logo
23 HAZİRAN 2026

Sömürgecilik -2-

ABD’nin bugün Kızılderililerin köklü değişimlerini sağlayabilmek için kullandığı özel yöntemleri vardı. Önce Kızılderilileri Hıristiyanlaştırabilmek için okullar açılmıştı

14.06.2026 00:51:00
Haber Merkezi
Sömürgecilik -2-
Sömürgecilik -2-
ABD'nin bugün Kızılderililerin köklü değişimlerini sağlayabilmek için kullandığı özel yöntemleri vardı. Önce Kızılderilileri Hıristiyanlaştırabilmek için okullar açılmıştı.

1500'lerin başından itibaren başta Virginia olmak üzere, yerlileri Amerikanlaştırmak için birçok okul kuruldu.

Güney Meto Grosso eyaletinde bulunan oldukça geniş rezervlere sahip maden yatakları, Kızılderili avcısı bir çete tarafından işletilmektedir. 1963'den beri bu çete tarafından devam ettirilen katliamlar, Brezilyalılarca ancak son yıllarda duyulmuştur.







Burada bulunan bazı köylerin tüm halkı, makineli tüfeklerle taranarak katledilmiştir... 1968 yılında yapılan meşhur duruşma ile bu hizmet grubunun bozulduğu, dünya kamuoyuna açıklanmıştır.

Kızılderilileri yok etmek için dinamit ve makineli tüfek kullanıldığı gibi, Kızılderililerin dayanamadığı çiçek hastalığına yakalanmış kişilerin mikroplu elbiseleri onlara giydirilmişti.

25 Ağustos 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki bir haber şöyledir: Brezilya'da altın madencilerinin 73 yerliyi öldürmeleri üzerine Devlet Başkanı Franco, Ulusal Savunma Konseyini acil önlem için toplantıya çağırdı. Ordudan katillerin bulunması için yardım istendi.

Ağustos ayının 15'inde altın arayan madencilerin Venezuela sınırı yakınlarında Yanomami bölgesinde gerçekleştirdikleri toplu kıyımda ölenlerin sayısı büyük güçlükle belirlenebildi...







Öldürülen 73 kişinin arasında 34 çocuk ve iki hamile kadının olduğu da belirtiliyor. Brezilyalı madenciler, aralarında bazılarının kayırılmasına kızarak misilleme yapıyor ve bölgedeki yerlilerin hemen hemen tümünün kökünü kazıyor." 

Bugüne dönersek, modern sömürü yöntemi olarak ifade edilebilecek küreselleşme söylemlerinde en sık tekrarlanan ifade yukarıda belirttiğimiz gibi "ulusal çıkar" kavramının artık bir anlam taşımadığıdır.

Dünyanın küresel bir köye dönüştüğünden bahsedenler, ulusal çıkarların arkasından gidenleri çağın gerisinde kalmakla suçlamaktadırlar. Ulusal çıkarları savunmak, ulusal sanayii desteklemek vs. projeler, tutuculuk olarak adlandırılmakta; bu görüşleri savunanlar, çağdışı olmakla itham edilmektedirler.







Küreselleşme taraftarı gelişmiş kabul edilen devletlere baktığımızda ise onlar için durum tam tersinedir: Sınırların kalktığını ve devletlerin ulus anlayışını yitirmesini tavsiye eden bu ülkeler, kendi değerlerini ve sınırları içindeki kültür yapısını korumaya içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda daha da özen göstermektedirler.

Çünkü yeni dünyanın bu sömürü düzeninde, az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin kaynaklarının kullanılması ve milletlerin kimliğinin yok edilmesi globalizmin esas gayesidir. Bu bağlamda AB, NATO, IMF vb. kuruluşlar, küreselleşmenin ortaya çıkardığı ve devletleri bir şekilde diğerine bağımlı hale getiren, egemenliği kısıtlayan, Milli Devlet fikrine gölge düşüren kuruluşlardır.







AB üyeliğini kabul etmek suretiyle egemenliğin devri, çağımızdaki en önemli örneklerinden biridir. Bayrağını, para birimini, milli marşını değiştirmesi gereken üye ülke; kendi karar mekanizmalarını devre dışı bırakarak AB karar organlarının alacağı kararları ülkesinde aynen hayata geçirmek zorundadır.

NATO da, ulusal egemenliğin paylaşılmasına askeri bir örnek olarak verilebilir. NATO komutanları, çok uluslu birlikleri komuta etmektedir. En büyük müttefiki olan ABD'nin birçok konuda diğer üye devletler üzerinde baskın söz sahibi olması da bilinen bir hakikattir.

Bu manada NATO bağımsız bir teşkilattan ziyade ABD istekleri doğrultusunda hareket eden askeri bir teşkilattır. Egemenliğin uluslarüstü kuruluşlara devri, devletlerin kendi iradeleri ile gerçekleşmektedir.







Böylece globalizm, devletleri ve milletleri kendi iradeleri ile modern köleler haline getirmektedir.  Uluslararası arenada hukuk sahasında da egemenliğin devri söz konusudur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) zorunlu yargı yetkisini kabul eden ülkeler, alınan kararlara uymak zorundadır.

IMF'nin kendisiyle anlaşma yapan devletlerle yaptığı mutabakat, devletler için, borç para almak değil, egemenliklerinin devri demektir. IMF'nin borç para karşılığı sadece Türkiye'den istediği siyasi tavizler bile bunun ispatıdır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.