logo
08 AĞUSTOS 2026

Su orucunun faydası çok, ancak dikkat!

Sadece su içerek hücrelerinizi kendi kendini onarmaya mı zorlayacaksınız, yoksa kaslarınızı eritip kalbinizi riske mi atacaksınız? Bilimsel gerçekler, şaşırtıcı faydalar ve hayatınızı değiştirebilecek uyarılarla dolu bu rehberi okumadan karar vermeyin

25.03.2026 15:36:00 / Güncelleme: 25.03.2026 19:34:18
Eyüp Kabil
 
Su orucunun faydası çok, ancak dikkat!
Su orucunun faydası çok, ancak dikkat!
Su orucu (water fasting), son yıllarda sağlık ve wellness trendleri arasında popüler hale gelen bir uygulamadır. Ancak bu yöntem, hem potansiyel faydaları hem de ciddi riskleri nedeniyle dikkatli yaklaşılması gereken bir konudur. Bu yazı, su orucunun ne olduğu, nasıl uygulandığı, bilimsel yönleri, faydaları ve risklerini ara başlıklar altında detaylı bir şekilde ele almaktadır.






Su orucu nedir?

Su orucu, belirli bir süre boyunca sadece su içilerek ve hiçbir katı gıda, meyve suyu, çay, kahve veya başka sıvı tüketilmeden yapılan bir oruç türüdür. Genellikle 24 ila 72 saat (1-3 gün) arasında uygulanır; bazı durumlarda tıbbi gözetim altında 5-20 güne kadar uzayabilir. Vücut bu süreçte kalori alımını tamamen keser ve depolanmış enerji kaynaklarını (önce glikojen, sonra yağ) kullanmaya başlar. Amaç, sindirim sistemini dinlendirmek, otofajiyi (hücrelerin kendi kendini yenileme süreci) tetiklemek ve vücudu arındırmaktır.

Otofaji, Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi'nin Nobel ödüllü çalışmalarıyla bilim dünyasına tanıtılan bir mekanizmadır; yaşlı ve hasarlı hücre parçalarının parçalanarak yeniden kullanılmasına olanak tanır.






Tarihçesi ve kökeni

Su orucu, insanlık tarihi boyunca dini, spiritüel ve tıbbi amaçlarla uygulanmıştır. Antik Yunan'da Hippocrates gibi hekimler açlığı tedavi yöntemi olarak önermiş, İslam, Hristiyanlık, Yahudilik ve Budizm gibi dinlerde de benzer oruç pratikleri görülmüştür. Modern dönemde ise alternatif tıp ve wellness topluluklarında detoks, kilo kontrolü ve kronik hastalık yönetimi için popülerleşmiştir. Günümüzde bilimsel çalışmalar, özellikle aralıklı oruç ve su orucunun metabolik etkilerini incelemektedir.






Su orucu nasıl yapılır?

Su orucu üç aşamada uygulanır: Hazırlık, oruç dönemi ve yeniden beslenme (refeeding).

- Hazırlık Aşaması: Oruçtan 1-2 gün önce hafif, bitkisel ağırlıklı beslenin. Kafein ve şekerli gıdaları azaltın. Mutlaka doktor onayı alın; kan tahlili yaptırın.

- Oruç Dönemi: Sadece su için (günde 2-3 litre, vücut ağırlığına göre). Dinlenin, hafif yürüyüş yapın. İş veya yoğun aktivitelerden kaçının.

- Yeniden Beslenme: Oruç bitince aniden ağır yemek yemeyin. İlk 1-2 gün çorba, meyve ve hafif yiyeceklerle başlayın. Bu aşama, "refeeding sendromu" riskini önlemek için kritik öneme sahiptir.

Kısa süreli (24-72 saat) oruçlar evde yapılabilir; uzun süreli olanlar ise mutlaka tıbbi gözetim altında olmalıdır.






Potansiyel faydaları

Bilimsel çalışmalar su orucunun şu faydalarını öne çıkarmaktadır:

- Kilo Kaybı: Kısa sürede hızlı kilo verimi (3 günde 2-4 kg, 7 günde 7-8 kg mümkün). Ancak bunun büyük kısmı su ve kas kaybıdır; yağ kaybı sınırlıdır.

- Otofaji ve Hücresel Yenilenme: 24-48 saatten sonra otofaji artar; bu, hücre onarımını destekleyebilir ve yaşlanma karşıtı etki yaratabilir.

- İnsülin Duyarlılığı ve Kan Şekeri Düzenlenmesi: İnsülin direncini azaltabilir, tip 2 diyabet riskini düşürebilir.

- İltihap Azalması ve Detoks: Sindirim sistemi dinlenir, inflamasyon belirteçleri düşebilir; toksin atımı desteklenir.

- Kronik Hastalık Risklerinde Azalma: Bazı araştırmalar kalp hastalığı, kanser ve nörodejeneratif hastalık riskini azaltabileceğini gösterse de kanıtlar sınırlıdır.

- Zihinsel ve Ruhsal Faydalar: Enerji artışı, odaklanma ve manevi huzur rapor edilmiştir.

Faydalar genellikle kısa süreli uygulamalarda görülür ve bireysel farklılıklar gösterir.






Olası riskler ve yan etkiler

Su orucu risksiz değildir ve özellikle uzun süreli veya plansız yapıldığında ciddi sorunlar yaratabilir:

- Elektrolit Dengesizliği ve Dehidrasyon: Sadece su içmek sodyum, potasyum kaybına yol açabilir; hipotansiyon, baş dönmesi, kas krampları görülür.

- Hipoglisemi ve Kas Kaybı: Kan şekeri düşer, kas erimesi hızlanır.

- Diğer Yan Etkiler: Baş ağrısı, yorgunluk, uykusuzluk, mide bulantısı, metabolik asidoz.

- Ciddi Riskler: Yeniden beslenme sendromu (kalp ritim bozuklukları), böbrek hasarı, uzun vadede kemik erimesi riski artışı. Bazı fare çalışmalarında bağırsak kanseri riski yükselmiştir.

2024-2025 çalışmalarında, 4 günden uzun su oruçlarının kalp-damar sistemi üzerinde stres yaratabileceği belirtilmiştir.






Kimler su orucu yapmamalı?

Aşağıdaki gruplar kesinlikle kaçınmalıdır veya sadece doktor kontrolünde yapmalıdır:

- Hamileler ve emzirenler

- Tip 1 veya kontrolsüz tip 2 diyabetliler

- Düşük vücut ağırlığı olanlar veya yeme bozukluğu öyküsü olanlar

- Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı (kalp, böbrek, karaciğer) olanlar

- İlaç kullananlar (özellikle tansiyon, diyabet ilaçları)

- Ameliyat öncesi veya sonrası dönemdekiler






Bilimsel durum ve kanıtlar

Su orucuna dair kanıtlar umut verici ancak sınırlıdır. Hayvan çalışmalarında otofaji ve uzun ömür faydaları net; insan çalışmalarında ise ağırlıklı olarak kısa süreli kilo kaybı ve metabolik iyileşmeler gözlenmiştir. NIH ve PMC gibi kaynaklar, tıbbi denetimli su orucunun güvenli olabileceğini ancak kas kaybı ve yan etkiler nedeniyle uzun süreli kullanımın riskli olduğunu vurgular. Daha fazla randomize kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır.

Pratik ipuçları ve öneriler

- Oruç öncesi ve sonrası beslenmeye dikkat edin.

- Günlük aktivitelerinizi azaltın; dinlenme ve meditasyon yapın.

- Vücudunuzu dinleyin: Şiddetli baş dönmesi, bayılma gibi belirtilerde hemen bırakın.

- Su orucunu aralıklı oruç (intermittent fasting) ile karıştırmayın; ikincisi daha güvenli bir alternatiftir.

- Uzman eşliğinde (kliniklerde) yapılan programlar tercih edin.

Su orucu, doğru şekilde ve kısa süreli uygulandığında kilo kaybı, otofaji ve metabolik sağlık açısından fayda sağlayabilir. Ancak riskleri göz ardı edilmemeli; özellikle uzun süreli uygulamalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Herhangi bir sağlık hedefiniz için su orucunu düşünüyorsanız, lütfen bir hekim veya diyetisyenle görüşün. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri her zaman en güvenli yoldur. Sorularınız olursa yorumlarda belirtin!

Önemli Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Su orucu uygulamadan önce mutlaka bir doktora danışın.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.