logo
24 MAYIS 2026

Söyleni-yorum: Duâlardayım

14.01.2016 00:00:00
Bugün, becerebildiğim kadarıyla konuşma dili üslubuyla yazmaya ve sohbete çalışacağım. Zor ama Allah'a sığınarak deneyeceğim:
Sadâkat, çocuklarına ve evine düşkünlük yani evcimenlik iyi hasletlerdir; bu hasletlere sahip kişiler de itibar görürler değil mi?
Kişi; çocuklarının en iyi okullarda okumasını, okulun da en başarılı öğrencisi olmasını, okulu bitirdikten sonra iyi ve kazançlı işler kurmasını da isteyebilir değil mi? Bu da iyi huylardan, takdir gören hasletlerden sayılmaz mı?
Kişi; çocuklarının en iyi kıyafetleri giymesini, en iyi ata-arabaya-gemiye-uçağa binmesini; çocuklarının atının-arabasının asla geçilmemesini isteyebilir ve bunları temin için uğraşabilir ve bu gayret ve istekleri de saygı görmez mi?
Kişi; okulunun yapılan müsabakaların hepsinden galip çıkmasını, ilinin-ilçesinin üretim ve pazarlamada bütün il-ilçelerden önde olmasını, hemşerilerinin her yerde itibar ve saygı görmesini isteyebilir, bu uğurda üstün gayretler gösterebilir, bu istek ve gayretleri de saygı görür değil mi?
İşte kişinin; varsıl ve başarılı bir ailenin, bütün yarışmalardan galip çıkan bir okulun, üretim ve pazarlamada rakip tanımayan il-ilçenin, her yerde saygı gören bir bölgenin, bütün dünyada itibarı olan bir ülkenin mensubu olmayı istemesinin adıdır Milliyetçilik...
Bu masum arzu ve hayaller ancak kimliksiz, kişiliksiz, nankör, nâmert, karakter düşkünü, aşağılık kompleksli, arazlı akılların tepkisini alır...
Çoluk-çocuğunun, ailesinin ve mahallelisi/köylüsü/kentlisinin/memleketlisinin/yurttaşının başarılı ve itibarlı olması için gayret eden kişilerin, memleketinde, ilinde-ilçesinde, aile içinde hürmet, itibar ve saygı görmesinden daha normal ne olabilir?
Hırsıza, evdeki yastık-altı birikimin yerini söylemenin, doğrulukla;
Cinsi sapığa, komşusunun gelin ve kızlarının yatak odasını tarif etmenin, yabancıya yardımla;
Düşmana, emperyaliste, Haçlı'ya camilerin-mescitlerin, cami ve mescit cemaatinin adreslerini tek tek vermenin, İlerici-Batıcılıkla;
Ailesinin, komşusunun, hemşerisinin, yurttaşının icadı bir ürünün şifrelerini gizlice başkalarına vermenin; hümanizmle ve barış-severlikle ne alâkası olabilir?
Bunu yapan; hangi yönden bakılırsa bakılsın nankör, namert, hâin değil midir?
Ailesine zarar veren hayırsız evlat ile devletine-milletine zarar veren milliyetsiz vatandaşın ne farkı var?
Ailesini, karındaşlarını zor günlerinde desteksiz bırakan, ailesinin bütün fertlerine karşı kendisini her halükârda haklı gören birinin; ülküdaşlığına, yoldaşlığına, fikirdaşlığına, silah arkadaşlığına, yol arkadaşlığına güvenilebilir mi?
Ailesine ve kardeşlerine sadık kalamayan birinden millete, devlete, yurttaşa sadakat beklenebilir mi?
Bu düşüncelerle Oğuz Kağan da; "Ulu Tanrı! Bir tek namussuz Türk yaratacağına, dünyayı yık daha iyi..." Diye yakarmamış mıdır?
***
Biliyor musunuz Gönüldaşlarım; yaşım, başıma belâ!
Ya başım yaşımı, ya da yaşım başımı taşıyamıyor galiba artık!...
Savaşçı Türk Gönlüm, yaşıma da başıma da direniyor ama... Ama işte!
Ölmeden, "Yoruldum" demeyeceğim Allah'ın izniyle.. Hayırlısıyla öldüğümde de; "Yoruldum" demeden göçeceğim!...
"Bize yorulmak ayıp, durmak suç!" sözümün arkasında durmaya çalışıyorum.  Çalışıyorum ama... Ama işte!
Ayağından arazi çoraplarını üşümesin diye Anasına veren Evlâd-ı Vatan; Ana-Babasının evini muşamba ile Evimizin Evi Vatan'ı canıyla korurken, onları cephede, karda-kışta-ayazda yalnız bırakan yaşıma da, başıma da küfredesim var!
Zâlimler cana doymadı, kanla vatanlaştırdığımız topraklar kana...
"Kahramanı olmayan ve kahramanı ölmeyen toplumlar millet olamazlar." demişim biliyorum... Herkesin inadına hâlâ aynı kanaatteyim; kahramanlar olacak ve kahramanlar; "Ölümü öldüren bir ölüşle dirilecek" ler ki, millet yaşasın!
Millet yaşayacak ki, devlet yaşasın!
Devlet yaşayacak ki, insanı yaşatsın!
Yaşımla ve başımla toplumu milletleştiren kahramanlara duâ ile desteğimi layık gören Allahım'a hamd ederim, şükr'ederim...
Duâyı yetersiz sayanlar cepheye gitsinler; yaşları-başları gereği gidemeyenlerse inadına duâ etsinler... Ben duâlardayım..
Allah'ım! 21. yy.'da İmam Hüseyn (a.s.) duruşuyla kıyâm eden, önce İslâm âlemini, Türk dünyasını, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını; sonra her bir mensûbunu özel emeklerle olduran II. Kuvay-ı Milliyecileri, sonra BTP mensuplarını, sonra Gönüldaşlarını, sonra ailesini düşünerek ömür süren; "Akıl kullanılacak bir vasıtadır;insan, gönüldür Gönül." diyerek Gönül Adam 'laşan; dili zikirli, aklı fikirli, eli duâya açık, herkese yetmekten kendisine zaman ayıramayan Baştürk'ümüz Haydar Hocamız'ı, kem nazarlardan Sen koru!
Ömrünü bereketli, canını sağlıklı kıl...
O yürüsün ki, yüz binler de ardından Türkçe yürüsün...
Baştürk'e, bütün Haçlı emperyalistlerin önüne koyduğu; "Tam Bağımsız Türkiye" ve "Kâinat Türk Devleti" ülkülerini gerçekleştirecek fırsatı ver!
Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet/ Milli Devlet programlarını gören ferâset sahiplerinin sayısını artır...
Baştürk'ümüzü sağ-sağlıklı, gönüldaşlarını/yoldaşlarını dirâyetli kıl...
"Felek, her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin,
 Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten"  (Namık Kemal)
BU VATAN BİZİMDİR, BİZİM KALACAK vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
 
Mustafa Aslan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.