logo
25 MAYIS 2026

SURRE ALAYLARI-1

08.02.2003 00:00:00
Tahkim edilen duvar

Kamil BAYRAKTAR

1992 yılı idi. Öğüt dergisinin yayın hayatında bulunduğu dönemdi. Şu anda Meltem TV'de görev yapan Selim Kotil ve Türkiye gazetesinden Ferat Gülver ile birlikte Malezya, Singapur ve Tayland'ı kapsayan bir inceleme-araştırma gezisine gitmiştik. Seyahat ettiğimiz Malezya Havayollarına ait uçak gidişte olduğu gibi dönüşte de Umman'a uğramıştı. Umman, takriben 11 saat süren uçak yolculuğunda tabir-i caizse mola verilen, yakıt ikmali yapılan, ihtiyaç giderilen bir Müslüman Arap ülkesiydi. İşte bu molanın dönüşe rastlayanında ben bir şeyler atıştırmaya giderken Selim Kotil ve Ferat Gülver freeshop'a gitmeyi tercih etmişlerdi. Aperatif bazı şeyler yeme işini bitirip uçağa gidiş kapısına doğru yöneldiğimde Selim Kotil, gümrükten geçmiş bizi bekliyordu. Fakat Ferat Gülver yoktu. Ben de gümrükten geçtim. Selim Kotil bana, "Kamil abi Ferat freeshopta kaldı. Bir zahmet git bak" dedi. Gidip bakmak da gerekiyordu. Çünkü uçağın kalkış anına çok az zaman kalmıştı. Hemen, orada bulunan görevli birine İngilizce olarak, bir arkadaşımın freeshopa gittiğini, geciktiğini söyledim. Gidip bakmak için müsaade istedim. Görevli memur Madrit'e mi, İstanbul'a mı gittiğimizi sordu. "İstanbul'a" dedim. Demekle birlikte de nasıl bir zorluk kapısını çaldığımı anladım. Çünkü görevli izin vermedi. "Gidemezsin" dedi. Kendisine arkadaşımızın İngilizce, Arapça bilmediğini, biraz daha gecikirse burada kalmak gibi bir sonuçla karşılaşacağını, onun için yardımcı olmaları gerektiğini söyledim. Görevli, "Nuh" diyor "Peygamber" demiyordu. Bütün yolcular neredeyse uçağa gitmişler, bir tek biz kalmıştık. Çıkış kapısının kapanmasına an vardı. Her an kapanabilirdi. Görevliye defalarca müracaat etmemize, adeta mekik dokumamıza rağmen bildiğini okumaya devam ediyordu. Bu; biraz ileride bulunan ve amir konumundaki bayanın dikkatini çekmiş olacak ki vaziyeti sordu. Aynı şeyleri ona da anlattık. Kadın ve anne olmanın getirdiği bir rikkatten olsa gerek izin verdi de Ferat Gülver'i bulduk ve uçağa zor yetiştik.

Oradaki memur yapacağını yapmış, bizi epeyce yormuş, belki de üçümüzün de uçağı kaçırması gibi bir sonla karşılaşmak için elinden geleni ardına koymamıştı. Böyle bir tavır takınması "İstanbul'a mı, Madrit'e mi?" sorusuna verdiğimiz "İstanbul'a" cevabındandı. "Madrit'e" deseydik, İspanyol muamelesi görecek böyle bir problemle karşılaşmayacaktık. Yani bir Müslüman Arapın, Müslüman Türk'e olan tipik düşmanlığı, Osmanlı torunu düşmanlığı ile karşı karşıya kalmıştık. Bu Müslüman Arap görevli, sadece Müslüman Türk olduğumuz için işimizi zorlaştırmış, işi yokuşa sürmüştü.

Suud'un anlaşılmaz tavrı

Bizim Umman'da yüz yüze geldiğimiz bu tür bir davranışın, hac mevsiminde hacı adaylarına da reva görüldüğüne dair haberleri hep duymuş olmamız bir yana bu davranışın daha başka sahalardaki yansımalarından da geçilmiyor. Kâbe çevresindeki Osmanlı eseri revakların birer birer yok edilişi, 2. Abdülhamit'in, eşsiz projesi Hicaz demiryoluna ait eserlerin bir bir ortadan kaldırılışını duymayan kalmadı. Bugün Saddam bahanesiyle dünyanın gündeminden hiç düşmeyen Irak'ta bile Osmanlıya ait nice eserlerin yerinde yeller esiyor. Hatta bu tavır Arabistan coğrafyası ile de sınırlı değil. Mesela son Bosna soykırımında yıkılmaya yüz tutmuş ve küçük meblağlarla tamiri mümkün Osmanlı eseri camileri, Suudi Arabistan kökten yıktırıp, çok farklı mimarilerle yeniden inşa ettiği biliniyor. Son olarak da 2002 yılı içinde bu türden bir eyleme daha imza attı Suudi Arabistan ve ünlü Ecyad kalesini yerle bir etti. Geçen yıl hacca gidenler bu Osmanlı eserini görme şerefine nail olan son hacılar olurken, bu yıl gidenler maalesef bundan mahrum kalacaklar. Bütün bunlar, bugünkü Müslüman Arapların Müslüman kardeşleri Türklere olan bakışlarının madde üzerindeki tezahürünü gösteriyor. Peki neden böyle bir tavır sergiliyor Müslüman Araplar? Müslüman Arapların, tarihî Osmanlı eserlerinden bile intikam alacak kadar anlaşılmaz işlere imza atmalarının sebebi nedir? Varsa bu sebep ne kadar geçerli bir sebeptir?

İngilizlerin oynadığı başrol

İslâm'ın insanlığa indiği, Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed'in (sav) ebedî istirahatgâhı Ravza-i Mutahhara ile Müslümanların kıblegâhı Kâbe-i Muazzama'yı bünyesinde barındırdığı için çok büyük önem taşıyan Hicaz bölgesi takriben 4 asır Osmanlı İmparatorluğunun idare ve himayesinde kaldı. Tarihte eşine rastlanmadık tarzda bir insanlık medeniyeti örneği sergileyen bu imparatorluğun "Hadimü'l Haremeyn"liği, kaderin bir tecellisi olarak miadını doldurmaya yüz tuttuğu 19. Yüzyılın sonlarına kadar sürdü. Müslümanların Kıblegâhının, iki cihan serveri Peygamberinin Ravza-i Mutahharasının bulunduğu ve İslam'ın ayak izlerinin, nefesinin, tarihinin, kökünün her karış toprağına nakış nakış işlenmiş olduğu bu coğrafya bizden, 20. Yüzyılın ilk dünya savaşı ile birlikte koparıldı. "Petrol"ün varlığının tespitinin birinci sebep sayılabileceği bu koparma işleminde bugünün ABD'sinin yerindeki İngilizler büyük, hatta başrol oynadı. Öyle ki Müslüman Arap kardeşlerimizin tabir-i caizse kanına girilerek Osmanlı arkadan hançerletildi. Bugün bile göz yaşlarıyla ancak söylenebilen "Burası Yemendir / Gülü çimendir / Giden gelmiyor / Acep nedendir?" misali türküler, dünyaya 600 yıl nizamat vermiş bir imparatorluğun bakiyesi topraklarda yeri, göğü inletir oldu.

Osmanlı "Hakim"liği değil "Hadim"liği seçti

İngilizler, bu arkadan hançerlemeyi, Hampher, Lawrence gibi binlerce misyoner ajanın çalışmasıyla ilmi değil tamamen siyasi mahiyet taşıyan bir mezhep kurmak ve hilafetin Müslüman Arapların hakkı olduğu havucunu uzatmak suretiyle gerçekleştirdi. Diğerleri bir tarafa Osmanlıların bir sömürge imparatorluğu hüviyetiyle Müslüman Arap topraklarını sömürdüğü argümanını da kullandı. Yani iddiaya göre Osmanlı, Hicaz bölgesini de fethettikten sonra kaynaklarını merkeze, İstanbul'a, Anadolu'ya aktarmıştı. Halbuki gerçek tam tersi idi. Bir kere bu bölgelerin o dönemde merkeze aktarılacak bir kaynağı yoktu. İkincisi, asıl Osmanlı, inancının gereği olarak bu bölgelere kaynak aktarmış, dünyanın yatırımını yapmıştı. Bu yatırımın neticesinde ortaya çıkan eserler, petrol nimetini sömürmek için bu bölgeyi Osmanlıdan kopararak kendi inisiyatiflerine alan İngilizler başta olmak üzere Batılıların bir dediğini iki etmeyen zihniyet tarafından yıka yıka bitirilemiyordu. Kaldı ki Osmanlı, bir an bile "hâkim"lik sıfatına rıza göstermeyecek derecede kendini "hâdim" bildiği bu kutsal toprakları nakış nakış eserlerle işlemekle de kalmadı. İki cihan serverinin ırkından, soyundan ve de dininden olma özelliği taşıyan insanların, Müslüman Arap kardeşlerinin de hem midesini, hem gönlünü ihya eden bir icraatı da gerçekleştirdi. Kardeş bildiği Müslüman Araplara yığın yığın akçe gönderdi. Bunu sıradan bir posta işlemi çerçevesinde değil, Kâinatın Efendisinin soyundan gelen insanların gönlüne girme bilinciyle eşine ender rastlanan bir estetikle yaptı. Yukarıdaki iddiayı da ters yüz edecek şekilde, Osmanlının, "Hadimü'l Harameyn" sıfatını taşıdığı dönemde, kardeş bildiği Müslüman Araplar için Mekke ve Medine'ye gönderdiği ve bu "dosya"mıza konu teşkil eden para ve hediyeler, tarihe "surre" olarak geçti.

Dağları delen Ferhatlar ülkesinin hali

Geçmişte, dünyaya nizamat veren bir ecdâdın torunları tarafından kurulan Türkiye, garip bir ülke haline geldi. Esen her rüzgârda savrulan, "Batı ne der? AB ne der? ABD ne der?" dürtüsü ile hareket etmeyi devlet politikası bilen bir ülke haline geldi Türkiye. Türkiye sanki müthiş bir mazisi, tarihi birikimi olan bir ülke gibi değil de köksüz, hafızası yok olmuş bir ülke gibi hareket ediyor. Tarihinin, coğrafyasının, yer altı-yer üstü zenginliklerinin, jeo-stratejik öneminin, insan potansiyelinin, gücünün hemen herkes farkında; farkında olmayan bir tek Türkiye'nin kendisi. Paçalarından korkaklık, ürkeklik, nemelazımcılık, aşağılık kompleksi ile doluluk, günü kurtarmayı esas alan bir anlayışın zebunu olmuşluk akıyor. Tarihte her alanda lokomotiflik yapmış bir ecdadın torunlarının ülkesi, başkalarının lokomotifine vagon olmayı adeta kendine görev biçmiş durumda. Kıbrıs ve Ege başta olmak üzere zerrelerinde dahi haklılık fışkıran davalarında başı dik hareket etmeyi adeta zül addeder konumda. "Dosya"mıza konu olan Surre'nin çağrıştırdığı coğrafya ile aramıza örülen İngiliz duvarını sürüp gidecek bir kader olarak algılıyor.

Müslüman Araplarla arasındaki kardeşlik bağlarını kimlerin kopardığı ortaya çıkmış. Niçin ve hangi araçları kullanarak yaptığı tek tek ortaya serilmiş. Buna rağmen Türkiye hâlâ araya çekilen duvara göre hareket ediyor. Duvarı çekenler de malı götürüyor, sömürüyor, sömürüyor. İşin garip tarafı Türkiye, kardeşleri ile arasına duvar çekenlerin kılıcını çalıyor. Irak'a ne için saldırmak istediği belli olan ABD ve İngiltere'nin savaş borusunu çalma gibi bir yanlışın altına imza atmaktan kaçınmıyor. Adam nehrin doğal akış yönünü değiştiriyor, Türkiye, bu nehrin yönünü doğal yatağına çevirme gücünü kendinde bulamıyor. Şirin'i için dağları delen Ferhat'ın ülkesi yapıyor bunu. Adeta sinirleri alınmış insanlar ülkesi haline gelmiş Türkiye.

İngiliz duvarına "Surre" güllesi

İşte Türkiye'nin, İngiliz oyunu ile gündeme gelen ve günümüzde de devam eden Müslüman Arap kardeşleri ile olan limoni vaziyetin sebebinin Türkiye olmadığını gösterecek gerçeklerden birisidir Surre olayı. Ama, bu olaydan haberdar bile değiliz. Bu gerçek daha nice gerçekler gibi tozlu raflarda tozlanmaya terk edilmiş. Bereket, nice gerçekleri bünyesinde barındıranlar gibi bir pula Bulgaristan'a satılmamış, ama, "işte gerçek bu!" diyecek şekilde de gündeme sokulmamış. Hep gerçeklerin üstünün örtülmesi yeğlenmiş. Ve bu bir alışkanlık, hastalık haline dönüşmüş. Aynı şey "dosya"mıza konu teşkil eden Surre için de geçerli olmakla birlikte, bir isim, İbrahim Ateş, bu gerçeği, tozlu raflardan indirme cesaretini göstermiş. Bugün kayıtdışı ekonomi diye feryad ü figan edilen Türkiye'nin bir öncesi Osmanlı Devleti'nin nasıl bir kayıtlılık örneği sergileyen özellik taşıdığını ortaya koyan yanıyla da istifademize sunmuş. Ama bu fedakar çalışma da bu kez Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Vakıflar Dergisi'nin sahifeleri arasında tozlanma gibi bir kaderle başbaşa bırakılmış. Bize düşen bu sahifelerdeki tozları silmek ve Müslüman Arap ile Müslüman Türk arasına İngiliz tarafından örülen duvarı yıkacak şeylerden sayılabilecek bu gerçeği tekrar dikkatlere sunmak oldu.

Yarın: Emsalsiz Hicaz vizyonu

Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşüne soruşturma açıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel'in TBMM yürüyüşü hakkında soruşturma başlattı

24.05.2026 22:06:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşüne soruşturma açıldı
Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşüne soruşturma açıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel'in TBMM yürüyüşü hakkında soruşturma başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel liderliğinde CHP Genel Merkezi'nden TBMM'ye gerçekleştirilen yürüyüş sırasında yaşanan olaylara ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca 24 Mayıs tarihinde CHP Genel Merkezinde başlayıp devam eden olaylara ilişkin olarak, izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapanlardan taşkınlık çıkaranlar hakkında '2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet', kolluk güçlerine yönelik şiddet içeren eylemlerde bulunan kişiler hakkında TCK 265. maddesi kapsamında 'görevli memura direnme', parti binası yakınlarında yol üzerinde bulunan vatandaşların üzerine araba süren ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet veren, görüntüleri de sosyal medyaya yansıyan eylem nedeniyle TCK 86. maddesi kapsamında 'kasten yaralama' suçundan soruşturma başlatılmıştır.

Kılıçdaroğlu cephesinden 'kurultay' açıklaması: 'Kaçınılmaz'

Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen eski CHP milletvekili Müslim Sarı, partinin kurultaya gitmesinin 'kaçınılmaz' olduğunu belirtti

24.05.2026 19:12:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu cephesinden 'kurultay' açıklaması: 'Kaçınılmaz'
Kılıçdaroğlu cephesinden 'kurultay' açıklaması: 'Kaçınılmaz'
Tartışmalı bir mahkeme kararıyla 'göreve iade edilen' eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerden eski CHP milletvekili Müslim Sarı, pazar günü kolluk kuvvetleri marifetiyle binaya girişlerinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sarı, "3-4 Kasım'daki kurultaydan kısa süre sonra şaibe iddilarıyla karşı karşıya kaldık" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendilerini "yok saydığını" belirten Sarı, "Hukuk süreci başladı ama CHP yöneticileri yine yoksaydı. İstinaf süreci başladı ama yine yok sayıldı. Genel merkezin aynı tutumu sergilemesi olayı krize dönüştürdü" diye ekledi.

"CHP yöneticileriyle iletişime geçerek maksimum çabayı sergiledik. Orta yolu bulmak, genel merkeze müdahale olmaması için çaba sarf ettik. Sabah genel merkeze geldik, içeri girip diyalogla bu sorunu çözmek istiyoruz dedik. CHP'nin kapıları CHP vekillerine kapalıydı. Diyaloğu en üst düzeyde sürdürme çabalarımız devam etti. Saatlerce burada kaldık" diyen Sarı, "Her türlü iş birliğine diyaloğa açık olduğumuz belirttik. Bizle konuşmak yerine içişleri bakanıyla konuşmayı tercih ettiler. Maalesef polis ekipleri sürece dahil olmak zorunda kaldılar" diye ekledi.

"Bu CHP yönetiminin bir eseridir. Kendi yol haritamızı belirleyeceğiz. Kapıyı kapatanlara bizim kapımız açık. Dışlayıcı değil kucaklayıcı olacağız. CHP bu krizi fırsata çevirebilir. Bu sorundan da el birliği ile çıkacağız. CHP kurultaya gidecek."

CHP eski genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun tartışmalı bir mahkeme kararıyla "göreve iadesinin" ardından yaşanan gerginlik sürüyor. Pazar günü sabah saatlerinde polis partinin genel merkezine geldi ve günün ilerleyen saatlerinde biber gazı ile binanın içine girdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in parti liderliğine gelmesiyle sonuçlanan ve 2023 yılında düzenlenen CHP 38'inci Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da "mutlak butlan" kararı vermişti.

2023'ün sonlarında yapılan olağan parti kongresinde delegelerin mevcut genel başkan Özgür Özel lehine oy kullanmaları için "para aldıkları" iddiaları üzerine dava açılmıştı.

Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel cuma günü telefonda görüştü.

Kılıçdaroğlu'nun yeni basın danışmanı Atakan Sönmez, görüşmede Kılıçdaroğlu'nun, "en uygun zamanda partiyi kurultaya götürme" niyetini Özel'e ilettiğini aktarmıştı.

Pazar günü ise gergin başladı. Sabah saatlerinde içlerinde birkaç CHP milletvekilinin de olduğu bir grup Kılıçdaroğlu destekçisi partinin genel merkezine yürüdü.

Sabah saatlerinden itibaren pek çok CHP yetkilisi ve milletvekilinden Kılıçdaroğlu'na ve yaşananlara tepki geldi.

Kılıçdaroğlu'nun avukatı polis eşliğinde binaya girdi, Özgür Özel'in posteri CHP Genel Merkezi'nden indirildi

İstinaf kararıyla CHP Genel Başkanı olarak tedbiren görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ve beraberindekiler, polis müdahalesiyle boşaltılan CHP Genel Merkezi'ne girdi. Çelik, beraberindeki grupla, polisler eşliğinde içeri alındı

24.05.2026 17:38:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu'nun avukatı polis eşliğinde binaya girdi, Özgür Özel'in posteri CHP Genel Merkezi'nden indirildi
Kılıçdaroğlu'nun avukatı polis eşliğinde binaya girdi, Özgür Özel'in posteri CHP Genel Merkezi'nden indirildi
İstinaf kararıyla CHP Genel Başkanı olarak tedbiren görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik ve beraberindekiler, polis müdahalesiyle boşaltılan CHP Genel Merkezi'ne girdi. Çelik, beraberindeki grupla, polisler eşliğinde içeri alındı. Polisin CHP Genel Merkezi'ni tahliye etmesinin ardından Özgür Özel'in binaya asılı posteri de kesildi. CHP Genel Merkezi'nde Özgür Özel'in fotoğrafının da  duvardan indirildiği görüldü, fotoğrafın Özel'e eşlik ettiği partililerce alındığı öğrenildi.

CHP Genel Merkezi, sabah saatlerinde yaşanan gerginliğin ardından bölgeye sevk edilen çevik kuvvet ekiplerince, otopark girişindeki zincirler ve kapılar kırılarak, gaz ve göz yaşartıcı gaz kapsülü ile boşaltıldı. Partililere, göz yaşartıcı gaz kapsülü de sıkıldı. Parti Genel Merkezi'nin içi gaz nedeniyle dumanla kaplandı. Polis, basın mensuplarını dışarı çıkarıyor. Binanın elektrikleri de kesildi.

Binanın polis müdahalesiyle boşaltılmasının ardından Genel Merkez'den ayrılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Çok üzgünüm, baba ocağını geri almak üzere çıkıyoruz; bir daha buraya geldiğimizde bu iktidar ve iş birlikçileri buna cesaret edemeyecekler." açıklamasını yaptı.

Özel, "Yalancıları, iftiracıları, arabalarıyla mahkeme mahkeme gezdirdiler. Butlan kovaladılar. Delegenin vermediği yetkiyi AK Parti'nin hâkiminden dilendiler. Bundan sonra eğriye eğri, doğruya doğru. Baba ocağına polisle girenlere, bu partinin evlatlarına gaz sıktıranlara yazıklar olsun!" diye konuştu.

Özel, milletvekilleri, partililer ile desteğe gelen yurttaşların da Genel Merkez'den ayrılmasından kısa bir süre sonra istinaf kararıyla CHP Genel Başkanı olarak tedbiren görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik ve beraberindeki bir grup, CHP Genel Merkez Binası'na girdi.

Çelik ve beraberindekiler polislerce, "Siz buyrun, şöyle buyrun" diyerek içeri alındılar. Binaya giren grup "Halkın umudu Kılıçdaroğlu" şeklinde slogan attı.

Özel'in fotoğrafı ve posteri indirildi

Polisin CHP Genel Merkezi'ni tahliye etmesinin ardından Özgür Özel'in binaya asılı posteri de kesildi.

Polisin tahliye ettiği CHP Genel Merkezi'nde Özgür Özel'in fotoğrafının da  duvardan indirildiği görüldü, fotoğrafın Özel'e eşlik ettiği partililerce alındığı öğrenildi. Mutlak butlan kararının alındığı gün Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafı duvardan indirilmiş, vatandaşlar tarafından parçalanmıştı.

Prof. Dr. Görür, Adana depremi için uyardı: '2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü'

Adana'nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 4.9 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Naci Görür, Adana Havzası için uyarıda bulundu

24.05.2026 17:31:00
Haber Merkezi
Prof. Dr. Görür, Adana depremi için uyardı: '2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü'
Prof. Dr. Görür, Adana depremi için uyardı: '2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü'
Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 4.9 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Naci Görür, Adana Havzası için uyarıda bulundu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) verilerine göre, merkez üssü Adana'nın Saimbeyli ilçesi olan 4.9 büyüklüğündeki deprem saat 04.26'da kaydedildi. Yerin 8.6 kilometre derinliğinde meydana gelen sarsıntı çevre ilçelerde de hissedildi.
Depremin ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depremin Saimbeyli Fay Zonu'na yakın bir bölgede meydana geldiğini belirtti.
Görür paylaşımında, "Adana'da, Akoluk-Feke'de 4.9 deprem oldu. Deprem Saimbeyli ile Savrun Fay Zonları arasında ve Saimbeyli Fay Zonuna yakın. Bu faylar Doğu Anadolu Fay Zonuyla ilişkili ve 2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü. Adana Havzası için tehdit olabilir. Geçmiş olsun" ifadelerini kullandı.

Bilgi Üniversitesi'ndeki protestolara biber gazlı müdahale: Kampüs boşaltıldı, yaralılar var İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki protestolar üçüncü gününe girdi

Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki protestoların üçüncü gününde polis göstericilere müdahale etti. Yaralılar ve gözaltılar olduğu bildirildi.
Geçtiğimiz cuma günü cumhurbaşkanı kararıyla kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde öğrenci, akademisyen, mezun ve personellerin protestoları sürüyor

24.05.2026 17:20:00
Haber Merkezi
Bilgi Üniversitesi'ndeki protestolara biber gazlı müdahale: Kampüs boşaltıldı, yaralılar var İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki protestolar üçüncü gününe girdi
Bilgi Üniversitesi'ndeki protestolara biber gazlı müdahale: Kampüs boşaltıldı, yaralılar var İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki protestolar üçüncü gününe girdi
Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki protestoların üçüncü gününde polis göstericilere müdahale etti. Yaralılar ve gözaltılar olduğu bildirildi.
Geçtiğimiz cuma günü cumhurbaşkanı kararıyla kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde öğrenci, akademisyen, mezun ve personellerin protestoları sürüyor.

Gece yarısı öğrencilerle görüşen Rektör Ege Yazgan, okula öğrenci ve akademisyen girişine izin verilmeyeceğini ve kampüse erzak girişinin engelleneceğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından rektörlük tarafından öğrencilere gönderilen e-postada, kampüsün Kurban Bayramı tatili gerekçesiyle kapatılacağı bildirildi. Öğrenciler ise bu kararı kabul etmediklerini belirterek, bugün için eylem çağrısında bulundu. Rektörlük kararının açıklanmasından bu yana dışarıdan kampüse ulaştırılmaya çalışan paketli gıdalar, su ve ilaçlara el konuluyor.

Protestoların üçüncü gününde Santral İstanbul kampüsündeki giriş turnikelerine kurulan barikatın açılmasını talep eden göstericiler sloganlar attı. Turnikeleri aşarak okul içerisinde barikat kuran emniyet güçleri ise kalabalığa biber gazıyla müdahale etti.

Arbede sonucu yaralananlar ve gözaltına alınanlar olduğu aktarıldı.

Gelişmelere ilişkin sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama yayınlayan Türkiye Komünist Gençliği (TKG), "Okullarının hiçbir gerekçe göstermeden keyfi bir kararname ile kapatılmasının ardından mücadeleye başlayan öğrencilere iktidarın yanıtı polis saldırıları oldu," dedi.

"Sabah itibariyle polis ablukasına ve müdahalesine maruz kalan öğrenciler okulun içerisinden çıkartıldı," diye ekledi.

Özgür Üniversite Hareketi tarafından X'te yapılan açıklamada da polisler tarafından zorla kampüsten dışarı çıkartılmaya çalışırken bir öğrencinin kafasının yarıldığı ve bayıldığı belirtildi.

"En güvenli olmamız gereken yerlerde emir kulu adı altında biz öğrencilere yapılan hiçbir işkenceyi kabul etmiyoruz, bize ait olanı alana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!" denildi.

Üniversite öğrencileri ise nöbetten vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, okula yönelik herhangi bir kapatma ya da kampüs boşaltma kararını tanımayacaklarında ısrar ediyor.

22 Mayıs Cuma günü Resmi Gazete'de yayınlanan kararla İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izni iptal edildi, böylece üniversite fillen kapatılmış oldu.

TMSF'nin el koyduğu Can Holding'in bünyesinde yer alan üniversite, Eylül 2025'den bu yana kayyum tarafından yönetiliyordu.

Söz konusu kararın ardından öğrenciler ve akademik kadronun geleceği merak konusu oldu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, daha önce T24'e yaptığı açıklamada, 2021 yılından bu yana garantör kurumunun Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) olduğunu bildirmişti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) mevzuatına göre, faaliyet izni iptal edilen vakıf üniversitelerinin öğrencileri doğrudan bu koruyucu devlet üniversitesine aktarılıyor. MSGSÜ'nün kontenjan veya fiziki kapasitesinin yetersiz kalması durumunda ise YÖK, "üçüncü üniversite" olarak adlandırılan başka bir devlet üniversitesini devreye sokacak.

7 Haziran 1996'da Türkiye'nin dördüncü vakıf üniversitesi olarak kurulan Bilgi Üniversitesi, 2006'da dünya genelinde üniversiteleri bulunan ABD merkezli Laureate Uluslararası Üniversiteler Ağı'na geçmişti.

Üniversite, 2019'da 90 milyon dolara Can Holding'e satıldı.

Can Holding soruşturması
İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından MASAK raporları ve mali denetim birimlerinin inceleme dosyalarına dayandırılarak başlatılan İstanbul merkezli Can Holding soruşturmasında ilk dalga operasyon 11 Eylül 2025'te gerçekleştirildi.

Soruşturma kapsamında Mehmet Şakir Can, Kemal Can ve Kenan Tekdağ'ın da aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, holding bünyesindeki Habertürk, Show TV, Bloomberg HT, Doğa Kolejleri ve Bilgi Üniversitesi işletmeleri dahil olmak üzere toplam 121 şirkete el konuldu.

Gözaltına alınan isimlerden Kenan Tekdağ daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, soruşturmanın kapsamı derinleştirildi.

Can Holding'e yönelik adli süreç, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kurucu vakfına kayyum atanmasıyla devam etti.

YÖK Başkanı Erol Özvar, kayyum atanmasının ardından üniversitedeki eğitim faaliyetlerinin kesintisiz süreceğini duyurmuştu.

Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT'yi kapsayan medya kurumları ise Aralık 2024'te Turgay Ciner tarafından Can Grubu'na devredilmişti.

CHP Genel Merkezi'nde tahliye gerginliği. Özgür Özel: Geri döneceğiz

Mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Merkezi'nin tahliyesinin istenmesi üzerine gerginlik çıktı. Polis ekipleri tahliye için binaya girdi. CHP Grup Başkanı Özgür Özel'den açıklama geldi

24.05.2026 15:48:00 / Güncelleme: 24.05.2026 17:19:56
Haber Merkezi
CHP Genel Merkezi'nde tahliye gerginliği. Özgür Özel: Geri döneceğiz
CHP Genel Merkezi'nde tahliye gerginliği. Özgür Özel: Geri döneceğiz
Mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Merkezi'nin tahliyesinin istenmesi üzerine gerginlik çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Emniyet'e, Genel Merkez'in boşaltılması için dilekçe sundu. Kılıçdaroğlu da, mahkeme kararına uyulması yönünde çağrıda bulundu. Genel Merkez'in kapıları, polis müdahalesi sonrası açıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) mutlak butlan kararı sonrası hareketli günler yaşanıyor.
 
Binadan ayrılırken açıklama yapan CHP Grup Başkanı Özgür Özel "Herkes kendisine yakışanı yapıyor. Biz CHP'ye yakışanı yapıyoruz. Çok üzgünüm ancak bir baba ocağını geri almak üzere çıkıyoruz." diye konuştu.
 
"Ben; bana yakışanı, mücadele arkadaşlarım bana yakışanı yapmaya çalışıyoruz." diyen Özel şöyle devam etti "Bize kaybetmek yakışmıyor. Atatürk'ün partisine teslim olmak yakışmıyor. Atatürk'ün partisini teslim almak isteyenlerle Atatürk'ün partisini teslim etmek isteyenlerin ittifakına isyan ediyorum. Baba ocağına polisle girenlere, bu partinin evlatlarına gaz sıktıranlara yazıklar olsun. Biz zaten bu seçimi kazanmayı, bu partiyi birinci parti yapmayı burada oturarak yapmadık ki sokakta yaptık, meydanda yaptık. CHP bundan sonra yoldadır, sokaktadır, meydandadır, iktidara yürümektedir. Yürüyor muyuz arkadaşlar? Benimle iktidara yürümeye var mısınız? Yürüyelim arkadaşlar."
 
Özgür Özel konuşmasının ardından Meclis'e yürüyor.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı aracılığıyla açıklama yaptı

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin sosyal medya hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada, "Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız. Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır. Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk. Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı

24.05.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı aracılığıyla açıklama yaptı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı aracılığıyla açıklama yaptı
Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin sosyal medya hesabı aracılığıyla açıklama yaptı. İmamoğlu'nun açıklaması şöyle:

"Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.

Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.

"Yok hükmünde" dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.

Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.

"Türk milleti adına" karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak *Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.*

Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!

Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.

Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!

Bizim yerimiz, milli iradeye düşmanlık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.

Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.

Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.

Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye'nin birinci partisi olduk.

Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel'in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.

Büyük milletim!

"Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır" diyen Ulu Önder Atatürk'ün takipçileri:

İstikbali, Cumhuriyet'i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.

AYAĞA KALKIN!

Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!

Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.

Aziz milletim!

Korkmayacağız!

Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?

Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.

Siyasi parti liderleri,

Mesele CHP meselesi değildir!

Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa yapmak zorundayız!

Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet'i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.

Millet hepimizi çağırıyor ve "artık yapın" diyor!

Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!

Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.

Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!

Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafaa etme günüdür.

Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!

Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.

Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!

YA BUGÜN, YA HİÇ!"

Gülistan Doku soruşturmasında ABD'de gözaltına alınan Altaş'ın New York'ta hakim karşısına çıkması bekleniyor

Tunceli'de 2020 yılından bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında hakkında kırmızı bülten çıkarılan ve ABD'nin New York kentinde gözaltına alınan şüpheli Umut Altaş'ın 26 Mayıs Salı günü New York Güney Bölge Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkması bekleniyor

24.05.2026 08:00:00
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında ABD'de gözaltına alınan Altaş'ın New York'ta hakim karşısına çıkması bekleniyor
Gülistan Doku soruşturmasında ABD'de gözaltına alınan Altaş'ın New York'ta hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarılan ve dün ABD'de gözaltına alınan firari şüpheli Umut Altaş'ın Salı günü New York Güney Bölge Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkmasının beklendiği bildirildi.

İHA'ya özel bilgi veren ABD'li yetkililer, gözaltı işlemleri devam eden Altaş'ın gözaltında tutulduğu New York'un Manhattan bölgesinde bulunan Federal Plaza'dan yerel saat ile bu akşam kentteki ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) Gözlem Merkezi'ne götürüleceğini belirtti. Bu gelişmeler doğrultusunda Altaş'ın ilk duruşmasının Salı günü New York Güney Bölge Mahkemesi'nde yapılmasının beklendiği kaydedildi.


Türkiye'ye iade süreci gündemde



Hakkında Türkiye'ye iade edilmesi yönünde yakalama kararı bulunan Umut Altaş'ın mahkemede iade sürecine ilişkin beyanda bulunması bekleniyor. Duruşmada Altaş'ın Türkiye'ye iade edilmeyi kabul edebileceği değerlendiriliyor. ABD makamları ile Türk yetkililer arasında yürütülen adli süreç kapsamında, iade prosedürünün mahkemenin vereceği karar doğrultusunda ilerlemesi bekleniyor.

ABD'li yetkililer, Türkiye Adalet Bakanlığı tarafından Altaş'ın ülkesine iadesine ilişkin yoğun baskı sonucunda şimdiye kadar görülmemiş hızda bir iade sürecinin başlayacağı değerlendirmesinde bulundu.


ABD'de farklı suçlamalarla da yargılanıyor



Altaş'ın ABD'de farklı suçlamalarla da yargılandığı ortaya çıktı. Altaş'ın 1 Aralık 2025'te ABD'de gözaltına alındığı ve hakkında "tutuklamaya direnme", "sahte kimlik kullanma", "kasten fiziksel yaralanmaya yol açma", "devletin işleyişini engelleme" ve "ikinci derecede fiziksel temasla taciz" suçlamalarıyla dava açıldığı öğrenildi.
Söz konusu suçlamalara ilişkin davanın da New York'ta sürdüğü, Altaş'ın bu kapsamda 10 Haziran 2026 tarihinde ayrı bir duruşmaya daha çıkacağı kaydedildi.


Gülistan Doku dosyası



Gülistan Doku soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınan 15 şüpheliden 12'si tutuklanmış, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verilmişti. Soruşturma çerçevesinde firari durumda bulunan Umut Altaş hakkında Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı.

Fethiye Belediye Başkanı Karaca, silahlı saldırıya uğradı

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, uğradığı silahlı saldırı sonucu ayağından yaralandı. Olay sonrası hastaneye kaldırılan Karaca'nın tedavisinin sürdüğü öğrenildi

23.05.2026 16:58:00 / Güncelleme: 23.05.2026 17:01:49
İHA
Fethiye Belediye Başkanı Karaca, silahlı saldırıya uğradı
Fethiye Belediye Başkanı Karaca, silahlı saldırıya uğradı
Edinilen bilgilere göre, saldırganın, yüzünde maske ile Karaca'nın evinin bulunduğu bölgeye geldiği ve burada silahla ateş açtığı öğrenildi. Saldırının ardından şüphelinin olay yerinden kaçtığı, kaçış sırasında ise inşaat halindeki bir bölgede görüldüğü öne sürüldü.






İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Alim Karaca'nın sağlık durumuyla ilgili resmi açıklama beklenirken, polis ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı.








Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya, hastaneye gelerek Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca'nın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Kaymakam Akkaya hastane çıkışında, "Başkanımızın sağlık durumu gayet iyi. Gerekli tedavisi doktorlarımız tarafından yapılıyor. Fail ve failleri yakalamak için çalışmalarımız sürüyor" dedi.

CHP'li belediye başkanı 'irtikap'tan tutuklandı


 
 
CHP'den 2024'teki yerel seçimleri kazanan Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, "irtikap" suçundan tutuklandı.

23.05.2026 14:24:00 / Güncelleme: 23.05.2026 14:35:11
AA
CHP'li belediye başkanı 'irtikap'tan tutuklandı
CHP'li belediye başkanı 'irtikap'tan tutuklandı

Çok sayıda müşteki şikayeti üzerine Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca "irtikap" suçundan başlatılan soruşturma kapsamında dün Antalya yolunda gözaltına alınan Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak, "irtikap" suçundan tutuklandı.
Albayrak'ın emniyetteki işlemleri tamamlandı. Adliyeye sevk edilen Albayrak, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Olayın geçmişi

Müşteki E.Ö, 2023'te ruhsat aldığı inşaatı devam eden taşınmazının iskan işlerinin tamamlanması için kendisine babası H.Ö. aracılığıyla ulaşarak 2.5 milyon lira talep eden Albayrak'ın bunun karşılığında çek almayı kabul ettiğini, sonrasında inşaatına kısmi iskan aldığını beyan ederek Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuştu.
Ayrıca H.P'nin de aynı gerekçelerle inşaatının durdurulduğu ve çalışanı F.Ç. aracılığıyla Albayrak'ın kendisinden 1 milyon lira talep ettiğini ancak parayı vermediği için inşaat faaliyetlerinin devamına izin verilmediğine yönelik şikayeti ile benzer nitelikteki çok sayıda şikayet üzerine Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca "irtikap" suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Belediye Başkanı Albayrak hakkında gözaltı kararı verilmiş, evinde ve belediye iştirakinde arama yapılmıştı.
Antalya'ya gittiği belirtilen Albayrak, dün Afyonkarahisar'da gözaltına alınarak Düzce'ye getirilmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.