Takva: Kötülüklerden sakınma
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: “Takvanın tümü, şu ayet-i kerimede toplanmıştır
06.06.2026 00:29:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bakara suresinin 177. ayetinde Cenab-ı Hak takva sahibi olanların vasıflarını buyurur: "İyilik namazda iken yüzünüzü doğuya, batıya çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba, peygamberlere iman eden kimsenin iyiliğidir.
Sonra o, mala karşı sevgisi olmasına rağmen; akrabalara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere, kölelere verendir.
Sonra namaz kılar, zekât verir. Bu arada sıfatları anlatılan kimseler, bir söz verdikleri zaman sözlerini tutarlar. Sıkıntı, hastalık halinde ve savaş zamanlarında sabrederler. İşte sözlerinde doğru olanlar bunlardır. İşte takva sahibi olanlar bunlardır."

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Takvanın tümü, şu ayet-i kerimede toplanmıştır:
"Şüphesiz Allah; adaleti, iyiliği, akrabalara vermeyi emreder. Azgınlığa varan kötülüklerden, fenalıktan, üstünlük taslayıp zulüm etmekten nehyeder. Size öğüt veriyor; her halde durumu anlarsınız." "
Yine takva ile alakalı: "Allah için nasıl takva sahibi olmak yaraşır ise, öyle takva sahibi olunuz" buyrulur.

Takvanın iç yüzü
Hakk'ın fiil tecellisine uyarak emrini yapmak, O'nun yapma dediği şeyleri yapmamak; O'nun bütün işlerine, kaderine vesair belalarına, afetlerine sabretmektir.
Ey insanlar! Sizi bir candan yaratan; ondan da onun kadınını yaratan; ikisinden dahi, nice kadınlar ve erkekler çıkaran Rabb'inizden çekinin.
Zatına karşı dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akraba haklarından korkun. Çünkü Allah sizi gerçekten gözetmektedir.
Öyle bir takvaya sahip olmalısın ki, seni günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alıkoysun…

Peygamberimiz (s.a.v.), "Ben ve ümmetimden takva sahibi olanlar zorlama şeylerden uzağız" buyurmuştur.
Takva sahibi kul, Allah'a zoru zoruna ibadet etmez. Dolayısıyla o hiç zorlanmadan içiyle ve dışıyla ibadet eder Allah'a…
Başkalarına şikayetler ederek takvanı nasıl da berhava ediyorsun. Sen bilmez misin ki, Allah takva sahiplerinin koruyucusu ve yardımcısıdır.
Başlarına gelecek belaları savar ve onlara Zâtı hakkında bilgi ve irfan verir. Onların ellerinden tutar ve kötülüklerin içinden çekip alır. Kalplerine bakar ve onları hiç ummadıkları yerden rızıklara boğar…

"Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun. Herkes yarın için gönderdiği şeye baksın. Allah'tan korkunuz; çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Yazık ki sen takvayı terk ettiğin halde takva sahibi olduğun davasını güdüyorsun. Takva sahibi harama ve şüpheli olana düşmek korkusuyla pek çok şeyi terk eder. Allah onu kendisine tanıdığı en ufak bir kaçamak sebebiyle bile cezalandırır.
Bir zaman yolum, mısır ekili tarlaları olan bir köye düşmüştü. Elimi uzatıp tanelerini yemek için bir mısır koçanı aldım. Tam o sırada köyden iki kişi sopalarla çıkageldiler ve Beni döve döve yere düşürdüler.
İşte o anda Benimle ilgili herhangi bir hususta en ufak bir kaçamak dahi yapmamaya söz verdim.
Çünkü şeriat bahçe ve tarlaların yanından geçenlerin meyvelerden ihtiyaç duyduğu kadar yemesine ihtiyaç vermiş; ama bahçeden bir şey alıp yanında götürmesine izin vermemiştir.
Bu genel bir izin olmasına rağmen Benim bu ruhsattan istifade etmeme izin verilmemiş, azimete göre hareket etmem talep edilmişti." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
Sonra o, mala karşı sevgisi olmasına rağmen; akrabalara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere, kölelere verendir.
Sonra namaz kılar, zekât verir. Bu arada sıfatları anlatılan kimseler, bir söz verdikleri zaman sözlerini tutarlar. Sıkıntı, hastalık halinde ve savaş zamanlarında sabrederler. İşte sözlerinde doğru olanlar bunlardır. İşte takva sahibi olanlar bunlardır."

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Takvanın tümü, şu ayet-i kerimede toplanmıştır:
"Şüphesiz Allah; adaleti, iyiliği, akrabalara vermeyi emreder. Azgınlığa varan kötülüklerden, fenalıktan, üstünlük taslayıp zulüm etmekten nehyeder. Size öğüt veriyor; her halde durumu anlarsınız." "
Yine takva ile alakalı: "Allah için nasıl takva sahibi olmak yaraşır ise, öyle takva sahibi olunuz" buyrulur.

Takvanın iç yüzü
Hakk'ın fiil tecellisine uyarak emrini yapmak, O'nun yapma dediği şeyleri yapmamak; O'nun bütün işlerine, kaderine vesair belalarına, afetlerine sabretmektir.
Ey insanlar! Sizi bir candan yaratan; ondan da onun kadınını yaratan; ikisinden dahi, nice kadınlar ve erkekler çıkaran Rabb'inizden çekinin.
Zatına karşı dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akraba haklarından korkun. Çünkü Allah sizi gerçekten gözetmektedir.
Öyle bir takvaya sahip olmalısın ki, seni günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alıkoysun…

Peygamberimiz (s.a.v.), "Ben ve ümmetimden takva sahibi olanlar zorlama şeylerden uzağız" buyurmuştur.
Takva sahibi kul, Allah'a zoru zoruna ibadet etmez. Dolayısıyla o hiç zorlanmadan içiyle ve dışıyla ibadet eder Allah'a…
Başkalarına şikayetler ederek takvanı nasıl da berhava ediyorsun. Sen bilmez misin ki, Allah takva sahiplerinin koruyucusu ve yardımcısıdır.
Başlarına gelecek belaları savar ve onlara Zâtı hakkında bilgi ve irfan verir. Onların ellerinden tutar ve kötülüklerin içinden çekip alır. Kalplerine bakar ve onları hiç ummadıkları yerden rızıklara boğar…

"Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun. Herkes yarın için gönderdiği şeye baksın. Allah'tan korkunuz; çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Yazık ki sen takvayı terk ettiğin halde takva sahibi olduğun davasını güdüyorsun. Takva sahibi harama ve şüpheli olana düşmek korkusuyla pek çok şeyi terk eder. Allah onu kendisine tanıdığı en ufak bir kaçamak sebebiyle bile cezalandırır.
Bir zaman yolum, mısır ekili tarlaları olan bir köye düşmüştü. Elimi uzatıp tanelerini yemek için bir mısır koçanı aldım. Tam o sırada köyden iki kişi sopalarla çıkageldiler ve Beni döve döve yere düşürdüler.
İşte o anda Benimle ilgili herhangi bir hususta en ufak bir kaçamak dahi yapmamaya söz verdim.
Çünkü şeriat bahçe ve tarlaların yanından geçenlerin meyvelerden ihtiyaç duyduğu kadar yemesine ihtiyaç vermiş; ama bahçeden bir şey alıp yanında götürmesine izin vermemiştir.
Bu genel bir izin olmasına rağmen Benim bu ruhsattan istifade etmeme izin verilmemiş, azimete göre hareket etmem talep edilmişti." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)














































































