridir. Çünkü bu İliç'i ilk kez duymuyoruz. Bu İliç, Erzincan İliç'teki altın madeni yılların çevre mücadelesinin, yılların demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin ve CHP'nin bizzat çevreden sorumlu genel başkan yardımcılarımızın geçmişte gidip orada açıklamalar yaptığı, tehlikelere dikkat çektiği bir yerdir. Siyaset, haklı çıkanın söylediği, doğru olanın karşılığını gördüğü, haksız çıkanın da hesabını verdiği bir müessesedir esasen.  Ama öyle bir medya düzeni, öyle susturulmuş sesler, öyle bastırılmış sesler ve öyle haksız şekilde gündemin değiştirilmesiyle karşı karşıyayız ki grup kürsümüzün hemen tüm televizyonların yayında olduğu ilk dakikalarında bunları ifade etmeyi çok önemli görüyorum."

"AFFEDİLEN VERGİ 222 MİLYON LİRA"

"Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, MHP'nin değerli seçmenleri yıllarca 'hain' dedikleri, 'provokatif' dedikleri, 'Marjinal gruplara CHP destek veriyor' dedikleri, o Çevre Mühendisleri Odası, akademik odalar, çevreciler, CHP'liler hep tehlikeye dikkat çekti. Bundan 3 yıl kadar önce orada siyanür sızıntısı oldu. Buna karşılık ortalık ayağa kalktı, göstermelik 3 aylığına durdurdular madeni. O günkü durdurma, kapatmaya dönüşse bu felaket oluşmayacaktı. O madeni durdurdular, incelediler, suçlu buldular, o madene tam 16 milyon 440 bin lira ceza kestiler. İlk duyunca büyük para, caydırıcı diye düşünüyorsun. Bu ceza 16 milyon 440 bin lira kesildi sadece aylar sonra bu Meclis'te Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bazı şirketlere vergi affı getirdiklerinde bu şirket de yararlandı. Bu şirkete kesilen ceza 16 milyon küsur, affedilen vergisi 222 milyon lira. İliç'i zehirlemenin, siyanürü sızdırmanın, insanların canına kastetmenin cezası 16 milyon lira, birkaç ay sonra burada kendilerine yapılan kıyak 222 milyon lira. Yani bütün vatandaşlarımız duymalıdır, bilmelidir ki Recep Tayyip Erdoğan onun haberi olmadan 222 milyon lira değil 2 milyon lira Türkiye'de el değiştiremez. 222 milyon lira bunların cebine para konulan maden, İliç ve Erzincan'ın zehirleyen madenlerdir. Bu madenler önce izin alıyorlar, almış, ÇED raporu düzenlenmiş, küçük bir izni sonra büyütüyorlar. 4-5 kat büyümek için başvurduğunda bir Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmış. O raporun altında bir imza var. Bakan Murat Kurum. Biz Murat Kurum'a bu sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Murat Kurum hiç üstüne alınmıyor. Onu atayan Recep Tayyip Erdoğan hiç bu konulara girmiyor."

"BAHÇELİ DİKKATİNE, TÜRKİYE'NİN VİCDANINA SUNUYORUM"

"En nihayetinde bugün Devlet Bahçeli gelmiş diyor ki 'Murat Kurum görevini layığı ile yapmıştır. Oradaki hata verilen raporu düzenleyenlerde, altına izin için imza atanlardadır. Murat Kurum'un konuyla alakası yoktur.' İstanbul'u yönetmeye talip Cumhur İttifakı'nın adayı Murat Kurum söz konusu olunca Sayın Bahçeli, 'Kurum'un konuyla alakası yok' dedi. Bunu basın aracılığı ile Sayın Bahçeli'nin dikkatlerine ve tüm Türkiye'nin vicdanına sunuyorum. Bu, oradaki madenin 5 kat büyümesine izin veren, bugünkü felakete onay veren rapor. Burada yazıyor. Altında Devlet Beyin dediği gibi Mehrali Ecer, ÇED Değerlendirme İzin ve Denetim Genel Müdürünün izin ve imzası var. Bakın bu kırmızı ile kare içine aldığımız yerde ne yazıyor? İmzayı bakan adına Genel Müdür atıyor. Ey Devlet Bey, siz devleti bilen, devlet geleneğini, işleyişini bilen bir partinin genel başkan olarak bakanın benim adıma, kalem benim, mürekkep benim, yetki benim, izin benim, benim yerime imzayı sen at dediği genel müdürün imzasından Bakan Murat Kurum'un sorumlu olmadığını söylüyorsun. Oysa belge imzanın Murat Kurum adına atıldığını, buradaki meselenin tek sorumlusunun Murat Kurum olduğunu söylüyor. Ben vatandaşlarımıza söylüyorum, eğer bakan adına atılan bu imza ile İliç'te bunlar yaşandıysa, hala bu bakan bundan sorumlu değil diyorsa ben bunu sizlerin vicdanınıza havale ediyorum."

"DEVLETİN PAYINI DÜŞÜRDÜLER"

Ekonomideki göstergeler ve iktidarın vatandaş üzerinden kazandığı tutarlara da değinen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Şimdi gelelim işin Tayyip Beyin en sevdiği kısmına. Ekonomi kısmına. Geçtiğimiz günlerde mezarı başında birinci ölüm yıl dönümünde Sayın Baykal'ı andık. 35 yaşında milletvekili, 36 yaşında Maliye Bakanı, 39 yaşında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanıydı. 1978'de Ecevit hükümetinin Enerji, Tabii Kaynaklar Bakanıydı. Yaptığı bir iş, CHP'nin tarihindeki en önemli işlerden bir tanesiydi. Geçmişteki madenlerin talan edilmesi, yağmalanması, verilen bir takım yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine Bülent Ecevit hükümetinin 39 yaşındaki bakanı Deniz Baykal 'dur' diyecek, bütün madenleri kamulaştıracaktı. O gün Anayasa'ya uygun bir karar verildi çünkü Anayasa halen 'Madenler devletindir' der. Ama o dönemde bir yolu ile madenler özel sektöre açılmıştı, Baykal durdurdu. 1985 cunta sonrası, 1983'te seçimlerden sonra gelen ANAP hükümetinde madenlerde yavaş yavaş yeniden özel sektöre açılmaya başlarken, Türkiye'de çıkarılacak her madende yüzde 10 devlet hakkıdır diye madde kondu. Yüzde 100'ü devletinken yüzde 10 devlet hakkı hiç yeterli bir şey değil, kökünden itiraz ederiz ama o tarihte yüzde 10. 2004 yılına kadar böyle devam etti. 2004 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi devlet hakkını yüzde 2'ye indirdi. 100 birim maden çıkarıyorsan, 98'i senin olsun 2'sini bırak yeter. 2010 yılında yüzde 2'lik devlet hakkı yüzde 4'e çıkarıldı, aynı aşamada yüzde 50 yabancı şirketlere teşvik verilir diyerek yüzde 2'ye indirildi. 2019'da ise bir çizelgeye bağlandı ve devletin yapabileceği indirim de yüzde 75'e kadar çıkarıldı. Yani altın fiyatına göre devlet hakkı yüzde 1 de olabiliyor, yüzde 12 de olabiliyor ama yüzde 75 indirim yapmak suretiyle yüzde 1'i yüzde 0,25'a dahi indirebiliyorlar. Çünkü bu hesaba göre nasıl oluyor? Eğer altının fiyatı dünyada düşüyorsa, 'Türkiye'de ne oluyor' dersiniz ki hakkımızı korumak için devlet hakkı artıyor. Altının fiyatı düşüyorsa Türkiye'de devlet hakkı da düşüyor. Çıkaran şirket 100 lirasının 98 lirasıyla gidip de para kazanırken altın fiyatları düşüşteyse 'Aman sana 98 yetmez, benim yüzde 2'den, yüzde 1'den sana daha fazlasını vereyim' diyerek çizelgeye göre payımızı düşürüyorlar. Böyle taksimatı kuzuya karşı kurt yapmaz. Bu yüzden halkın uzun vadeli çıkarları yerine ayrıcalıklı grupların kısa vadeli çıkarlarını üstün tutanların, hukuki denetim mekanizmalarını ortadan kaldıranların, ülkeye ve ekonomiye değer katmak yerine birilerine rant yaratanların nasıl hem ekonomimizin canını okuduklarını, hem de 9 canımızı nasıl felakete sürüklediklerini hep birlikte yaşadık. Bunu takip etmeye devam edeceğiz. Ama bu sorunları herhangi bir muhalefet partisi çözemez. Bu sorunları sadece ve sadece 1978'in morali ile 1978'in gücüyle, Bülent Ecevit'in cesareti, Deniz Baykal'ın kararlılığı ile CHP çözer. Üretimi ve toplumsal refahı değil de rantın peşine düşülen, aklın ve bilimin değil küçük çıkar gruplarının faydalarının gözetildiği bir ekonomi düzeni içinde yaşıyoruz. Gelinen aşamada artık ekonominin başındakiler de gerçekleri saklayamaz hale geldiler" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmayı şöyle sürdürdü:

"AYRICALIKLI BİR ZÜMRE OLUŞTU"

"Geçmişte büyük ve bilinçli hatalar yapıldı. Şimdiki yönetim irrasyonel dönem diyor. Yani akıl dışı dönem. Şimdi yaptıklarına da sözde rasyonel diyorlar. Elbette geçmiştekiler gibi irrasyonel değil ama şunu unutmamak lazım. Bir takım çıkar grupları, dudak uçuklatan teşviklerle, başka kimseye verilmeyen ucuz kredilerle, hatta teşvik diye aldıkları kredilerle aldıkları gayrimenkullerin onlarca kat değerlenmesiyle, hem üretimi sekteye uğratıp hem bir başka yerden zenginleşen ayrıcalıklı bir zümre oluştu. Bu zümrenin en büyük karlarından bir tanesi bu ülkenin geleceğine inanmayan, Türk parasına inanmayan, Türk parasının değer kaybedeceğini gören, dolara sarılan bunlara şunu söylediler. 'Aman aman siz dolar almayın, biz size kur korumalı mevduat yapalım, siz paranızı TL'de tutun, dolar böyle 10 lirayı geçerse milli felaketti, 18 oldu ve 25'e gitmesin. Ama doların artma ihtimalini de biz size sigorta edelim. Ne yapalım, kur koruması sağlayalım. Faizi verelim, cebinize koyun, eğer dolar beklenin üstüne çıkarsa, faiz gelirinizi aşarsa aradaki farkı da biz verelim' dediler. Verdiler mi, verdiler, farkı aldılar mı, aldılar. 200 milyar liraları aldılar. Peki kim ödedi? Biz ödedik. Ücretliler, garibanlar, emekliler ödedi. Bu ülkenin Hazinesinden ödediler. Bu ülkenin bütçesinden ödediler. Bir grup, elindeki para ile devleti tehdit eden, Türkiye'nin geleceğine ve Türk lirasına güvenmeyenlerin şantajlarına, 'Siz durun oturun yerinizde, bu garibanlardan alır size veririz' dediler. Şimdi onlar keyiflerini çatarken, gelirlerine gelir katarken 1 Nisan sonrası acı reçete konuşuluyor. Bütün dünya piyasaları, bütün ekonomistler, 1 Nisan'dan sonra Türkiye'nin sıkı para politikası uygulayacağını, kemerleri sıkacağını, yoksulun daha yoksullaşacağını, dolaylı vergilerin artacağını, milletin gırtlağına çöküleceğini, acı reçete, ilaç ve şurubun garibana yoksula dayatılacağını, o tarihten sonra Türkiye ekonomisinde yabancı yatırımcılar için yeni fırsatlar çıkacağını konuşuyor. Peki böyle bir felakete doğru gidecek miyiz, yoksa 1 Nisan meselesini 31 Mart akşamı kendi lehimize çevirecek miyiz?"

"GÜCÜNÜZÜ BU HÜKÜMETE GÖSTERİN"

"31 Mart seçimleri, yerel seçimler olmasının hem demokrasi açısından, hem ülkenin kuvvetlerinin dengesi açısından önemi bir yana 31 Mart akşamının bambaşka bir önemi daha var. Yoksullar için, garibanlar için, emekçiler için, emekliler için eğer bu iktidar gücüne güç katacak olur, beklediği desteği görecek olursa ya da beklemediği bir hezimetle cezalandırılıp 'Ne oluyoruz yahu, vatandaş bizden desteğini çekiyor' diye sert bir uyarıyı almazsa bu gidişata bir kırmızı ışık yakılmaz, bu hükümete bir sarı kart gösterilmezse, 1 Nisan'dan sonrası felakettir. Ancak emekçiler, emekliler, yoksullar, işsizler kendi geleceklerine sahip çıkacaklarsa, 'Hükümetin durumu garanti değil. Bizi ezerse onu oradan indiririz' diye ilk mesajı 31 Mart'ta verirse herkes ayağını denk alacak. Ben vatandaşlarımıza 4 yıl boyunca bir daha seçim olmaması, 4 yıl boyunca zenginin kayrılması, sizin yine sömürülmeniz, 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşına mahkum edilmezin önünde son silahınız, son çareniz, gücünüz ve kullanırsanız son yetkiniz 31 Mart seçimleridir, gücünüzü bu hükümete gösterin. Sizi buna davet ediyorum. Somut veriler çok önemli. Aslında sahada görüneni, hani çok konuşmayı sevdikleri OECD verileri üzerinden bütün dünyanın kabul ettiği veriler ve raporlar üzerinden bir kez de buradan ifade edelim. OECD 2015'teki ev kiralarını 100 birim kabul ederek, geçen seneye kadar ki yani 2023 ev kiralarını karşılaştırmış. Koca bir endeks var. Endeksin en tepesinin bir altında bir tanıdığın yönettiği ülke var. Macaristan. Tayyip Erdoğan'ın yakın dostu Orban'ın memleketi. Macaristan'da 2015'ten 2023'e konut kiraları OECD ülkeleri içinde en çok artan ülke olmuş. 100'ken 170 olmuş. Yüzde 70 artmış konut fiyatları. Orban'ın üstünde sevgili dostu, birincilik kürsüsünde Recep Tayyip Erdoğan ve maalesef onun yönettiği Türkiye var. O hesaba göre Türkiye ortalaması köyler, beldeler, küçük şehirler dahil yüzde 530. 5,3'e. Orban'da 100 liradan 170 liraya çıkan kira, Macaristan'da 170'e çıkan ve bütün OECD ülkelerinin en kötüsüyken bizde 530 lira. Tam 5 kat artmış. 2024 dediğinizde rakam 7 kata çıkıyor. Ama hepiniz yaşayarak biliyorsunuz ki 2015'ten bugün 8-9 yıldaki artış Türkiye ortalaması 7 kat olsa da İzmir'de rakam 11 kat, Ankara'da 13 kat, İstanbul'da 15-17 kat kiralar artmış. Kötü yönetilen Macaristan'da yüzde 80'ken, yani 100'e 180'e varıyorken Türkiye'de bu rakam tam 17-18 kata kadar varıyor. İşte kiracının isyanı, ev sahibi ile arasındaki sürtüşme, hepsinin sebebi birilerinin zenginin cebine para koyması, onların konut stokların kendi portfolyolarından toplamaları, konut fiyatlarının ve kiraların artışı, vatandaşın elindeki paranın bir anda erimesi. Şu anda oturduğu 4 bin lira kirası olan konuttan çıkanın en kötü ihtimalle 30-35 bin liraya benzer yerde kira bulduğu, bu iş İstanbul'daysa bunun 45-50 bin liralara kadar çıktığı bir süreçteyiz. Bunu bizim söylememiz, sizin sahada yaşamanız ayrı ama OECD'nin raporu son derece çarpıcı."

"GEÇMESEK DE DEVLETİN ÜSTÜNÜ TAMAMLADIĞI YOLLAR"

"Köprü geçişleri ile ilgili rakamlar ortaya çıktı. Vatandaşın cebinden çıkanların sanki AK Parti'nin bir fahri hizmetiymiş gibi AK Parti hükümetinin vatandaşa lütfu gibi gösterildiği bir iletişim sürecinin içindeyiz. 'Şerit şerit yollar yaptık, köprüler yaptık, otoyollar yaptık' diye övünüyorlar. Yaptıklarının sanki vatandaşa maliyeti yokmuş gibi, çünkü sık sık diyorlar. 'Vatandaşın cebinden herhangi bir para çıkmadı.' Oysa tamamına geçiş garantisi verilmiş bu köprülerin, otoyolların. Ocak 2023'te bize maliyeti 14,2 milyon liraydı, Ocak 2024 gerçekleşmesi yüzde 157 artışla 36,5 milyon lira olmuş. Yani geçiş garantisi verilen, geçmesek de devletin üstünü tamamladığı bu yoldan ve köprüden vatandaş sadece ocak ayında 36,5 milyon lira gibi bir parayı ödemiş. Burada şimdi bir hakkı teslim etmek lazım. Bu memlekette iyi işler oluyor, kötü işler oluyor. İyi işleri AK Parti yapıyor, kötü işleri devlet yapıyor. Örneğin Oslo görüşmelerini devlet yapıyor, bölünmüş yolları AK Parti yapıyor. Şimdi Osmangazi Köprüsü, Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı Osmangazi Köprüsü'nden ceberut devlet 290 lira geçiş ücreti alıyor. Cumhurbaşkanımızın açtığı Avrasya Tüneli'den tek geçiş, devleti yöneten lanet adamlar yüzünden 80 liraya çıkmış. Gebze-Orhangazi-İzmir Yolu ne güzel Tayyip Beyin kullandığı araçla açılmıştı, vatandaşımız bedava binsin. 710 lira para alıyor devletimiz bundan. Malkara- Çanakkale Otoyolundan 410 lira ücret alanlara yazıklar olsun. Reisin haberi olsa çok kızar."

"EMİNE HANIMININ BİLEZİKLERİNİ Mİ BOZDURDUN" HATIRLATMASI

Bu ülkede iyi bir şey yapılıyorsa, hepimizin emeği ile emek emek biriktirdiğimiz paralardan ödediğimiz, kazandığımız paradan ödediğimiz vergi ile hepimizin anamızın ak sütü gibi alın teri ile yapılıyor, övünmesi birilerine ve cefası bizim üzerimize olamaz. Tayyip Erdoğan övünüyordu arkada da bütçe konuşmasında, şunu yaptım, bunu yaptım diye. Rahmetli Kamer Genç dedi ki 'Konuşma yahu. Sanki Emine Hanımın bileziklerini, oğlanların sünnetinde takılan altınları mı bozdurdun yaptın? Bu milletin parası ile yaptın.' 14 Mayıs seçimleri öncesi Recep Tayyip Erdoğan'ın, Devlet Bahçeli'nin, Cumhur İttifakının temel söylemi şuydu, 'Biliyoruz' demiyorlardı ama bildiklerini herkes biliyordu. 'Evet, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama tehlike çok büyük bizimle gelmelisin, benim arkama geçmelisin, yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, ülkeyi böldürecekler.' Bu korku edebiyatı ile yüzde 51,5'a 48,5'lik sonuçla yoksul, borçlu, işsiz, güvencesiz vatandaşı korkuta korkuta oylarını aldılar. Aynı Hitler gibi. 'Alman çocuklarının tereyağına değil güçlü büyük Alman tanklarının gres yağına ihtiyacı var' deyip Almanya'yı sürüklediği felaket gibi 'Tehlike büyük, ezanı susturacaklar, açlığa katlan, pusulayı katla, oyu bana at, halledeceğiz.' Vallahi buna inanan oldu, inanmayan oldu ama herkes biliyor ki seçimin sonucuna çok ciddi etkisi oldu. Şimdi geldiğimiz noktada o susmasın ezan diye oy atılıp da bu memlekette açlık ve yoksulluğa mahkum olanların günde 5 vakit dinlediği ezanı okuyan müezzinler, namazı kıldıran imamlarımız var ya, bunların sendikası var. Diyanet-Sen, geçen sene bu sendikanın acayip hakkını yediler. Dediler ki bütün memurlar promosyon alır, bunlara gelince 'Sen faizsiz banka ile çalış…' Faizsiz banka da hazır kıstırdım diye diğerlerinin 10'da biri kadar promosyon verdi. Diyanet- Sen mücadele etti, dava kazandı, üst mahkemeden bozdurdular. Hep haklarını yediler. O Diyanet-Sen bir araştırma yapmış. Araştırmanın şu kısmı inanılmaz. Diyanet- Sen üyesi, bu devletin memuru imam ve müezzinlerin tam yüzde 80'i Diyanet İşleri'nde torpil olduğunu düşünüyor. Torpil. Ne demek torpil? Torpil liyakate değil sadakate önem vermek demek. Ne demek torpil? Bir siyasi partiyi kayırmak, şüphesiz kul hakkı yemek. Bu imam ve müezzin, bu imam Cuma günü hutbede çıkıp da ne okuyor? Hadisi şerifleri okuyor, sura, ayet okuyor değil mi? Günde 5 vakit oradan okunan ezan Hz. Muhammed'in 'Çık oku bakalım toplansınlar namaz kılalım' dediği günden beri okunuyor. Peki o Hz. Muhammed ne demiş, 'Herhangi bir işi ehil olmayana verdiğinde kıyameti bekle.' Bakın bu hadis Hz. Muhammed'in hadisi. Bunu okuyan ve söyleyen Türkiye Cumhuriyeti'nin imamları. Bunu tekrar etmek vazifeleri. İnanarak tekrar ediyorlar, iman ederek tekrar ediyorlar. Bunların yüzde 80'i 'Bu ülkede liyakat yok torpil var' diyor."

"CHP HER ZAMAN HAZIRDIR"

"Çıkıyorlar, hep birlikte uzun konvoylarla, 300 araçla cami ve cumaya gidiyorlar. Cuma namazında imam efendi çıkıyor, Nisa Suresi'nin 58'inci Ayetini okuyor. Ne diyor o ayet, 'Şüphe yok ki Allah size emanetleri ehline vermenizi ve hükmettiğiniz zaman adalet ile hükmetmenizi emreder.' Nisa Suresi 58 bunu söylerken, bunu camide okuyan 100 imamdan 80'i 'Bu ülkede torpil yapılıyor' diyor. Artık bu noktadan sonra sözün bittiği yerdeyiz. Bunu bütün vatandaşlarımıza anlatmak, bu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 'Ezanı durduracaklar oyu bana ver ey gariban' dediklerine bunun nasıl bir sömürü, hile olduğunu anlatmak hepimizin boynunun borcudur. O imamın, müezzinin onca emeği ile verdiği mücadelenin sonunda ki zaman zaman aldıkları maaş çok görülür. Çünkü ülkede 10 bin lira emekli maaşı var, 17 bin lira asgari ücret var. 35-40 bin lira maaş alınca herkes onu söyler. Diyanet- Sen araştırmasına göre Diyanet İşleri personelinin imamı, müezzininin yüzde 45'i yoksulluk içinde, sefalet içinde olduğunu, her geçen gün yoksullaştığını söylüyor. Bu yüzden bundan sonraki süreçte herkes şunu bilsin ki bütün vatandaşlarımız. Biz iktidar olursak ezanı sustururlar dedikleri CHP, o ezanı okuyan müezzinin hakkını savunmaya, vatandı böldürür dedikleri CHP, orada canı pahasına nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını savunmaya, bayrağı indirecekler denilen CHP günü gelirse o bayrak için can verecek milliyetçiliği göstermeye her zaman hazırdır."

"AKŞENER'İN CANI SAĞ OLSUN"

"Herhangi bir şey söylemeyeceğim ama dışarıda kamera bekliyor. Bir tane de basın emekçisi arkadaşımız var. Köşesi belli. Sürekli soruyor. Çıkarken yormayım. Aman efendim, Akşener'in açıklamalarına ne diyeceksiniz? Girerken sufle verdi, çıkarken yolumu kesecek. Sayın Akşener'in açıklamalarını dikkatle takip ettim. Ona karşı vereceğim cevap çok sert ve iki kelime. Canı sağ olsun. Biz geçtiğimiz seçimde Cumhurbaşkanlığına layık gördüğümüz belediye başkanlarımızın da geçtiğimiz seçimde Cumhurbaşkanı Yardımcılığına layık gördüğümüz büyükşehir belediye başkanlarımızın da Cumhurbaşkanlığına layık gördüğümüz Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun da liyakatlerine de kefiliz, verdiğimiz her oy da helal olsun. Biz muhalefet ile kavga edip Recep Tayyip Erdoğan'ın ekmeğine yağ sürmeyiz. O yüzden ben ana muhalefet lideri olarak görevim, sorumluluğum, bütün grubumuzun zaten bilinçlerinde olan ve siyasetlerinin, CHP siyasetinin gereği olarak onlar milleti sömüren, yoksullaştıran, rantçılara kıyak geçen, emekçileri İliç'te liçin altında bırakan iş cinayetlerinin sorumlularından hesap sormaya, muhalefete muhalefet etmek yerine iktidara muhalefet etmeye devam edecekler. Millete faydası olmayan hiçbir tartışmanın tarafı olmayacağız, hiçbir gerilimin içinde yer almayacağız. Bize ne söylenirse söylensin bu laf bize eğer muhalefetten geliyorsa, cevabımız iki kelime, canınız sağ olsun. Recep Tayyip Erdoğan muhalefeti kendi içinde tartışmalara çekmeye çalışıyor. Baktı olmadı, efendim muhalefete ayna tutuyormuş. Konuşuyor, tweet atıyor, kime sesleniyor? Efendim, CHP'nin seçmenine sesleniyormuş. Üzülüyorsunuz, küsüyorsunuz diyormuş. Diyor ki, gelin diyor, AKP'de birleşin."

"14'ÜNE KADAR TERÖRİST DEĞİL MİYDİK?"

" Kardeşim şimdi Recep Tayyip Erdoğan, daha biz geçen sene mayıs ayının 14'üne kadar terörist değil miydik? Terör sevici değil miydik? Hain değil miydik? Hepimize birden 'Erkekleriniz çürük, kadınlarınız sürtük' demedi mi? Bu ne yüzsüzlük be kardeşim? O yüzden Recep Tayyip Erdoğan'ın tweetleri, CHP'ye ayna tutmak içinmiş, öyle söylemiş. Bir kere şunu söyleyelim. Diyor ki, yumuşak üslupla CHP'lilere sesleniyor. CHP'liler şunu da unutmaz. Ey Erdoğan, sen değil miydin Hatay'da 'Belediye başkanı benden olmazsa hizmet gelmez, mahzun kalırsınız, bakın Hatay mahzun kalmadı mı?' diyen. Bu taş kalplinin kalbindeki taşın yumuşadığına inanacak enayi var mı karşında? Ordu'ya, 'Tayyip Erdoğan varsa doğalgaz var, yoksa doğalgaz yok' diyen şantajcıya prim verecek birisini görüyor musun karşında? CHP'ye ayna tuttuğunda o aynayı sana çevirirler. O aynaya baktığında varlığını borçlu olduğun millete şantaj yapan bir tükenmişi göreceksin. O aynaya baktığında 6 Şubat depremlerinde söz verip de 1 yıl sonunda yüzde 92'sini hala çadır, konteynere muhtaç ettiğin depremzedeyi orada bırakan bir vicdansızı göreceksin. O aynaya baktığında kendi çevresini güvende tutup, zenginleştirip, milleti yoksulluğa, sefalete, güvensiz bir yaşama terk eden bir kalpsiz göreceksin. O aynaya baktığında yerel seçimleri kaybedeceğini anladığında İstanbul seçiminin gittiğini anladığında Abdullah Öcalan'dan mektup okutacak kadar çürümüş bir siyasetçi göreceksin."

"DENİZE DÖKENLERİN SOYUYUZ"

"Tabii anası böyleyken danası ne yapmasın? Aşağıda da danaları tepişiyor. Şevki Yılmaz, çıkmış Abdülhamit'in 4'üncü kuşak torunu Orhan Osmanoğlu'nun kızı Berna Osmanoğlu'nun düğününde nikah şahitliği yapıyor. Utanmadan, sıkılmadan 'Osmanlıyı süren soysuzları lanetliyorum' demiş. Şevki Yılmaz gibi bir çukura, seviyesine inmeye utanacağım birisine, Şevki Yılmaz ile siyasi mücadele edemezsiniz arkadaşlar, normal siyasi yöntemlerle mücadele olmaz. Onunla mücadelenin bir tek yolu var. Bir tane fosseptik kamyonu bulacaksınız, alıp onu layık olduğu yere deşarj edecek. Ama hani Recep Tayyip Erdoğan da çok soy, sop, cibilliyet diyor ya, hatta dün cibilliyetsiz dediklerine bugün övgüler söylüyor ya. Bu Şevki Yılmaz, sordu diye değil ama aziz milletin önünde bir hatırlatma yapalım. Birileri çok sevdikleri bir soydan geliyor olabilirler. İşgal donanması boğaza demirlediğinde kırmızı halı serip ona selam duranların, kahve içmeye saraya davet edenlerin soyundan geliyor olabilirler. Biz o donanmanın arasından Kartal'da istim botunun ucunda geçerken yaverine 'Ne olacak paşam' diyene, dönüp de 'Geldikleri gibi gidecekler çocuk' diyenlerin soyundan geliyoruz biz. Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı'nın arka bahçesinden İngiliz zırhlılarına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz arkadaşlar. Bu ülkede Şevki Yılmazlar bir avuçtur, biz bütün Türkiye'yiz. Memleketimizle gurur duyuyoruz."

"HATAY'DA İNCE ELEDİK SIK DOKUDUK"

"Son iki husus. Bir tanesi Atatürk'ün şahsi meselesi Hatay'ımız. Geçen sene 6 Şubat'ta büyük bir yıkım yaşadık. Kahramanmaraş merkezli depremde 11 ilimiz etkilendi, 10 ilimiz yıkıldı, 5 ilimizde şehrin tamamına yakınını kaybettik, büyük hasarlar verdik. Hatay'ımızda 22 binin üzerinde kaybımız var. Bir seçim sürecine gidiyoruz. Bu süreçte tabii ki büyük travmalar, büyük sosyal hareketler sonucunu doğuruyor. Yerel seçimlere giderken biz Hatay ile ilgili kararı vermek için çok ince eledik, sık dokuduk. En çok üzerine titizlendiğimiz il oldu. Yüzde 80'inde bir araştırma yaptık, Hatay için toplam 5 büyük araştırma yaptık. 10 Ocak tarihi geldiğinde diğer kentlerimizin, emsal kentlerimizin belediye başkanları açıklanırken anketlerde en üst seviyede yer alan belediye başkanımızı yeniden, Sayın Lütfü Savaş'ı adaylaştırdık. Daha sonra bu konuda bir kısmı Hatay'dan, bir kısmı yurdun diğer illerinde yaşayan vatandaşlardan çeşitli eleştiriler ve tepkiler yükseldi. Hatta 6 Şubat tarihinde oradaydık, yandaş basın oradaki 100 protestonun 99'u oradaki bakanlara ve hükümet istifa çağrılarıyken, Sayın Lütfü Savaş'a yapılan protestoları ki haklı eleştirilerin hepsi başımızla beraberdir. Anlıyoruz, duyuyoruz, görüyoruz bu büyük travmayı ama son 22 yılda Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhuriyet tarihinde topladığı vergilerin tam 4 katını toplamış, topladığı deprem vergilerinin hiçbirini doğru yere harcamamış. Kentleri depreme, afetlere dirençsiz kılmış hükümetin bütün sorumluluğunun bir yere yüklenmesi doğru değildi ama biz oradaki mesajı aldık. Arkadaşlarımız söylediler, üzerinde çalışacağız, gereğini yapacağız diye. Hatta bir reklam filmi çekiliyordu, ondan bir gün önce. Sayın Lütfü Savaş dedi ki, 'Ben reklam filminde oymamayım.' Anlayış ile karşıladık. Geçtiğimiz günlerde lansman toplantısı geliyordu, biz son güne kadar sahada olan bir anket istedik. Sayın Lütfü Savaş da anlayış gösterdi. Lansman toplantısında da öyle müziğin, ışığın, sevincin olduğu yerde olmadı ertesi gün genel merkezimizde toplandık. Önümüze bütün anketleri, MYK salonumuza Hatay'da aday gösterdiğimiz bütün ilçe belediye başkan adaylarını, bütün ilçe başkanlarımızı, toplam 40 kişi oturduk. İl başkanımızın da varlığında. Bütün anketler değerlendirildi, bütün ihtimaller değerlendirildi."

LÜTFÜ SAVAŞ KARARININ DETAYLARI

"Bir yanda AKP'nin tehdit ettiği depremzedeler, bir yanda anket sonuçlarımız ve örgütümüzün talepleri doğrultusunda dün gece saat 03.00'e gelirken biz CHP olarak üzerimize düşen bütün eleştiriyi yaparak, Lütfü Savaş'ın deprem sonrası kendisinin de yakınlarını ve akrabalarını kaybetmiş bir depremzede olarak ilk günlerde kullandığı bazı ifadelerden kendisinin de duyduğu üzüntü, yaptığı özeleştiriyi de not ederek. Ama bir yandan da Hatay'ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen ve Hatay'ı, o kadim medeniyeti, o tüm dinlerin birlikte yaşadığı, tüm mezheplerin kardeşçe yaşadığı Hatay'ı alıp da AKP'nin sultasına alıp Hatay'ı Hatay olmaktan çıkaracaklara karşı bütün veriler, bütün bilgiler, örgütümüzün talebi, inancı ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay'da yola Sayın Lütfü Savaş ile devam etmeye karar verdik. Hepimize hayırlı olsun. Meselenin kendisi şudur, Hatay AK Parti'nin eline geçerse ne olacağı bellidir. Lütfü Savaş'ın ve her biri birbirinden kıymetli belediye başkanlarımızın Hatay'ı ayağa kaldırmak için Hatay Büyükşehir Belediyesi'nin yalnız olmayacağına, bugün elimizde olan diğer 10 büyükşehir, yeni alacağımız büyükşehirler, Türkiye'deki tüm il belediyelerimiz, dünyadaki siyasi akrabalarımızın yönettiği güçlü, modern şehirlerin Hatay ile dayanışma içinde, Hatay'a bir belediye ne yapacaksa fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz. Ant içiyoruz. Hataylılara Hatay'ı mahzun bırakmakla, Hatay'ı bugüne kadar çektiklerini geçmişte verdikleri oyun cezasını çektiklerini ima etmekle, gelecekte verecekleri oy için şantaj yapan, tehdit eden birine boyun eğmeyecek bir şehir varsa o da Hatay'dır, bunu da Recep Tayyip Erdoğan 31 Mart'ta görecektir.

ADAY LİSTELERİNİN SON GÜNÜ

"Son sözüm bugün seçim takviminde önemli bir gün. Artık aday listelerinin teslim edilmesinin son günü. Aday listeleri veriliyor. Bir yanda aday olsun olmasın, haksızlığa uğrasın uğramasın, öyle olsun böyle olsun, konuşamayan bir parti var. Çünkü diyor ki konuşursam başıma ne gelecek bilemem. Kardeşime mi FETÖ'cü derler, benim hakkımda mı delil üretirler, evladımın mı geleceği ile oynarlar bilemiyor. Ya da susarsam yarın bir yere mi koyarlar diye bekliyor. Korkunun egemen olduğu, bir kelime eleştiri, tartışmanın yapılamadığı bir yerin sessizliğini kimse örnek almasın, kutsamasın. Demokrasi konuşulan, tartışılan ve bunların eleştirilerinin de yapılabildiği bir rejimdir. Biz onun teminatıyız. Ama bugün saat 17.00'ye kadar konuştuk, tartıştık. Kırılanımız, üzülenimiz oldu. Hak verdik. Hakkı yenmiş olanlar olabilir, istemeden. Helallik istedik, geleceğe dönük olarak hanemize borç kaybettik. Ama 17.01'den itibaren artık tartışmanın, konuşmanın değil hep birlikte çalışmanın, Recep Tayyip Erdoğan'ı yenmenin vaktidir. Bugüne kadar söylenen hiçbir sözü, yapılan hiçbir eleştiriyi ne kadar sert olursa olsun parti içi demokrasi sınırlarında kabul etik ve hiç kötü düşünmedik. Bundan önce söylenene, yapılana her zamanki gibi sünger çekiyoruz. Ama yarından itibaren bu partinin üyeleri ki o üyelik Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün üzerinde taşıdığı, en çok gurur duyduğu kimliktir. 2 büyük eserimden birisi Cumhuriyetse, diğeri CHP dediği partinin kimliğidir. O kimliği taşıyanın adı ister büyükşehir belediye başkanı olsun, ister 18 yaşını evvelki gün doldurmuş genç kardeşimiz olsun, hepimizin görevi 31 Mart seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'a, onunla birlikte her gün birbirine benzeyen AK Parti ile MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, çevreye düşman, kente, yoksula, garibana, işçiye, sendikaya düşman bu anlayışa karşı hepsinin dostu olan halkın partisinin üyelerini büyük bir mücadeleye davet ediyorum. Bundan sonraki süreçte hep birlikte çalışacağız."

"BİRLİKTE OLDUĞUMUZ HERKES BURADA"

31 Mart 2019 başarısında birlikte olduğumuz herkes burada. O gün bizimle birlikte olan iyi insanlar bir yere gitmediler, o gün bizimle birlikte olan muhafazakar demokratlar yine seçmen, o gün bizimle birlikte olan sosyal demokratlar zaten hep birlikte motive. O gün bizimle birlikte olan milliyetçi demokratlar yine burada. Bütün itiraz saraya, tek adam rejimine ve 180 derecelik U dönüşü ile saray ittifakının önemli bileşeni MHP'ye. O gün yapılan itirazlara itiraz gerekçeleri ortadan kalkmadığı gibi CHP önemli bir kısmının o gün oy verdikleri ya da yeni aday gösterdiklerimizle hiçbir muhafazakar, milliyetçi, Kürt, sosyal demokratı rahatız edecek bu dürüst yönetmez diyecek bir adayımızın olmadığı bir süreçte ben Cumhur İttifakının karşısında CHP'ye değil Türkiye'nin bütün milliyetçilerini, Atatürkçülerini, Cumhuriyetçileri, vatanseverleri, haram ve yalandan korkan, talana karşı çıkan herkesi Türkiye İttifakı'nda birleşmeye davet ediyorum. Cumhur İttifakı'nın renkleri koyu gri. Kentin üstüne çöken bulut gibiler. Yağmur bulutu gibi. Hiçbir renge tahammülleri yok. Her şey gri olsun istiyorlar. Oysa biz birbirimizden farklıyız ama ortak yanımız bu ülkeyi sevmemiz. Cumhur İttifakının koyu gri rengine karşı bizim ittifakımızın rengi Türkiye'nin renkleri. Bizim ittifakımızın rengi ay yıldızlı al bayrağın renkleridir, kırmızı ve beyazdır. Türkiye İttifakı'ndan kime oy istiyorsun diye sorana şöyle yanıt veriyorum. Milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy istiyoruz. Filenin Sultanları şampiyon olunca gözyaşı dökerek İstiklal Marşı okuyorsa onlardan istiyoruz. Bu şanlı bayrağın renklerini ki o renklerden birisi kırmızı, birisi beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye İttifakına inanıyoruz, güveniyoruz. Bu seçimleri Türkiye İttifak'ı kazanacak, Türkiye kazanacak. Gidin bu seçimi kazanın, hepinize güveniyorum."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.