logo
08 AĞUSTOS 2026

Son nefeste söylemezse bu diller...

‘Son nefeste söylemezse bu diller, bütün cihan senin olsa ne fayda’ diyoruz ya! İşte bu sözü, bu son nefeste diyecek; Ey Şeytan, ey nefis dur, bakalım. Hayır, siz yalan konuşuyorsunuz. Asıl sevilen Allah'tır. Baki olan O’dur. O’na döneceğiz. O’ndan geldik. Nasıl? “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enna Muhammeden abduhu ve resulühu”…

21.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Son nefeste söylemezse bu diller...
Son nefeste söylemezse bu diller...
'Son nefeste söylemezse bu diller, bütün cihan senin olsa ne fayda' diyoruz ya! İşte bu sözü, bu son nefeste diyecek; Ey Şeytan, ey nefis dur, bakalım. Hayır, siz yalan konuşuyorsunuz. Asıl sevilen Allah'tır. Baki olan O'dur. O'na döneceğiz. O'ndan geldik. Nasıl? "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enna Muhammeden abduhu ve resulühu"…

Biz, O'nu çok zikredersek kalbimize O yerleşir, azalarımıza yerleşir, elimize, ayağımıza, gözümüze, kulağımız da. 'Allah der' Ne zannediyorsun sen? Esasen "yusebbihu lillahi mafis semavati vema fil ard"( Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah'ı zikreder).







Allah der, her şeyimiz Allah diyor

Cenabı Hakk'ın istediği, murat ettiği irademizle, dilimizle O'nu zikretmemiz değil mi? O'nu zikretmemizi, bunu istiyor bizden. Bunu yaparsak mesele tamamdır.

Ha! Şimdi bunu yapıp da, kalbimize zikri indirdiğimiz zaman, oraya yerleştiği zaman, zikir orada mekân tuttuğu zaman, o son andaki cebelleşmede, mücadelede, kavgada, hiç korkma, şeytanı mağlup edersin.

Niye? Eğer kalbinde o, seni mağlup ederse dimağında şuurunda vardır o hayal. Orada Allah dersin, orada la ilahe illallah, dersin. Hayır, orada yok, dilinde var, dilinde dersin, elinde dersin, onun için her tarafı yerleştirmek lazım, di mi efendim…







O tek hasmımızı mağlup edeceğiz zaten. O tek hasım mağlup olursa cemiyet meydanında da kötülük kalmaz. Herkes onu mağlup etmeye mükelleftir. Şu veya bu suretle ortaya çıkıyor, bazen insan suretinde. Bil ki tasarruf eden hep odur. Bizim nefsimizle eğer onunla mücadeleye karar verirsek ne ortada şu kalır, ne bu kalır.






Acı ve ıstırap kefarettir

Esasen Cenabı Hak, inanan kuluna son nefeste bir acı da verecek, ıstırap da verecek. O'nun kefaretidir.

Rasulullah Efendimiz hadis-i şeriflerinde öyle buyuruyor ve "müminin kefaretidir. Ne, ölüm" sıkıntısı, o cefası değil mi? Onu tertemiz Cenabı Hak istiyor. O anda onu temizliyor, öyle huzuruna alıyor"

Bir de bunun üstü bir hal var ki, Allah onu hepimize nasip etsin, böyle sevinerek koşarak, eğlene eğlene gider.

Hadi Allah'a ısmarladık ta, demez. Lan öyle bir aleme gidiyorum ki buradan ne olur, dercesine…







Bir gemi kalkar bu limandan

Yahya Kemal Beyatlı'nın (Allah rahmet eylesin) hep o şiir hatırıma gelir de, tam okuyamam onu. Bunda çok hoşuma gider sanki o anı anlatıyor:

"Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol, sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli" diye devam ediyor…

Sure-i Yusuf'u okumasını bir mürşit, müridine tavsiye ediyor. Sebep de; Hazret diyor, Kur'an-ı Kerim'de her şeyin olduğunu söylüyorsunuz ancak ben, müminin ruhu yağdan, kılı çekersin gibi çıkar, hadisinin mealini Kur'an'da bulamadım.

O da buyuruyor, "Oğlum sure-i Yusuf'u oku. Gidiyor, okuyor, bulamadım, diyor. O zaman gene oku, diyor. Gidiyor, gene bulamadım, diyor. En sonunda buldum, neyi, diyor?

Hz. Yusuf'un güzelliğini müşahede edipte varlığından geçen kadınlar, ellerini kestiği zaman farkına varmadılar.

Demek ki insan, ruhunu teslim ederken Allah'ın cemalini müşahede ederse onlardan ruhun, bedenden çıkış ıstırabını duymazlar. Hah, bildin diyor, tam öğrendin, okudun bu sefer.







Aradan perdeyi kaldırmak

Şimdi efendim! İnsan eğer Rabbine dünya hayatında vuslata karar verdi, hep ona yürümek istiyor, gidiyorsa artık bir perde kalmıştır. Ölüm dediğimiz anda o perde de can hulkuma geldiği zaman açılır, gideceği yer seyredilir.

Gideceği alemde onun Rabbinin mekanı, Onun Rab'ının zatının, sıfatının, esma ilahisinin olduğu alem olduğu için şimdi düşün ki insan, en büyük gerçeği, en büyük hakikati bir anda perdenin açılışı ile seyrediyor.

Daha bir şey duyar mı ya? İşte kovanım yağma olsun, der zaman. Evet, doğrudur, çok doğrudur. Allah o hali hepimize nasip eylesin, böyle bir ölüm ihsan etsin.

Cenabı Hak, benim rahmetim sonsuzdur, diyor; "tubu ilellahi tevbeten nasuha". Günahınıza dönmeyecek şekilde tövbe edin Ben, sizi affedeyim;  Cenabı hak "Vallahi gafururrahim" Yeminle Ben affedicinin ta kendisiyim; Cenabı Hak, kullarını affetmek için bahane arıyor.







Mesele O'nun kapısına dönmektir. Döndüğümüz zaman O, bizi affeder. Onu istiyor. Zaten bizim evladımıza olan muhabbetimizin en az yedi misli demiştir.

O'nun en isyan etmiş kuluna düşün ki o, kuluna rahmet etmesin, onu affeder. Bu mümkün mü hatta ayet-i kerimede "la taknetu min rahmetillah"(10) Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.

Şimdi efendim! Bu o rahmeti biz anlatamayız. O mümkün değil. Anlatmak hiç mümkün değil, sonsuz bir kapıdır.

Hiç şu andan tezi yok, oraya girelim, sığınalım. Rahmeti zaten ne diyor? Eğer inkâr eden O'nun rahmetinin sonsuzluğunu bilseydi utanır, inkâr etmezdi. Rahmeti sonsuz ama müminde sabredecek. Öyle ama bir de O'nun azameti, kudreti var, kuvveti var. Onu düşünseydi oda ubudiyetten geri kalmaz." (Prof. Dr. Haydar Baş, 1994 Mesaj Tv'deki sohbetinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.