logo
17 EYLÜL 2026

Sarıçiçek Yaylası: Her dönem farklı bir renk

Karabük’ün Safranbolu ilçesi sınırlarında, yaklaşık 1700 metre yükseklikte konumlanan Sarıçiçek Yaylası, Batı Karadeniz’in el değmemiş doğasını en yalın haliyle sergileyen saklı bir dağ mekanıdır

17.09.2026 12:33:00
Hasan Gündoğdu
 
Sarıçiçek Yaylası: Her dönem farklı bir renk
Sarıçiçek Yaylası: Her dönem farklı bir renk
Yılın her döneminde farklı bir renk paletine bürünen yayla; göleti, çam ormanları ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle doğaseverler için eşsiz bir kaçış noktası sunar.






Doğal Dokusu ve Atmosferi

Sarıçiçek Yaylası, adını bahar aylarında çayırları kaplayan sarı dağ çiçeklerinden ve dağ çiğdemlerinden alır.

Etrafını saran yoğun köknar, sarıçam meşcereleri ve geniş otlaklar, bölgeye özgü mikroklimal bir ekosistem oluşturur.

Yaylanın merkezindeki küçük gölet, çevresini saran ulu ağaçların sudaki aksıyla fotoğrafçılar için doğal bir kadraj yaratır.

Sabah erken saatlerde vadiden yükselen sis kümeleşmeleri, alana adeta masalsı bir dinginlik katar.






Sarıçiçek'te Öne Çıkan Etkinlikler

Trekking ve Doğa Yürüyüşü: Yayla çevresindeki orman içi patikalar, orta ve ileri seviye yürüyüşçüler için ideal rotalar sunar.

Kamp ve Gökyüzü Gözlemi: Şehir merkezlerindeki ışık kirliliğinden tamamen izole yapısı sayesinde gece Samanyolu ve yıldız pozlama için elverişlidir.

Foto Gezi ve Yaban Hayatı: İlkbaharda rengârenk flora açılışı, sonbaharda ise kızıl ve sarının her tonunu barındıran yaprak değişimleri foto-safari olanağı verir.






Yaylaya Dair Temel Bilgiler

Konum & Yükseklik: Karabük / Safranbolu - ~1700 Metre.

En İdeal Dönem: Mayıs - Haziran (Çiçeklenme) ve Ekim - Kasım (Sonbahar renkleri).

Arazi & Ulaşım: Orman yolu bağlantılı; yüksek tabanlı veya 4x4 araçlar tavsiye edilir.

Yerleşim & Altyapı: Ticari tesis bulunmaz; bakir ve el değmemiş doğa korunmaktadır.






Sarıçiçek Yaylası, kalabalık turist rotalarından uzaklaşıp Batı Karadeniz'in temiz dağ havasını solumak ve sessizliğin ritmini yakalamak isteyenler için bölgenin en karakteristiktik noktalarından biridir.

Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı

Erzurum'un Palandöken ilçesi Kaymakamı Yunus Kızılgüneş ve korumasının "bir köpeğe tekme attığı ve korumasının silah çektiği" iddialarına yönelik görüntülere ilişkin idari ve adli inceleme başlatıldı

17.09.2026 01:00:00 / Güncelleme: 17.09.2026 01:02:33
İHA
 
Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı
Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı
Erzurum'da Palandöken Kaymakamı Yunus Kızılgüneş'in de ikamet ettiği sitenin güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, bir vatandaşın köpeğini gezdirmeye çıkardığı, o esnada kendisini almaya gelen makamı aracına doğru yönelen Kaymakam Yunus Kızılgüneş'in köpeğe tekme attığı, sonrasından ise korumanın araçtan silahı alıp geldiği görülüyor. Görüntülerin kamuoyuna yansımasıyla Erzurum Valiliği ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti.








Erzurum Valiliği konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında, "15 Eylül 2026 tarihinde bazı yazılı basın organları ile sosyal medya hesaplarında Palandöken Kaymakamı ve koruma görevlisi ile ilgili iddialara ve görüntülere yer verilmiştir. İddia ve görüntülerin tüm yönleriyle araştırılması ve olayın gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılması amacıyla Valiliğimizce idari araştırma ve inceleme başlatılmıştır" denildi.








Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada da, gelişmelerle ilgili soruşturma açıldığı belirtilerek, "Kamuoyunun doğru ve eksiksiz şekilde bilgilendirilmesi amacıyla kamuoyuna yansıyan görüntülere ilişkin olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği hasıl olmuştur. Bir kısım haber siteleri ve sosyal medya platformlarında, 'Palandöken Kaymakamı'nın köpeğe tekme attığı ve korumasının silah çektiği' şeklinde yer alan haberlerdeki görüntülere ilişkin olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın bütün yönleriyle ilgili 4 Eylül 2026 tarihinde soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Soruşturma işlemleri titizlikle ve çok yönlü olarak devam etmektedir" denildi.








Bursa'nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara

Bursa'nın içme suyunu sağlayan Çınarcık Barajı'na giden Kocasu deresinde yaşanan binlerce balık ölümü dere havzasında kurulu mahalle sakinlerini korkuttu. Bölgede inceleme başlatılırken, Orhaneli ilçesine bağlı Karıncalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Çakır, "Bursa halkının su içtiği baraja bu dereden su gidiyor. İnsanların zarar görmemesi için bunun acilen araştırılmasını istiyorum" dedi

16.09.2026 13:54:00 / Güncelleme: 16.09.2026 13:57:09
İHA
 
Bursa'nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara
Bursa'nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara
Çınarcık Barajı'na giden Kocasu deresinde çok sayıda sazan ve yayın balığı ölü olarak kenarı vurdu. Durumu fark eden Karıncalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Çakır, yetkililere ihbarda bulundu. Bölgede inceleme yapıp ölü balıkların görüntülerini kaydeden Çakır, durumu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerine bildirdi.






Sudan numune alındı

İhbarın ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin bölgeye gelerek inceleme yaptığı ve balıkların bulunduğu alandan ve suyun geldiği bölgeden numune aldığı öğrenildi. Çınarçık Barajını besleyen Kocasu deresine zehrin nereden geldiğini herkesin merak ettiğini belirten Muhtar Mehmet Çakır, "Bursa halkı bu barajdan su içiyor. İnsanların zarar görmemesi için bunun acilen araştırılmasını istiyorum. Bir çok yayın ve sazan balıkları ölmüş vaziyette kenara vurmuş. Doğaya yazık günahtır. Balıkların olduğu yerdeki su çok kirli. Tavşanlı tarafından yani suyun geldiği bölgede ise su billur gibi, çok temiz görünüyordu. Ben gereğini yetkililere bildirdim. Burada canlılar var, bu balıklar neden ölüyor, bunun nedeninin ortaya çıkmasını istiyorum" dedi.








Derede balık tutan bir vatandaş ise, "Her hafta sonu buraya geliyorum. Buradan tuttuğumuz balıkları yiyoruz. Bu balık ölümlerinin sebebi araştırılsın. Bunların ölümleri normal değil" diye konuştu.

Bölgede alınan numunelerin incelemeye gönderileceği öğrenilirken, balık ölümlerinin nedeninin yapılacak analizlerin ardından ortaya çıkması bekleniyor.






Kayıp bebek soruşturmasında gözaltılar adliyeye sevk edildi

Sivas'ın Divriği ilçesinde 5 gündür aranan 11 aylık bebek soruşturmasında gözaltına alınan 10 kişi, jandarma ve emniyetteki işlemlerinin ardından geniş güvenlik tedbirleri altında adliyeye sevk edildi

16.09.2026 13:43:00
İHA
 
Kayıp bebek soruşturmasında gözaltılar adliyeye sevk edildi
Kayıp bebek soruşturmasında gözaltılar adliyeye sevk edildi
Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında hayvancılık yapan E.B., 5 gün önce jandarmayı arayarak 11 aylık bebekleri Büşra'nın kayıp olduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine AFAD ve jandarma ekipleri kırsalda arama çalışması başlattı. Aile ilk olarak bebeği yabani hayvanların kaçırabileceğini ileri sürdü. Ailenin çelişkili açıklamaları üzerine ifadesi alınan anne E.B. (27), bebeğin para karşılığı babası tarafından satıldığını iddia etmiş, ardından ifade değiştirerek babanın bebeği öldürdüğü iddiasında bulunmuştu.






Annenin iddiası üzerinde konumda yapılan tüm arama çalışmalarına rağmen bebeğin cesedine ulaşılamadı.

Soruşturma kapsamında 3 gündür gözaltında tutulan anne E.B., baba Y.B. ile olayla ilişkisi olduğu düşünülen K.D., M.D., M.R.B., R.B., Ö.B., İ.B., A.Ç. ve M.B. tamamlanan emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.









Şüphelilerin sevkinde alınan geniş güvenlik tedbirleri dikkat çekti. Bölgede sinyal kesici kullanılırken, şüpheliler basın mensupları tarafından görüntülenemeyecek şekilde adliye binasına sokuldu.

Fabrikada çıkan yangın korkuttu

Bursa'da fabrikada çıkan yangın korkuttu. Yangına hızlı müdahale eden Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, alevleri büyümeden söndürdü

16.09.2026 13:37:00
İHA
 
Fabrikada çıkan yangın korkuttu
Fabrikada çıkan yangın korkuttu
Yangın, Kestel ilçesi Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir fabrikada çıktı. Çıkış sebebi henüz bilinmeyen yangını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ve polis ekibi sevk edildi.






Olay yerine gelen polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. Yangın, ekiplerin müdahalesiyle büyümeden söndürüldü.








Yangının çıkış sebebi araştırılıyor.






İstanbul Havalimanı'ndan uyuşturucu operasyonu: Şüpheli, pilot kıyafeti ile kaçtı

İstanbul Havalimanı'nda düzenlenen uyuşturucu operasyonunda piyasa değeri toplam 206 milyon TL olduğu değerlendirilen 51 kilo 500 gram kokain ele geçirildi. Şüpheli şahıslarından biri pilot kıyafeti ile havalimanından kaçtı

15.09.2026 13:15:00
İHA
 
İstanbul Havalimanı'ndan uyuşturucu operasyonu: Şüpheli, pilot kıyafeti ile kaçtı
İstanbul Havalimanı'ndan uyuşturucu operasyonu: Şüpheli, pilot kıyafeti ile kaçtı
İstanbul Havalimanı'nda 13 Eylül günü Meksika'dan Türkiye'ye gelen Orlando Antonio Vıana Florez isimli şahıs "Gümrüğe tabi eşyam yok" anlamına gelen Yeşil Hattı geçip giriş yapmaya çalıştı.






Gümrük Kontrol Noktasında görevli Gümrük Muhafaza Memurları tarafından durdurulan şahısın kabin bagajı X-RAY cihazından geçirildi. Şahsın kabin bagajında şüpheli yoğunluk tespit edildi.

İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Geliş Salonunda bulunan İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliğimizde yapılan kontroller sonucunda; 23 paket içerisinde toplam brüt ağırlığı 26 kilo 340 gram olan kokain olduğu tespit edildi.

Suça konu olayla bağlantısı olduğu düşünülen Andres Felipe Hıncapıe Arango ve Ivan Enrique De Castro Hernandez isimli şahıslar tespit edildi. Ivan Enrique De Castro Hernandez isimli şahıs pilot kostümü ile olmak üzere her iki şahıs havalimanından çıktığı belirlendi.








Otelde yapılan aramalarda 25 kilo 160 gram olan uyuşturucu madde daha çıktı

Çalışmaların devamında, Andres Felipe Hıncapıe Arango isimli şahıs ise yanında bulunan kabin valizini Meksika uyruklu Roberto Carlos Serrano Astorga isimli şahsın konaklama yaptığı otele teslim edip ayrıldığı tespit edildi.

Andres Felipe Hıncapıe Arango isimli şahıs konaklama yaptığı otelinde yakalandı. Kabin valizini teslim alan Roberto Carlos Serrano Astorga isimli şahıs ise valizi otel odasına bıraktığı ve otelden ayrıldığı öğrenildi. Şahsa ait otel odasında yapılan aramada; toplam brüt ağırlığı 25 kilo 160 gram olan uyuşturucu maddelerden Kokain olduğu düşünülen beyaz renkli toz madde tespit edildi.

Yakalanan toplam 51 kilo 500 gram uyuşturucu maddelerin yaklaşık olarak piyasa değerinin 206 Milyon TL olduğu öğrenildi. Şüpheli iki şüpheli şahıs sevk edildiği mahkemece tutuklanırken, diğer iki şüpheli ise aranıyor.

Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı

Mersin'in Tarsus ilçesi merkezli gerçekleştirilen 7 milyar 640 milyon 332 bin TL'lik işleme sahip bahis çetesi operasyonunda, 42 şüpheli yakalandı

14.09.2026 13:12:00
İHA
 
Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı
Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı
Alınan bilgiye göre, Mersin ve Tarsus Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Şubesi ekipleri yasa dışı bahis suçlarına yönelik çalışma yaptı. Polisin çalışmasında Tarsus merkezli bahis şebekesi belirlendi.






50 şüphelinin banka hesap bilgilerini yasa dışı bahis suçunda kullandırdıklarının tespiti üzerine bugün eş zamanlı operasyona yapıldı. Operasyonda 42 şüpheli yakalandı, çok sayıda dijital materyal de ele geçirildi. Operasyon çerçevesinde ise 8 şüphelinin arandığı öğrenildi.








Öte yandan, gözaltına alınıp emniyete götürülen şüphelilerin hesaplarında 7 milyar 640 milyon 332 bin liralık işlem hacminin olduğu öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.

Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı

Bursa'nın İznik ilçesinde virajı alamayan kamyon, yol kenarında park halinde bulunan araca çarptı. Kazada kamyonda bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü yaralandı

13.09.2026 16:37:00
İHA
 
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Kaza, saat 14.00 sıralarında İznik-Yenişehir Karayolu'nun Derbent Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 TCA 07 plakalı kamyon, virajı alamayarak yol kenarında park halinde bulunan 59 ABK 976 plakalı araca çarptı.






Yaşanan kaza sonrası otomobilde bulunan bir kişi olay yerinde hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü ile kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 






Araçta sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.







Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde zemin oturması nedeniyle kolon ve duvarlarında tehlikeli yarıklar oluşan Emirali Apartmanı, hem bina sakinleri hem de çevredekiler için büyük risk oluşturuyor. Hukuki mücadelesini sürdüren ve korkudan geceleri gözüne uyku girmediğini söyleyen bina sakini Halit Erbulut, facia yaşanmadan yetkililerin acil olarak binada inceleme yapmasını ve karar vermesini istiyor

12.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 12.09.2026 12:54:09
İHA
 
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı Sefa Mahallesi Subaşı Sokak No: 1 adresinde bulunan Emirali Apartmanı'nın yapımına 2010 yılında bir müteahhit tarafından başlandı. İddiaya göre müteahhidin inşaatı yarım bırakması üzerine, temeli atılmış ve kolonları dikilen inşaat projesini binada hak sahibi olan Turgutlulu esnaf Halit Erbulut devralarak 2011 yılında binayı tamamladı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde zemin oturmasına bağlı olarak binada ufak çaplı çatlamalar başladı. Zamanla bu çatlaklar büyüyerek yapının taşıyıcı sistemlerini de tehdit eden tehlikeli yarıklara dönüştü.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.








"Apartmandaki herkes korkup kaçtı"

Apartman sakinlerinin binayı terk ettiğini kendisinin de binadan taşınacağını ama binanın çevreye de tehdit oluşturduğunu belirten Erbulut, "Apartmandaki herkes korkup kaçtı. Ben de çıkmayı düşünüyorum. Ancak benim bu apartmandan çıkmam bir şeyi değiştirmiyor. Depremde ve ya bir yıkılma durumunda çevreden geçenlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yetkililerin gelip bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.








"Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım"

Binada yapılacak işlemler için adli süreç başlattığını ancak bir sonuç alamadığını ifade eden Erbulut, "Adli süreçte bir hakime düştük. Hiçbir çalışma yapılmadı. Sonra başka bir hakim devraldı davayı ancak bir kere keşfe geldi. Sonrasında da dosyayı reddederek kapattı. İstinaf yolu açıktı ancak 2-3 yıl sürebileceğini öğrendim. Ancak bu süreçte acil bir şekilde binayla ilgilenilmesi gerekiyor. Binayla ilgili güçlendirmeyse güçlendirme, yıkılması gerekiyorsa yıkılması kararı alınsın. Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" dedi.








Temel iki parça atılmış, oturma sınırı aşılmış

Öte yandan, mahkeme sürecinde dosyaya giren bilirkişi heyeti ve itiraz tutanakları ise binadaki vahim tabloyu gözler önüne serdi. İtiraz dilekçelerinde yer alan Turgutlu mahkemelerinin raporlarına göre; binada zemin-yapı ilişkisinin doğru kurulamadığı belirlendi. Tanıklara ve raporlara yansıyan en çarpıcı detay ise binanın temelinin iki parça halinde dökülmüş olması. Birlikte hareket etmesi gereken temelin ayrı hareket etmesi nedeniyle binanın ara sokağa doğru yattığı ifade edildi. İnşaat mühendisliği açısından maksimum 2,50 santimetre olması gereken zemin oturmasının söz konusu binada 5,92 santimetreye ulaştığı ve yapının statik açıdan ciddi şekilde zorlandığı kayıtlara geçti.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.

Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı

Gaziantep'te kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmî belgede sahtecilik ve vergi suçlarına yönelik operasyonlarda yakalanan 57 şüpheliden 12'si tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında toplam 136 milyar 551 milyon 697 bin TL para hareketi tespit edildi, 620 milyon TL değerinde taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu

12.09.2026 12:40:00
İHA
 
Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı
Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı
Gaziantep'te Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmî belgede sahtecilik ve vergi suçlarına yönelik operasyon yapıldı. Operasyon çerçevesinde çok sayıda adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Operasyonlarda 57 şüpheli şahıs gözaltına alındı.






136 milyar TL hesap hareketi tespit edildi, 620 milyon TL mal varlığına el konuldu

Yakalanan şüphelilerin hesaplarında toplam 136 milyar 551 milyon 697 bin TL para hareketi tespit edildi, 620 milyon TL değerinde taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu. Adreslerde yapılan aramalarda yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirilmesi ise dikkat çekti.








12 şüpheli tutuklandı

Tamamlanan yasal işlemler ve sağlık kontrollerinin ardından adli makamlara sevk edilen 57 şüpheliden 12'si tutuklandı, 41 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.




















Türkiye ve iç güvenlik

Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir

12.09.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ve iç güvenlik
Türkiye ve iç güvenlik
Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir.

Bu bağlamda milli birlik ve milli bütünlük, ne kadar korktukları iki esas ise; bunlarla ayakta duran "ulus devlet" de o derece globalizmi tehdit eden bir devlet tipidir.

Milli Devlet'in muhafazasında en önemli ve öncelikli unsur, elbette içteki birliğin temin edilebilmesidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti farklı etnik gruplardan vücut bulmuştur.

Ancak gelenekleri, örf ve adetleri, siyaseti, dini, tarihi ve kültürü bir olarak bir medeniyet birikimi ile şekillenen Türk kimliğimiz, tüm etnik grupları bünyesinde toplamış, yekvücut ve tek kimlik haline getirmiştir; bunun adı Türk milletidir.







Artık burada farklılıklardan değil, tek olan bünyenin asla birbirinden kopartılamayacak ehemmiyeti haiz uzuvlarından, başından, elinden ve ayağından bahsedilebilir.

Gelinen bu noktada asırlarca bir arada, bu muazzez topraklar üzerinde yaşamış yüce milletimizin, hepsi eşit haklara sahip kardeşler olan aziz fertlerinin hangi etnik gruba mensup olduğunun bir önemi kalmamıştır.

Bizim kendi içimizde hallettiğimiz bu mesele, günümüzde küresel güçlerin çomak sokmalarının yanı sıra, içeride özellikle AB'ye uyum bahanesiyle adeta zemin hazırlayan basiretsiz politikacıların ve kimi taşeronların gayretleriyle, parçalanmamızın önünü açabilecek hassas bir nokta olarak değerlendirilmekte ve farklı mecralara çekilmektedir.







Bugün hiç alakası olmamasına rağmen, AB uyum çalışmaları adı altında Türkiye'den etnik bölünme ve ayrımcılığın önünü açacak düzenlemelerin talep edilmesi; bizim kendimizden asla ayrı– gayrı görmediğimiz kardeşlerimizin AB Parlamentosu kararlarında hakları korunması gereken azınlıklar olarak tarif edilmesi küresel bölücü yaklaşımın bir uzantısıdır.

Türkiye haricinde hiçbir devlet için AB üyelik müzakereleri şartları arasında yer almayan ve Türkiye dışında hiçbir ülkeden talep edilmeyen azınlıklara ilişkin düzenlemeler, aslında etnik çeşitlilikte birlik ve ahengi yakalamış olan ve bu ahenkle var olan milletimiz içinde karışıklık ortamı yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.







Görüldüğü gibi iç güvenliğimizin temini konusu, sadece kolluk kuvvetlerimizin vazifesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, iç güvenliğimizi tehdit eden ama uluslararası boyutu da olan siyasi bir mahiyet kazanmıştır.

Bu noktada kolluk kuvvetlerimizin dikkatli çalışmalarının yanı sıra, milli birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze halel getirecek tuzaklara ve manevralara karşı ayık olmak, tahriklere kapılmamak bir vatan borcu haline gelmiştir.

Devletimizin bekası ve Cumhuriyetimizin teminatı, milli birlik ve beraberliğimizdir; her zaman ve zeminde ifade ettiğimiz gibi sivil–asker ve devlet–millet birliği esastır.

Bu bağlamda bizce asayişin sağlanmasında asıl sorumluluk, güvenlik güçlerimizin değil, bu birlik ve beraberlik şuurunu vatandaşımıza kazandırması gereken siyasilerimizdedir.







Hangi etnik gruptan olursa olsun, her bireyi kucaklayacak, onu dış tahriklere ve toplum mühendisliği oyunlarına karşı uyanık tutacak olan milli şuur ve değerleri muhafaza edecek, asker–sivil birliği ve dayanışmasını temin edecek, devleti ile milletini kenetleyecek bir siyaset anlayışı, bu tür ayrımcılık hareketlerinin önünü kesecek tek yoldur. Asayişin temininin asıl yolu da budur.

İç güvenliğin sağlanmasını engelleyen bir diğer manevra ise dinler arası diyalog çalışmaları ve misyonerlik faaliyetleridir. En az etnik azınlıklar meselesinin gündem edilmesi kadar tehlikeli olan bu konu, dininden edilen vatandaşların Türklüğünü ve kimliğini inkâr noktasına sürükleyerek ayrımcılık ve bölücülüğe itmektedir.

Gayr– ı Müslimlerin her türlü can, mal namus, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşadıkları medeniyet tarihimizde olduğu gibi; bugün de bizim, elbette hiç kimsenin dini inancı ile bir sorunumuz yoktur, olamaz.

Ancak 'dinimi anlatıyorum' aldatmacasının arkasında sergilenen "etnik alt kimlikleri kaşıma ve etnik parselasyon" planları, işin sadece din anlatmak olmadığını göstermektedir.







Son dönemde özellikle AB'ye uyum sürecinde, misyonerlik faaliyetleri ile binlerce gencimiz, dinini değiştirmiştir. Bu projenin ikinci adımı ise İslam dininden kopartılan Türk gençlerine, Sen Türk değilsin, aslın Rum'dur veya aslın Ermeni'dir, aslı şudur, aslın budur, şeklindeki bölücü etnik telkindir.

Böylece Türk olmadığına ikna edilen bir vatandaşımızın ise, Anadolu toprakları aslında Türk yurdu değildir, söylemlerine karşı bir tepki vermesi elbette beklenemez.

Can, mal ve namus emniyetinin devlet eliyle temin edilmesi de bir ülkede iç güvenlik vardır, demek için, olmazsa olmaz hususlardır.

Eğer bu temel haklar, devlet tarafından korunamazsa; o zaman her şahıs için, kendi hakkını kendi kurallarına göre koruma yolu açılır ki, bu da huzur ve düzeni bozacak çok sakıncalı bir durumdur. Bu bakımdan Milli Devlet anlayışında, hakların koruyucusu ve teminatı yalnızca devlettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.