logo
25 AĞUSTOS 2026

Sivas'tan botla Kızılırmak yolculuğuna çıkan baba ile oğlu Osmancık'a ulaştı

Sivas Kongresi'nin 101'inci yılı etkinlikleri kapsamında, Kızılırmak'ın doğduğu Sivas'tan başlayıp Karadeniz'e döküldüğü Samsun'a kadar rafting botuyla yolculuğa çıkan Erdal Orhan Çakırer (55) ve oğlu Muhammed Çakırer (25), Çorum'un Osmancık ilçesine ulaştı

01.09.2020 19:26:00
 
Sivas'tan botla Kızılırmak yolculuğuna çıkan baba ile oğlu Osmancık'a ulaştı
Sivas'tan botla Kızılırmak yolculuğuna çıkan baba ile oğlu Osmancık'a ulaştı
Sivas Kongresi'nin 101'inci yılı etkinlikleri kapsamında, Sivas'ta yaşayan Erdal Orhan Çakırer ve oğlu Muhammed Çakırer, 25 Ağustos'ta rafting botu ile Kızılırmak üzerinden Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Çankırı, Çorum ve son olarak Samsun'a gitmek üzere yola çıktı. Baba- oğul Kızılırmak'ta devam eden yolculukları kapsamında bugün Çorum'un Osmancık ilçesine ulaştı.

Kızılırmak Nehrinde yaklaşık 1500 kilometre kürek çekerek, Sivas Kongresi'nin 101'inci yıl dönümü olan 4 Eylül'de Samsun'da olmayı planlayan baba ve oğlu Kızılırmak'ın Osmancık geçişindeki bazı bentlerde sıkıntılı yol alırken ikiliye ilçede görev yapan muhabirler yardımcı oldu.

Sivas Valiliği, Sivas Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü destekleri ile botla kürek çekerek Kızılırmak Nehrinden yol alan ve Koyun Baba Köprüsü ayaklarında mola veren baba ve oğlunu burada ilçe belediye başkanı Ahmet Gelgör, İlçe Gençlik Spor Müdürü Abdullah Küçükgöz, İlçe Milli Eğitim Müdürü İdris Makineci ve vatandaşlar karşıladı. Erdal Orhan Çakırer, Sivas Valiliği adına, taşıdığı tabloyu Çorum Valiliği'ne verilmek üzere Belediye Başkanı Ahmet Gelgör'e teslim ederken belediye başkanı Ahmet Gelgör'de ilçede yetişen Osmancık pirincinden taktim etti.

İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Baba Çakırer, farkındalık oluşturmak için böyle bir etkinlik yaptıklarını belirterek,"Sivas'ta 4 Eylül etkinlikleri kapsamında 25 Ağustos'ta yola çıktık. Cumhuriyetin kurulmasında önemli rol oynayan Milli Mücadele'nin başladığı 4 Eylül kongrelerini Türkiye'ye anlatmak, Türkiye'deki herkesin buna nasıl canı gönülden dahil olduğunu görmek için yola çıktık. Zorlu bir yolculuk olduğunu biliyoruz. Ama böyle gittiğimiz yerlerde karşılandığımızda yorgunluğumuzun hepsi geçiyor. Bizim buradaki amacımız Sivas'tan Karadeniz'i birbirine bağlayan Kızılırmak üzerinden Karadeniz'e gitmek. Bir bağ ve farkındalık oluşturarak 4 Eylül'ü herkese anlatmak istiyoruz. 4 Eylül ruhunu, 4 Eylül'de neler yaşandığını Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasındaki önemini anlatmaya çalışıyoruz. Bundan sonraki zamanda inşallah Erzurum'daki başlayan bir sistemle devam edeceğiz. Osmancık'ta olmaktan çok mutluyum. İnşallah ileride ailemi alıp geleceğim buralar çok güzel, göstermek isterim. Çok güzel bir yerde yaşıyorsunuz çok şanslı olduğunuzu düşünüyorum. Sanki evimizde gibiyiz, Türkiye'nin her yeri evimiz gibi' dedi.

'Kızılırmak nehrini kürek çekerek ilk biz geçmeye çalışıyoruz'

Daha önce Kızılırmak üzerinde kürek çekerek 1500 kilometre yol kat eden olmadığını belirten Erdal Orhan Çakırer de, 'Kızılırmak Nehri'ni kürek çekerek ilk biz geçmeye çalışıyoruz. Ama keşke bir motor olsaydı onunla geçseydik daha kolay olurdu. Onu da bu gün burada öğrendik. Çünkü ilçe geçişinde bentler varmış, biraz oralarda geçmekte zorluk çektik. Ama inşallah 4'ünde bitireceğiz. Ondan sonra bol bol dinleneceğiz' şeklinde konuştu.
Muhammed Çakırer ise böyle bir projede babası ile birlikte yer almanın mutluluğu içinde olduğunu belirterek, "Etap zorlu ama güzel zevkli bir yolculuk oluyor. İnşallah 4 Eylül'de Samsun-Bafra'da çıkışımızı sağlayacağız. Bu serüveni bitirmiş olacağız' diye konuştu.

'Kızılırmak nehri Türkiye'de doğup Türkiye'de dökülen en uzun ırmak'

Osmancık Belediye Başkanı Ahmet Gelgör, Kızılırmak Nehrinin Türkiye'de doğup Türkiye'de dökülen en uzun nehir olduğunu belirterek, 'Bu etkinlikten dolayı çok teşekkür ediyorum. İnşallah nice yüzyıllar Cumhuriyetimiz baki kalır. Bizden sonraki nesillerde bu bayrağı taşır, taşıyacakta' diyerek baba ve oğluna Osmancık pirinci ikram etti.

İlçe Gençlik Spor Müdürü Abdullah Küçükgöz ise Çorum Valisi Mustafa Çiftçi ve İlçe Kaymakamı Ayhan Akpay adına baba ve oğlunu tebrik ederek kalan yolculukları için başarı diledi.
İHA

Mekke Anlaşması turnusol testinde


 
İran şartlı da olsa ilk kez 7Ağustos'ta Mekke'de imzalanan Mekke Anlaşması'na katılabileceğini deklare etti. İran'ın dahil edilip edilmeyeceği veya hangi şartlar altında pakta alınacağı ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

25.08.2026 17:22:00
Haber Merkezi
 
 Mekke Anlaşması turnusol testinde
 Mekke Anlaşması turnusol testinde

İran'da Düzenin Maslahatını Koruma Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ülkesinin Mekke Anlaşması'na (Mekke Paktı) ancak prensipleri belirleyen bir 'kurucu ortak' olarak katılabileceğini söyledi. 22 Ağustos'ta devlet televizyonu IRINN'e konuşan Rızai, İran ve Mısır'ın bu tür düzenlemelerin dışında bırakılmaması gerektiğini kaydetti. Rızai iki ülkenin, anlaşmanın temel prensiplerinin şekillendirilmesinde rol oynamaları gerektiğini belirtti. Rızai, "İran ve Mısır bu tür anlaşmalarda yer almamazlık edemez ancak kurucu olarak, orada imzalanan belgelerin fikirsel çerçevesini oluşturan taraflar olarak yer almalıdırlar" dedi.

ABD'nin rolü azalıyor

Mekke paktına atıfta bulunan Rızai, "bu dostların" kendi aralarında bir anlaşma yapıp ardından İran'dan bunu onaylamasını istemelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in kıdemli danışmanlarından Rızai, girişimin ABD'nin bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Washington'ın rolünü azaltma kararı olarak tanımladığı gelişmelerden kaynaklandığını savundu.
Rızai, "Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki dostlarımız ve kardeşlerimiz bir anlaşma imzaladı. Neden? Çünkü Amerika onlara 'Hoşça kalın, gidiyoruz' dedi" ifadelerini kullandı.

Tahran davet edildi mi?

Diğer yandan İran basını, Beyrut merkezli El Meyadin televizyonunun haberine dayanarak Tahran'ın anlaşmaya katılması için davet aldığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, anlaşmaya ilişkin büyük ölçüde tarafsız bir tutum sergilemiş ve bunu bölgedeki güvenlik anlayışının değiştiğinin bir göstergesi olarak nitelendirmişti. Bekayi, İran'ın üç kurucu ülkeyle temas halinde olduğunu ve girişim hakkında bilgilendirildiğini söylerken, Tahran'ın anlaşmaya katılma ihtimali için de açık kapı bırakmıştı. Bölgesel güvenlikle ilgili ayrı bir açıklama da İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'tan geldi.
22 Ağustos'ta X platformunda yaptığı paylaşımda Tahran'ın yeni bölgesel güvenlik ve ekonomik düzenlemelerin oluşturulmasına ilişkin komşu ülkelerden mesajlar aldığını söyledi. Kalibaf, bu temasların ABD'nin "İsrail uğruna" müttefiklerinin güvenliğini zayıflattığı bir dönemde gerçekleştiğini belirtti. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın 19 Ağustos'ta sosyal medya hesabından İran'a karşı "bir ülkeye karşı şimdiye kadar uygulanan en yıkıcı ekonomik operasyonu" başlatma sözü vermişti.

Muhtemel üyeler

Mekke Anlaşması'nın geleceğini kaç ülkenin katılacağından çok hangi ülkelerin katılacağı belirleyecek. Mısır, yapıya askeri ve siyasi ağırlık; Katar, Körfez içinde daha fazla derinlik ve mali kapasite; Irak ise ittifakın İran karşıtı veya mezhepsel bir blok olmadığı yönünde daha güçlü bir bölgesel meşruiyet kazandırabilir. İran'ın güçlü siyasi ve güvenlik nüfuzu nedeniyle çoğu zaman Tahran'a yakın görülen Bağdat'ın böyle bir yapıya katılması, paktın bir Sünni ittifakı olduğu yönündeki okumaları önemli ölçüde zayıflatır. Dahası, İran'ın kaygılarını yapının içinden dile getirebilecek bir aktörü de masaya taşır.


7 Ağustos'ta kurulmuştu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Mekke'de ortak savunma anlaşması imzaladı. "Mekke Anlaşması ya da Mekke Paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Türkiye paktın yeni üyelere açık olduğunu yineleyen açıklamalar yaptı.

Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu

Karadeniz'in Bartın açıklarında son 70 günde üçüncü insansız hava aracı (İHA) bulundu. Kapısuyu köyü plajında bulunan İHA incelenmek üzere jandarma ekipleri tarafından alındı

25.08.2026 12:31:00 / Güncelleme: 25.08.2026 12:33:20
İHA
 
Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu
Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu
Bartın Kastamonu sınırındaki Kapısuyu köyü açıklarında, denizde yüzen gençler tarafından bir cisim görüldü. Gençlerin durumu jandarmaya haber vermesi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu sevk edildi. Mühimmat bulunması ihtimaline karşı dronun, sahil güvenlik botu gözetiminde dalgalarla sahile sürüklenmesi beklendi. Sahile ulaşan İHA, jandarmanın geniş güvenlik tedbirleri arasında incelendi.

Öncekilerle aynı

İlk tespitlerde dronda, mühimmat bulunmadığı, önceki bulunanlarlar gibi gövde ve kanatlarının strafor köpükten, pervanelerinin ağaçtan, eklenti vidalarının ise plastikten yapıldığı tespit edildi. Rus yapımı olduğu tahmin edilen insansız hava aracının menşeinin ise Ankara'da yapılacak incelemede belirlenmesi bekleniyor.

70 günde 3 İHA bulundu

Bartın'da 14 Haziran'da Kapısuyu Köyü Plajı'nda, 19 Haziran'da ise Bartın'ın Amasra ilçesine bağlı Çakraz Plajı'nda insansız hava aracı bulunmuştu. Son 70 günde bulunan 3 insansız hava aracının da birbirinin benzeri olduğu, Ukrayna ve Rusya Savaşı'nda kullanılan insansız hava araçlarından olduğu tahmin ediliyor.

Kayseri'deki kazada faciadan dönüldü


 
Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde yolcu otobüsü ile benzin taşıyan tankerin çarpışması sonucu meydana gelen kazada 35 kişi yaralandı. Benzinin alev almaması sonucu büyük bir facia ucuz atlatıldı.

25.08.2026 08:15:00
Haber Merkezi/AA
 
Kayseri'deki kazada faciadan dönüldü
Kayseri'deki kazada faciadan dönüldü

Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde Osman Kavuncu Bulvarı'nda Cizre'den Ankara'ya giden 33 ANR 013 plakalı yolcu otobüsü ile 38 ARP 821 plakalı benzin yüklü tanker Kayseri Organize Sanayi Kavşağı'nda çarpıştı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. Kazada yaralanan 35 kişi kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı.

Benzin yola döküldü

Çarpışmanın etkisiyle devrilen tankerdeki yakıt yola döküldü. Belediye ekipleri yola dökülen benzini temizlemek için çalışma başlattı.

Son derece yanıcı bir madde olan benzinin alev almaması sonucu büyük bir facia ucuz atlatıldı.

Paşalık bitti, partizanlık başladı!

Eski Genelkurmay Başkanı, eski Milli Savunma Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, vatan için canını ortaya koyan gazilerin ve şehit ailelerinin anayasal hak taleplerini hedef aldı

24.08.2026 21:50:00
Haber Merkezi
 
Paşalık bitti, partizanlık başladı!
Paşalık bitti, partizanlık başladı!
Eski Genelkurmay Başkanı, eski Milli Savunma Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, vatan için canını ortaya koyan gazilerin ve şehit ailelerinin anayasal hak taleplerini hedef aldı.

Gazilerimizin yıllardır süregelen ekonomik ve sosyal hak mücadelelerini "şahsi ve siyasi kazanç peşinde koşmak" olarak nitelendiren Akar, hak arayan malul sayılmayan gazileri ve ailelerini adeta "siyasi provokatör" ilan etti.

Yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst kademesinde görev yapmış eski bir genelkurmay başkanının, gazilerin ve şehit yakınlarının yaşadığı mağduriyetlere çözüm üretmek yerine, talepleri "istismar ve tahrik" olarak yaftalaması kamuoyunda ve gazi camiasında büyük bir tepki dalgasına yol açtı.

Kendi askerlerinin hak mücadelesini "azınlık" diyerek küçümsedi



Savaşta ya da terörle mücadelede yaralanıp vücudunda kurşun ve şarapnel parçalarıyla yaşayan ancak mevzuattaki yüzde 40 engellilik sınırı nedeniyle "Gazi" unvanı alamayan binlerce malul sayılmayan gazi bulunuyor.

Bu kahramanların protez, maaş ve istihdam gibi en temel insani ve hukuki hakları için yürüttüğü hak mücadelesi, eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından "küçük bir azınlığın siyasi faaliyeti" olarak basitleştirildi.

Geçmişte bu askerlerin komutanlığını yapan bir ismin, emir komutası altındaki kahramanların hak taleplerine bu denli dışlayıcı ve suçlayıcı bir dille yaklaşması "tarihi bir vefasızlık" olarak yorumlandı.

Siyaset Kürsüsünden Kahramanlara İtham



Hulusi Akar'ın açıklamaları, iktidarın gaziler arasında ayrımcılık yaptığı ve hak arama hürriyetini bastırmaya çalıştığı eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Gazilerin hak mücadelesini yürüten dernekler ve muhalefet temsilcileri, eski Genelkurmay Başkanı Akar'ın sözlerine sert tepki göstererek şu vurguları yaptı:

Gazilerin anayasal haklarını talep etmesi bir istismar değil, devletin onlara olan borcudur.

Akar'ın eski bir asker ve genelkurmay başkanı gibi değil, tamamen partizan bir refleksle hak arayan askerlerini hedef aldığı belirtildi.

Kahramanların mağduriyetlerini dile getirmesini "tahrik" olarak nitelendirmek, gazilik makamının ruhuna ayar vermeye çalışmaktır.

Vatan savunmasında göğsünü siper edenlerin haklı taleplerini siyasi bir tehdit veya provokasyon olarak görmek, bu ülkenin değerleriyle bağdaşmamaktadır. Eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bu suçlayıcı ifadeleri, haklarını almak için yıllardır çabalayan gazilerimizin ve şehit ailelerimizin vicdanında derin bir yara açmıştır.

Başkentte yürek sızlatan tablo

Eşit özlük hakları talebiyle Ankara'da haftalardır eylem yapan er gaziler ve şehit aileleri, şafak operasyonuyla parklardan çıkarıldıktan sonra şimdi de bakanlıklar önünde abluka altına alındı. Gazilerin "Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik" haykırışı Başkent'te tansiyonu yükseltti

24.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Başkentte yürek sızlatan tablo
Başkentte yürek sızlatan tablo
Türkiye'nin 81 ilinden rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük ve sosyal haklara sahip olmak amacıyla Ankara'ya gelen erbaş ve er statüsündeki gaziler ile er şehit yakınları, haftalardır Başkent'te seslerini duyurmaya çalışıyor.

İlk olarak Kızılay Güvenpark'ta oturma eylemi başlatan ve taleplerine karşılık alamadıkları için açlık grevine giden gazilerin direnişi, kolluk kuvvetlerinin sert müdahaleleri ve yoğun ablukasıyla karşı karşıya kaldı.

Sabaha karşı "şafak baskını" ve Güvenpark'ın kapatılması

Güvenpark'ta 38 gün boyunca gece gündüz demeden bekleyişini sürdüren şehit yakınları ve gazilere, sabaha karşı saat 04.45 sularında çok sayıda emniyet gücünün katılımıyla ani bir müdahale gerçekleştirildi.

Alanda çadır kurup nöbet tutan eylemciler, polis zoruyla bulundukları yerden çıkarılarak otobüslere bindirildi ve Bilkent'teki Gazi Uyum Evi'ne götürüldü. Operasyonun ardından Ankara Güvenpark yaya trafiğine kapatılarak tamamen polis bariyerleriyle çevrildi.

"Terörist muamelesi görüyoruz" isyanı

Uyum Evi'ne götürüldükten sonra serbest kalan gaziler, mücadelelerinden vazgeçmeyerek bu kez İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı (MSB) önüne yürümek istedi. Ancak gazilerin ve şehit ailelerinin önü her adımda çevik kuvvet barikatları ve kalkanlarla kesildi.

Milli Savunma Bakanlığı önünde açıklama yapılmasına izin verilmemesi üzerine yol üzerinde oturma eylemi başlatan gaziler, yollara yatarak trafiği durdurdu. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, etraflarını saran yoğun polis ablukasına isyan ederek şu açıklamayı yaptı:

"Şu anda teröristbaşına statü verilmesi tartışılırken, bizlere burada adeta terörist muamelesi yapılıyor. Bakanlığın önüne gitmemize, sesimizi duyurmamıza izin verilmiyor."

Arbede esnasında yürek burkan anlar: "Cudi'ye gönderilirken rütbe sormadınız"

Polis barikatları önünde yaşanan arbede sırasında tansiyon sık sık yükselirken duygusal anlar da yaşandı. Müdahale esnasında bazı er gaziler fenalık geçirerek yere yığıldı ve çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldı. Koltuk değnekleri ve protezleriyle hak aramaya çalışan gazilerden birinin feryadı ise kameralara şöyle yansıdı:

"Bizi de 20 yaşında Cudi Dağı'na gönderdiler. Oraya gönderirken rütbe sormadınız, şimdi hak verirken neden ayırıyorsunuz? Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik! Vatan sağ olsun, devlet sağ olsun ama bu yapılanlar yazıklar olsun."

Olay yerindeki gazileri ziyaret eden bazı siyasetçiler ve muhalefet milletvekilleri de polis barikatlarına tepki gösterirken gözyaşlarını tutamadı. Gazilerin karşısına dikilmek zorunda kalan bazı polis memurlarının da duygusal anlar yaşadığı ve ağladığı görüldü.

Gaziler ve şehit aileleri, kendilerine uygulanan tüm engellemelere ve ablukaya rağmen, rütbe ayrımına dayanan yasal adaletsizlikler tamamen ortadan kaldırılana ve talepleri resmi olarak kabul edilene kadar Ankara meydanlarını ve bakanlık önlerini terk etmeyeceklerini ilan etti.

"Suç örgütü" iddiaları çöktü

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran 200 sanıklı "Aziz İhsan Aktaş" davasında 7 ay süren yargılama maratonu tamamlandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın temelini oluşturan "örgüt kurma ve üyelik" suçlamalarından tüm sanıkların beraatine hükmederken; yargılanan belediye başkanları hakkında rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına ilişkin kararını açıkladı

24.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
"Suç örgütü" iddiaları çöktü
"Suç örgütü" iddiaları çöktü
Türkiye gündemini aylardır meşgul eden, aralarında görevden uzaklaştırılmış belediye başkanlarının da bulunduğu 200 sanıklı "Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü" davasında nihai karar, bugün Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda açıklandı. 60 sayfalık kısa kararını okuyan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın merkezinde yer alan "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" iddiasını tamamen düşürdü.

"Örgüt" suçlamalarından toplu beraat

Davanın bir numaralı sanığı olan, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı belirtilen iş insanı Aziz İhsan Aktaş ve sanık Baki Nugay, üzerlerine atılı "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" suçlamasından beraat etti. Mahkeme heyeti, bu suçun işlendiğinin sabit olmadığına kanaat getirdi.

Aynı karar doğrultusunda, dava kapsamında aylardır tutuklu bulunan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu tüm sanıklar, "suç örgütüne üye olma" suçlamasından beraat etti. Ayrıca Aziz İhsan Aktaş ve Rıza Akpolat, "resmi ve özel belgede sahtecilik" suçlamalarından da aklandı.

Belediye başkanlarına çıkan cezalar ve beraat kararları

Toplamda 52 farklı eylemle suçlanan ve savcılık mütalaasında 234 yıla kadar hapsi istenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, örgüt ve sahtecilik iddiaları dahil 18 suçlamadan beraat ederken, mahkeme tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Yargılandığı davanın 44 ve 45. eylemleri kapsamında "rüşvet almak" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Eşi Yeşim Akpolat'a da aynı dava kapsamında 4 yıl 2 ay hapis ve 781 bin TL para cezası verildi, ayrıca 3 ev ve aracına el konulması kararlaştırıldı.

Davada yargılanan diğer belediye başkanlarına yönelik kararlar ise şu şekilde gerçekleşti:

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer: Yargılandığı maddeler uyarınca mahkeme tarafından 8 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara: Yakın tarihte sağlık gerekçesiyle tahliye edilen Çaykara, bu dava kapsamında üzerine atılı tüm suçlamalardan beraat etti. Mahkeme, Eylem 58 yönünden Çaykara'yı "rüşvet almak" suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Hapis cezasının yanı sıra, Çaykara hakkında 3 yıl 4 ay süreyle memuriyetten yasaklanma kararı da verildi.

Diğer Sanıklar: Görevden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere hakkındaki rüşvet ve usulsüzlük iddialarına dair hükümler de mahkeme başkanı Oğuzhan Gül tarafından detaylıca zapta geçirildi.

59 duruşmalık maraton Silivri'de noktalandı

13 Ocak 2025'teki ilk operasyon ve 20 Ekim 2025'te hazırlanan 579 sayfalık iddianame ile başlayan hukuki süreç, 27 Ocak 2026'dan itibaren 59 duruşma boyunca devam etmişti. Beşiktaş, Avcılar, Esenyurt belediyeleri ile İSFALT ve İETT'nin "suçtan zarar gören kurumlar" olarak yer aldığı dosyada, başlangıçta 40 olan tutuklu sayısı zamanla 5'e kadar düşmüştü.

Karar duruşmasını İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Dilek İmamoğlu, çok sayıda milletvekili, belediye başkanı ve sanık yakını da salonda izleyici olarak takip etti. Örgüt iddialarının çökmesiyle birlikte hukuki sürecin istinaf aşamasına taşınması bekleniyor.

Kurul ilk toplantısını yaptı

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen kanun kapsamında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ilk toplantısını gerçekleştirerek sürecin koordinasyonu için düğmeye bastı

24.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Kurul ilk toplantısını yaptı
Kurul ilk toplantısını yaptı
Türkiye'nin toplumsal bütünleşme ve silahsızlanma sürecinde tarihi bir dönüm noktası olan resmi adımlar hayata geçmeye başladı. Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak adlandırılan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, bugün ilk kez bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan kurul, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından sürecin yönetim şemasını ve yol haritasını belirlemek üzere kritik maddeleri masaya yatırdı.

Devletin zirvesi Külliye'de toplandı

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen ve stratejik öneme sahip ilk toplantıya devletin zirvesinden yoğun katılım sağlandı. Toplantıda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Millî Savunma Bakanı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de hazır bulundu.

Toplantının ana gündem maddesini, PKK'nın silah bırakma sürecinin eksiksiz ve güvenli bir şekilde takip edilmesi, kurumlar arası tam koordinasyonun sağlanması ve kanun hükümlerinin sahada titizlikle uygulanması oluşturdu.

Sahada doğrulama için "alt kurullar" oluşturuluyor

Kurulun ilk toplantısında, sürecin teknik ve hukuki takibini yapacak özel mekanizmalar ele alındı. Bu kapsamda, özellikle sahada fiili durum tespiti ve doğrulama yapacak olan "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu" gibi ihtisaslaşmış alt komisyonların kurulması planlanıyor. Bu alt kurullar, yasa kapsamında silahsızlanarak teslim olan veya sürece dahil olan kişilerin hukuki erteleme sürelerini, rehabilitasyon adımlarını ve toplumsal entegrasyon süreçlerini anlık olarak raporlayacak.

TBMM boyutu da devreye girecek

Külliye bünyesinde yürütmenin koordinasyonunu üstlenen bu kurulun yanı sıra, sürecin şeffaflığı ve demokratik meşruiyeti açısından yasama ayağı da yakında şekillenecek. Önümüzdeki günlerde TBMM bünyesinde, siyasi parti temsilcilerinin de katılım sağlayacağı ayrı bir "Meclis İzleme ve Takip Kurulu" kurulması bekleniyor. Böylece sürecin hem yürütme hem de yasama kanadı tarafından çift taraflı denetlenebilir bir zeminde ilerlemesi hedefleniyor.

İlk toplantının tamamlanmasının ardından, kurulun çalışma takvimi ve alınan kararlara ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından resmi bir yazılı açıklama yapılması bekleniyor.

Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Firari Hilmi Tuna Kuriş'in kaçışında kullanılan çakarlı aracın ardından, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli iki lüks aracın daha tahsis amacı dışında ve şüpheli/suç içerikli faaliyetlerde kullanıldığı tespit edildi. Yeni bulgular doğrultusunda operasyon genişletilirken bir şüpheli gözaltına alındı, bir diğeri için yakalama kararı çıkarıldı

24.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen dini cemaatin lideri Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen "Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturması, her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Geçtiğimiz günlerde Alihan Kuriş'in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ın İstanbul'dan Muğla'nın Marmaris ilçesine kaçırılmasında kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu ortaya çıkmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Şahin adına tahsis edilen diğer araçları da mercek altına alan emniyet güçleri, çarpıcı verilere ulaştı. Yapılan teknik ve fiziki incelemeler sonucunda, eski bakana tahsisli 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amacı dışında, suç içerikli ve şüpheli faaliyetlerde aktif olarak kullanıldığı belirlendi.

Bir gözaltı, bir firari daha

Araçların izini süren ekipler, suç örgütü ile bağlantılı yeni isimlere ulaştı. Soruşturma kapsamında söz konusu yapıyla organik bağı bulunduğu değerlendirilen Ömer Yücel adlı şüpheli düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Araçların kullanım organizasyonunda yer aldığı iddia edilen bir diğer şüpheli Ömer Sipahioğlu'nun yakalanması için ise geniş çaplı bir çalışma başlatıldı.

Şahin "haberim yok" demişti

Daha önce yakalanan çakarlı firar aracının ardından açıklama yapan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, suç örgütü üyelerini tanımadığını iddia etmişti. Şahin savunmasında, aracı kiraladığı şirketin sahibi Mehmet Özmen'i uzun yıllardır tanıdığını ancak aracın kendisinden izinsiz şekilde firarilere tahsis edildiğini basından öğrendiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Ancak iki aracın daha benzer şüpheli faaliyetlerde kullanıldığının ortaya çıkması, soruşturmanın seyrini Şahin'in tahsisli araç envanteri üzerinde yoğunlaştırdı.

Dev operasyonun geçmişi

Ankara merkezli yürütülen ve 17 ile yayılan Alihan Kuriş soruşturmasında, örgüt yöneticilerine şu ağır suçlamalar yöneltiliyor:

• Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği ve kuruculuğu,

• Nitelikli dolandırıcılık,

• Vergi Usul Kanunu'na muhalefet,

• Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Kara para aklama).

13 Ağustos'ta başlatılan ilk dalga operasyonda, aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 kişiden 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Operasyonlarda yapılan aramalarda lüks villaların gizli bölmelerine saklanmış, piyasa değeri 1,34 milyar TL olan 200 kilo külçe altın ele geçirilmişti.

Savcılık, örgütle mali ve ticari bağı olan; tekstil, inşaat, gıda, kuyumculuk ve eğitim gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren 32 dev şirketi (Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası, Verona Ev Tekstili vb.) mercek altına almış durumda. Yurt dışına yapılan milyonlarca avroluk şüpheli para transferlerinin incelenmesine ve genişletilen araç soruşturmasına titizlikle devam ediliyor.

3 kardeşin ölümünde iki ihtimal

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde Muhammed Ali, Gülşah ve Belinay Sakar kardeşlerin cansız bedenlerinin peş peşe deniz kıyısına vurmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor; emniyet güçleri olayın arkasındaki gizemi çözmek için intihar ve toplu kurtarma faciası ihtimalleri üzerinde duruyor

24.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
Kocaeli'nin Darıca ilçesinde 20 Ağustos 2026 tarihinde Cami Mahallesi Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde gerçekleşen trajik olayda, Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli üç kardeşin cansız bedenleri yaklaşık birer saat arayla suda bulunmuştu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen geniş çaplı incelemelerde, kardeşlerin cep telefonları ile dijital materyalleri mercek altına alınırken, evde sağ bulunan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar'ın (21) emniyetteki ifadesinin olayın gidişatını netleştirmesi bekleniyor.

Sır ölüme dair üzerinde durulan iki kritik ihtimal

Soruşturmayı çok yönlü sürdüren cinayet büro ve asayiş ekipleri, ailenin iç dünyasını ve gençlerin son günlerini inceleyerek trajik ölümün arkasındaki nedenleri aydınlatmak için şu iki ana senaryoyu değerlendiriyor:

Kurtarma faciası: Kardeşlerin sahil kenarındaki konuşmaları veya kazara kayıp düşme durumu göz önüne alınarak, birinin denize düşmüş olabileceği, diğer iki kardeşin ise onu kurtarmak amacıyla peşinden suya atlayarak boğulmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Birlikte intihar sözleşmesi: Anne ve babası boşanan kardeşlerin çevrelerine evden ayrılmak istediklerini söyledikleri iddiaları ve dış dünyaya kapalı, sürekli birlikte vakit geçiren yapıları nedeniyle anlaşıp eş zamanlı olarak yaşamlarına son vermiş olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Dehşete düşüren olay nasıl olmuştu?

Darıca Sahili'nde 20 Ağustos günü saat 16.00 sıralarında denizde hareketsiz bedenler gören vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, kıyıya vuran üç gencin cansız bedenini sudan çıkardı. Yapılan parmak izi ve kimlik tespit çalışmalarında ölenlerin aynı aileye mensup kardeşler olduğu belirlendi.

Gebze Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ilk otopsi incelemelerinde, kardeşlerin vücudunda herhangi bir darp, cebir, boğuşma izine ya da kesici/ateşli silah yaralanmasına rastlanmadı. İlk bulgular ölümlerin suda boğulma sonucu gerçekleştiğini gösterirken, kardeşlerden birinin kulak ve burnunda basınca bağlı kanamalar tespit edildi.

Ölüme giden gece yarısı yürüyüşü kamerada

Yürütülen çalışmalarda kardeşlerin ölüme yürüdüğü son anlara ait güvenlik kamerası kayıtları ortaya çıktı. 20 Ağustos sabaha karşı saat 03.49'da Eski Hükümet Caddesi'nde kaydedilen görüntülerde; üç kardeşin de siyah kıyafetler giydiği, kız kardeşler Gülşah ve Belinay'ın kol kola girdiği, Muhammed Ali'nin ise yanlarında sakin bir şekilde sahile doğru yürüdüğü anlar yer aldı.

Aileyi yıkan kahredici detaylar ve geçmişteki büyük acı

Soruşturma sürerken aile geçmişine dair ortaya çıkan ayrıntılar ise adeta yürekleri dağladı. Anne Güler Saltan ile babanın boşanmış olduğu, çocukların Darıca'da anneleriyle yaşadığı öğrenildi. Olayın ardından denizde aranan 21 yaşındaki zihinsel engelli dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, sabah evde uyandığında kardeşlerini bulamamış ve daha sonra polis ekiplerince evde sağ olarak bulunmuştu.

Ailenin daha büyük bir acıyı geçmişte de yaşadığı, çocukların ismi öğrenilemeyen bir diğer ablasının da tam 10 yıl önce (2016 yılında) İzmir'in Çeşme ilçesinde denizde boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Hayatını kaybeden gençlerden Gülşah Sakar'ın bu yıl Hukuk Fakültesini yeni kazandığı, en küçük kardeş Belinay Sakar'ın ise toprağa verildiği gün tam 15. yaş gününün olduğu öğrenildi. Üç kardeş, Darıca Eyüpoğlu Camii'nde yan yana konulan üç tabutla kılınan cenaze namazının ardından Gebze Balçık Mezarlığı'nda gözyaşlarıyla defnedildi.

Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kahramanmaraş'ta 15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitiren matematik öğretmeni Ayla Kara'nın ailesi, saldırganın tutuklu anne ve babası hakkında 5 milyon liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı

24.08.2026 13:50:00
Anadolu Ajansı
 
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kara ailesinin avukatı Özcan Kara'nın Kahramanmaraş 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu ihtiyati haciz dilekçesinde, olay nedeniyle müvekkilin davalılardan maddi manevi tazminat alacağı doğduğu belirtilerek, "Failin anne ve babasının olay öncesinde gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesince sorumluluğunun bulunduğu" ifade edildi.

Dilekçede, "Davalıların mal varlıklarını kaçırma, devretme veya gizleme ihtimali bulunduğu, bu nedenle alacağın tahsilinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati haciz kararı verilmesi" talep edildi.

Talebi değerlendiren mahkeme, failin anne ve babasının mal varlığıyla ilgili ihtiyati haciz kararı verdi.

Mahkemenin kararında, 15 yaşından küçük bir çocuğun eylemi nedeniyle anne ve babanın cezai sorumluluğu bulunmasa dahi hukuki sorumluluklarının doğabileceği belirtildi.

Türk Medeni Kanunu'nun 369. maddesindeki "ev başkanının sorumluluğu" kapsamında anne ve babanın, çocuklarının üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu tutulabileceği kaydedildi.

Kararda, çocuğun 15 yaşından küçük olmasının veya ayırt etme gücüne sahip olup olmamasının, anne ve babanın bu kapsamdaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ifade edildi.

Anne ve babanın sorumluluktan kurtulabilmesi için çocuğu durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetim altında bulundurduklarını veya gerekli özeni göstermiş olsalar dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceklerini ispatlamaları gerektiği kaydedilen kararda, 15 yaşından küçük bir çocuğun ateşli silaha erişebilmesinin aile içi denetim, eğitim ve gözetim bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Mahkeme, saldırganın babası Uğur ve annesi Peyman Pınar Mersinli'nin mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ayrı ayrı 5 milyon lira olmak üzere ihtiyati haciz uygulanmasına hükmetti.

Ailenin avukatı Özcan Kara, ihtiyati haciz kararının ardından Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 5 milyon liralık tazminat davası açtıklarını belirtti.

Kara, zararın bilirkişi incelemesiyle kesinleşeceğini ve tazminat talebinin ilerleyen süreçte artırılabileceğini kaydetti.

Ceza davasının ilk duruşması 4 Eylül'de

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Uğur ve Peyman Pınar Mersinli, 4 Eylül'de Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Uğur Mersinli hakkında 10 kez müebbet ve 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli hakkında ise 22,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.