Başka ülkeler, başka milletler zora düştükleri zaman, darda kaldıkları zaman kapımıza gelirlerdi ve adil bir çözümle geri dönerlerdi.İnancına, ırkına, milliyetine bakmaksızın haksızlığa uğrayan ecdadımızın eliyle hakkını alırdı haksızlık eden ise kulağı çekilmiş, tedip edilmiş olarak yurduna dönerdi.Dünyada huzuru sağlamak için kendi huzurunu feda eden, mazlumların gözyaşlarını silmek için seferberlik ilan eden ve seferden sefere koşan bir milletin torunları olarak tarihimizi yâd edip talihimize ağlayacağımız günlere geldik."Ben ki?" diye başlayıp bir sayfa boyunca kendi sıfatlarını anlatan, temsil ettiği, yöneticilik yaptığı milletin meziyetlerini anlatan idarecilerimiz vardı.Bir kağıda yazdığı iki satır fermanla on binlerce kilometre ötelerde düşmanların yüreklerine korkular salan mangal yürekli, delikanlı yöneticilerimiz vardı.O günlerden, o ihtişamlı, o haysiyetli vaziyetlerden, çocuklarımızın katilleri ile ve daha çocuklarımızın kanları kurumadan pazarlık masasına oturan sözde yöneticilerin olduğu günlere geldik.Hem; "DTP ile PKK ayrı şeylerdir" diyen hem de dönüp; "on tane şehit olduğu gün nasıl randevu verseydim" diyerek yaman çelişkiye düşen tutarsız, acayip ve garaip idarecilerin elinde kaldığımız günlere geldik.Tarihine bak talihine ağla ey milletim!Eğer bunlar ayrı şeylerse birinin işlediği cinayet diğeri ile görüşmenizi niye engellesin. Eğer bunlar aynı şeylerse ki, dağdakiler bağdakilere "bunlar bizim siyasi temsilcilerimiz" diyor, bağdakiler de dağdakilere "onlar bizim silahlı gücümüz" diyor, bu durumda masaya oturmanızı nasıl izah edeceksiniz?"Başbakan olarak değil de parti başkanı olarak görüştüm" derken siz vicdanınızı ikna edebiliyor musunuz?Şehit öğretmenleri, şehit imamları şimdilik saymayalım, sadece vatan bekçiliği yaparken, al bayrağa sarılarak baba evine dönenlerin sayısı yaklaşık on bin civarındadır.Bunlara ne diyeceksiniz?Şehitlerin ölmediğini ferman eden ayetlerin adreslerini yazmamıza gerek var mı?İmam-hatip mezunlarından oluşan bir kadro ile yönetiliyoruz sözde.Tartıştığımız şeylere bakar mısınız?"Analar kan akmasın diyormuş".İktidar koltuğuna oturuşunuzun yedinci yılında anladınız bu gerçeği?Devlete baş kaldıran eşkıyanın belini kırarsınız ve akan kanı durdurursunuz.Devlete tam çeyrek asır boyunca kurşun sıkmış eşkıya ile masaya oturup kanı durduran bir yek ülke biliyor musunuz?Ey analar! Tarihinize bakın ve talihinize ağlayın.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026




























































