Bir ülkenin gerçeği bazen kürsülerde değil, mutfakta konuşulur.
Tencerede kaynayan değil, kaynamayan sudur hakikati söyleyen.
Bugün fiyat etiketi konuşuyor, vicdan susuyor.
Etiket açık ve nettir, ithal muz ucuz, yerli elma pahalı. Bu bir meyve meselesi değildir, bu bir yön meselesidir, bu bir tercih meselesidir.
Bu toprakta elma sabırla büyür, donla sınanır, kuraklıkla kavrulur, alın teriyle olgunlaşır.
Elma kolay olmaz.
Her mevsim bir bedel ister.
Ama o bedel pazarda karşılık bulmaz.
Pazarda rakam vardır, rakamın içinde çiftçinin uykusuz gecesi yoktur, borç defteri yoktur, kırılan umut yoktur.
Sabah erkendir köyde, güneş daha dağın arkasındadır.
Çiftçi bahçeye çıkar, elmaya bakar, sonra cebine bakar. Tarımın bütün gerçeği, hatta bütün politikası işte bu iki bakış arasına sıkışır.
Toplasam zarar, toplamasam daha az zarar diyen üretici varsa, orada üretim değil tasfiye vardır. Öte yanda muz vardır.
Bu toprağın duasını bilmez, bu memleketin kışını tanımaz.
Ama gemi tanır, liman tanır, gümrük tanır.
Deniz aşar, raf bulur, etikete oturur ve yine de ucuzdur.
Bu ucuzluk bereket değildir, bu ucuzluk tercih edilmiş bir çöküşün fiyatıdır.
Depolarda elma yatar, soğukta bekler, unutulur, çürür.
Raflarda ithal parlar.
Bu manzara piyasa değildir, bu bilinçli bir yön değiştirmedir.
Tarım ülkesiyiz denir ama tarım yetimdir.
Mazot ateş pahasıdır, gübre ulaşılamazdır, destek geç gelir, planlama yoktur.
Aracı büyür, üretici küçülür.
Genç köyde kalmaz çünkü toprağın geleceği yok sayılmıştır. Tarla yaşlanır, köy susar, şehir kalabalıklaşır ama sofra daralır. Yunus'un diliyle söylersek emek hor görülürse düzen bozulur, bugün bozulan budur.
Elma pahalıysa suç elmanın değildir, çiftçinin değildir, toprağın hiç değildir.
Suç; emeği yük, üretimi sorun, ithalatı çözüm gören akıldadır.
Bir lokma helal, bir dünya malından ağırdır ama bu düzende helal lokma zor bulunur olmuştur. İthalatla karın doyar sanılır, oysa bağımlılık büyür.
Toprak ise hem doyurur hem bağımsız kılar.
Toprağa sırt dönen, bir gün sofrada eğilir.
Bugün elmayı görmezden gelen, yarın buğdayı sorar, sonra suyu arar, en sonunda ekmeğe muhtaç olur.
Çiftçi susar ama toprak susmaz, geceleri çatlar, gündüzleri toz olur, rüzgârla haber salar ve der ki beni terk eden sofrayı arar.
Bu ülkede herkes fiyat sorar ama kimse sebep sormaz.
Oysa sebep bellidir, üretmeyeni koruyan düzen, üreteni yorar.
Bugün destek kâğıtta kalır, yarın ekin tarlada kalır.
Bugün ithalat alkışlanır, yarın bağımlılık kapıya dayanır.
Kimse "nasıl oldu" demesin. Çünkü işaret gizli değildi.
Her gün herkesin gözünün önündeydi.
Sessizdi ama bağırıyordu.
Bir etiketin üzerinde yazıyordu, tarım çöküyor, fiyatlar el değil can yakıyor.
- Türkiye'de üniversite diploması ve işsizlik / 22.01.2026
- Yurt dışına giden konut yatırımı 100 milyar Türk Lirası / 21.01.2026
- Susuzluk kader mi, yoksa tercih mi? / 20.01.2026
- Eshab-ı Kehf / 19.01.2026
- Miraç Kandili ve Miraçlama / 18.01.2026
- Metrobüsten tramvaya dönüş / 17.01.2026
- Yüzde 10 / 16.01.2026
- Gebze’de Geleceği Savunmak / 15.01.2026
- Yenilenebilir enerji / 13.01.2026


























































