Kendileri ana yoldan savruldular, istikametten savruldular, tarihi tecrübelerden savruldular, gelenek çizgisinden savruldular…Elbette bu durum kendilerini bağlar ama koskoca ülkeyi bilinmez vadilere doğru savurdular, işin en acı tarafı işte bu.
İş başına geçtikleri günden beri savrulmaya ve savurmaya devam ediyorlar.
On yıldan beri ülkeyi idare eden iktidar partisi ve gayri resmi ortağı olan cemaat yapılanmaları Tevhid ehli olan Türk milletini, ne yazık ki, çok çok yazık ki haçlıların safına savurdular, Siyonistlerin safına savurdular, küresel tefecilerin ve yağmacıların hedef tahtasına yerleştirdiler.
İslam coğrafyasını paramparça edici planlarla, projelerle ortaya çıkan her fesat şebekesi nasıl oluyorsa bunlardan destek görüyor alkış alıyor.
Anadolu coğrafyasını bölecek-parçalayacak, kurda-kuşa yem edecek ne kadar sinsi plancılar ve projeciler varsa hepsi ile can-ciğer dost vaziyetindeler.
Bu savrulma sıradan bir savrulma olmadığı gibi ülkeyi ve milletimizi savurmaları da öylesine sıradan savurmalar değil.
Bir millet düşünü ki çeyrek asırdan beri gencecik çocuklarını teröre kurban veriyor, son on yılda terör daha da azmanlaşmış, daha azmış ve de azdırılmış, teröre ve teröriste destek verenler üç aşağı beş yukarı belli ve bunlardan en belli başlı olanı iktidar partisine “onur konuğu” olarak çağrılıyor ve kitleler tarafından alkışlanıyor.
Savrulmanın korkunç boyutlarını göstermesi açısından bu çok can alıcı bir örnektir.
İktidar partisi ve gayri resmi ortakları İslami söylemleri kullanarak, mezun oldukları İmam-Hatip okullarını referans olarak göstererek oy topladıkları halde, geldikleri son durum itibariyle İslam inancını sulandıran, İslam’ın sosyal hayattaki izlerini çaktırmadan silen bir ekip durumundalar. Aklı başında insanların, politize olmamış alimlerin getirdikleri haklı itirazları da “reel politika gereği” diyerek geçiştirmektedirler.
Kendi ifadeleri ile “reel politika gereği” kesin haramları helal olarak, kesin helalleri haram olarak hazmetme, kabul etme vadisine savrulmuş ve de kitleleri savurmuş noktasındalar.
İktidar hırsı uğruna, iktidarın nimetlerine ortak olma hasisliği uğruna hem dünyayı hem de ahireti mahvedecek olan böylesine tehlikeli sulara yelken açanlara hem acıyoruz hem de uyarıyoruz, uyarmaya da devam edeceğiz.
İş başına geçtikleri günden beri savrulmaya ve savurmaya devam ediyorlar.
On yıldan beri ülkeyi idare eden iktidar partisi ve gayri resmi ortağı olan cemaat yapılanmaları Tevhid ehli olan Türk milletini, ne yazık ki, çok çok yazık ki haçlıların safına savurdular, Siyonistlerin safına savurdular, küresel tefecilerin ve yağmacıların hedef tahtasına yerleştirdiler.
İslam coğrafyasını paramparça edici planlarla, projelerle ortaya çıkan her fesat şebekesi nasıl oluyorsa bunlardan destek görüyor alkış alıyor.
Anadolu coğrafyasını bölecek-parçalayacak, kurda-kuşa yem edecek ne kadar sinsi plancılar ve projeciler varsa hepsi ile can-ciğer dost vaziyetindeler.
Bu savrulma sıradan bir savrulma olmadığı gibi ülkeyi ve milletimizi savurmaları da öylesine sıradan savurmalar değil.
Bir millet düşünü ki çeyrek asırdan beri gencecik çocuklarını teröre kurban veriyor, son on yılda terör daha da azmanlaşmış, daha azmış ve de azdırılmış, teröre ve teröriste destek verenler üç aşağı beş yukarı belli ve bunlardan en belli başlı olanı iktidar partisine “onur konuğu” olarak çağrılıyor ve kitleler tarafından alkışlanıyor.
Savrulmanın korkunç boyutlarını göstermesi açısından bu çok can alıcı bir örnektir.
İktidar partisi ve gayri resmi ortakları İslami söylemleri kullanarak, mezun oldukları İmam-Hatip okullarını referans olarak göstererek oy topladıkları halde, geldikleri son durum itibariyle İslam inancını sulandıran, İslam’ın sosyal hayattaki izlerini çaktırmadan silen bir ekip durumundalar. Aklı başında insanların, politize olmamış alimlerin getirdikleri haklı itirazları da “reel politika gereği” diyerek geçiştirmektedirler.
Kendi ifadeleri ile “reel politika gereği” kesin haramları helal olarak, kesin helalleri haram olarak hazmetme, kabul etme vadisine savrulmuş ve de kitleleri savurmuş noktasındalar.
İktidar hırsı uğruna, iktidarın nimetlerine ortak olma hasisliği uğruna hem dünyayı hem de ahireti mahvedecek olan böylesine tehlikeli sulara yelken açanlara hem acıyoruz hem de uyarıyoruz, uyarmaya da devam edeceğiz.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026


























































