logo
08 AĞUSTOS 2026

Sınıflardan topluma uzanan köprü:

Dünyada ve bölgede tırmanan kutuplaşma, sosyal uyumsuzluklar ve dijital platformlarda hızla yayılan nefret söylemleri, eğitim sistemlerinin geleneksel rollerini yeniden masaya yatırıyor

14.06.2026 10:20:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Sınıflardan topluma uzanan köprü:
Sınıflardan topluma uzanan köprü:
Dünyada ve bölgede tırmanan kutuplaşma, sosyal uyumsuzluklar ve dijital platformlarda hızla yayılan nefret söylemleri, eğitim sistemlerinin geleneksel rollerini yeniden masaya yatırıyor.

Sadece akademik başarıya, formüllere ve ezbere dayalı bir müfredatın toplumsal huzuru sağlamada yetersiz kaldığını gören uzmanlar, uzun süredir göz ardı edilen bir kavramı yeniden yüksek sesle tartışıyor: Barış Eğitimi.

Peki, okul sıralarından başlayarak toplumsal barışı inşa etmeyi hedefleyen Barış Eğitimi tam olarak nedir, okullarda nasıl uygulanır ve yapısal engelleri nelerdir? İşte eğitim dünyasının geleceğini şekillendiren o yaklaşım:







Barış eğitimi nedir?

Toplumsal algıda barış eğitimi, genellikle okullarda akran zorbalığını önlemek ya da çocukların fiziksel kavgalarını durdurmak gibi dar bir çerçeveye sıkıştırılıyor. Oysa modern eğitim biliminde bu kavram, çok daha geniş ve köklü bir dönüşümü ifade ediyor.

Barış eğitimi; bireylerin çatışmaları şiddete başvurmadan, diyalog ve uzlaşı yoluyla çözme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan; adalet, insan hakları, empati ve farklılıklara saygı gibi değerleri merkeze alan bütüncül bir pedagoji modelidir.

Eğitimciler bu noktada Norveçli sosyolog Johan Galtung'un iki farklı barış tanımına atıfta bulunuyor:

Negatif Barış: Sadece sıcak çatışmanın, savaşın veya fiziksel şiddetin olmaması durumudur. Okullarda disiplin cezalarıyla sağlanan "sessizlik" buna örnektir.

Pozitif Barış: Şiddetin temelini oluşturan sosyal adaletsizliğin, ayrımcılığın, önyargıların ve yapısal eşitsizliklerin ortadan kalkmasıdır. Barış eğitimi, işte bu pozitif barış ortamını kalıcı kılmayı hedefler.







Sınıfta barış nasıl inşa edilir? Müfredat ve yöntemler

Barış eğitimi, ders kitaplarına eklenen bir iki kuru metinden ibaret kaldığında amacına ulaşamıyor. Uzmanlara göre bu eğitimin başarıya ulaşması için sistemin kılcal damarlarına sızması gerekiyor:

Eleştirel Düşünce ve Söylem Analizi: Öğrencilere medya, sosyal medya veya tarih kitaplarındaki kutuplaştırıcı dil ile "ötekileştirici" söylemleri fark etme becerisi kazandırılır. "Biz ve Onlar" ayrımının nasıl inşa edildiği sorgulatılır.







Şiddetsiz İletişim ve Akran Arabuluculuğu: Okullarda öğrenciler arasında çıkan tartışmalarda öğretmenlerin gardiyan rolü oynaması yerine, öğrencilerin "akran arabulucu" olarak eğitilmesi sağlanır. Çocuklar, sorunları empati kurarak ve aktif dinleme yöntemleriyle çözmeyi bizzat deneyimler.

Tarih Eğitiminin Yeniden Yapılandırılması: Tarih derslerinin sadece zaferler, savaşlar ve düşmanlıklar üzerinden değil; kültürlerin etkileşimi, ortak yaşam pratikleri ve barış antlaşmalarının toplumsal faydaları üzerinden de anlatılması teşvik edilir.







Barış eğitiminin önündeki bariyerler

Teoride kusursuz görünen bu modelin küresel ölçekte hayata geçirilmesinin önünde ciddi sistemik engeller bulunuyor. Bunların başında, sınav odaklı eğitim sistemleri geliyor. Akademik rekabetin, test skorlarının ve "başkalarını geçme" felsefesinin kutsandığı bir iklimde; iş birliği, empati ve dayanışma gibi değerler lüks veya zaman kaybı olarak görülebiliyor.

Diğer bir engel ise siyasi iklim. Dönemsel olarak yükselen milliyetçi dalgalar, iç politikadaki kutuplaşma dinamikleri ve devletlerin güvenlik bürokrasileri, eğitimde "sorgulayıcı ve barışçıl" bir dilden ziyade, homojen ve savunmacı bir müfredatı dayatabiliyor. Bu da barış eğitiminin okul duvarları arasında sıkışıp kalmasına yol açıyor.







"Okul, Toplumun Laboratuvarıdır"

Eğitim sosyologları, okulların toplumsal barış açısından kritik bir laboratuvar olduğunu hatırlatıyor. Farklı sosyo-ekonomik arka planlardan, inançlardan veya etnik kökenlerden gelen çocukların hayatta eşit şartlarda bir arada bulunduğu yegane alan okullardır.

Eğer eğitim sistemi bu heterojen (çeşitli) yapıyı bir tehdit değil de zenginlik olarak yönetebilecek "barış dilini" çocuklara aşılayabilirse, bu çocuklar yetişkin olduklarında sokakta, iş yerinde ve siyasette de barışın taşıyıcısı oluyorlar. Aksi takdirde, toplumsal kırılganlıkları ve önyargıları besleyen bir eğitim sistemi, farkında olmadan geleceğin çatışma zeminini kendi elleriyle hazırlamış oluyor.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.