logo
24 HAZİRAN 2026

Siyaset de millet de artık ayıkmalı

23.10.2005 00:00:00
Müzakere çerçeve belgesi ile birlikte AB sürecinin Türkiye coğrafyasının, vatanın bölünmesi, parçalanması demek olduğunun iyice anlaşıldığını söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, "Türk siyasetinin artık ayıkması lazım. Ayıkmazsa bunun faturasını millet öder. Onun için milletin de ayıkması lazım" dedi 

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Haftanın Sohbeti'nin bugün yayınlayacağımız bölümünde 3 Ekim ile birlikte gündeme gelen müzakere olayını değerlendirdi. Prof. Dr. Haydar Baş, bu sürecin Türkiye coğrafyasının parçalanmasını öngördüğünü belirtti. AB'nin Türkiye'yi hazmetme şartıHocam, biz AB'ye gireceğiz. Olayı sadece ekonomik ve siyasi anlamda değişiklikler zannediyoruz. Ama gördüğümüz kadarıyla tam dinin merkeziyle de oynuyorlar. En büyük operasyon alanlarından biri de din. Prof. Dr. Haydar Baş- AB'nin şartı da dinimizden vazgeçeceksinizdir. Dinlerarası Diyalog da maalesef bu işin merkezine oturtulmuştur. Dinlerarası Diyalog ne demek? Bunu siz onların bilmediğini mi zannediyorsunuz. Dinlerarası Diyalog Müslümanın Hıristiyanlaştırılmasıdır. Olayın aslı budur. Hadi Dinlerarası Diyalog diyorlar; bir tane Hıristiyanın Müslüman olduğunu gösterebiliyorlar mı? Ama yüzlerce, binlerce Müslümanı maalesef Hıristiyan etmişlerdir. Siz orada dininizi dahi anlatamıyorsunuz. Sadece anlatılan Hıristiyanlık dinine kafa sallamaktan öteye geçemiyorsunuz. AB bunu diyor. "Tek taraflı dini anlatacağım. Sen de bunu hazmedeceksin. Eğer sen bunu hazmetmetsen ben de seni hazmetmem." Orada şimdi bir yeni şart koydular; AB'nin Türkleri hazmetmesi şartı... Nasıl hazmedecek? Sen onun dinini, örfünü, adetlerini, geleneklerini hazmettiğin zaman, yani iyi bir Hıristiyan olduğun zaman "ben de seni hazmederim, diyor. Müslüman kaldığın sürece ben seni hazmedemem. Midemde taş gibi oturursun" demek istiyor, sana.Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, "AB'ye girecekseniz kültür devrimi yapın. Kültürünüzü değiştirin" diyor. "Medeniyetinizi değiştirin" diyor.Prof. Dr. Haydar Baş- İşte demek istediği bu. İktidarın telakkileri milletten çok farklıMuhterem Hocam, 200-250 yıldan beri oynanan oyun halen devam ediyor. Bu anlamda bu oyunlar bundan sonra da devam edecek. Peki bu çerçeve içerisinde Türkiye'yi yönetenlere aslında büyük bir görev düşüyor. Siz yaptığınız konuşmalarda, açıklamalarda iktidara yönelik olarak ciddi uyarılarda, eleştirilerde bulunuyorsunuz. Avrupa'nın kültürümüzü ve medeniyetimizi değiştirmeye çalıştığını her defasında dle getiriyorsunuz. Bu anlattığınız oyunlara iktidarın yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- Sayın iktidar dini telakkisinden Türk milletinin medeniyetini ve kültürünü algılamasına kadar her şeyi farklı farklı zeminler üzerinde oturtmaya başlamıştır. Halbuki bizim millet olarak oturduğumuz temeller bellidir. Siyasetimiz bellidir. Medeniyetimiz bellidir. Kültürümüz bellidir. Dinimiz bellidir. Dikkat ederseniz Milli Eğitim de dahil olmak üzere her şey farklı zemine oturtulup Türk kimliği ile oynanmaktadır. Yarın bir bakacaksınız ki evet bunun adı Türk olacak ama kendisini bütün dünyaya özleten, örnek olan Türk olmayacak. Türk olacak diyorum, belki de bunu da kabul etmeyecek. "Türklüğü de kabul etmiyorum" diyebilirler. Mesela Milli Eğitimde öyle telakkiler var ki şaşırırsınız. Bendeniz 1970'li yıllarda liselerde Din Dersi öğretmenliği yaptım. O yıllarda bizim bulunduğumuz okullarda mescitler vardı. Mesela Trabzon Lisemizde mescit vardı. Oraya öğrencilerimizle beraber inerdik. Biz onlara namazın nasıl kılındığını gösterirdik. Öğrencilerden de tek tek bunu isterdik. Namaz öyle kılınır, Cum'a böyle kılınır, bayram şöyle kılınır, cenaze namazı böyle kılınır diye hem öğretirdik, hem de karşılığında çocuklardan bunu isterdik. O günün şartlarında diyebilirim ki liselerde yetişen öğrencilerimiz İmam Hatip orta seviyesinde dini bilgiye sahip olurlardı. Dine saygıları sonsuzdu. Şu anda yerinde uygulama tamamen kaldırıldı. Mesela namaz surelerinin ezberlenmesi yasak edildi. Bu nea biçim din öğretimi? Sana Konfüçyizmi, Hinduizmi anlatıyor.Bir de eşitlik getirildi.Prof. Dr. Haydar Baş- Eşitlikten ziyade ortada İslam diye bir şey yok. Anlatılan İslam değil ki. İslam'ı anlatsa tamam. Diyeceksin, "İslam'ı anlatıyor. Bunun yanında şu din hakkında da bilgi veriyor." İslam anlatılmıyor. Kısaca böyle bir zeminde hedef kitle Türk milletinin kimliğidir. Dolayısıyla bu iktidar döneminde yapılanlar hiç bir zaman Türk milletinin menfaatine, lehine olamaz. Bunu böyle bilmiş olalım.Projesi, tezleri olmayanların AB mahkumiyetiMuhterem Hocam, AB konusu uzun zamandan beri Türkiye gündemini hep meşgul ediyor. Bu sürece baktığımızda sizin dışınızdaki liderler, partiler, AB'ye hep evet diyorlar. Oysa siz ilk günden beri AB'ye karşı bir duruş ortaya koyuyorsunuz. Acaba bunun sebebi nedir? Prof. Dr. Haydar Baş- AB'ye bizim dışımızdaki arkadaşlamızın evet demesinin tek sebebi var. Ben bir misalden yola çıkarak bunu anlatayım. Sizin ber hastanız var. Bu hastanın tedavisi için de kabul edelim ki piyasada on tane hastane var.  Bu hastanelerden birinin doktorları hastalığın teşhisini, tedavisini %100 doğru yapıyor. Ve %100 de netice alıyorsunuz. Diğer dokuz hastanenin bu hastalıkla ilgili sadece isimleri var. Hekimleri ne teşhis edebiliyorlar, ne de tedavi edebiliyorlar. Siz gidip de diğer dokuz hastane ile işinizi görmek ister misiniz? Bu mümkün değildir. Aynen olay bunun gibidir. AB konusunda tedavi mantığı olan, Avrupa'nın düşüncesi, tarzı, ekonomisinin dışında bir yöntemi, programı, projesi olan bir hastanemiz maalesef yok. Veya bir liderimiz, veya bir siyasi teşekkülümüz yok. "AB bunu diyor, ben de bunu diyorum" diyen maalesef bir tane yok. Kendisinin bir programı olmayınca da maalesef o tarafa ram oluyor. IMF'de de durum böyle. Niçin IMF programlarına bizim siyasilerimiz evet diyorlar. IMF'ye alternatif olarak bir proje, bir program üretemedikleri için evet diyorlar. Aksi takdirde gırtlağına kadar borca batmış, insanların huzurunu, refahını, mutluluğunu, ekonomisini ne ile temin edecek? Elinde bir plan, bir prograüm, bir proje yok ki... Zaten hayır demeleri bu manada mümkün değil. Çünkü dediğim gibi bir planı, programı, projeleri yok.Bize gelince; bizim gerek IMF programlarına karşı, gerekse AB düşüncesine karşı ciddi program ve projelerimiz var. Bizim iddiamız, biz AB'nin, IMF düşüncesinin çok fevkinde, üstünde imkanlara sahip olduğumuzdur. Bu manada Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde Milli İktisat Kongresi ifa edeceğiz. Bu kongreye dünya genelinde tanınmış iktisatçı profesör, ilim adamı arkadaşlarımız katılacaklar. Hatta çoğu da reylerini bize gönderdiler. Hakikaten fevkalade nitelikte. Biz de düşünüp ortaya koyduğumuz tezi deklare edeceğiz. Bizimki başlıbaşına bir tez. Onun inceliğini, onun güzelliğini, onun büyüklüğünü görüyoruz. Özetle, hiç bir liderin gerek AB gerekse IMF'nin görüşleri karşısında alternatif bir tezi, projesi, programı yoktur. O münasebetle karşı çıkmaları hiç mümkün değildir. bir derviş gibi teslim olmaya mecburdurlar. Bize gelince, Allah'ın izniyle köklü düşüncelerimiz, projelerimiz ve programımız vardır. Değil AB'ye ram olmak Avrupa'yı kendimize ram etme durumunda inşaallah bu millet olacaktır. Bunda hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Herkes Türk milletine muhtaç olacaktır. Milletim, endişe etmeden bizi takip etmeye, demek istediklerimiz anlamaya, bilhassa öğrenmeye gayret etsin, istirhamında ve ricasında bulunuyorum. İsrail desteğinin perde arkasıHocam, AB'ye giden yolda Türkiye'yi zerre kadar sevmeyen ülkeler Türkiye'yi desteklediklerini söylüyorlar. Dün karşı olanlar "Bugün Türkiye'nin yanındayız" diyorlar. ABD de 3 Ekim'den önce Türkiye için devreye giriyor. En son M. Ali Birand bir yazı yazdı. Sözümüzona Avusturya ile Türkiye arasındaki kriz esnasında İsrail'in, Türkiye lehine kulis yaptığı, Türkiye'nin AB'ye girmesi için birtakım çalışmalar yaptığını yazdı. İsrail neden Türkiye'nin AB'ye girmesini istiyor? Prof. Dr. Haydar Baş- ABD için de bu normaldir, İsrail için de normaldir. ABD'nin bizim lehimize devreye girmesi ABD'nin Türk milleti ve devletini kabul ettiği, sevdiğinden dolayı değildir. İsrail'in devreye girmiş olması Türk milletini kabul edip tasdik etmiş olmasından değildir. Ortada şöyle bir şey var: İmparatorluk döneminden sonra Osmanlının tasarruf ettiği bu coğrafyada henüz ikinci bir devlet varlığı görülemiyor. Bu bölgede bir otorite zafiyeti sözkonusu. Tabii burada en güçlü aday gene Türk milletidir ve de Türk devletidir. Bu bölgede hesabı olanlar, Osmanlının boşalttığı coğrafyada hesabı olanlar elbette ki Türk milletinin palazlanmasını, güçlenmesini istemeyeceklerdir. Bunun için de elbette Türk milleti AB'ye dahil oldu mu bu coğrafya ile hiç bir alakası, ilgisi kalmaz. ABD'nin isteyiş sebeplerinden bir tanesi budur ki onun bir başka nedeni de var. Türkiye ile yakın bir hukuk geliştirerek AB'yi Türkiye ile kontrol etmek isteme diye bir başka arzusu var. Ama İsrail'inki daha farklı. İsrail diyor ki; "Eğer Türkiye bu birlik içerisinde yok olmazsa bu coğrafyada en hakim unsur olacak. O zaman benim Arz-ı Mev'ud ideallerim gerçekleşemeyecek. Türkiye'nin başına akıllı, memleketini, milliyetini seven bir insan geçtiği zaman bizim düşlerimiz hep boşa gidecek. O halde biz bunları burada destekleyelim." Madem AB bu kadar mükemmeldir niye İsrail orada yer almak istemiyor? Hadi, "Ben de AB'nin bir unsuru olmak istiyorum" dediği gün onu AB almak mecburiyetinde kalacaktır. Ama onun hesabı Osmanlının hinterlandındadır, coğrafyasındadır. Hesabı Arz-ı Mev'ud arazileridir. Dolayısıyla elbette ki İsrail, Türkiye buraya girsin diye önünün açılmasını ister. Girdiği zaman önü tamamen açılacaktır. Bu nedenledir. Yoksa bizim dostumuzdur, arkadaşımızdır, kardeşimizdir; bundan dolayı değil. Olması da hiç mümkün değil.

Türkiye Yugoslavyalaştırılmak isteniyorO zaman İsrail, Türkiye için AB'nin ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Var olma değil, yok olma projesi olduğunu çok iyi biliyor. Bunu görenlerden biri de Almanya'nın eski Dışişleri Bakını Hans Dietrich Genscher'in gazetelere yansıyan bir sözü var. "Yugoslavya'da Srıplarla, Boşnaklarla, Hırvatlar arasında böyle bir sorun vardı. Biz bu sorunu yeni bir modelle, Yugoslavya'yı yediye bölerek halettik. Türkiye'nin de Kürtlerle ve diğer etnik unsurlarla sorunlarını bunu örnek alarak çözmeleri lazım" diyor. Bunu söyleyen devletin en tepesindeki adam Türkiye'ye geliyor, iftar sofralarında ağırlanıyor. Türkiye için Yugoslavya projesini öneren bu Almanya. Dostluk bu mudur? Almanya ve Avrupa'nın Türkiye için düşündüklerini bu kadar açıkça ifade ettikleri platformda Ankara bu olayları göremiyor mu?Prof. Dr. Haydar Baş- Görüp görmediğini niyetlerine bakarak söylememiz lazım. Onların niyetlerini de ancak Allah bilir. Ama AB sürecinde uygulanmak istenen proje, Türkiye Cumhuriyetinin, laik demokratik cumhuriyetimizin parçalanması, Türk vatanının bölünmesidir. Amerika'nın isteği budur. AB'nin isteği budur. İsrail'in isteği budur.  Türkiye'nin bunu bilmemesine artık siz buna gaflet deyin, kasıt deyin, cehalet deyin, o da sizin takdirinize kalmış. Ama AB sürecinde bildiğim tek şey Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve vatanın parçalanması olayıdır. Başka bir şey değildir. Aynen Yugoslavya gibi yapmaya çalışıyorlar. Şimdi adam gelse orduları ile kapına dayansa onu düşman diye ilan edeceksin. Ama o birliğe girmek için "şunu şunu yap" dese "adamın gerek şartları" diyeceksin. Olay budur.n Hocam, AB ile müzakere süreci başladı. Bu belgenin muhtevası nedir? Bizden neler isteniyor? Bu gerçekten bir müzakere midir? Yoksa biz icbar mı söz konusudur?Prof. Dr. Haydar Baş- Şu ana kadar anlattıklarım işin mahiyetini ortaya koymuştur. Bunun üzerinde durmaya gerek yok. AB süreci Türk milletinin, Türkiye coğrafyasının, vatanının bölünmesi, parçalanmasıdır. Müzakere şartları baştan sona kadar bunu ifade ediyor. Aksi takdirde seni ben hazmedemem diyor. Adam sonuçta ben seni burada kabul etsem bile sana dolaşım hakkı vermiyorum, diyor. Yani senin işçin gidip de herhangi bir Avrupa ülkesinde iş bulamayacak. Senin ürünlerin hiçbir Avrupa ülkesinde pazarlanamayacak. Bunun adı daha nedir? Parçalanmak değil de nedir? Hülasa Türk siyasetinin ayıkması lazım. Ayıkmazsa bunun faturasını millet öder. Onun için milletin ayıkması lazım. Bu konuda ilgilileri ayıkmaya davet ediyorum.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.