BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, önceki koalisyon ortaklarının ve ardından AKP'nın "fırından ekmek çıkartır" gibi, seri AB uyum paketlerini Meclis'ten çıkarttıkları en cafcaflı günlerden beri, Türkiye adına çok ciddi bir endişesini izhar ediyor, kamuoyuyla paylaşıyordu. Prof. Dr. Baş'ın endişesi, "milletten gibi" ve "milleten yana" görünen iktidarların, "sümenaltı yasal düzenleme"ler yaparak AB ve sair ecnebilere karşı "Türk Milletinin ve Türk askerinin elinin-kolunun bağlanması" çalışmalarıydı. Çünkü Türk askeri, vatanımız üzerinde iştah kabartan ve hesap yapan ecnebiler ve AB için "aşılamaz son kale"dir. Maalesef ülkemizdeki AB mandacıları, bu bağlamda epeyce yol kat etmişlerdi.Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, dahili ve harici odakların AB'ye uyum bahanesiyle Türk askerinin eline-diline vurulmak istenen "demokratik kelepçe"leri kırmış ve Türk milletinin başına örülmek istenen çorapları yırtıp atmıştır.Türk askerinin başına sadece "stratejik ortak ABD" çuval geçirmedi; AB şefleri ve onların içerideki politik taşeronları elele vererek benzer şekilde Türk askerinin başına "AB çuvalları" geçirmeye, en hayati konularda verilen politik tavizler karşısında susturmaya, gemlemeye çalıştılar. Büyükanıt Paşa, işte bu manevraları boşa çıkardı.Üç-beş gün önce de Deniz Kuvvetleri Komutanı "Türk Silahlı Kuvvetleri, AB idealleri ve AB uyum süreci uğruna, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasa'yla belirlenmiş temel değerlerinden asla sarfınazar edemez, edilmesine de, aşındırılmasına da müsamaha gösteremez" diye çıkışmıştı.Büyükanıt Paşa, Türk milleti ve devletinin örselenmeye ve aşındırılmaya çalışılan "asla vazgeçilemez temel değerleri" bağlamında "Türk askerinin hiçbir zaman risk almaktan geri durmayacağı"nı açık ve net ifade etti. Türk askerinin varoluş gerekçesi budur; Anayasal görevi budur. Çünkü dedi, "yaşadığımız coğrafya, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için güçlü muhafızların varlığını gerekli kılmaktadır". Bu iş sadece askerin işi mi? Hayır dedi Paşa, "bu güçlü muhafızlar, ulus ve devletin yalnız askeri, polisi değil; tüm kurumlarıdır." Bu kurumlara çöreklenerek millet, devlet ve asker aleyhine vaziyet alanların ensesinde olacaklarını yineledi.Vaziyete bakınız şimdi: Türk vatanı ecnebilere satılacak, Türk askeri susacak. Türk milleti etnik çomaklarla dağıtılmaya çalışılacak, Türk askeri susacak.Türk topraklarında, devletin kuruluş senedi olan Lozan'a aykırı biçimde etnik tohumlar ekilecek, etnik parselasyonlar yapılacak, Türk askeri susacak. Lozan'a aykırı biçimde Ruhban Okulu açılacak, ekümenik sevdalı diyalogcu Patrik'in talepleri karşılanacak, ülkede mantar türetir gibi kilise evler türetilip etnik damarlar kabartılacak, Türk askeri susacak.AB'ye uyum ve demokratikleşme adı altında PKK siyasallaştırılacak, şehit aileleri "askerlik öyle yan gelip yatma yeri değil?" diye fırçalanırken PKK teröristlerinin sırtı "demokratikleşme kaşağısı" ile sıvazlanacak; Türk askeri susacak. Yıllardan beri Güneydoğumuzu kanatan stratejik ortaklar yanıbaşımıza karton Kürdistan devleti namlı BOP çocuğu bırakacak, Türk askeri susacak. Türk askerinin başına bir taraftan çuval geçirilecek, öbür taraftan Afganistan'da, Irak'ta veya Lübnan'da "başımıza çuval geçirenlerin" arzularına göre "emir eri" gibi kullanılmaya kalkışacak, Türk askeri susacak.Henüz 1974'te uğruna 10 bin şehit verilen KKTC, AB'ye ve Rumlara peşkeş çekilecek, Türk askeri susacak.Türk askeri susacak, Türk milleti susacak?Susmazsa, hedef tahtasına konacak, töhmet altında bırakılacak, şeref ve onuruyla oynanmaya çalışılacak? Vatanına, bayrağına, milletine, devletine, medeniyetine sahip çıkanlara bu reva görülmüyor mu AB sürecinde??! AB şefleri, yerli AB mandacıları, işgalci ABD ve onların stratejik ortakları böyle istiyorlar, bu tezgâhı sürdürüyorlar. Hem de birçok alanda "kamu gücünü" kullanarak bu "sindirme ameliyesi"ni uyguluyorlar? BTP kurmaylarına, AB sürecinde uygulanmaya çalışılan "özel sindirme programı" ve "belden aşağı vuruşlar", bu tezgâhtarların işlerini bir parçası. Büyükanıt Paşa, işte bunlara dikkat çekiyor, "gizli ajandalarındaki hedefleri" bozduk diyor, bozmaya devam edeceğiz diyor. Rahatsızlıkları bundan?Başbakan R. T. Erdoğan, Bush ile görüşmesinden önce haber uçuruyor Amerika'dan. Şöyle diyor: "Türkiye AB süreci, Kopenhag kriterleri ile belli bir sürecin içine girmiştir ve bu süreç içerisinde atılması gereken adımlar neyse bu adımlar atılmıştır? Anayasada bütün kurumların tanımları yapılmıştır? TSK da bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. Bunun dışına çıkamaz? TSK, Genelkurmay, Başbakana bağlı bir kurumdur. MGK aynı şekilde AB, Kopenhag siyasi kriterleri sürecinde, daha önce askerdi ama şimdi AB süreciyle ilgili yeni yapılanmayla şu anda sivil..."Anayasal çerçevenin farkındayız diyor, Büyükanıt Paşa. Bu Anayasanın bize yüklediği vazife ve mesuliyet ile, Türk vatanını, Türk devletini ve Türk milletini muhafaza etmeye ve tüm oyunları bozmaya kararlıyız, diyor. Türk milleti, bunu çok iyi anladı, yüreği ferahladı? Bilmem ki Erdoğan bundan ne anladı?
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019































































