Şara yönetiminin sınır acziyeti!
İsrail ordusunun Suriye’nin güneyindeki Dera kırsalında askeri varlığını artırması ve sivil halka silahlı müdahalede bulunması, Şam yönetiminin savunma stratejisini ve halkı koruma kapasitesini bir kez daha tartışmaya açtı
30.06.2026 03:28:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İsrail ordusunun Suriye'nin güneyindeki Dera kırsalında askeri varlığını artırması ve sivil halka silahlı müdahalede bulunması, Şam yönetiminin savunma stratejisini ve halkı koruma kapasitesini bir kez daha tartışmaya açtı.
Son olarak Suriye resmi haber kanalı El İhbariye'nin duyurduğu, protestocu gençlere yönelik İsrail müdahalesi ve Abidin köyünün bombalanması karşısında merkezi hükümetin somut bir askeri karşılık verememesi sokağın tepkisini çekiyor.
Pratik Savunma Yok, Sadece Kağıt Üstünde Kınama var

İsrail birlikleri 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı açıkça ihlal ederek Dera kırsalına tanklar ve helikopterlerle girerken, Şam yönetimi askeri bir savunma hattı kurmak yerine yalnızca Dışişleri Bakanlığı düzeyinde "yazılı kınama" yayınlamakla yetiniyor. Uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler'e yapılan çağrıların sahada hiçbir karşılık bulmadığı bilinmesine rağmen, diplomatik bültenlerin arkasına sığınılması hükümetin acziyeti olarak yorumlanıyor.
Sivil Halk Kendi Kaderine Terkedildi

Abidin köyünde ve El-Cezire kışlası çevresinde İsrail askerlerinin ilerleyişini durdurmaya çalışanlar Suriye ordusu değil, yolları taşlarla ve barikatlarla kapatmaya çalışan silahsız yerel gençler oldu.
Devletin asli görevi olan toprak bütünlüğünü koruma ve vatandaşı savunma sorumluluğu, Dera'da tamamen sivil halkın omuzlarına bırakılmış durumda. Ağır makineli tüfek ateşine karşı halkın korumasız bırakılması, Şam'ın kendi halkının can güvenliğini önceliklendirmediği eleştirilerini güçlendiriyor.
Egemenlik Sloganları Sahada Çöküyor
Yıllardır "tam egemenlik" ve "işgale karşı direniş" retoriklerini siyasi bir propaganda malzemesi olarak kullanan Şam yönetimi, sınır hatları fiilen değiştirilirken ve yeni İsrail askeri kontrol noktaları inşa edilirken sessizliğini koruyor. Stratejik sessizlik veya "doğru zamanı bekleme" bahanesi, Suriye topraklarının parça parça ihlal edilmesini engelleyemiyor.
Sonuç olarak; Suriye hükümeti, ülkenin güney sınırında yaşanan bu oldubittiye karşı somut ve caydırıcı adımlar atmadığı sürece, hem kendi halkı nezdindeki meşruiyetini kaybetmeye devam edecek hem de İsrail'in bölgede daha derin askeri mevziler kazanmasının önünü açacaktır. Sınırı koruyamayan bir yönetimin, ülkenin bütününde egemenlik iddiasında bulunması inandırıcılığını yitirmektedir.
Son olarak Suriye resmi haber kanalı El İhbariye'nin duyurduğu, protestocu gençlere yönelik İsrail müdahalesi ve Abidin köyünün bombalanması karşısında merkezi hükümetin somut bir askeri karşılık verememesi sokağın tepkisini çekiyor.
Pratik Savunma Yok, Sadece Kağıt Üstünde Kınama var

İsrail birlikleri 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı açıkça ihlal ederek Dera kırsalına tanklar ve helikopterlerle girerken, Şam yönetimi askeri bir savunma hattı kurmak yerine yalnızca Dışişleri Bakanlığı düzeyinde "yazılı kınama" yayınlamakla yetiniyor. Uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler'e yapılan çağrıların sahada hiçbir karşılık bulmadığı bilinmesine rağmen, diplomatik bültenlerin arkasına sığınılması hükümetin acziyeti olarak yorumlanıyor.
Sivil Halk Kendi Kaderine Terkedildi

Abidin köyünde ve El-Cezire kışlası çevresinde İsrail askerlerinin ilerleyişini durdurmaya çalışanlar Suriye ordusu değil, yolları taşlarla ve barikatlarla kapatmaya çalışan silahsız yerel gençler oldu.
Devletin asli görevi olan toprak bütünlüğünü koruma ve vatandaşı savunma sorumluluğu, Dera'da tamamen sivil halkın omuzlarına bırakılmış durumda. Ağır makineli tüfek ateşine karşı halkın korumasız bırakılması, Şam'ın kendi halkının can güvenliğini önceliklendirmediği eleştirilerini güçlendiriyor.
Egemenlik Sloganları Sahada Çöküyor
Yıllardır "tam egemenlik" ve "işgale karşı direniş" retoriklerini siyasi bir propaganda malzemesi olarak kullanan Şam yönetimi, sınır hatları fiilen değiştirilirken ve yeni İsrail askeri kontrol noktaları inşa edilirken sessizliğini koruyor. Stratejik sessizlik veya "doğru zamanı bekleme" bahanesi, Suriye topraklarının parça parça ihlal edilmesini engelleyemiyor.
Sonuç olarak; Suriye hükümeti, ülkenin güney sınırında yaşanan bu oldubittiye karşı somut ve caydırıcı adımlar atmadığı sürece, hem kendi halkı nezdindeki meşruiyetini kaybetmeye devam edecek hem de İsrail'in bölgede daha derin askeri mevziler kazanmasının önünü açacaktır. Sınırı koruyamayan bir yönetimin, ülkenin bütününde egemenlik iddiasında bulunması inandırıcılığını yitirmektedir.














































































