Ayşe anne sen, ciğerpareni, gencecik civanını, yirmi yıl öpüp kokladığın yiğidini vatan uğruna şehit verdin amma, Başbakan tarafından aranmayı hak edemedin.Emine gelin sen, hem hayatının baharında hem de evliliğinin ikinci yılında biricik yavrunla kalakaldın, dağ parçası yiğidini vatan uğruna şehit verdin, şehidinin ardından ağlamadın, ağlayanları teselli ettin, yürekli bir Türk gelini gibi davrandın fakat bu ülkenin Başbakanı, Savunma Bakanı, ne bileyim herhangi bir Bakanı seni arayıp acılarını paylaşma lütfunda bulunmadılar.Hasan amca, Osman dede sizler de asker yolu beklerken, tezkereye üç ay kaldı, beş ay kaldı diye sayıp, belki gençler için düğün hazırlıkları yaparken delikanlıların tabutları ile karşılaştınız. Biricik Yusufunun ölüm haberini alıp yanıp yakılan Yakup gibi yıkıldınız. Haklı olarak devleti yönetenlerden bir telefon, bir telgıraf beklediniz, biriki cümle taziye dilekleri beklediniz ve aylar geçti, yıllar geçti hala da bekliyorsunuz.Başbakan sizi aramadı, arayamadı ve aramayacak. Çünkü Başbakan'ın araması gereken çok daha önemli kişiler, kişilikler var. Onların duruşma tarihlerini gün gün saat saat takip ederek duruşma başlamadan onları arıyor.Bir kadın, Başbakan'ın deyimi ile "Elif Hanım" bir roman yazıyor, tarihi gerçekleri altüst ediyor, aziz ecdadımızı kasaplıkla, Ermenilere soykırım yapmakla suçluyor. Yani Türklüğe hakaret ederek, aşağılayarak, iftira atarak 301. maddeyi ihlal ediyor ve hakkında dava açılıyor. Duruşma günü gelmeden Soros beslemesi ne kadar kalem varsa yaygarayı koparıyorlar, bu meseleyi de getirip AB meselesine bağlıyorlar. Avrupa parlamentosundan temsilcilerin de katılacağını, bu davanın Avrupa Birliği ülkelerinden de yakinen takip edildiğini günlerce yazıp çiziyorlar.Söz konusu iftira davası, Müslüman Türk milletinin geçmişini karalayan, katillikle suçlayan "Elif Hanım"ın davası başlıyor ve bitiyor, jet mahkemeden jet hızıyla berat kararı çıkıyor. Avrupa adına mahkemeye müdahil olanların ağızları kulaklarında, sonuç güzel ama diyorlar, bu yetmez, ilgili madde de hemen kaldırılmalıdır. Derken mikrofonlar bu ülkenin Başbakanına uzatılıyor, o da ne, sayın Başbakanımız da en az diğerleri kadar mutlu ve mesut. Berat kararından son derece memnun ve laf arasında diyor ki; "Ben zaten akşam, Elif Hanımı aramıştım, geçmiş olsun dileklerimi iletmiştim."Ayşe anne, Emine gelin, Hasan amca, Osman dede, gördüğünüz gibi Başbakanın sizleri aramaya vakti yok, o şimdilerde Türk milletinin dedelerine iftira atanları aramakla ve iltifat etmekle meşgul. Hem siz koskoca Başbakan'ın telefonunu hak edecek ne yaptınız ki?Akşamdan aranan "Elif Hanım"ı lütfen bir inceleyin.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yalanlar yılana tebdil olurken… / 13.02.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026




























































