HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 07 ARALIK 2021, SALI

Paternalizm mi' Sosyal Hukuk Devleti mi'

05.08.2008 00:00:00
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Grameen Mikrokredi Programı kapsamında 10 bininci kredi alan vatandaş için düzenlenen törende konuşurken valilere 'vatandaşın kapısını çalın, gerekirse kömür kamyonun şoför mahalline oturun, siz gidin dağıtın' tavsiyesinde bulunduğunu belirterek, "Beni eleştirdiler. 'Türkiye Cumhuriyeti'nin valisi kömür dağıtır mı?' dediler. Ben dağıtıyorum, tabi ki benim valim de dağıtacak. Bunu yaptığımız zaman büyüyeceğiz" demiş.Başbakan yaptığı açıklamada "Kömür dağıtıyoruz, ders kitabı dağıtıyoruz, ihtiyaç sahiplerine gıda dağıtıyoruz, yiyecek dağıtıyoruz. Söyledikleri şu; 'Siz bunu parti propagandası yapmak için dağıtıyorsunuz.' Bu devlet Anayasada nasıl tanımlanıyor? Demokratik laik sosyal bir hukuk devleti. Sosyal bir hukuk devleti ne demek? Sosyal bir hukuk devleti bu demek işte, bu." diyor. Yani kömür dağıtmak, yemek dağıtmak, sosyal hukuk devletinin açılımı imiş.  Buradan Sayın Başbakana seslenmek istiyorum. Evet anayasamızda sosyal bir hukuk devleti ifadesi var. Ama bunun açılımı sizin dediğiniz gibi değildir. Bir kere şunu ifade edelim ki; vatandaşın doğuştan gelen bir hakkı vardır. Ve bu hak, koşulsuz olmak durumundadır. Eğer bir şeyi hak etmek için a,b,c,d şartlarını yerine getirmeniz gerekiyorsa aslında bir hakkınız yok demektir. Böyle bir hak, hak değildir.İkinci bir husus; anayasa güvencesi altında olan hakların anlamlı olması ve bir jestten ibaret olmaması gerekir. Bu güvence temel ve anlamlı olmalıdır. Üçüncü bir husus; gerçek bir anayasal hakkın verilmesinden söz edebilmek için; gelirin paternalist yaklaşımla verilmemesi gerekir. Nedir paternalist yaklaşım:  Paternalizmin ruhu "elinden ekmek yedirme" zihniyetidir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, ILO'nun sözleşmelerinde de güvence altına alınan toplum hak ve özgürlükleri içeren bir sosyal hak ve politika alanını yok var saymaktır. Biraz sıkıştıklarında ve "benim işçim, benim memurum" tiradları da durumu kurtarmamaya başladığında, kendilerinin bilmem kaç kişiye "ekmek yedirdiğini" böbürlenerek dile getirmektir. Şunu unutmayalım; insanlar kölelerine, hayvanlarına, dilencilere ekmek verir ve yedirir. Özgür insanlar ise bireysel ve toplu haklarını alır. Kimsenin elinden ekmek yemezler. Bu hakları almak için kimsenin elini öpmek veya verdiği ekmeği yiyerek, sevinçle kuyruk sallamak zorunda değillerdir. Sosyal politikanın; paternalist bir yaklaşımdan uzak, kişilerin himmetine indirgenmeyen bir temel hak ve özgürlük alanı olması gerekir.Sayın Başbakanım dağıttığı kömürün bir anayasal hakkın iadesi olarak yansıtması kesinlikle bir yanlış yönlendirmedir.Yararlanacak kişilerin gelir tespitine dayalı sosyal yardım konusunda dünyanın birçok ülkesinde yapılan anketler; potansiyel olarak bu yardımdan faydalanabilecek kişilerin sadece yüzde 20'sinin bu desteklerden faydalanabildiklerini ortaya koymuştur. Ve yine bu anketlerde çok çarpıcı bir sonuçla karşılaşılmıştır ki; daha az yoksul olanların gelir tespitine dayalı yardımlardan gerçekten faydalanma ihtimali daha yoksul olanlara oranla sıklıkla daha yüksektir. Yani toplumdaki daha düşük gelirli gruplar regresiftir; içine kapalıdır. Ayrıca bu tarz bir sözüm ona sosyal yardım; damgalayıcıdır. Gelir tespiti ve form doldurma vatandaş için damgalayıcıdır. Ayrıntısına girmeyeceğim ama aynı zamanda gelir tespiti idari açıdan masraflı olup; devlet bütçesine ciddi bir ek maliyet getirecektir. Yine iyi gözlemlemek gerekir ki; "Acaba bu tarz sosyal yardımı gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar mı alıyor; yoksa işini bilenler mi ?" Bunu çok iyi düşünmemiz gerekir. Bu yüzden gelir tespitine dayalı sosyal yardımlar, yani yazımızın başında bahsettiğimiz gibi valilerin veya başbakanın kömür dağıtması çok yoksul kesimi hedeflemek ve onlara ulaşmak konusunda kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Olsa olsa popülist/halk yardakçısı bir yaklaşımdır. Eğer bir anayasal hakkın iadesinden bahsediliyorsa bu yukarıda bahsettiğimiz 3 hususa da uymalıdır. Her vatandaşı içine alan bir temel gelir olmalıdır. Bu gelir keyfi bir jest olarak; hayır/hasenat olarak veya iyilikten verilen bir şey olmamalı. Bu gelir öyle bir biçimde verilmeli ki bu gelirin nasıl kullanılacağına vatandaşın kendisi karar verebilmelidir. Türkiye Cumhuriyetinin tüm vatandaşlarını kapsayacak şekilde; bireysel ve eşit olmalı; özürlü ya da zayıf olup özel ihtiyaçları olan kişiler (şehit yakınları, gaziler, çocuklu anneler vs.) için ilaveler yapılmalıdır. İnsanlara rasyonel tercih yapma imkanı tanıyacak bir biçimde verilmelidir. İşte anayasamızda bahsedilen hakkı gerçek manada vatandaşa vermenin yolunu ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş beye saygılarımı sunmak istiyorum. İlk kez vatandaşlık maaşını gündem eden Sayın Baş'ın Milli Ekonomi Modeli altında topladığı projesi popülist ve de paternalist yaklaşımlardan uzak; gerçekçidir. Modelin Sosyal Devlet-Milli Devlet açılımıyla toplumda esas huzur ve de denge sağlanacak; herkes aradığı mutluluğu bulacaktır. Kimse damgalanmadan; horlanmadan; hayır hasenat mantığı ile değil bir hak olarak "vatandaşlık maaşı"nı alacak; bu geliri istediği gibi kullanabilme iradesine sahip olacaktır. Son söz olarak diyoruz ki; "Demokratik laik sosyal bir hukuk devleti, sosyal bir hukuk devleti kömür, yemek, ders kitabı dağıtmakla değil; Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Mili Ekonomi Modeli'nin uygulanması ile sağlanır."Dr. Ali Bestami Kepekçi  - 03/08/2008
 
Doç Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
- Birinden alıp diğerine vermekle olur mu? / 07.12.2021
- Hekim ücretlerine zam gelmiş! / 06.12.2021
- Hani %70 ile toplumsal bağışıklık kazanılacak idi! Sorun ne? / 29.11.2021
- Karar sizin / 28.11.2021
- Suçlu vatandaş mı? / 19.11.2021
- Şu renkli harita ne işe yarıyor? / 17.11.2021
- Ne olacak bu işin sonu? / 16.11.2021
- Bilmiyorlar ki söylesinler / 06.11.2021
- Gelin dünya barışı adına, ‘önce insan’ diyelim / 29.10.2021
- Yoksa biz bağımsız değil miyiz? / 28.10.2021
- Beyaz adam kim? / 21.10.2021
- Aklımızı başımıza getirelim / 18.10.2021
- Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki! / 08.10.2021
- Sapere Aude! / 07.10.2021
- Sen de haklısın? / 23.09.2021
- Yolunuz, yolumuz açık olsun / 18.06.2021
- Göç uygulamaları şeffaf olmalıdır / 12.06.2021
- Göç ve geçici koruma statüsü / 09.06.2021
- Büyük fotoğraf / 25.05.2021
- Koronavirüs ve toplum bağışıklığı / 10.04.2021
- Covid-19 aşısı bulundu, ama! / 04.04.2021
- Transit göç / 02.04.2021
- Milli göç politikası / 31.03.2021
- Uluslararası ilişkiler ve göçle ilgili temalar / 30.03.2021
- Kimliksiz insan = Köksüz ağaç / 27.03.2021
- Küresel vatandaşlık / 24.03.2021
- Çok kültürlülük ve Mesut Özil / 22.03.2021
- Sadece göç mü ettik? Yoksa… / 19.03.2021
- Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak / 17.03.2021
- Homo economicus / 15.03.2021
- Sonun başlangıcı serbest ticaret anlaşması / 12.03.2021
- Kendi hesabını yapmayanın hesabını başkaları yapar / 10.03.2021
- Açık kapı politikası / 08.03.2021
- 19.yy’daki Balkan Göçleri / 05.03.2021
- Balkanlar'da Türk yerleşimi / 03.03.2021
- Osmanlı Hanedanının göç politikası / 01.03.2021
- Sınırları belirleyen silahlar değil kültürlerdir / 28.02.2021
- Anadolu’ya göçler / 25.02.2021
- İlk göç / 23.02.2021
- Göç nedir? / 19.02.2021
- Covid-19 ve çocuklar / 04.12.2020
- Tek çözüm 14 günlük tam kapanma mı? / 23.11.2020
- Koronavirüs taşıyıcıları yakınımızda mı? / 19.11.2020
- Hüznü umuda dönüştüren Genel Başkan: Hüseyin Baş / 21.10.2020
- Dini Bayram mı? Milli Bayram mı? / 02.09.2020
- Zafer Bayramı ve Milli Siyaset / 01.09.2020
- Altın fiyatlarının yükselmesi neden durdurulamıyor? / 07.08.2020
- Bu bakış açısı vatana millete adanmışlığın ilanıdır / 24.07.2020
- Milli Ruh ve 15 Temmuz / 21.07.2020
- Ayşe teyze, Mehmet efendi başka kapıya! / 10.07.2020
- Artık hayallerine sahip çıkacak bir liderin var / 03.07.2020
- Hareketsizlik neler kaybettirir? / 02.07.2020
- Ayşe teyzeyi, Mehmet efendiyi düşünen var mı? / 24.06.2020
- Devlet, baba olmalıdır / 23.06.2020
- Ekonomideki durgunluğun çözümü MEM’dir -2- / 12.06.2020
- Ekonomideki durgunluğun çözümü MEM’dir -1- / 11.06.2020
- Evlat Atatürk / 20.05.2020
- Türkiye siyasetinde yeni bir dönem / 08.05.2020
- Köpeksiz köyde değneksiz gezenlere duyurulur / 07.05.2020
- Bu maya tutmuştur / 04.05.2020
- Sen ey genç, özlediğim, beklediğim emelsin… / 27.04.2020
- Varız… / 21.04.2020
- Haydar Baş Turnusoldur / 26.03.2020
- Sosyal izolasyon mu, kontrollü yayılma mı? / 19.03.2020
- Orhan Boran ve 14 Mart / 16.03.2020
- Ağlanacak halimize ağlasam mı gülsem mi? / 29.04.2019
- Su kurbağası ile farenin dostluğu / 27.04.2019
- Mustafa Kemal bu toplumun özetidir / 26.04.2019
- Atatürk’ten günümüze değişen sağlık politikaları / 25.04.2019
- Atatürk ve sağlıkta millilik / 24.04.2019
- Aslan, çakal ve merkebin hikâyesi / 05.03.2019
- Kelin ilacı olsa… / 04.03.2019
- Körlerin fil tarifleri / 28.02.2019
- Vatandaşın tercihi bu kez BTP / 27.02.2019
- Şikâyetçi olmaya hakkımız var mı? / 26.02.2019
- Memleket işi gönül işi fakat hangi gönül? / 20.02.2019
- Beraat dağıtmak değil, beraate talip olmak / 19.02.2019
- Vatandaş 31 Mart’tan ne bekliyor? / 07.02.2019
- Yeşil biberli fasulye çorbası / 05.02.2019
- Karpal tünel sendromu / 04.02.2019
- Asparagas haberlerle kalemşorlar işbaşında / 12.08.2018
- Şifa veren ellere zarar vermek / 02.05.2017
- Gelelim Mehmet efendinin derdine / 19.04.2017
- Ya Rabbi bizi dostlarının gönlünden düşürme! / 18.04.2017
- Karganın planı / 13.04.2017
- Her çocuk özeldir / 06.04.2017
- Bir kaşık iki damla yağ / 22.03.2017
- Boğazım düğümlendi karnım ağrıyor! / 09.03.2017
- Hani seninle dosttuk? / 16.02.2017
- Kabağın hikâyesi / 01.02.2017
- Duyduk duymadık demeyin, zenginleşmişiz! / 25.01.2017
- Kapitalizmin çöktüğü tarih / 18.01.2017
- Çok mu şey istiyoruz? / 06.01.2017
- Vatandaşın derdini konuşmaya sıra gelmiyor / 28.12.2016
- Kilis'e yine roket mi düştü? Olsun! / 01.05.2016
- Dün Güneydoğu bugün Kilis yarın tüm Türkiye / 26.04.2016
- Redhack, Reyhanlı ve akla gelen sorular / 25.05.2013
- Gece ile gündüzü nasıl ayırt ederiz? / 11.02.2011
- Milli Ekonomi Modeli'nde hayvancılık / 10.01.2011
- Yankı / 03.01.2011
- Bir kırlangıç öyküsü / 27.09.2010
- Şaban ayında kötülükler kalkar / 16.07.2010
- Bâyezid-i Bistamî Hazretleri (ks) / 16.10.2008
- Paternalizm mi' Sosyal Hukuk Devleti mi' / 05.08.2008

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.08.2007, 05.08.2006, 05.08.2005, 05.08.2004, 05.08.2003, 05.08.2002, 05.08.2001, 05.08.2000, 05.08.1999, 05.08.1998, 05.08.1997, 05.08.1996, 05.08.1995, 05.08.1994, 05.08.1993, 05.08.1992, 05.08.1991, 05.08.1990, 05.08.1989


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.