logo
08 AĞUSTOS 2026

Saltanatı kaldırması -2-

(Mustafa Kemal, kendi el yazısı ile 54 sayfa olarak hazırladığı notlardan devam)

13.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Saltanatı kaldırması -2-
Saltanatı kaldırması -2-
(Mustafa Kemal, kendi el yazısı ile 54 sayfa olarak hazırladığı notlardan devam)

"Ulusal egemenliğinin makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir ve bu egemenlik makamının hükûmetine, Türkiye büyük Millet Meclisi Hükûmeti derler. 

Bundan başka bir saltanat makamı, bundan başka bir hükûmet yoktur ve olamaz.

Bugün dahi saltanat ve egemenlik makamıyla halifelik makamının yan yana bulunabilmesi en doğal durumlardandır. Şu farkla ki, Bağdat'ta ve Mısır'da saltanat makamında bir kişi oturuyordu.

Türkiye'de o makamda, asıl olan milletin kendisi oturuyor. Halifelik makamında da Bağdat ve Mısır'da olduğu gibi güçsüz veya sığıntı, aciz bir kişi değil, dayanağı Türk Devleti olan yüce bir kişi oturacaktır.

Böylece bir taraftan Türkiye halkı çağdaş ve gelişmiş bir devlet halinde her gün daha sağlam olacak, diğer taraftan bütün İslam dünyasının ruh ve duygularının, inancının bağlantı noktası, Müslümanların kalplerini ferahlatabilecek bir yücelikte bulunacaktır.

Bundan sonra halifelik makamının da Türkiye Devleti için ve bütün İslam dünyası için ne kadar bereketli olacağını da gelecek günler bütün açıklığıyla gösterecektir." 







Yani Mustafa Kemal, tek kişinin iradesine milletin tamamını bırakmayı reddetmiştir. Saltanat, egemenlik yetkisinin millete geçtiği Millet Meclisi'nin açılmasından sonra kaldırılmıştır. Bunun nedenini yetiştiği İslam inancında aramak gerekir.

Zaten kendisi konuşmasının giriş bölümünde Peygamberimiz Hz. Muhammed'i övmüş, önemine değinmiştir.

Ancak Peygamberimiz son peygamberdir ve sonrasında zamanla egemen yetkinin bir kişide toplanmasının sakıncalarını en son Padişah Vahdettin üzerinden anlatmış ve millete dağılmasının gereğine vurgu yapmıştır.







Bu sayede yetki ve sorumluluk milletin tamamına ait hale getirilmiştir.

Ancak halifeliği kaldırmamış; onu da milletin tamamına ait şekle koymuştur.

Aşağıda görüleceği gibi, 3 Mart 1924'te kalktığı iddia edilen hilafet makamı kalkmamış, sadece bir kişiden alınarak, Meclis'e tevdi edilmiştir.

Hilafet, 3 Mart 1924'te çıkarılan 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmaniye'nin T.C. Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun'un 1. maddesine göre;

"Halife halledilmiştir. Hilafet, hükûmet ve cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır."

Mündemiç; Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan demektir.

Meclis'in şahsında mündemiç hale getirilmiştir.







Mustafa Kemal, 19 0cak 1923 tarihindeki İzmit konuşmasında, hilafet ve millî hakimiyet üzerinde durmuş, hilafetin Meclis'e mündemiç oluşu ile millî hakimiyetin esasen çelişkili olmadığını izah etmiştir:

"… Cenab-ı Risaletpenah Efendimiz, bütün ehl-i İslam'ın, ehl-i kitabın malumu olduğu üzere, Yaratan tarafından dinî hakikatleri insanlık dünyasına tebliğ ve anlatmaya memur buyuruldular.

Cenab-ı Peygamber, kendilerine tâbi olanlarla beraber teşekkül etmek, şekillenmek ve bizzat bir hükûmet yapmak için bir askerî kuvvet vücuda getirmek ve peygamberlik vazifesini böyle bir hükûmete ve kuvvete dayanarak yapmak mecburiyetinde kaldı. Bu sûretle aslolan ve hasrolan vazifesine, ikinci bir vazifeyi ilave etti.







Hz. Ömer'e, 'Halife-i Resûlullah' dediler, o ilk defa olarak minbere çıktı, 'Hayır ben halife-i Resûlullah değilim, siz müminlersiniz ve ben sizin emirinizim ve reisinizim.

Hükûmetin hangi esaslara dayanması lazım geleceği bellidir, açıktır, katidir. O esaslardan biri de şûradır. Şûra en kuvvetli bir esastır.
Diğer bir esas da, adalet esasıdır. Şûra, insanların muamelelerini yaparken adil yapacaktır. Çünkü adaletten uzaklaşmış olan şûra; Allah'ın emrettiği bir şûra olamaz.'

İşte bizim meclisimiz ve onun mutemedi olan zevattan meydana gelmiş olan hükûmet heyeti şer'in tamamıyla emretmiş olduğu bir şekilde ve mahiyettedir. Buna göre başkaca bir hilafet makamı söz konusu olabilir mi?







Efendiler! Milletimizin kurduğu yeni devletin mukadderatına, muamelelerine, bağımsızlığına; ismi halife olsun, padişah olsun, ne olursa olsun hiç kimseyi müdahale ettirmez.

Bu itibarla, millet tam Allah'ın emrettiği gibi kurduğu devleti ve onun bağımsızlığını muhafaza ediyor ve ilelebet muhafaza edecektir." 







Kısaca, Mustafa Kemal'in hilafeti mecliste mündemiç etmesi, saklaması, millî hakimiyetin mecliste toplanması; bir kişide değil, yetkinin milletin tamamına dağılması içindi.






Ve kendisi, yaptığı bu Meclis'in ve hükûmetin şer'in tamamıyla emretmiş olduğu şekil olduğunu belirtmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.