logo
13 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: Türkiye normalleşmeye aç, direnen bedelini öder!

CHP lideri Özür Özel, siyasette normalleşmenin herkesin görevi olduğunu söyleyerek, “Normalleşmeye uyum sağlayan karşılığını alır, direnenler de bedelini öder” dedi. Özel, ‘normalleşmede’ atılması gereken en acil konunun gezi olduğunu belirtti.

25.05.2024 07:55:00
Haber Merkezi
Özgür Özel: Türkiye normalleşmeye aç, direnen bedelini öder!
Özgür Özel: Türkiye normalleşmeye aç, direnen bedelini öder!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "siyasette normalleşme", diğer parti liderleriyle yaptığı görüşmeler üzerine konuştu. Özel, "Gezi meselesi Türkiye'yi hem içeride hem dışarıda çok ciddi sıkıntıya sokuyor" diyerek gerçek bir normalleşme için atılması gereken adımlar arasında Gezi Davası'nın olduğunu söyledi. "Türkiye normalleşmeye o kadar aç ve talepkar ki... Buna uyum sağlayan karşılığını alır, direnenler de bedelini öder" diyen Özel, siyasette normalleşme herkesin görevi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'CHP, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Yenikapı ruhuna iki üç hafta dayanabildi" sözlerine karşılık Özel, "ben Yenikapı döneminde partinin lideri değildim. Oraya da katılmadım. Ama Yenikapı ruhuna darbeye karşı olma, darbe karşısında pozisyon alabilme olarak bakıyorlarsa biz Yenikapı'ya gitmesek de 15 Temmuz gecesi tutumumuz belli" ifadelerini kullandı.

'KOBANİ DAVASI'NI YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ'

Gazete Duvar Genel Yayın Yönetmeni Barış Avşar, Ankara Temsilcisi Nergis Demirkaya ve Parlamento Muhabiri Ceren Bayar'ın sorularını yanıtlayan Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan normalleşme tartışması yapılırken Kobani Davası kararlarını işaret ederek 'Normalleşme Kürtler hariç gerçekleşiyor' değerlendirmesini yönelik şunları söyledi:

"Böyle bir soru ya da tespit gayet meşru ama muhatabı ben değilim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi eğer Kobanê Davası'na sessiz kalıp 28 Şubat Davası'na memnun olsaydı o zaman bu tespit yapılırken eleştiriye açık alanda biz de duruyor olurduk. Ama biz Kobanê Davası'nı 10 milletvekiliyle takip ettik. Kararın hukuksuz olduğunu vurguladık. Meseleyi yakından takip ediyoruz.

'28 ŞUBAT'IN HALLOLMASINDAN MEMNUNUM, KOBANİ'Yİ ELEŞTİRDİM'

Ben gidip görüştüğümde Sayın Erdoğan'la neler konuştuğumu kamuoyuna açıkladım. O görüşmenin maddelerinden biri olan 28 Şubat meselesinin hallolmasından memnuniyet duydum. 'Doğru bir karar' dedim. Ama Kobani meselesini de eleştirdim. Eleştirmeye de devam ederiz. Atanmayan öğretmenler, düşük emekli maaşları o görüşmede gündemdeydi. Oralarda bir ilerleme yok. Muhalefet olma sorumluluğuyla miting yapıyorum. Ana muhalefet sorumluluğunu yerine getiriyoruz. Birinci parti olmanın sorumluluğuyla müzakere de ediyoruz, mücadele de ediyoruz. Zaten siyasi mücadelenin bir kısmı da müzakeredir. Yani bir şeyin nasıl yapılacağını veya bir talebi iletmektir. O talep yerine gelirse teşekkür edersiniz, yerine gelmezse de sert bir şekilde eleştirmeye devam edersiniz.

'NORMALLEŞMEDE EN ACİL KONU GEZİ'

Özel, gerçek bir normalleşme için atılmasını beklediği en acil adımın Gezi olduğunu söyleyerek, şunları belirtti:

"Gezi meselesi Türkiye'yi hem içeride hem dışarıda çok ciddi sıkıntıya sokuyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne gittim. Meclis'in Türk delegasyonunu ziyaret ettim. Başkanı da Sayın Türkeş (AK Parti Milletvekili Tuğrul Türkeş). Tam bir mutabakat içinde geçti görüşmemiz. Zaten kendisinin de süreci ortada. O yüzden Türkiye'nin hem dış politikada bu kadar zora girmemesi hem de bu büyük haksızlığın bir an önce ortadan kalkması için yakından ve umutla takip ediyorum.

Bunun yanında ekonomik olarak çok ciddi beklentiler var. Emeklilerden başlıyor; 7-8 alanda çok ciddi sıkıntı var. Asgari ücret, alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Çünkü veren örneğin tekstilde Hindistan'la yarışmaya çalışıyor. Yapısal sorunlar çok fazla. Örneğin yine dolar kuru; ihracatçı için çok düşük, vatandaşlarımız için çok yüksek. Ve büyük bir hayat pahalılığına dönüşüyor bu. Burada büyük açmazlar var. Bu açmazların çözülmesi için bu yapısal sorunlara yönelmek lazım. Devletin ekonomisini güçlendirirken bunu yoksulun sırtına binerek yapma tercihinden vazgeçmek lazım.

'EKONOMİK MESELELERDEN SONRA ADALET ARAYIŞINA DA MUTLAKA YÖNELMEK GEREKİYOR'

Vergide adalet talebi var. Ben vergide adalet meselesini bugün kamuoyunda konuşulan pek çok konudan çok daha fazla önemsiyorum. Çünkü vergi adaletsizliği her şeyin başı. Yüzde 65 dolaylı vergi, yüzde 25 hepimizin maaşlarından işçilerin, emeklilerin ve memurların maaşlarından kesilen emekçilerin gelir vergisi, kalan yüzde 11 gerçekten vergi vermesi gereken, para kazananın ödediği vergi. Oysa ki tam tersinin olması lazım. Çok kazanan çok, az kazanan az vergi vermesi, kazanmayanın da vergi vermemesi lazım. Biz bir adalet mitingi yapacaktık, patlamalardan dolayı iptal etmiştik. Bu ekonomik meselelerden sonra adalet arayışına da mutlaka yönelmek gerekiyor.

'MÜCADELENİN KÖY KAHVESİNDE KARŞILIĞI OLMALI'

Bir özeleştiri yapacak olursak adalet talebinin şöyle bir yanı var; geçmiş dönemlerde biz adalet, demokrasi arayışını bolca dile getirip buralarda düzelme olmadan ekonominin düzelmeyeceğini savunduk. Bu çok esaslı bir tez. Ama köy kahvesinde karşılığı yok. Çünkü köy kahvesi diyor ki 'bunların anlattığı benim karnımı doyurmuyor'. Bu tezden vazgeçmeden adalet mücadelesiyle ekmek mücadelesini vergi adaleti üzerinden tartışmak gerekiyor ki adalet mücadelesinin köy kahvesinde karşılığı olsun, işçi servisinde de karşılığı olsun.

Bu iki konuyu beraber götürmek lazım. Sonuçta bir ülkede adalet yoksa, hak ihlalleri varsa ekonominin kötüye gideceği, gelir adaletsizliğinin artacağı bir gerçek. Bizim ulaşmak istediğimiz yerde, hedefimizde ekonomiler çok iyi, gelir dağılımı daha adil, liderler daha mütevazı, halk daha zengin. Ama Türkiye'nin son 10 yıldır yönünü döndüğü yerde liderler zengin, halk fakir, gelir dağılımı çok adaletsiz. O yüzden elbette hukuk ve adalet mücadelesinin bizi götüreceği yeri işçi servisine, köy kahvesine anlatmanın yolu ekonomik adaletsizlikle somut mücadele etmek.

'TÜRKİYE NORMALLEŞMEYE AÇ'

MHP'nin normalleşmeyi engellemek istediğine dair iddalar hakkında konuşan Özel, "Birincisi siyasetin normalleşmesi hepimizin görevi. Devlet Bahçeli de randevu talebimizi olumlu karşılayarak gerekli adımı attı. Çünkü geçmişte Meclis Başkanı DEM'le görüşüyor diye randevu vermiyordu. Bize DEM'den önce Bahçeli'yi ziyaret etmemizi önerenler oldu. 'Asla' dedim. Böyle bir şey doğru değil. Bu sadece DEM'e oy verenlere değil Sayın Bahçeli'ye de büyük bir saygısızlık olur. Bir kandırma olur" diye konuştu.

"Herkes normalleşmede gereğini yapacaktır muhakkak" diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yapmayan da başka bir ayrışma içine girecektir. Sayın Bahçeli randevu vererek ve çok sağlıklı bir müzakere yürüterek üzerine düşeni yaptı. Bu siyasetin normalleşmesi. Ama Türkiye normalleşmeye o kadar aç ve talepkar ki her şeyin normalleşmesini istiyor insanlar haklı olarak. Adaletsizliklerin normalleşmesini istiyorlar, ekonominin normalleşmesini istiyorlar. Devlet - vatandaş ilişkilerinin normalleşmesini istiyorlar.

MHP normalleşmeyi bitirebilir mi? Vatandaşa rağmen, vatandaşın talebine rağmen kimse bir şeyi bitiremez. Dışında kalan dışında kalır. Ama Türkiye'de normalleşme talebi varsa o devam eder. Vatandaşın böyle bir talebi olduğu görülüyor. Buna uyum sağlayan karşılığını alır, ödüllendirir; direnenler de bedelini öder.

'BAHÇELİ'NİN NORMALLEŞMEYİ ENGELLEMEK İSTEDİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM'

Ben Sayın Bahçeli'nin bu niyette olduğunu düşünmüyorum. Ama Bahçeli'nin partisinde öyle odaklar ve sırtında öyle yükler var ki son dönemde ciddi şekilde zorlandığını düşünüyorum. O yüzden ben Sayın Bahçeli'nin bana sorduğu dört soruyu sorduran iki kişi üzerinden bir cevap verdim.

Ve MHP'yle ilgili bu süreçte memnuniyetim şudur; o iki kişiyi o iki kişiden başka savunan çıkmadı. Sahiplenen de çıkmadı. Hatta o ikisi keşke görev bölümü yapıp biri diğerini, diğeri onu savunsaymış. Hiç olmazsa partide kendilerini savunan başka birisi de olurdu. Siyasetin meşru zemini bu kadar şüpheyi, bu kadar illegaliteyi kaldırmaz. Taşıyamazsınız, taşıyamıyorlar."

'ARZU ETTİĞİMİZ ÖZGÜVENLİ SİYASETİN YANSIMALARI BUNLAR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Yenikapı ruhuna iki üç hafta dayanabildi" sözlerine ise Özel, şunları söyledi:

"Siyasetçiler bir tablonun varlığından memnunsa ve o tablonun içinde yer almak istiyorsa pembe bir gözlük takarlar ve kendi gözlüklerinden görürler, öyle gösterirler. Bu da siyasette liderlerin yapması gereken bir şeydir. Sayın Erdoğan bu yaşananları ve yaşanacakları olumluyor ve devam etmek istiyorsa, bunu 'Yenikapı Ruhu' diye tanımlıyorsa bu, onun tanımıdır, iyidir. Biz '31 Mart sonrası özgüvenli siyasetimizin bize yarattığı siyaset alanının gelişmesi' olarak nitelendiriyoruz bunu. Hep arzu ettiğimiz özgüvenli siyasetin yansımaları bunlar ve biz sonuç alabildiğimiz müddetçe böyle siyaset yapmaya devam edeceğiz.

'15 TEMMUZ GECESİ TUTUMUMUZ BELLİ'

Ayrıca ben Yenikapı döneminde partinin lideri değildim. Oraya da katılmadım. Ama Yenikapı ruhuna darbeye karşı olma, darbe karşısında pozisyon alabilme olarak bakıyorlarsa biz Yenikapı'ya gitmesek de 15 Temmuz gecesi tutumumuz belli. Ama 15 Temmuz'daki bu duruşumuzla Cumhur İttifakı'nın bir parçası olmayız.

'MÜZAKEREYLE ÇÖZÜM ÜRETMEK KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL'

31 Mart'tan sonraki birinci parti olma sorumluluğu ve özgüvenimizle kimi anayasal çizgiye çekebiliyorsak veya kurduğumuz diyalog toplumda hangi sorunu çözüyorsa bundan gurur duyarız. Çünkü siyaset çözüm üretme sanatı. Bunu müzakereyle yapmak hiç kötü bir şey değil. Sandıktan aldığınız güçle yapıyorsunuz bunu.

'KEMAL BEY'İN HAKKINI TESLİM EDELİM'

Şunu da hatırlatayım; Yenikapı ruhu hatırlatmasıyla Cumhurbaşkanı, Kemal Bey'i eleştirmiş. Ama 15 Temmuz'dan sonraki 15 günde yapılanlara bakarsan 7'nci günde OHAL ilan etti. Şimdi Kemal Bey'in hakkını teslim edelim. Dönemin Başbakanı Binali Bey telefon açtı Kemal Bey'e. Tesadüfen yanındaydım ve OHAL ilanı ile ilgili şu sözü kulaklarımla duydum; 'Biz destek veremeyiz. Müsaade edin Sayın Başbakan birileri de demokrasiyi savunsun' dedi ve OHAL ilanına CHP karşı çıktı. Ne oldu sonra? 'Üç ay bile sürmeyecek' dedikleri OHAL yıllarca sürdü. OHAL döneminde bir referandum, bir genel seçim yaptılar. Yani OHAL şartlarında genel seçim yapmaya tenezzül ettiler. Bunları not etmeden de 'Yenikapı ruhu'ndan Kemal Bey ayrıldı, Özgür Bey olsa kalırdı' denemez. Yani OHAL düzeninde anayasa değişikliği olsa Özgür Özel seninle birlikte konuşabilir miydi bunu?

'BANA OY VERENLER MEVCUT ANAYASANIN İHLAL EDİLMESİNİ İSTEMİYORLAR'

"Önümüzdeki dönemde bir Anayasa referandumu ihtimali görüyor musunuz?" sorusuna ise Özel şu yanıtı verdi:

"Diyelim ki bir Anayasa masası kurduk. Benim oraya oturmamın hiçbir anlamı yok. 17 milyon 499 kişi ayakta kalır. Bana oy verenler 'bu şartlarda git anayasa yap' diye oy vermediler. 17 milyon 499 kişiyi ikna et, otursunlar. O zaman ben mecbur oturacağım zaten. Bunun şartları var. Bunun şartlarını ben ortaya koymuyorum. Bana oy verenler mevcut anayasanın ihlal edilmesini istemiyorlar. AİHM kararlarının uygulanmamasını istemiyorlar. Anayasa Mahkemesi'nin birinci derece mahkemesi eliyle hiçe sayılmasını istemiyorlar. Ayrıca bana oy verenler 10 bin lira emekli maaşı da istemiyorlar. 17 bin lira asgari ücret de istemiyorlar. Onları ikna etmeden anayasa yapamazsınız. Anayasa toplumsal mutabakat işi.

İş anayasa olunca; bu bir kişilik bir iş değil. 23 Nisan resepsiyonunda tokalaşmak, bayramlarda telefonlaşmak, bir kişilik bir iş. Liderlik işi. Karar vereceksin, yapacaksın. Ama anayasa yapmak 17 buçuk milyonluk bir iş.

'BENİM OLDUĞUM YERDE ÇEKİŞME TARTIŞMA OLMAZ'

Yerel seçimden birinci parti olarak çıkan CHP, Türkiye Belediyeler Birliği yönetimini belirleme imkanına kavuşması ve Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş arasında çekişme iddiasına karşılık Özel, şunları ifade etti:

"Belediyeler Birliği'nde başkanı biz belirleyeceğiz. Bundan önce AK Parti, MHP; başkanı belirleyip kimseyi yönetime almıyordu. Biz mümkün olduğu kadar ortaklaşacağız. Diğer partilere adil bir biçimde açacağız orayı. Sırf CHP'de değil Türkiye'deki bütün belediyeler için müthiş imkanlar var. Orayı çok iyi yöneteceğiz.

Benim olduğum yerde çekişme olmaz. Benim olduğum yerde tartışma olmaz. Gayet iyi bir şekilde o süreci yönetiriz. Yönetilmeyen süreçler krize dönüşüyor. Biz böyle bir krize sebebiyet vermeyiz."(Kaynak)

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu


 
Kıbrıs'ta 1960-1963 yıllarında faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Tarih Kurumu (KTTK), 63 yıl aradan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) tekrar kuruldu.
 

13.06.2026 11:30:00
AA
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu

Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak katılımıyla ilan edilen "Kıbrıs Cumhuriyeti" döneminde Türk Tarih Kurumu ve tarihçi yazar Prof. Dr. Halil İbrahim İnalcık'ın katkılarıyla 1960'da kurulan KTTK, Rumların 1963'teki "Kanlı Noel" saldırıları sonrası faaliyetlerini durdurdu.
Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi mücadelesinin sembol isimlerinden olan eski KKTC Kültür ve Turizm Bakanı İsmail Bozkurt ve Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez'in girişimleri sonucunda KTTK, 63 yıl sonra yeniden kurularak faaliyetlerine başladı.

Yapılan ilk genel kurul sonucunda KTTK'nin başkanı seçilen İsmail Bozkurt, tarih bilincini topluma yerleştirmek, tarih araştırmaları ve akademik çalışmalara Kıbrıs özelinde odaklanmak üzere kurumu yeniden hayata geçirmeye karar verdiklerini söyledi.
Uzun süredir KKTC'de bir tarih kurumu olmamasının boşluğunu hissettiklerini dile getiren Bozkurt, eski kurumu canlandırma gayretleri sonuçsuz kaldığı için şimdilik KTTK'yi kamu yararına dernek statüsünde kurduklarını belirtti.

KTTK Başkanı Bozkurt, ilk hedeflerinin 1. Kıbrıs Türk Tarih Kurultayı'nı toplamak olduğunu vurgulayarak kurum olarak ilerleyen günlerde tarihle ilgili yayımlar, tarih dergisi ve kurum olarak kitap çıkarmayı planladıklarını aktardı.

Bizim tarihimizi bilmemiz lazım

Bozkurt, KTTK'nin çalışmaları konusunda iddialı ve azimli olduklarını ifade ederek "Bizim ana hedefimiz, Kıbrıs Türk halkının tarih belleğini canlandırmaktır. Biz maalesef KKTC olarak, kendi halkımıza, kendi çocuklarımıza tarihimizi anlatamadık. Bu, bir boşluktur. Bu boşluğu er geç kapatmamız gerekmekteydi. Bunu ırkçı ve intikamcı bir yaklaşımla demiyorum. Bizim tarihimizi bilmemiz lazım. Biz bu alanda çalışmalar yapacağız." diye konuştu.

KTTK Yönetim Kurulu Üyesi tarihçi Hatice Özler Şahin de uzun bir aradan sonra kurumun yeniden kurulmasının KKTC için bir gereklilik olduğunun altını çizerek birçok devletin bu kurumları 1800'lü yıllardan itibaren oluşturduklarına işaret etti.
Toplumlar ve devletler için tarih kurumlarının önemli olduğunu söyleyen Şahin, KTTK'nin Türk devletlerindeki benzer kurum ve enstitüler ile ortak bilimsel çalışmalar yürütmek istediğini belirtti.

Şahin, kurumun Kıbrıs Türklerinin tarihi gerçeklerini araştırmak ve genç nesillerde tarih bilinci oluşturmak için çaba göstereceğini de sözlerine ekledi.
Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez de Kıbrıs sorununun en önemli ayrıntısının, tarihi gelişmelerin çok boyutlu olarak ortaya konulamaması ve tarafların kendi bakış açılarıyla gelişmeleri değerlendirmesi olduğunu dile getirdi.
"Rumlar, Kanlı Noel saldırılarının Türkler tarafından yapıldığını ve Ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Türklerin dağıttığını ileri sürerken Kıbrıs sorununun 1974 yılındaki Barış Harekatı ile başladığını iddia etmişler ve Batılı devletler ile kamuoyunu da bu yönde etkilemeyi başarmışlardır" diyen Balyemez, gerçeklerin ise Batı'nın ve Rum-Yunan ikilisinin iddialarından çok daha farklı olduğunu vurguladı.

Balyemez, Kıbrıs Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçlarından birinin de her düzeyde yapılacak bilimsel etkinliklerde Ada'da yaşanan sorunları akademik tartışmaya açmak ve sorunun çözümüne yardımcı olmak olduğunu belirterek "Bu amaçla Rum ve Yunan bilim insanları başta olmak üzere farklı ülkelerden katılımcıların yer alacağı etkinliklerde Kıbrıs sorununun tarafsız ve objektif olarak tartışılmasını sağlamaktır. İlave olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesinin Türk eğitim sisteminde yer alması için hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurumu ile temaslarda bulunulması da KTTK'nin öncelikli hedefleri arasında bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Balyemez, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin orta dereceli ve yüksek öğretim kurumlarının müfredatında yer almamasının, kamuoyunun Ada'da olan bitenleri gerçekçi olarak değerlendirmesine engel olduğunu kaydetti.

Ankara'da yasadışı bahis operasyonu: 86 gözaltı

Ankara'da yasa dışı bahis ve sanal kumar oynatan şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda; 86 şüpheli gözaltına alındı.

13.06.2026 08:33:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da yasadışı bahis operasyonu: 86 gözaltı
Ankara'da yasadışı bahis operasyonu: 86 gözaltı
Ankara'da yasa dışı bahis ve sanal kumar oynatan şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda; 86 şüpheli gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı/ Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro ekiplerinin yürüttüğü soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis ve sanal kumar oynatan şüphelilere yönelik geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 86 şüpheli gözaltına alındı.

2024'ten bu yana devam eden soruşturma kapsamında yapılan MASAK analizlerinde, örgütlü yapı içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen şahıslara ait banka hesapları ve kripto varlık hesaplarında toplam 5.3 Milyar TL para hareketi tespit edildi. Yapılan incelemelerde, çok sayıda şahsın para transferlerini yasa dışı bahis ve sanal kumar sitelerine gerçekleştirdiği, şüphelilerin bu sitelerde kullanılmak üzere banka hesapları temin ettiği ve hesaplar üzerinden para transferlerini organize ettiği belirlendi.

Şüphelilerin, hesaplarda toplanan paraları farklı banka hesaplarına ve kripto varlık hesaplarına aktararak para hareketlerinin takibini zorlaştırmaya çalıştıkları tespit edildi. Ayrıca erişim engeli getirilen yasa dışı bahis sitelerinin adreslerini sürekli değiştirerek faaliyetlerini sürdürdükleri belirlendi. Soruşturma kapsamında yapılan çalışmalarda, yasa dışı bahis ve sanal kumar faaliyetleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 414 bin 621 ayrı hesap üzerinden para giriş çıkışlarının bulunduğu tespit edildi.

Ankara'da eş zamanlı operasyon yapıldı. Yapılan operasyonda 86 şahıs yakalandı. 20 milyon TL üzerindeki hesap hareketleri sorulduğunda şüphelilerin yasa dısı bahis organizasyonunu inkar ederek, "Bahis oynatmadım, bahis oynadım. Bu parayı oynayarak kazandım " şeklinde ifade verdikleri öğrenildi.

Gerekli işlemlerinin yapılmasının ardından adli makamlara sevk edilen 44 şüpheli tutuklandı.

Gaziantep 4.6 ile sallandı

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 00:08'de 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

13.06.2026 00:26:00
Haber Merkezi
Gaziantep 4.6 ile sallandı
Gaziantep 4.6 ile sallandı
Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 00:08'de 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından paylaşılan verilere göre, yer sarsıntısı yerin 7.01 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

Deprem, Gaziantep merkezinin yanı sıra çevre il ve ilçelerde de hissedildi. Sarsıntının ardından bölgedeki ekipler hızla saha tarama çalışmalarına başladı.

İlk belirlemelere göre deprem nedeniyle herhangi bir can kaybı ya da binalarda yıkım bildirilmedi.

Sarsıntı sebebiyle Nurdağı ve çevre bölgelerdeki vatandaşlar kısa süreli panik yaşayarak evlerinden sokaklara çıktı. Resmi makamlar ve bölgedeki ekipler gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyor.

Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı

Fethiye merkezli 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, suç örgütleri adına keşif ve eylem yaptığı ve azmettirme faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 22 şüpheli gözaltına alındı

12.06.2026 19:01:00
İHA
Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı
Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı
Muğla'nın Fethiye ilçesinde, suç örgütlerinin adını kullanarak suç işleyen şüphelilere yönelik başlatılan soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Geçtiğimiz 20 Ocak'ta Muğla merkezli gerçekleştirilen ilk operasyonda "Daltonlar" ve "Casperlar" adlı yapılanmalara yönelik çalışmalarda 15 şüpheli yakalanmış, bunlardan 8'i tutuklanmıştı.






Alınan ifadeler ve ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu, suç örgütü adına keşif ve eylem gerçekleştirdiği ve azmettirme faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere yönelik 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 22 şüpheli gözaltına alındı.








Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrollerinden geçirilerek adliyeye sevk edildi.

‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma

İBB davası tutuklularından eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemedeki "çıplak arama ve kötü muamele" beyanlarının ardından İçişleri Bakanlığı harekete geçti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla iddiaların tüm yönleriyle araştırılması için Mülkiye ve Polis Müfettişleri görevlendirildi

12.06.2026 15:40:00
Haber Merkezi
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
Kamuoyunun yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası kapsamında 15 aydır tutuklu yargılanan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, Silivri'de görülen duruşmadaki savunmasında sarsıcı iddialarda bulundu. Türker, gözaltına alındığı süreçte İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinde "çıplak arama" adı altında insan onuruna aykırı uygulamalara maruz kaldığını ve bir savcı tarafından çocuklarının velayetiyle tehdit edildiğini öne sürdü. Çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından İçişleri Bakanlığı, iddialarla ilgili idari soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Bakan Çiftçi'den şeffaf soruşturma talimatı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, isim verilmeden bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın gözaltı sürecindeki usulsüzlük iddialarına değinildi. Açıklamada, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin doğrudan talimatıyla konunun hukuki, teknik ve idari açıdan tam bir şeffaflıkla incelenmesi amacıyla Mülkiye Müfettişi ve Polis Müfettişi görevlendirildiği belirtildi.

Duruşma salonundaki savunma gündem yarattı

İBB davasının 47. gününde hakim karşısına çıkan Fatoş Pınar Türker, Vatan Emniyet Müdürlüğü'ndeki kamerasız bir arşiv odasında bir kadın polis memuru tarafından kıyafetlerini ve iç çamaşırını çıkarmaya zorlandığını detaylarıyla anlattı. Türker, savunmasında, "Bana 'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi. Bunu insanların onurunu kırmak için yapıyorlar. Yapan utansın, ben utanmıyorum" ifadelerini kullandı. Ayrıca, soruşturma savcısının kendisini "Bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin, onları Sosyal Hizmetler alır" diyerek itirafçılığa zorladığını da iddia etti.

Emniyet ve Başsavcılık iddiaları yalanlamıştı

Türker'in mahkemedeki yankı uyandıran bu ifadelerinin ardından ilk olarak İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yayınlayarak iddiaları "asılsız" olarak nitelendirmiş, tüm işlemlerin insan hakları ilkelerine uygun yapıldığını savunmuştu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da Türker'in Marmara Cezaevi'ne girişte çıplak aranmadığını beyan ederek iddiaları reddetmişti. Ancak Türker'in avukatları, kötü muamele şikayetinin cezaevi girişine değil, emniyetteki ilk gözaltı anına ait olduğunu belirterek şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısını yinelemişti.

Siyaset ve hukuk dünyasında geniş yankı bulan olayla ilgili görevlendirilen müfettişlerin, emniyetteki kamera kayıtlarını inceleyerek ve ilgili personelin ifadelerine başvurarak hazırlayacağı rapor doğrultusunda adli sürecin seyrinin netleşmesi bekleniyor.

Fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular seferber oldu

Sakarya'da belediye otobüsünde seyir halindeyken fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular adeta seferber oldu. Güzergahını değiştirerek otobüsü hastaneye süren şoför ile yolcuların örnek dayanışması araç kamerasına yansıdı

12.06.2026 15:30:00
İhlas Haber Ajansı
Fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular seferber oldu
Fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular seferber oldu
Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne ait 9-B Maltepe Hattı'nda sefer yapan belediye otobüsünde meydana gelen olayda, seyir halindeki otobüste bulunan bir yolcu aniden fenalaştı. Durumu fark eden yolcular, vakit kaybetmeden otobüs şoförüne haber verdi. İhbar üzerine harekete geçen şoför, güzergahını değiştirerek otobüsü Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yönlendirdi.

Hastaneye ulaşıncaya kadar yolcular fenalaşan vatandaşın yere düşmesini engellemek için destek olurken, sakinleştirmeye çalışarak ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Kısa sürede hastanenin acil servis girişine ulaşan otobüste bulunan yolcular, sağlık ekiplerinin getirdiği sedyeye kadar fenalaşan vatandaşa eşlik etti. Yaşanan toplumsal duyarlılık anları saniye saniye araç içi kamerasına yansıdı.

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Kahramanmaraş'ta yürütülen ana soruşturma dosyası, "yetkisizlik" kararı verilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Bu kritik kararla birlikte, yıllardır aydınlatılamayan karanlık noktalar başkentte yeniden mercek altına alınacak

12.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme
Türk siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olan Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında bugün çok önemli bir hukuki kırılma noktası yaşandı. 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde meydana gelen ve BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan helikopter kazasına dair yürütülen ana soruşturmada yetkisizlik kararı çıktı.

Dosyadaki tüm deliller başkente taşınıyor

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uzun yıllardır sürdürülen geniş kapsamlı ana soruşturma dosyası, alınan yetkisizlik kararının ardından resmi olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devredildi. Kararla birlikte; olay gününe ait tüm radar kayıtları, teknik raporlar, tanık ifadeleri, dijital materyaller ve bugüne kadar toplanan tüm deliller Ankara'ya ulaştırılacak.

Soruşturma sil baştan incelenecek

Kamuoyunda suikast şüphelerinin ve ihmal iddialarının hiçbir zaman dinmediği olayla ilgili soruşturmanın yeni aşamasının başkentte yürütülecek olması, davanın seyri açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, özellikle geçmiş dönemde dosyaya yön veren şüpheli yapıların ve FETÖ müdahalesi iddialarının üzerine giderek soruşturmayı sil baştan, derinlemesine ele alması bekleniyor.

Yazıcıoğlu ailesi ve kamuoyu adalet bekliyor

Aradan geçen 17 yıla rağmen maddi gerçeğin gizlendiğini ve delillerin karartıldığını savunan Yazıcıoğlu ailesi ile BBP camiası, bu gelişmenin ardından hukuki sürecin hızlanmasını umut ediyor. Ankara'daki özel birimlerin koordinasyonunda yürütülecek yeni soruşturma sürecinde, helikopterin düşüş nedeninden arama-kurtarma faaliyetlerindeki gecikmelere kadar karanlıkta kalan tüm soru işaretleri tek tek masaya yatırılacak.

Adalet arayışı bürokrasiye mi takıldı?

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen ana soruşturmada önemli bir hukuki gelişme yaşandı

12.06.2026 14:56:00
Haber Merkezi
Adalet arayışı bürokrasiye mi takıldı?
Adalet arayışı bürokrasiye mi takıldı?
Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen ana soruşturmada önemli bir hukuki gelişme yaşandı.

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya hakkında "yetkisizlik" kararı vererek soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devretti.

Yetkisizlik kararı verildi



25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesindeki Keş Dağı'na düşen helikopterde Muhsin Yazıcıoğlu, pilot Kaya İstektepe, gazeteci İsmail Güneş, BBP yöneticileri Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı ve Murat Çetinkaya hayatını kaybetmişti.

Olayın ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde başlatılan ve yıllardır titizlikle yürütülen geniş kapsamlı ana soruşturma dosyasında yeni bir hukuki safhaya geçildi. Başsavcılık, yaptığı son incelemelerin ardından dosya üzerinde yetkisizlik kararı aldı.

Soruşturma başkentte devam edecek



Alınan yetkisizlik kararının ardından Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin ölümüne ilişkin tüm evrak ve delillerden oluşan ana soruşturma dosyası, resmi işlemlerin sürdürülmesi amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.

Türkiye siyaset tarihinin en çok tartışılan adli süreçlerinden biri olan bu soruşturma, bundan sonraki aşamada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülecek ve başkent merkezli olarak derinleştirilecek.

Ege Üniversitesi'nde 3 milyarlık kamu zararı

İzmir merkezli 6 ilde, Ege Üniversitesi (EÜ) Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve satın alma birimlerindeki ihalelerde usulsüzlük yaparak yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararına neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 47 şüpheliden 41'i adliyeye sevk edildi.

12.06.2026 11:47:00
İhlas Haber Ajansı
Ege Üniversitesi'nde 3 milyarlık kamu zararı
Ege Üniversitesi'nde 3 milyarlık kamu zararı
İzmir merkezli 6 ilde, Ege Üniversitesi (EÜ) Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve satın alma birimlerindeki ihalelerde usulsüzlük yaparak yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararına neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 47 şüpheliden 41'i adliyeye sevk edildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, EÜ Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ve satın alma birimlerinde görev yapan kamu görevlileri ile çeşitli firma yetkililerine yönelik yolsuzluk soruşturması başlatıldı. Şüphelilerin, örgütlü şekilde hareket ederek kamu ihaleleri ile doğrudan temin süreçlerinde usulsüzlük yaptıkları, rekabet şartlarını ortadan kaldırarak belirli firmalara menfaat sağladıkları tespit edildi. Soruşturma kapsamında 47 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından ekipler, 9 Haziran'da İzmir merkezli 6 ilde eş zamanlı operasyon düğmesine bastı.

Eski Başhekim ve Genel Sekreter de gözaltında



Gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında eski Ege Üniversitesi Hastanesi Başhekimi D.B. ve eski Ege Üniversitesi Hastanesi Genel Sekreteri M.A.'nın da bulunduğu 47 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca ele geçirilirken, incelenmek üzere çok sayıda dijital materyale el konuldu.

Sayıştay raporuna yansıyan 3.1 milyar TL'lik zarar

Yürütülen soruşturma kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmelerde; Sayıştay raporlarında da tespit edildiği üzere, kurum yöneticileri ile bazı şirket temsilcilerinin organize şekilde hareket ettiği ve gerçekleştirilen alım işlemleri nedeniyle yaklaşık 3 milyar 100 milyon Türk Lirası kamu zararının oluştuğu değerlendirildi.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 6'sı ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, 41 şüpheli sabah saatlerinde geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin adliyedeki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Uyuşturucu soruşturmasında 10 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden 10'u tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Bir şüpheli hakkında ev hapsi, diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol uygulanması istendi

12.06.2026 06:00:00
İHA
Uyuşturucu soruşturmasında 10 şüpheliye tutuklama talebi
Uyuşturucu soruşturmasında 10 şüpheliye tutuklama talebi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve aralarında ünlü isimlerin de bulunduğu 23 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlanmıştı.

Sağlık kontrolünün ardından şüpheliler adliyeye sevk edilmişti. Savcılık ifadeleri tamamlanan şüphelilerden Tolga Çam, Ferhan Kaya, Murat Saygı, Enis Ahmet Onat, Emre Tari, Hasan Vatan, Reyhan Küçükyeğen, Mehmet Yıldız, Tessy Ramos Correira ve Rafet Eren Yorulmazer tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Şüphelilerden Ali Efe Bezci hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talep edilirken, Ayşe Hatun Önal, Ahmet Karoğlu, Kerimcan Durmaz, Kenan Doğulu, Beren Saat, Mehmet Cem Karcı, Berdan Mardini, Ozan Doğulu, Yaşar İpek, Enis Arıkan ve Selin Ciğerci'nin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanması istendi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.