Seçimler bitti, tartışması devam ediyor.
Ismarlama anket yapan ve sipariş sahibinin gönlündeki rakamları açıklayan şirketlerin verdikleri sonuçlara ulaşamamış olsa bile seçimin galibi AKP oldu.
Medyanın büyük çoğunluğunun ittifakla manşetten verdiği gibi seçim sonuçlarının, hükümetin elini güçlendirdiğini kabul edelim.
Bu durumda cevaplamamız gereken bazı sorular çıkıyor karşımıza.
AKP, bir buçuk yıllık iktidar süresince hangi olumlu icraatın altına imza koymuştur ki, eli güçlenmiştir ve güçlenen elini kime karşı kimden yana kullanacaktır?
İktidarın bir yılını değerlendirirken, yabancı bir gazetecinin sayın Başbakan'a sorduğu soruyu ve aldığı cevabı hatırlayalım:
- Özgürlükler alanında attığınız olumlu adımlara iki örnek verir misiniz?
- Yabancılara mülk edinme hakkı tanıyan yasal düzenlemeler yaptık ve 21 bin kilise açtık.
Demek ki, 3 Kasım seçimlerinden eli güçlü çıkan AKP; bu güçlü elini kimden yana ve kime karşı kullanmış? Müslüman Türk milletini Anadolu coğrafyasında işgalci gören ve buradan söküp atmak için olmadık fırıldaklar çeviren Haçlı dünyasının yanında, lehinde ve milletimizin de aleyhinde kullanmıştır. Güpegündüz sokak ortasında İncil dağıtma faaliyetleri hızlanmış, açılan kilise-evlere papaz servisi yapmak için kiliseler vardiya usulü çalışmaya başlamıştır. Diğer tarafta yüzlerce İlahiyat Fakültesi mezunu gencimiz, Diyanet'e ve Milli Eğitim'e kadro verilmediği için, çay ocaklarında garsonluk yapmakta, pazarlarda limon satmaktadır. Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanımız bir caminin temel atma töreninde konuşurken: "Bu son olsun, yeter artık" diyebiliyor ve aynı hükümetin Başbakanı da kilise açmış olmakla övünebiliyor. Ekonomik alandaki tepetaklak gidişi, Hilmi Yıldırım'ın ve Selim Kotil'in köşelerinde okursunuz, okuyorsunuz.
Serap görüp de, deniz gördüm diye milleti koşturmanın, milleti aldatmanın alemi yok, gerçek fotoğraf şudur:
Seçimlerden eli güçlenerek çıkan hükümet, güçlenen bu elini, hangi çevrelerin lehinde kullandı ve kullanıyor ise işte o çevreler, ellerindeki imkânları seferber ederek, hep yanlarında, arkalarında buldukları bu güçlü elin daha da güçlenmesi için çalışıyorlar, kendilerine tanınan sınırsız imtiyazlar dikkat çekmesin diye ve bu vatanın asıl sahibi olan çilekeş Türk milletinden esirgenen haklar ve nimetler gündem olmasın diye, "canbaza bakın" metodunu başarı ile uyguluyorlar.
Yerli gözlük kullananlar için oldukça net bir fotoğraf.
Ismarlama anket yapan ve sipariş sahibinin gönlündeki rakamları açıklayan şirketlerin verdikleri sonuçlara ulaşamamış olsa bile seçimin galibi AKP oldu.
Medyanın büyük çoğunluğunun ittifakla manşetten verdiği gibi seçim sonuçlarının, hükümetin elini güçlendirdiğini kabul edelim.
Bu durumda cevaplamamız gereken bazı sorular çıkıyor karşımıza.
AKP, bir buçuk yıllık iktidar süresince hangi olumlu icraatın altına imza koymuştur ki, eli güçlenmiştir ve güçlenen elini kime karşı kimden yana kullanacaktır?
İktidarın bir yılını değerlendirirken, yabancı bir gazetecinin sayın Başbakan'a sorduğu soruyu ve aldığı cevabı hatırlayalım:
- Özgürlükler alanında attığınız olumlu adımlara iki örnek verir misiniz?
- Yabancılara mülk edinme hakkı tanıyan yasal düzenlemeler yaptık ve 21 bin kilise açtık.
Demek ki, 3 Kasım seçimlerinden eli güçlü çıkan AKP; bu güçlü elini kimden yana ve kime karşı kullanmış? Müslüman Türk milletini Anadolu coğrafyasında işgalci gören ve buradan söküp atmak için olmadık fırıldaklar çeviren Haçlı dünyasının yanında, lehinde ve milletimizin de aleyhinde kullanmıştır. Güpegündüz sokak ortasında İncil dağıtma faaliyetleri hızlanmış, açılan kilise-evlere papaz servisi yapmak için kiliseler vardiya usulü çalışmaya başlamıştır. Diğer tarafta yüzlerce İlahiyat Fakültesi mezunu gencimiz, Diyanet'e ve Milli Eğitim'e kadro verilmediği için, çay ocaklarında garsonluk yapmakta, pazarlarda limon satmaktadır. Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanımız bir caminin temel atma töreninde konuşurken: "Bu son olsun, yeter artık" diyebiliyor ve aynı hükümetin Başbakanı da kilise açmış olmakla övünebiliyor. Ekonomik alandaki tepetaklak gidişi, Hilmi Yıldırım'ın ve Selim Kotil'in köşelerinde okursunuz, okuyorsunuz.
Serap görüp de, deniz gördüm diye milleti koşturmanın, milleti aldatmanın alemi yok, gerçek fotoğraf şudur:
Seçimlerden eli güçlenerek çıkan hükümet, güçlenen bu elini, hangi çevrelerin lehinde kullandı ve kullanıyor ise işte o çevreler, ellerindeki imkânları seferber ederek, hep yanlarında, arkalarında buldukları bu güçlü elin daha da güçlenmesi için çalışıyorlar, kendilerine tanınan sınırsız imtiyazlar dikkat çekmesin diye ve bu vatanın asıl sahibi olan çilekeş Türk milletinden esirgenen haklar ve nimetler gündem olmasın diye, "canbaza bakın" metodunu başarı ile uyguluyorlar.
Yerli gözlük kullananlar için oldukça net bir fotoğraf.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026



























































