AB uyum yasaları paketi mecliste kabul edilerek kanunlaştı. Milleti temsil eden vekiller AB yolunda önemli bir adım atmış olmanın sevincini yaşarken, yabancı basın bu kararı "son dakika haberi" olarak duyurdu. The Guardian, Reuters gibi Avrupa medyası kararı memnuniyetle karşıladı.
Ancak milletin "vekillerinin" aldığı bu karardan millet ne derece memnun? Acaba millet, idamın kaldırılması, yabancı vakıflara mülk edinme hakkı vs. gibi kritik maddeler içeren bu paketi meclise kadar getiren ve kanunlaşmasına zemin hazırlayan, "hükümet ve onun milliyetçi kanadı" hakkında ne düşünüyor? O milliyetçi kanat ki bir zaman evvel "Apo'yu asacaklarını" vaad ederek milletimiz ve bilhassa şehit ailelerini can damarından yakalayarak oy toplamış ve iktidara gelmişti.
Ancak "savaş ve çok yakın savaş halleri dışında idam cezasının kaldırılması"nı öngören madde başta olmak üzere AB yasalarını anayasa komisyonundan Meclis kürsülerine getiren hükümetin milliyetçi kanadı MHP olmuştur. Meclise kadar gelen pakete göstermelik bir şekilde ve tabanın tepkisini göz önüne alarak -bunlara 3 Kasım seçim hesaplarını da ekleyelim- "Biz karşı çıkalım, diğer partiler destek verip kanunlaştırsın" taktiğiyle geçit veren yine MHP'dir.
Ne var ki bu danışıklı dövüş misali manevralar MHP'ye bir şey kazandırmadığı gibi milletin desteğini ve güvenini ciddi şekilde kaybetmesine de sebep olmuştur.
Şehit Aileleri Derneği Zonguldak Şube Başkanı bu hususta bütün acılı şehit ailelerinin ortak düşüncesini dile getiriyor:
"Hükümetteki hiç bir partiye güvenmiyoruz. MHP Apo'yu asacağını vaad ederek oy topladı. Bu zamana kadar söylediği yönde bir şey yapmadı. 3 Kasım'da seçim olacağının anlaşılması üzerine güya Apo'ya karşı tavır aldılar. Ben milletvekili olsam, bir şey yapamadıysam bir daha oy istemeye utanırdım. Bunlar ne yüzle oy isteyecekler? Ne olduysa çocuklarımıza oldu. Onları geri getiremeyiz."
Milletin bu acısına ortak olması gerekenler, milletin iradesini temsil eden "vekiller" maalesef AB'nin isteklerini kayıtsız şartsız tasdikler bir duruma gelmişledir.
Ancak hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Ve millet bu zehir zemberek AB paketinin içinde yer alan hiçbir maddeyi kabul etmemekte ve içine sindirememektedir. Bugün idamın kaldırılması, ana dilde eğitim, yabancı vakıfların mülk edinmesi vb. içeren paketleri, yarın açıkça Ege'yi, Kıbrıs'ı, Güneydoğu'yu talep eden paketler izleyecektir.
Bunun sinyalleri çoktan verilmeye başlandı. İşte Avrupa Parlamentosu'nun 10 Şubat 2000 tarihli kararı:
"Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının % 37'sini yasa dışı bir biçimde işgal etmektedir. Avrupa Parlamentosu Türk hükümetine Kuzey Kıbrıs'taki işgal güçlerini geri çekme çağrısında bulunur."
Avrupa Parlamentosu'nun Ege Kıta Sahanlığı konusunda, Güneydoğu konusunda, idam meselesinde benzer kararları mevcuttur.
Ancak Türk milleti bu kararların hiç birisine destek vermiyor. Her alanda milli bir duruşu esas alan ve AB'ye karşı olduğu bilinen BTP'ye milletimizin gösterdiği yoğun ilgi bu hakikatin işaretidir. Kanaatim o ki son olarak kabul edilen bu AB paketi BTP'ye olan desteği daha da arttıracaktır. Diğer partiler vatandaşın desteğini kaybetmiştir. BTP ise gayet akıllı bir şekilde ilerlemektedir.
Ancak milletin "vekillerinin" aldığı bu karardan millet ne derece memnun? Acaba millet, idamın kaldırılması, yabancı vakıflara mülk edinme hakkı vs. gibi kritik maddeler içeren bu paketi meclise kadar getiren ve kanunlaşmasına zemin hazırlayan, "hükümet ve onun milliyetçi kanadı" hakkında ne düşünüyor? O milliyetçi kanat ki bir zaman evvel "Apo'yu asacaklarını" vaad ederek milletimiz ve bilhassa şehit ailelerini can damarından yakalayarak oy toplamış ve iktidara gelmişti.
Ancak "savaş ve çok yakın savaş halleri dışında idam cezasının kaldırılması"nı öngören madde başta olmak üzere AB yasalarını anayasa komisyonundan Meclis kürsülerine getiren hükümetin milliyetçi kanadı MHP olmuştur. Meclise kadar gelen pakete göstermelik bir şekilde ve tabanın tepkisini göz önüne alarak -bunlara 3 Kasım seçim hesaplarını da ekleyelim- "Biz karşı çıkalım, diğer partiler destek verip kanunlaştırsın" taktiğiyle geçit veren yine MHP'dir.
Ne var ki bu danışıklı dövüş misali manevralar MHP'ye bir şey kazandırmadığı gibi milletin desteğini ve güvenini ciddi şekilde kaybetmesine de sebep olmuştur.
Şehit Aileleri Derneği Zonguldak Şube Başkanı bu hususta bütün acılı şehit ailelerinin ortak düşüncesini dile getiriyor:
"Hükümetteki hiç bir partiye güvenmiyoruz. MHP Apo'yu asacağını vaad ederek oy topladı. Bu zamana kadar söylediği yönde bir şey yapmadı. 3 Kasım'da seçim olacağının anlaşılması üzerine güya Apo'ya karşı tavır aldılar. Ben milletvekili olsam, bir şey yapamadıysam bir daha oy istemeye utanırdım. Bunlar ne yüzle oy isteyecekler? Ne olduysa çocuklarımıza oldu. Onları geri getiremeyiz."
Milletin bu acısına ortak olması gerekenler, milletin iradesini temsil eden "vekiller" maalesef AB'nin isteklerini kayıtsız şartsız tasdikler bir duruma gelmişledir.
Ancak hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Ve millet bu zehir zemberek AB paketinin içinde yer alan hiçbir maddeyi kabul etmemekte ve içine sindirememektedir. Bugün idamın kaldırılması, ana dilde eğitim, yabancı vakıfların mülk edinmesi vb. içeren paketleri, yarın açıkça Ege'yi, Kıbrıs'ı, Güneydoğu'yu talep eden paketler izleyecektir.
Bunun sinyalleri çoktan verilmeye başlandı. İşte Avrupa Parlamentosu'nun 10 Şubat 2000 tarihli kararı:
"Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının % 37'sini yasa dışı bir biçimde işgal etmektedir. Avrupa Parlamentosu Türk hükümetine Kuzey Kıbrıs'taki işgal güçlerini geri çekme çağrısında bulunur."
Avrupa Parlamentosu'nun Ege Kıta Sahanlığı konusunda, Güneydoğu konusunda, idam meselesinde benzer kararları mevcuttur.
Ancak Türk milleti bu kararların hiç birisine destek vermiyor. Her alanda milli bir duruşu esas alan ve AB'ye karşı olduğu bilinen BTP'ye milletimizin gösterdiği yoğun ilgi bu hakikatin işaretidir. Kanaatim o ki son olarak kabul edilen bu AB paketi BTP'ye olan desteği daha da arttıracaktır. Diğer partiler vatandaşın desteğini kaybetmiştir. BTP ise gayet akıllı bir şekilde ilerlemektedir.
Ahmet Hamza Baş / diğer yazıları
- Gazze'de yaşananlar ve Filistin meselesinin iç yüzü (2) / 25.07.2014
- Gazze'de yaşananlar ve Filistin meselesinin iç yüzü / 24.07.2014
- Aydınların zafiyeti / 13.02.2014
- İdareci kadroları seçerken / 25.12.2013
- Mevlana'yı anlamak / 20.12.2013
- Kim bir zalime yardım ederse / 17.12.2013
- Fransa'nın gerçeği / 26.12.2011
- Kapanmayan yara; Kerbela / 06.12.2011
- Ilımlı İslam deyince / 03.12.2011
- Vicdani red konusuna farklı bir bakış / 01.12.2011
- Gazze'de yaşananlar ve Filistin meselesinin iç yüzü / 24.07.2014
- Aydınların zafiyeti / 13.02.2014
- İdareci kadroları seçerken / 25.12.2013
- Mevlana'yı anlamak / 20.12.2013
- Kim bir zalime yardım ederse / 17.12.2013
- Fransa'nın gerçeği / 26.12.2011
- Kapanmayan yara; Kerbela / 06.12.2011
- Ilımlı İslam deyince / 03.12.2011
- Vicdani red konusuna farklı bir bakış / 01.12.2011




























































