logo
08 AĞUSTOS 2026

Panzehir: Milli paralarla ticaret

Böylelikle kapitalizmi kullanan küresel güçler; İktidarları belirlemek, gerek duyduğunda cezalandırmak, terör çıkartarak toplumsal barışı bozmak, ekonomik kriz çıkartarak o ülkeyi kaosa sürükleyip bölüp parçalamak, ne istiyorsa onu yapmak gücüne erişmiş olur

24.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Panzehir: Milli paralarla ticaret
Panzehir: Milli paralarla ticaret
Böylelikle kapitalizmi kullanan küresel güçler; İktidarları belirlemek, gerek duyduğunda cezalandırmak, terör çıkartarak toplumsal barışı bozmak, ekonomik kriz çıkartarak o ülkeyi kaosa sürükleyip bölüp parçalamak, ne istiyorsa onu yapmak gücüne erişmiş olur.

Bu güçler hedeflerine Kapitalizmin paraya getirdiği tanımı kullanarak ve parayı kontrol ederek ulaşmışlardır.

Onun için Milli Ekonomi Modeli'nde paraya getirdiğimiz yeni yaklaşım ve tanım, haksız kazancın önünü kestiği gibi 'milli para' tanımıyla da küresel finans güçlerinin kağıtlarını boyayarak dünya insanının emek, üretim ve kaynaklarının sömürülmesine engel olunmuştur.







Milli paralarla ticaret yapma ve yerli emek ve üretimin olduğu her yerde milli paraları hakim kılma projemiz bütün dünyada özellikle de Rusya'da çok büyük karşılık bulmuştur.

Ulusal devletlerin ihracat ve ithalatlarında milli paralarının kullanılması projemiz,  BRICS birliğinin temelini oluşturmuştur. Bu birliğin oluşmasına giden seyri şöyle ifade edebiliriz.

Rus parlamenter ve iktisat alimleri Milli Ekonomi Modeli'nin, dünya gündemine taşındığı 2005 yılından bu tarafa yapılan bütün kongrelere katıldılar, bilimsel tebliğler sundular ve tezin matematiğini geliştirdiler.

Ayrıca yakaladıkları her fırsatta tezle ilgili sorular sordular, tabiri caizse beni gölgem gibi takip ederek tezin satır aralarını öğrenmeye çalıştılar.







RUSYA VE BRICS MEM'İN PEŞİNDE

Bütün bunları yetersiz bularak Prof. Dr. Vladimir Lisichkin başkanlığında bir heyet, Trabzon'da evime gelerek tezi Rus Parlamentosu Duma'da  anlatmam için beni ikna etmeye çalıştılar.

Çok düşündüm, tam bir yıl sonra kararımı bildirdim. Ekonomik olarak tam bağımsız olabilmenin şartının Kapitalizmden kurtulmak olduğunu onun için de MEM'in uygulanmasının zorunlu olduğunu her fırsatta ifade ettiğimizde, karşımızda 'Amerika yaptırmaz ki' yıkılması zor, manda zihniyetini bulduk. Bunun üzerine Rusya'dan hareketle bu manda zihniyetinin yıkılabileceğine inandım.

Rusya, elini kaptırdığı Kapitalizmden kurtulmaya çalışıyordu. Ayrıca benim, Rusya ile ilişkileri iyi olan ve kapitalizmden kurtulmak isteyen diğer ülkelerin de, 2005'te MEM'de tanımını bulan 'milli paralarla ticaret yapmak' ortak paydası üzerinden emperyalizme karşı birlik oluşturacağına inancım tamdı.







Bütün bunları düşünerek Rusya'dan gelen resmi daveti kabul ettim ve 27 Şubat 2013'te Duma'da tezimi geniş ve anlaşılır bir şekilde sundum. Tezle ilgili soruları cevaplandırdık, özel toplantılara konuk olduk. Duma'da toplam 5 saatlik çok verimli bir çalışmaya imza attık.

Rus Parlamentosu Duma'da bugüne kadar konuşma yapan yabancı kişi sayısı sadece ikidir. İlki Çin Devlet Başkanı'dır, ki sadece beş dakikalık selamlama konuşması yapmıştır. İkincisi ise bendeniz, tam 4 saat boyunca tezimi anlattığım konuşmam ayakta alkışlanmıştır.

Duma'dan sonra İstanbul'da yaptığımız Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ne BRICS ülkelerini temsilen, BRICS ülkeleri iş geliştirme başkan yardımcısı olarak Sayın V. Gorbonosky katıldı. 

Kongre sunumunda "Birliğin temelini MEM'in milli paralarla ticaret felsefesinin oluşturduğunu onun için Türkiye'ye yakışanın BRICS-T olması yani Türkiye'nin birliğe entegre olması gerektiğidir" diye ifade etti. Bu gerekçeleri ortaya koyarak Türkiye'nin birliğe kabul edilmesinin de zor olmayacağını vurguladı.







Daha sonra Türk kamuoyunun da bildiği üzere, Sayın Rusya Başkanı Viladimir Putin Türkiye başta olmak üzere ziyaret ettiği her ülkenin devlet ve hükümet başkanlarına mili paralarla ticaret yapmayı teklif etmiştir.

Putin başta olmak üzere BRICS ülkelerinin 'Milli Paralarla Ticaret' noktasındaki tüm öneri ve projelerinin kaynağı bize ait olan Milli Ekonomi Modeli'dir.







Tezin ve tezin uygulaması olan sosyal devlet projelerinin, siyasiler tarafından kaynak bile gösterilmeden aşırıldığına şahit olunca MEM'in ve uygulamaları olan projelerin Türkiye Cumhuriyeti Türk Patent Enstitüsü tarafından marka tescilini yaptırmak zorunda kaldık.

Bu bağlamda, Milli Ekonomi Modeli (MEM), Milli Paralarla Ticaret, Sosyal Devlet- Milli Devlet, Vatandaşlık Maaşı ve 'Kaynaklar sınırsız, İhtiyaçlar sınırlı' başlık ve projelerimiz Türk Patent Enstitüsü marifetiyle adımıza resmen tescillenmiştir. (Bkz. Belgeler)

Zira tezin felsefesini anlamadan, inceliklerini kavramadan ve o felsefeyi tanımlayan matematiği bilmeden, daha da önemlisi bütünü göremeden bir parçasını uygulamaya koymak Mevlana'nın karanlık odadaki fili tarif edenlerin hikayesine benzer.







Ekonomide Para öyle önemli bir unsur ki tanımda veya matematiğinde çok küçük bir yanlış, bir açı sapması toplumların felaketleriyle sonuçlanır.

Bu yanlış; krizlerin, işsizliğin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve toplumsal barışın bozulmasının, bölünmenin, dağılmanın müsebbibi olur.  AB'nin hem ortak paraya geçmesi hem de ortak paraya geçişinden doğan sorun, Kapitalizmin paraya getirdiği kusurlu yaklaşımdan kaynaklanmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.