logo
23 MAYIS 2026

Son nefes ve Zikrullah

Allah’a kavuşmayı ummayanların dertleri hep dünyadır. “Gelin biraz âhiretten bahsedelim” denildiğinde, “Güzel ama ne zaman olacak? Gidip gelen var mı?” gibi çok yanıltıcı ve hileli sorular sorarlar. Nefis insanı böyle konuşturur. Onun avukatı da İblis’tir

17.11.2024 18:38:00
Haber Merkezi
Son nefes ve Zikrullah
Son nefes ve Zikrullah
Allah'a kavuşmayı ummayanların dertleri hep dünyadır. "Gelin biraz âhiretten bahsedelim" denildiğinde, "Güzel ama ne zaman olacak? Gidip gelen var mı?" gibi çok yanıltıcı ve hileli sorular sorarlar. Nefis insanı böyle konuşturur. Onun avukatı da İblis'tir.

"Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: 'Allah'tan nasıl hayâ edilmesi gerekiyorsa öyle hayâ edin!'

Dedik ki: 'Ey Allah Resûlü! Allah'a şükür biz Allah'tan hayâ ediyoruz.'

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.a.); 'Yaptığınız (hayâ) değildir ama Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başını ve içindekileri, karnını ve içindekileri koruman, ölümü ve kabirde çürümeyi hatırlamandır. Kim âhiret yurdunu isterse, dünya ziynetini terk eder ve âhireti dünyaya tercih eder. Kim böyle yaparsa, Allah'tan hakkıyla ve kâmaliyle korkmuş olur' buyurdu." 

Bu hadis-i şeriften şu sonuç çıkarılmamalıdır: "Mal-mülk kazanmayacak mıyız?"

Tabii ki en fazla biz kazanacağız; helalinden kazanacak, Allah yolunda ve rızâsı uğrunda harcamasını becereceğiz. İnsanlar da "Demek ki inançlı insanlar bunu kazanmasını iyi biliyor" diyerek örnek alacaklar. Böylece, belki müellefe-i kulub/madde ile kalbi yumuşayanlar sınıfına girerler. 

Nitekim bu gerçek hadis kitaplarında anlatılmıştır:

"Hz. Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve âlihi) İslam üzere bir şey istenildiğinde mutlaka vermiştir.

Bir adam geldi, ona iki dağ arasında bir arazi verdi.

Adam kavmine dönüp şöyle dedi: 'Ey kavmim! Koşun Müslüman olun! Çünkü Muhammed (s.a.a.), fakirlikten korkmayan adam gibi çok veriyor.' Böylece dünyalık için Müslüman olan adam, çok geçmeden İslam'ı dünya ve üzerindekilerden daha çok sever hâle gelirdi." 

Demek ki ölümü tefekkür etmek, dünyadan tamamen el-ayak çekmek için değil; insanı âhirete, Allah'a kavuşacağı güne hazırlaması, ibâdetlerini, Allah'ın zikrini daha yerinde, zamanında ve de fevkinde edâ etmesi içindir.

Allah'a kâmil mânâda kulluk, O'nu her an hatırlamakla gerçekleşir. Bunun tersi gaflettir. Gaflet bir nevi uykudur. Gafleti dağıtmak ise ancak ölümü tefekkür ile temin edilir.

Ölümü tefekkürde ölümsüzlük sırrı saklıdır.

Dualarınmızda hep "Ya Rabbi, bana son nefeste iman nasib eyle" diye dua ederiz.

"Peygamber (sallallahu aleyhi ve âlihi) (namazda) selâm verdiği zaman şöyle derdi:

Allah'ım! Ömrümün sonunu hayırlı eyle! Amelimin sonlarından hoşnut ol! Allah'ım, Sana kavuşacağım günü, en iyi günüm eyle!"  İnsanın her şeyi olsa da ve hatta bütün dünyaya sahip bile olsa; son nefeste iman üzere olmazsa, kelime-i tevhid cümlesi söylemezse, o zaman ebedî saadetten mahrum olur.

Son nefeste kelime-i tevhidi söylemek, iman üzere olmanın nişânesidir. İman üzere bu dünyadan ayrılanın varacağı yer de hiç şüphesiz Cennet'tir.

"Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Bir kimsenin son sözü 'Lâ ilâhe illallah/Allah'tan başka ilâh yoktur' olursa, o kimse Cennet'e girer." 

İnsanın, ebedî kazançtan mahrum olmasına karşın; bütün bu dünya nimetlerine sahip olmasının hiçbir önemi yoktur ki… Zira dünya hayatı geçici bir faydalanmadan ibarettir.

Onun için, insanın imanını koruması kadar önemli bir davası, bir meselesi olamaz. İmanın kemâlinin, imanın sıhhatinin korunması şarttır ve de esastır.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Sizden birinde iman, elbisenin eskimesi gibi eskir. Allah'tan kalblerinizdeki imanı yenilemesini dileyin!"   

"Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: 'İmânınızı yenileyin!'

Denildi ki: 'Ey Allah Resûlü! İmanımızı nasıl yenileyelim?'

'Lâ ilâhe illallah'ı çok söyleyin' buyurdu."

Son nefeste söyleyebilmek için, kelime-i tevhide bu dünyada dilimizi alıştırmalı, çokça söylemeliyiz ki; gönlümüzde, aklımızda, dimağımızda yer etsin, son nefeste de söyleyebilelim.

Yine son nefeste kelime-i tevhidi söylemenin önemine binâen şöyle buyurulmuştur. "Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Ölülerinize Lâ ilâhe illallah'ı telkin edin!"

İnsan nasıl yaşarsa, ne hâl üzere ölürse, o hâl üzere dirilir ve o hâl üzere haşrolur.

Peygamberimiz buyuruyor ki: "Her kul, nasıl bir iş üzerine ölürse, o iş üzerine diriltilir." 

İbn Abbâs'dan, "Bir adam Arafat'ta Peygamber (sallallahu aleyhi ve âlihi) ile vakfede dururken, aniden hayvanından düştü.

Râvi Eyyûb dedi ki: 'Bineği onun boynunu kırdı ya da öldürdü' dedi. Râvi Amr ise, 'Bineği onun boynunu kırdı' dedi. Bu durum Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve âlihi) bildirilince şöyle buyurdu:

'Onu su ve sidr'le (bir nevi sabun) yıkayın, iki parça bez içinde kefenleyin. Ona koku sürmeyin ve başını da sarmayın. Çünkü Allah onu Kıyâmet Günü telbiye getirir vaziyette diriltecektir.'"
  
Cabîr'den (radiyallahu anh) rivâyetle Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Müezzinler ve telbiyeciler, kabirlerinden ezan okuyarak ve telbiye getirerek haşrolacaklardır." 

İmanın ispatı olan kelime-i tevhid ile, telbiye ile, tahmid, teşbih, zikrullah ile dirilmek ve haşrolmak en güzel hâldir. Bunun için de dünyada dile ve kalbe zikrullahı yerleştirmek lazımdır. (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eserinden)

Uyuşturucu bağımlılığı almş başını gitmiş


 
Bağımlılık, yalnızca madde kullanımından ibaret olmayan; bireyin ruhsal, duygusal ve sosyal yaşamını derinden etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunu olarak büyümeye devam ediyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel, dünya genelinde yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu madde kullandığını aktardı.

23.05.2026 01:30:00
MURAT ÇORBACI
Uyuşturucu bağımlılığı almş başını gitmiş
Uyuşturucu bağımlılığı almş başını gitmiş

Son 10 yılda bağımlılık oranlarında ciddi artış gözleniyor. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bağımlılık davranışları yalnızca biyolojik değil; psikolojik, travmatik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel; Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) 2025 Dünya Uyuşturucu Raporu'na göre dünya genelinde yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu madde kullandığını aktardı.

Prof. Dr. Ögel, Türkiye'deki tabloya da dikkat çekiyor. Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) verilerine göre bağımlılık nedeniyle tedavi başvuruları her yıl artış gösterirken, davranışsal bağımlılıklar, dijital bağımlılık ve madde kullanımına bağlı ruhsal sorunların giderek daha erken yaşlarda ortaya çıktığını belirtiyor.

Farklı terapiler var

Uzmanlara göre bağımlılık tedavisinde yalnızca fiziksel arınma yeterli olmuyor. Duyguların ifade edilmesi, travmaların işlenmesi ve bireyin kendisiyle yeniden sağlıklı bağ kurabilmesi tedavinin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor. Bu noktada ise sanat terapisi, bağımlılık tedavisinde dikkat çeken destekleyici yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Beyza Selvi, bağımlılık sürecinin yalnızca madde kullanımından ibaret olmadığını, aynı zamanda yoğun duygusal çatışmalar ve baş etme güçlükleriyle ilişkili çok boyutlu bir süreç olduğunu belirtti. Selvi, sanat terapisinin özellikle sözel ifade konusunda zorlanan bireyler için önemli bir alan açtığını ifade ederek önemli noktanın altını çizdi: "Bağımlılık sürecindeki bireyler çoğu zaman ifade etmekte zorlandıkları yoğun duygular yaşayabiliyor. Sanat terapisi, bireyin duygu ve düşüncelerini resim, renk, şekil ve semboller aracılığıyla dışa vurmasını sağlayarak sözel olarak ulaşılması güç alanlara temas edebiliyor." 

Fabrikaları insanlar yakıyor!


 
 
Securitas İtfaiye Genel Müdürü Uğur Yertut, anayi yangınlarının yaklaşık yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğunu ifade etti.

23.05.2026 01:24:00 / Güncelleme: 23.05.2026 01:29:54
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Fabrikaları insanlar yakıyor!
Fabrikaları insanlar yakıyor!

Securitas İtfaiye Genel Müdürü Uğur Yertut, endüstriyel tesislerde profesyonel itfaiye ekiplerinin artık zorunluluk olduğunu söyledi. Endüstriyel tesislerdeki yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı hatalardan kaynaklandığını belirten Yertut, sanayi yangınlarının yaklaşık yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğunu ifade etti.

Yertut, tesislerdeki rehavet ve aşırı özgüvenin büyük risk oluşturduğunu söyledi. "Eğer bir tesiste 'sistemler çalışıyor mu?' sorusuna herkes otomatik olarak 'evet' diyorsa, orada ciddi bir risk vardır" diyen Yertut, şu değerlendirmede bulundu: "2024 yılında 720 endüstriyel tesis yangını yaşandı. Oysa hiçbir tesisin yanmaması gerekir. Yangınların büyük çoğunluğu teknik yetersizlikten değil, insan hatası, ihmal, eksik kontrol ve yanlış güven duygusundan kaynaklanıyor. Ezbere verilen cevaplar yerine sahayı sürekli kontrol eden, riski yerinde analiz eden ve tehlikeyi önceden öngören bir anlayışla hareket edilmesi gerekiyor."

Yangın yönetiminin ayrı bir uzmanlık alanı olduğuna dikkat çeken Yertut, birçok tesiste yangın sorumluluğunun mevcut çalışanlara veya iş sağlığı ve güvenliği personeline bırakılmasının yanlış bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Endüstriyel tesislerde prosedürlerin çoğu zaman kâğıt üzerinde eksiksiz göründüğünü ancak asıl kritik konunun ekipmanların gerçekten çalışır durumda olup olmadığının denetlenmesi olduğunu söyleyen Yertut, "Sahada zaman zaman prosedürlere uygun yerleştirilmiş cihazlar görüyoruz ancak bunların aktif şekilde çalışıp çalışmadığı bilinmiyor. Kâğıt üzerindeki uygunluk tek başına yeterli değil" dedi. 

Bir gecede üniversite kapatılan bir ülkede her şey olur!


 
Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyeti durdurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde belirsizlik ve endişe hakim. Endüstriyel tasarım bölümünden bir son sınıf öğrencisi, "İnsan, bir gecede bir üniversite böyle kapatılabiliyorsa daha neler olabileceğini düşünüyor" dedi!

23.05.2026 00:37:00
Haber Merkezi
Bir gecede üniversite kapatılan bir ülkede her şey olur!
Bir gecede üniversite kapatılan bir ülkede her şey olur!

Cumhurbaşkanlığı kararıyla faaliyeti durdurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde belirsizlik ve endişe hakim. Öğrenciler, böyle bir kararın sınav haftası devam ederken alınmasının akademik takvimlerini aksattığını ve kafa karışıklığına yol açtığını söyledi.

Öğretim görevlileri ise yöneticiler tarafından yeterli açıklama yapılmadığını, bunun karmaşaya yol açtığını ifade etti. Endüstriyel tasarım bölümünden bir son sınıf öğrencisi, "İnsan, bir gecede bir üniversite böyle kapatılabiliyorsa daha neler olabileceğini düşünüyor" dedi!

Öğrenciler, Cuma günü 14:00'te kararı protesto etmek için Bilgi Üniversitesi'nin Santral kampüsünde toplandı. Bilgi Üniversitesi'nde bazı hocalar dersleri ve sınavları iptal etti. Bazı hocalar ise eğitim faaliyetlerini devam ediyor!

Uzmanından gençlere kritik uyarı!


 
Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç "Nasıl olsa ileride toparlarım" düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. 

23.05.2026 00:33:00 / Güncelleme: 23.05.2026 00:42:20
MURAT ÇORBACI
Uzmanından gençlere kritik uyarı!
Uzmanından gençlere kritik uyarı!

Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç "Nasıl olsa ileride toparlarım" düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. Oysa modern longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımı, biyolojik yaşlanmanın temellerinin çok daha erken yıllarda atıldığını gösteriyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, kas sağlığının yalnızca sporcular için değil, uzun ve sağlıklı yaşam açısından her birey için kritik olduğunu vurguladı. Dr. Ertürk, özellikle genç yaşta oluşturulan kas rezervinin ilerleyen yaşlarda büyük önem taşıdığını belirtiyor ve "İnsan vücudu yaklaşık 30'lu yaşlardan itibaren kas kaybetmeye başlayabiliyor. Bu nedenle gençlik döneminde oluşturulan güçlü kas yapısı; metabolik sağlığı, dengeyi, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Bugün yapılan direnç egzersizleri, aslında gelecekteki hareket özgürlüğüne yapılan yatırım anlamına geliyor" ifadelerini kullanıyor.

Dr. Halil Ertürk, sağlıklı yaşamın temel taşlarını şöyle sıraladı:
1. Düzenli fiziksel aktivite: Düzenli hareket etmek, kalp-damar sağlığını desteklerken metabolizmanın daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor.
2. Aerobik ve direnç egzersizleri: Aerobik egzersizler dayanıklılığı artırırken, direnç egzersizleri kas kütlesini koruyarak ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyeti ve metabolik sağlığın sürdürülmesine katkı sağlıyor.

3. Kaliteli uyku: Yeterli ve kaliteli uyku, bedenin kendini onarmasını destekliyor; bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkili oluyor.
4. Gerçek gıdaya dayalı dengeli beslenme: Sebze, meyve, kaliteli protein ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli beslenme modeli; inflamasyonu azaltarak metabolik sağlığın korunmasına yardımcı oluyor.

5. Stres yönetimi: Kronik stresin kontrol altına alınması, stres hormonlarının vücut üzerindeki yıpratıcı etkilerini azaltarak hem zihinsel hem fiziksel sağlığı destekliyor.
6. Tütün ürünleri, alkol ve toksik maruziyetlerden uzak durmak: Sigara, yoğun alkol tüketimi ve çevresel toksinlerden uzak durmak; hücre hasarını ve oksidatif stresi azaltarak sağlıklı yaş alma sürecine katkı sağlıyor.

Bayram tatili öncesi İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 65'e ulaştı

Kurban Bayramı tatili öncesi İstanbul dışına çıkmak isteyenlerin yola çıkmasıyla kent genelinde trafik yoğunluğu arttı. Mesai bitimine dakikalar kala İBB verilerine göre trafik yoğunluğu yüzde 65 olarak ölçümlendi

22.05.2026 17:50:00
İhlas Haber Ajansı
Bayram tatili öncesi İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 65'e ulaştı
Bayram tatili öncesi İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 65'e ulaştı
İstanbul'da Kurban Bayramı tatili öncesi trafik yoğunluğu etkili olmaya başladı. Beylikdüzü, Bahçelievler D-100 karayolu üzerinde trafik zaman zaman durma noktasına geldi. 9 günlük Kurban Bayramı tatili için yola çıkan vatandaşların, Mahmutbey gişelerde oluşturduğu yoğunluk dron ile havadan görüntülendi. Haftanın son günü ve mesai bitimine dakikalar kala İBB verilerine göre saat 16:00 itibariyle trafik yoğunluğu yüzde 65 olarak ölçüldü.

Trafiğin mesai bitiminin ardından da daha da artması bekleniyor.

Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor

Uzmanlar uyarıyor, günde 4 saatten fazla ekrana bakan çocukların problem çözme yeteneği azalıyor ve empati becerisi köreliyor

22.05.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor
Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor
Dijital teknolojilerin evlerin merkezine yerleşmesiyle birlikte, çocuk eğitiminde "ekran süresi" kavramı artık bir tercih olmaktan çıkıp ciddi bir sağlık ve eğitim krizine dönüştü.

Pedagoji ve nöroloji uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen son araştırmalar, kontrolsüz ekran kullanımının çocukların bilişsel gelişimini kalıcı olarak değiştirdiğini ortaya koyuyor. Eğitim dünyası ise bu durumu "Ekran Oburluğu" olarak adlandırıyor.

Beyin gelişiminde "dijital" tehdit

Yapılan son nörolojik testler, uzun süre ekrana maruz kalan çocukların beyin yapısında dikkat çekici değişimler saptadı.

• Gri Madde Azalıyor: Planlama ve organize olma becerisini yöneten ön beyindeki gri madde yoğunluğu düşüyor.

• Empati Yeteneği Köreliyor: Yüz yüze iletişim kurmayan çocukların duygusal sinyalleri okuma becerisi zayıflıyor.

• Sabırsızlık Kronikleşiyor: Sürekli kaydırılan kısa videolar, çocuklarda dopamin eşiğini yükselterek normal hayattan sıkılma dürtüsü yaratıyor.

"Sınıflarda odaklanma süresi 4 dakikaya düştü"

Gazetemize konuşan İlkokul Eğitim Uzmanı Selen Kurt, sınıflardaki acı tabloyu şu sözlerle özetliyor:

"Çocuklar artık öğretmenlerini ya da kitapları 'yeterince hızlı' bulmuyor. Ekranda gördükleri o dinamik, saniyede bir değişen görsellere alışan bir zihin için durağan bir dersi dinlemek işkenceye dönüşüyor. Odaklanma süreleri bazı sınıflarda 4 dakikanın altına geriledi. Bu durum doğrudan akademik başarısızlığı ve okul kaygısını tetikliyor."

"Dijital emzik" kolaycılığı

Uzmanlar, ebeveynlerin çocukları sakinleştirmek veya yemek yedirmek için telefon ve tabletleri birer "dijital emzik" olarak kullanmasının uzun vadeli faturaları olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk psikologları, erken yaşta kendi kendine sakinleşmeyi öğrenemeyen bireylerin, ilerleyen yaşlarda öfke kontrol problemi ve yoğun kaygı bozuklukları yaşadığını belirtiyor.

Ebeveynler için 3 altın kural

Pedagoglar, teknolojiyi tamamen yasaklamanın gerçekçi bir çözüm olmadığını, bunun yerine "bilinçli tüketim" alışkanlığı kazandırılması gerektiğini vurguluyor.

• 0-3 Yaş Sıfır Ekran: Bu yaş aralığında çocuğun zihni sadece fiziksel temas, oyuncak ve konuşma ile gelişir.

• 3-6 Yaş Sınırı: Günlük maksimum 45 dakika ve mutlaka ebeveyn eşliğinde, eğitici içerikler izlenmeli.

• Model Olma Kuralı: Eve gelen ebeveynin elinden telefon düşmüyorsa, çocuğa "kitap oku" demek sonuç vermez.

Eğitim platformları ve okullar, önümüzdeki dönemde müfredatlarına "Dijital Hijyen" dersleri eklemeye hazırlanıyor. Ancak uzmanların ortak görüşü net: En etkili filtre ve koruma, aile içinde atılan bilinçli adımlarla başlar.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi

Bu karar Türk siyasetine yöneliktir diyen BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, " İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın istiyor" dedi

22.05.2026 14:49:00
Haber Merkezi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi. Bu karar Türk siyasetine yöneliktir diyen BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, " İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın istiyor" dedi.
BTP Sözcüsü Önder'in açıklaması şöyle; "Mutlak butlan kararı siyaset tarihimize, hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir, bir ayıp olarak yerini almıştır. Bu karar sadece CHP'ye yönelik değil, Türk siyasetine yöneliktir. Bu nedenle her bir vatandaşımızı, her bir insanımızı ilgilendirmekte; demokrasiye ve hukuka inanan, demokrasi ve hukukun devam etmesi gerektiğini düşünen her vatandaşımıza bu anlamda görev düşmektedir.

"İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor"

İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. Kendi vesayetini kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın, kendi iktidarının devamını sağlayacak bir zemin bu ülkede oluşsun ama hiçbir şekilde kendi iktidarını tehdit eder hâle kimse gelemesin. Yıllarca bu ülkede vesayeti kırmak, vesayetle mücadele etmek iddiasıyla iktidara gelenler, iktidarda her seçim öncesi 'Vesayetle mücadele ediyoruz' diyerek milletten oy isteyenler maalesef bugün kendi vesayetlerini kuruyorlar. En büyük kentin belediye başkanını ve aynı zamanda ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayını ve yine birçok seçilmiş belediye başkanını tutukladılar. Açtıkları soruşturmalarla, belediye başkanları üzerine oluşturdukları baskılarla birlikte transferler yapılıyor. İsteniyor ki kendilerinin kontrolünün dışında bir güç bu ülkede olmasın.

"Millet bu prangayı kırar"

Bu tümüyle iktidar vesayetidir. Bu tümüyle millet iradesine vurulan bir prangadır. Millet bu prangayı kırar. Geçmişte kırdığı gibi buna müsaade etmez. Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararıyla millet iradesine pranga vurulabildi mi? E-muhtıra yayımlanmıştı yine aynı dönemde. Millet iradesine pranga vurulabildi mi? Ne oldu? O dönemde yüzde 25'lere düşen AK Parti oyu, bu müdahalelerle birlikte yüzde 42'ye çıktı ve daha güçlü bir şekilde AK Parti'nin tekrar iktidar olması gerçekleşti. Bugün de aynı şekilde mahkeme koridorlarında, yargı eliyle siyasete müdahale edip ana muhalefet partisini ve onun üzerinden Türkiye'de muhalefeti ve siyaseti şekillendirmeye çalışanların oyunu tutmayacak çünkü bu oyunu millet bozup atacaktır. Millet bu prangaları kırıp atacaktır.

"CHP yönetimi millete sığınmalıdır"

CHP'nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimi millete sığınmalıdır, millete dönmelidir, millet de güç birliği yapmalıdır. Millet iradesinin üstünde hiçbir irade yoktur. Bu düğümü millet çözer. Bu oyunu millet bozar. Bu prangaları ancak millet kırar. Bu anlamda CHP kimliğini taşıyan ama bu oyunların aparatı hâline gelmiş, bu oyunun bir parçası hâline gelmiş kişilere —bu milletvekili olabilir, eski genel başkanlar olabilir, başka isimler, siyasetçiler olabilir— tavsiyemiz, onların kavga etmeleri değildir. Tavsiyemiz, daha önceden de defalarca ifade ettiğimiz üzere, bu hukuksuzluğa, bu demokrasi ayıbına karşı çıkan; bu ülkenin demokrasi ve hukuk zeminine bir an önce dönmesi gerektiğine inanan bütün siyasi partilerle beraber olunmasıdır. Bu yetmez, sivil toplum örgütleriyle beraber olunmalıdır. Yetmez; barolar gibi meslek kuruluşlarıyla beraber olunmalıdır. Hukuk ve demokrasiye inanan bütün muhalefeti CHP yönetimi organize etmeli ve demokrasi ve hukuk yolunda yürümeye devam etmelidir. Burada iktidarla birlikte hareket eden ya da iktidarın oyununun parçası hâline gelmiş olanlarla uğraşmaya, onlarla kavga etmeye hiç gerek yok. Milletle beraber yol yürünmelidir. Millet bu oyunu bozacak ve bu yeni vesayet kurma çalışmaları, iktidar vesayetini oluşturma gayretleri boşa çıkacaktır."

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder'in açıklamasını izleyin:

Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti

CHP'de mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Özel'e yakın üç avukatı azletti

22.05.2026 11:37:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti
Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti
CHP'de mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Özel'e yakın üç avukatı azletti.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde mahkemenin mutlak bulan kararı sonrası genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi.

Kılıçdaroğlu, üç parti avukatını azletti. Görevden azlettirilen avukatlar, Özgür Özel'e yakın isimler olarak biliniyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun azlettiği üç parti avukatı arasında avukat Çağlar Çağlayan da bulunuyor.

Alınan bu karara ilişkin Özel cephesinden henüz bir açıklama gelmiş değil.

GÖZLER YÜKSEK SEÇİM KURULU'NDA

CHP'de gözler bir yandan da Yüksek Seçim Kurulu'ndan çıkacak karara çevrilmiş durumda.

Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararı, Özel'in kurmayları tarafından YSK'ya taşındı .

Yüksek Seçim Kurulu'nun itirazı bir karara bağlaması bekleniyor.

Gurbetçi sezonu erken başladı

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye gelişleri başladı. Gurbetçiler, uzun yolculukların ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurda giriş yapmanın mutluluğunu yaşadı

22.05.2026 11:26:00 / Güncelleme: 22.05.2026 11:31:07
Anadolu Ajansı
Gurbetçi sezonu erken başladı
Gurbetçi sezonu erken başladı

Avrupa'nın farklı ülkelerinden yola çıkan gurbetçiler, sınır kapısındaki işlemlerinin ardından memleketlerine gitmek üzere yola çıktı.

Kurban Bayramı dolayısıyla bu yıl gurbetçi sezonunun erken başladığı gözlendi.

Almanya'dan ailesiyle birlikte gelen Arkın Fil, Kurban Bayramı'nın yanı sıra yeğeninin düğünü için Türkiye'ye geldiklerini söyledi.

Tatili İstanbul'da geçireceklerini belirten Fil, "Bu bayram bizim için çifte bayram. Hem yeğenimin düğünü hem de Kurban Bayramı var. Bayramı sevdiklerimizle birlikte geçireceğiz. Henüz sınır kapısını geçmeden bayrağı görünce büyük bir gurur yaşıyoruz. Her gurbetçinin gözü yaşarıyor diyebiliriz. Özlem içerisindeyiz, vatanımızı seviyoruz." diye konuştu.

Avusturya'dan gelen Kenan Eyvazo da Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye geldiğini dile getirerek, bayramı Kayseri'de geçireceğini anlattı.

Türkiye'yi çok özlediğini belirten Eyvazo, "Vatanımız dünyada bir numara. Kayseri de öyle biliyorsunuz, sucuğumuz, pastırmamız, mantımız ağzınıza layık. Torunlarım var, akrabalarımız var, onları göreceğim." ifadelerini kullandı.

Bayram boyunca akraba ziyaretleri yapacağını söyleyen Eyvazo, tüm İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutladı. 

YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ilişkin açıklama

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), faaliyet izni kaldırılan İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri ile üniversitede görev yapan idari ve akademik personelin herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına gerekli işlemlerin yerine getirileceğini bildirdi

22.05.2026 11:23:00 / Güncelleme: 22.05.2026 15:14:02
Anadolu Ajansı
YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ilişkin açıklama
YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ilişkin açıklama

YÖK'ten yapılan açıklamada, İstanbul Bilgi Üniversitesinin kurucu vakfına mahkemece kayyım atanması üzerine, üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı'nın bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Yükseköğretim Kurulu, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesi hususunda gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Öğrencilerimizin yanı sıra üniversitemizde görev yapan idari ve akademik personele dair herhangi bir mağduriyete fırsat vermeden gerekli işlemler yerine getirilecektir. Konuyla ilgili detaylı açıklamalar önümüzdeki günlerde yapılacak olup, kıymetli öğrencilerimizin, ailelerinin ve yükseköğretim camiasının süreçle ilgili doğru ve güncel bilgileri yalnızca Yükseköğretim Kurulunun resmi iletişim kanallarından takip etmelerini önemle rica ederiz." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.