AKP hükümetinin devr-i iktidarından önce yeni ev kiralayanlar kira kontratları hazırlanırken, senelik kira artış oranının enflasyona bağlı olmaması için büyük çaba sarfederlerdi. Çünkü o dönemde açıklanan enflasyon rakamları korkunçtu. Yüzde 30'lar, 40'lar, 50'ler ve hatta 150'lere varan enflasyon oranlarına intibak ettirilen kira artış oranları kiracıların en büyük kâbusuydu?
Ama artık devir değişti, AKP hükümetiyle birlikte bırakın 3 rakamlıyı, 2 rakamlı enflasyon oranları bile tarihe karıştı! Ve hatta bundan böyle enflasyon sıfırın altına da inecek!
Şimdi ben de dahil olmak üzere yeni bir kira kontratı yapacak olanlar, kira artış oranını korkmadan, çekinmeden enflasyon oranlarına göre yapabiliyor. Çünkü enflasyon rakamları her geçen gün azalıyor. Ev sahipleri tabii ki bu rakamlardan memnun değiller. Ama onlar da yeni formüller geliştirerek belli oranları önceden dayatabiliyor.
AKP hükümeti döneminde enflasyon rakamlarındaki bu düşüş vatandaşa yansıyor mu? Veya soruyu şöyle düzeltelim, açıklanan bu rakamlar gerçeği yansıtıyor mu?
Tabii ki hayır!
Tıpkı büyüme oranlarında olduğu gibi. Açıklanan son büyüme rakamı yüzde 9.9. Fakat Türkiye'ye bakıyoruz bir arpa boyu yol almış değil, aksine her geçen gün geriye doğru gidiyor, özkaynaklarını, en çok kar eden kuruluşlarını, fabrikalarını yabancılara satıyor, her geçen gün borcu katlanıyor, faiz yükü artıyor?
Ama rakamlara bakıyoruz, Türkiye yüzde 9.9 büyümüş!
Bu rakamlardan sonra ister istemez kendi içimizde ciddi şüpheler yaşayıp, onlarca soruyla karşı karşı kalıyoruz:
Acaba havasını soluduğumuz, çarşısından- pazarından alışveriş yaptığımız, kirada oturduğumuz, maaş aldığımız, faturalarımızı ödediğimiz, evlendiğimiz, çocuk büyüttüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ülke Türkiye mi? Yoksa biz uzayda mı yaşıyoruz?
Bu soruların kaynağı, açıklanan rakamlarla, yaşadığımız hayatın uyumsuzluğu ve hatta çelişkisi.
Ekonomi yönetiminin bu rakamları açıklarken kullandığı yöntem AB ve IMF standartlarında olduğu için haliyle Türk halkına çok uzak. Hal böyle olunca da hükümet vatandaşı dindirebilmek için cambazlık yapmak zorunda kalıyor.
Birkaç hafta önce yayınlanan AKP bülteninde asgari ücretlere yapılan sözde zamları gösterebilmek için türlü türlü yollara başvurulmuş. 2002 yılında doların yüksek, TL'nin düşük olmasından dolayı o yılın asgari ücreti dolar üzerinden verilmiş. Dolar fiyatının 2004 yılında da düşmüş olmasından hareketle 2002-2004 yılları asgari ücret karşılaştırması dolar üzerinden yapılarak, neredeyse 2 katlık bir artış yapılmış aldatmacasına başvurulmuş. Böyle bir yöntem inanın ipteki cambazın bile aklına gelmez ama AKP'li yöneticilerin aklına gelmiş. Başka türlü vatandaşın karşısına nasıl çıkacaklar. Ama bu da yetmez, çünkü vatandaş cebindeki parasına bakıyor ve o paranın her geçen gün eriyip tükendiğini görüyor.
Geçtiğimiz gün Hükümetin memurlara öngördüğü zam oranı açıklandı: Yüzde 5!
Öyle ya, enflasyonun sıfıra yakın olduğu bir ülkede yüzde 5 zam çok bile! Hele hele yüzde 9.9'luk bir büyümenin olduğu Türkiye'de bu zammı öpüp başımıza koymamız gerekiyor. Bu zamla birlikte memurun eline geçecek fazla paranın simit-çay parası olması da önemli değil. Önemli olan büyüme oranları, enflasyon oranları, ihracat rakamları, ithalat rakamları?
Vatandaş açlıktan ölse bile, eğer rakamlar iyiyse sesinizi çıkarmayacaksınız! Yoksa başbakan fena azarlar!
Ama artık devir değişti, AKP hükümetiyle birlikte bırakın 3 rakamlıyı, 2 rakamlı enflasyon oranları bile tarihe karıştı! Ve hatta bundan böyle enflasyon sıfırın altına da inecek!
Şimdi ben de dahil olmak üzere yeni bir kira kontratı yapacak olanlar, kira artış oranını korkmadan, çekinmeden enflasyon oranlarına göre yapabiliyor. Çünkü enflasyon rakamları her geçen gün azalıyor. Ev sahipleri tabii ki bu rakamlardan memnun değiller. Ama onlar da yeni formüller geliştirerek belli oranları önceden dayatabiliyor.
AKP hükümeti döneminde enflasyon rakamlarındaki bu düşüş vatandaşa yansıyor mu? Veya soruyu şöyle düzeltelim, açıklanan bu rakamlar gerçeği yansıtıyor mu?
Tabii ki hayır!
Tıpkı büyüme oranlarında olduğu gibi. Açıklanan son büyüme rakamı yüzde 9.9. Fakat Türkiye'ye bakıyoruz bir arpa boyu yol almış değil, aksine her geçen gün geriye doğru gidiyor, özkaynaklarını, en çok kar eden kuruluşlarını, fabrikalarını yabancılara satıyor, her geçen gün borcu katlanıyor, faiz yükü artıyor?
Ama rakamlara bakıyoruz, Türkiye yüzde 9.9 büyümüş!
Bu rakamlardan sonra ister istemez kendi içimizde ciddi şüpheler yaşayıp, onlarca soruyla karşı karşı kalıyoruz:
Acaba havasını soluduğumuz, çarşısından- pazarından alışveriş yaptığımız, kirada oturduğumuz, maaş aldığımız, faturalarımızı ödediğimiz, evlendiğimiz, çocuk büyüttüğümüz, yediğimiz, içtiğimiz ülke Türkiye mi? Yoksa biz uzayda mı yaşıyoruz?
Bu soruların kaynağı, açıklanan rakamlarla, yaşadığımız hayatın uyumsuzluğu ve hatta çelişkisi.
Ekonomi yönetiminin bu rakamları açıklarken kullandığı yöntem AB ve IMF standartlarında olduğu için haliyle Türk halkına çok uzak. Hal böyle olunca da hükümet vatandaşı dindirebilmek için cambazlık yapmak zorunda kalıyor.
Birkaç hafta önce yayınlanan AKP bülteninde asgari ücretlere yapılan sözde zamları gösterebilmek için türlü türlü yollara başvurulmuş. 2002 yılında doların yüksek, TL'nin düşük olmasından dolayı o yılın asgari ücreti dolar üzerinden verilmiş. Dolar fiyatının 2004 yılında da düşmüş olmasından hareketle 2002-2004 yılları asgari ücret karşılaştırması dolar üzerinden yapılarak, neredeyse 2 katlık bir artış yapılmış aldatmacasına başvurulmuş. Böyle bir yöntem inanın ipteki cambazın bile aklına gelmez ama AKP'li yöneticilerin aklına gelmiş. Başka türlü vatandaşın karşısına nasıl çıkacaklar. Ama bu da yetmez, çünkü vatandaş cebindeki parasına bakıyor ve o paranın her geçen gün eriyip tükendiğini görüyor.
Geçtiğimiz gün Hükümetin memurlara öngördüğü zam oranı açıklandı: Yüzde 5!
Öyle ya, enflasyonun sıfıra yakın olduğu bir ülkede yüzde 5 zam çok bile! Hele hele yüzde 9.9'luk bir büyümenin olduğu Türkiye'de bu zammı öpüp başımıza koymamız gerekiyor. Bu zamla birlikte memurun eline geçecek fazla paranın simit-çay parası olması da önemli değil. Önemli olan büyüme oranları, enflasyon oranları, ihracat rakamları, ithalat rakamları?
Vatandaş açlıktan ölse bile, eğer rakamlar iyiyse sesinizi çıkarmayacaksınız! Yoksa başbakan fena azarlar!
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012


























































