logo
30 EYLÜL 2026

Tek ümit BTP

08.07.2007 00:00:00
 
BTP seçim beyannamesi milletin gönlünü rahatlattı. BTP seçim beyannamesi, iş-aş ve terör problemine getirdiği ilmi ve tutarlı çözümlerle milletimize umut verdi

Diğer partilerin seçim beyannamelerinin aksine BTP seçim beyannamesi, Türk milletini kucaklayan ve Türkiye'nin en temel problemlerinden olan terör ve ekonomi konusunda ilmi ve tutarlı proje ve çözümler sunan tek beyanname. Bağımsız Türkiye Partisi Seçim beyannamesinin bazı bölümleri şöyle:BTP, 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılacak olan 23.Dönem Milletvekili Genel Seçimleri münasebetiyle Yüce Milletimizin önüne güçlü, ilmi ve tutarlı bir seçim beyannamesi ile çıkarak; bütün partilerden farklı ve insanımızın tek ümidi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu beyanname, BTP'nin güçlü programından ve BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın 3 tane uluslararası bilimsel kongreye konu olan "Milli Ekonomi Modeli" ve bu modelin uygulamasına dönük "Sosyal Devlet-Milli Devlet" tezinden kaynaklanmaktadır.İlmi ve tutarlı projeleri olan tek parti BTP BTP, devlet ve milletimizi ilgilendiren temel meseleleri teşhis ve tespitle yetinmeyip, bunların çözümlerine kadar bütün hususlarda ilmi ve tutarlı "icraat projeleri" ortaya koymakta ve söz konusu projelere de kaynak göstermektedir. Hatta projeleri, hukuki belge anlamında yazılı - imzalı taahhütnamelerle kamuoyuna sunmaktadır. Bu, Türk ve dünya siyasi tarihinde bir "ilk"tir.BTP, kuruluş gayesi ve üstlendiği tarihi görev itibariyle; her yönden kuşatılan, yıkılış - çöküş ve tasfiye sürecine sokulan Yüce Türk Milleti'ni ve demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni, sürüklendiği bu badireden kurtararak, yeniden Kuva-yı Milliye ruhu ile ayağa kaldırma harekatıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin, tam bağımsızlığını, ulusal egemenliğini, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletimizin "üniter yapısı"nı koruyarak yaşaması için, sosyal hukuk devletinin gerçek anlamda hayata geçirilmesi, milli birlik ve bütünlüğün korunarak devlet - millet, asker - sivil kaynaşması ile bölgesinde ve dünyada güçlü bir Türk devleti otoritesinin ikame edilmesi, Anayasa ve ilgili yasalar çerçevesinde Bağımsız Türkiye Partisi'nin gayesi ve hedefini teşkil etmektedir.Seçime iki parti giriyorBu gaye ve hedef doğrultusunda BTP, "Ne AB, ne ABD ve ne IMF; tek çözüm Bağımsız Türkiye" sloganını reel ve bilimsel temele oturtarak, dış güdümlü - mandacı zihniyetli hiçbir partiye benzemediği ortaya koymaktadır. Bu bağlamda seçime giren - girmeyen partiler, esasta ikiye ayrılır.1 - Milli Duruş sahibi olan, milli modeli bulunan, proje - plan ve kaynak ortaya koyan BTP.2 - Milli projelerden ve yerli çözümlerden mahrum olmaları sebebiyle bir şekilde AB, ABD, IMF ve sair küresel güçlerin güdümüne dayanan ve onların inisiyatif alanından kurtulamayan diğer partiler?Asıl mağdur Türk milletiİktidar partisi AKP'nin, yüce Türk milletini felakete sürükleyen 4,5 yıllık icraatı, baştan başa sömürü, peşkeş ve teslimiyet ifade eden karnesi ortadayken; bazı toplum mühendisleri, hala laik/anti-laik oyunları ile AKP'yi mağdur rolüne sokarak tekrar sömürü ve ecnebiye teslimiyet çarkının başına geçirmeye çalışmakta, diğer benzer zihniyetli partiler de ona çanak tutmaktadırlar. Burada asıl mağdur, Türk milletinin kendisidir.Milletimiz, bu mağduriyet tiyatrosunu daha önce de görmüştü; ancak 4.5 yıllık AKP iktidarında yaşadığı acı ve ağır tecrübeyle yüce milletimiz bu oyunu bozacaktır.                                                                                                                                                                       Terör ve ekonomi başlıca sorunlarBugün Türkiye'mizin önünde birkaç ciddi ve acil problem vardır. Yıllardan beri devam edegelen kanlı terör ve terör odaklarının siyasallaştırılması gayretleri, devletimizin üniter yapısının tartışmaya açılması, çökertilen ekonomiyle ortaya çıkan fakirlik ve yoksulluk, devlet-millet bütünlüğü bağlamında oluşturulmaya çalışılan uçurum ve Türk Devletinin küresel güçlere bağımlı ve terörü destekleyen devletlerle tek taraflı stratejik ortak hale getirilmesi, bunlardan birkaçıdır. AKP iktidarı döneminde azan terör sebebiyle can, mal, din ve vicdan emniyeti tehdit altındadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin "üniter devlet yapısı" yok olmanın eşiğine getirilmiştir. Yine AKP iktidarı döneminde Türk milletinin tarihten günümüze inana-geldiği Yüce Dinimiz ve milli kültürümüz, Vatikan menşeli projeler ve Lozan Anlaşmasını delik-deşik eden icraatlarla tahrip ve tahrif edilmiştir. Tek muhalefet BTPAB'ye uyum gerekçesi ile 500 yasa çıkaran AKP iktidarı, milletin hiçbir derdine derman olmamış, olamamıştır.AKP'nin çıkardığı "MADEN KANUNU" sonrası 2 yılda verilen ruhsat sayısı 18.906'dır. 18 Ocak 2007'de çıkarılan ve yasalaşma süreci tartışmalı geçen "Petrol Kanunu"nda devlet payı % 2 ve hatta ihracat ve ithalat düzenlemeleri ile % sıfıra düşürülmüştür.İşte bunlar AKP'nin karnesinden sadece birkaç örnektir. AKP'nin günah galerisini saymaya kalkarsak, yüzlerce dosya ve binlerce sayfa yazmamız lazım gelir. AKP'nin bu vahim icraatları karşısında maalesef, BTP'den başka, gerçek ve milli duruş sahibi bir muhalefet ortaya koyan da olmamıştır. AKP adeta meydanı boş bulmuştur. Çözümün tek adresi BTPBTP'nin projeleriyle, top yekün Türk milleti ayağa kalkacak, Türk devleti ayağa kalkacaktır.BTP, Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet projeleriyle, "Gökkubbe çadırım, güneş bayrağımdır" diyen Oğuz Kağan'ın ufku ile "Yurtta sulh, cihanda sulh?" ve "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsızlık karakterini ve barış idealini bütünleştirerek, kainat çapında bir Türk devleti ve kainat çapında bir Türk milleti ortaya çıkartacaktır.Terörü bir tek BTP çözerTürk devleti ve Türk milletinin birinci ve ana meselesi PKK terörü ile  onu besleyip destekleyen küresel güçler ve  Türkiye'nin stratejik ortağı gibi görünen devletler meselesidir. Terör meselesi, acilen ve mutlaka halledilmelidir.?Terörün olduğu yerde, can, mal, namus, din ve vicdan tehdit altında olduğu gibi, seçim güvenliği de çok ciddi riskler altındadır.?AKP iktidarının verdiği politik sinyallerden de anlaşılacağı üzere terörü halletme gibi niyeti olmadığı gibi, bir çözüm projesi ve tedbiri de yoktur.?Türkiye'ye yönelik terör dış kaynaklı olup, hedefi Türk devleti ve Türk milletini bölüp - parçalamaktır.PKK terörünün bu noktaya gelmesinin en önemli sebebi, sıfır terör ile iktidarı devralan AKP hükümetinin ortaya koyduğu ABD ve AB merkezli politikalardır. Son dört yılda çıkartılan yasalar, PKK terörünün ve ona destek çıkan devletlerin ekmeğine yağ sürmüştür. AB'ye uyum adı altında Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, güvenlik güçlerimizin eli-kolu bağlanmış ve yetkileri daraltılmış, Türk askerinin operasyonel gücü kırılmış ve kısıtlanmıştır."Mesele terör meselesi değildir", "Bu olayları demokratik yöntemlerle çözeceğiz" ve "Terörü masa başında halledeceğiz" sözleriyle Türk milletini hayal kırıklığına uğratan Başbakan R. T. Erdoğan'ın bu söylemleri, teröre, siyasi bir meşruiyet mantığı ile bakıldığının göstergesidir.Terörü muhatap aldılarAKP hükümetinin, stratejik ortağı ABD'nin güdümüyle ortaya koyduğu ve birkaç ay sonra iflas eden Koordinatörlük Kurumu, PKK'nın meşru bir muhatap olarak görüldüğünün göstergesidir.AKP hükümeti, birinci vazifesi Türk devleti ve milletinin güvenliğini sağlamak olan Türk ordusuna ve Genelkurmay Başkanlığı'na gereken ve talep edilen desteği vermemiş, ayak sürümüştür. AKP hükümeti, terör bataklığı halindeki Kuzey Irak'a Türk ordusunun müdahalesi taleplerine karşı ABD Dışişleri Bakanlığı ile ortak ağız kullanmıştır.AKP hükümeti, terör bataklığının destekçileri ve besleyicileri olan Barzani ve perde arkası güçler olan ABD ve AB hakkında en küçük bir söylem dahi ortaya koymamıştır. Hatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak'taki terör bataklığını, küçük çaplı ve basit göstererek hedef saptırma yoluna gitmiştir. Halbuki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tespitine göre Kuzey Irak'ta 3.750, Güneydoğu bölgemizde ise 1.850 terörist bulunmaktadır.Meclis derhal toplanmalıTürk devletinin temel kurumu olarak Anayasal görevi Türk devleti ve Türk milletinin güvenliğini temin etmek olan Genelkurmay Başkanlığı ve Türk ordusu, sınır ötesi askeri harekatın ülke menfaatine olduğunu yinelemektedir. O halde AKP hükümeti, Meclis'i acil gündem ile toplantıya çağırmalı; TBMM olağanüstü toplanmalı ve gereken yetki kararını çıkarmalıdır.  Aksi halde terörün çözümüne yönelik köklü tedbir alınamaması sonucu ortaya çıkacak tablonun hesabını kimse veremez. Yapılması gereken siyasi iradenin bir sınır ötesi harekata karar vermesi ve   Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önünü açmasıdır. Aksi takdirde Güneydoğu'nun bölünmesi ve belki de Türkiye'nin parçalanıp işgal edilmesine yol açılacaktır.Sevgi kementi projesiBTP, Türk devleti ve Türk milletinin güvenliği ve terörün kökünün kazınması hususunda vazifesini yapmak üzere yetki talep eden Genelkurmay Başkanlığı'na yetki vermekle kalmayacak, her türlü desteği sağlayacak ve gelişen bu olaylar karşısında Türkiye, Musul ve Kerkük'e  hukuki haklarını korumak suretiyle sahip çıkacaktır.BTP, Sosyal Devlet projeleri ve Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan kadın-erkek herkese bağlayacağı 500 YTL'lik "Vatandaşlık Maaşı" ile halkımızın tamamını kucaklayacaktır. Vatandaşlık maaşını alan halkımız, dağa çıkan teröristler kendi yakınları dahi olsa, onları "yediğimiz kabı kirletmeyin, doyduğumuz sofrayı devirmeyin?" diye ikaz ederek bizzat kendi elleriyle dağdan aşağıya indirecektir. Böylece devlet ile milletimizin arasına girmek isteyenlerin tezgahları da bozulacaktır. BTP, Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet projeleriyle, özellikle de kadın-erkek her Türk vatandaşına bağlayacağı 500 YTL'lik "Vatandaşlık Maaşı" projesiyle, Güneydoğulu vatandaşlarımızı, Barzani-Talabani-ABD troykasının ve PKK'nın inisiyatifinden kurtarıp, Sosyal Devletin sevgi kemendi ile kucaklayacaktır. Sosyal devlet ve icraat projeleriBağımsız Türkiye Partisi seçim beyannamesinde sosyal devlet icraat projeleri şöyle sıralandı: ?BTP, iktidarının ilk haftasında hanımları "İşçi" statüsüne kavuşturarak her ay 500 YTL maaş bağlayacaktır.?BTP iktidarının 12. ayında herkese aylık 500 YTL Vatandaşlık Maaşı verilecektir.?Asgari Ücret 2.000 YTL olacaktır. Bu ücret, emniyet mensubu ve askeri güçlerimiz için 3.000 YTL olacaktır.?Köprü ve otoyol geçişleri ücretsiz yapılacaktır.?Mazot, 80 Yeni Kuruş Olacaktır.?Çiftçimize, henüz tohumunu toprağa atmadan 6 ay öncesi % 50 Avans verilecektir. Geri kalan ürün bedeli, ürün teslimatında yapılacaktır. Ürün alım garantisi getirilecektir. Ürün taban fiyatlarını çiftçi ve ilgili kooperatifler ortaklaşa belirleyecektir. Tarımdan hiçbir vergi alınmayacaktır.?BTP iktidarının 18. ayında elektrik bedava olacaktır.?Üniversite Sınavı (ÖSS) kaldırılacaktır.?Üniversitede harçlar kaldırılacak, burslar arttırılacaktır.?Askerliğini yapmış her erkek ve 22 yaşındaki her bayana seçilme hakkı verilecektir.?Evlenecek olan gençlerimize uzun vadeli faizsiz "Evlilik Kredisi" verilecektir.?Evi olmayan vatandaşlarımıza 20 yıl vadeli faizsiz kredi verilerek,   herkes ev sahibi olacaktır.?Yıllık geliri 100.000 YTL'nin altında geliri olan hiç kimseden vergi alınmayacaktır.?15.000 YTL doğum ikramiyesi verilecektir.?Çocuklara, 250 YTL çocuk maaşı bağlanacaktır. ?Her sanayiciye proje karşılığı uzun vadeli faizsiz kredi verilecektir.?Her emekli şu anda aldığı maaşın 3 katını alacaktır.?Madenlerimiz devlet ve millet ortaklığı ile işletilecektir.?Şehit yakınları, dul, yetimler ve özürlüler devletin garantisi kapsamına alınacaktır.?Şehit annelerine ve eşlerine her ay çift "vatandaşlık maaşı" bağlanacaktır.?Engelli vatandaşlarımıza her ay 2.000 YTL maaş bağlanacaktır. ?Cezaevleri eğitim ve üretim yerleri olacak, oraya düşen mahkumlar çalışarak aynı anda aile bütçesine ve devletine katkıda bulunan faydalı fertler haline getirilecektir.?Tarımla uğraşan vatandaşa işlemek koşulu ile, devlet arazileri 99 yıllığına kiralanacaktır.?Nakliyecilerin tamamına araçlarının yenilenmesi için, faizsiz uzun vadeli faizsiz kredi verilecektir.Çözüm Milli Ekonomi ModeliTürkiye'nin mevcut ekonomik durumunun tablolarla gösterildiği BTP beyannamesinde, şu anki durumun "iflas etmiş bir ülke durumu" olduğunun altını çizilerek, çözümün tek adresi olarak Milli Ekonomi Modeli gösterildi:1-Milli Ekonomi Modeli, yapılan kongrelerde ilim adamlarınca "ULUSLARARASI BİR MİLLİ EKONOMİ MODELİ" OLARAK kabul edilmiştir.2- Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın kaleme aldığı bu model, Rusya'da Putin iktidarı, Brezilya ve Venezuella'da Chavez tarafından uygulanmaya konmuştur. Bir çok devlet de modeli gündemine almıştır.3- İktisat tarihinin ilk "TÜKETİME DAYALI" ekonomi modelidir.4- MİLLİ EKONOMİ MODELİ, geçim sıkıntılarını sona erdirecek, fakirlik tarih olacaktır.5- Gelirde adalet tecelli edecek, adil gelir dağılımı sağlanacaktır.6- Uygulanan sistem münasebetiyle işsizler iş bulacak, işsizlik tarih olacaktır.7- Hem üretim, hem de tüketim desteklenecek; ekonominin bütün kuralları hayata geçecektir.8- Bugüne kadar ekonomilerde elde edilemeyen "SÜREKLİ BÜYÜME" Milli Ekonomi Modeli ile hayata geçecektir.9 - SOSYAL DEVLET projesi ile toplumun bütün katmanları gelir sahibi olacaktır.10 - İlk defa bu modelle işçi, memur, emekli, tarım kesimi, ormancısı, kadını, erkeği, yaşlısı ve özürlüsü ekonomide pay sahibi olacaktır.11 - Milli Ekonomi Modeli, maliyetli parayı ortadan kaldırarak faizi sıfırlamıştır.12- İşçiden, memurdan, emekliden, tarım kesiminden, orman köylüsünden vergi alınmayacaktır.Sadece yıllık kazancı 100.000 YTL'nin üzerinde olandan vergi alınacaktır.13 - Milli Ekonomi Modeli sınırsız kaynaklardan, sınırlı ihtiyaçları karşılama modelidir.14 - Bugüne kadar halledilemeyen tüm ekonomi meselelerini halletmiş tek modeldir.15 - Devlet ve millet ortaklığı ile yeraltı kaynakları işletilecektir.16 - Hazine arazileri üzerinden toprağı olmayanlar, cüz-i karşılıkla toprak sahibi yapılacaktır..17 - Bu model Türkiye'nin ve hatta global güçler tarafından toprakları ve kaynakları sömürülen milletlerin tek çıkış yoludur.Taahhütnameler ve anlamıBTP programına alınan, Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın "MİLLİ EKONOMİ MODELİ" dünya bilim tarihinde takdirle karşılanan ve ekonomi literatüründe bir sistem olarak yerini alan bir model olmuştur.Dünyanın, "Özellikle Türkiye'nin" tek umudu ve çıkış yoludur.Teori ile - pratiği birleştiren bu model, çözümlerini tüketim eksenli ve de gerçekçi projelerle ortaya koymakta ve projelerine kaynak göstermektedir.Matematiksel esaslarla planlanan projeler, "TAAHÜTNAMELER"le kamuoyuna sunulmuştur.Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar BAŞ'ın imzasını taşıyan bu taahhütnameler, bir hukuki belge niteliğindedir.

Bu taahhütlerin anlamı şudur;1 - İmzayı atan şahıs, projelerinden emindir.2 - Modelin tatbikinde yüzde bin başarılı olacağına inanmaktadır.3 - Bu siyaset tarihinde bir ilktir.4 -Bu uygulama ile bol keseden vaad verme, sonra da sözünde durmama dönemi siyasette bitmiştir.5 -Bu durum, plan - projesi olmayan ve yapacaklarına kaynak bulamayan, dış güdümlü ya da dışa bağımlı partilere, bir meydan okuma mantığı taşımaktadır.6 - Taahhütnamelere atılan imza sorumluluk rizikosunu almak, milleti ciddiye almak ve insanımıza samimi davranmak anlamına gelmektedir.7- Bu taahhütnamelerle artık siyasilerin, milleti aldatma dönemi kapanacaktır.Taahhütname metninin, baş tarafında ortak şu cümle vardır:"Bağımsız Türkiye Partisi tek başına iktidar olduğunda, hiç bir mazeret ileri sürmeksizin ..." deniyor, sonra da projeler sıralanıyor. Sonunda "TAAHHÜT EDİYORUM" ifadesine yer verilip imzalanıyor.(beyannamenin tamamına, http://www.btp.org.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz)

Çerçeve yasa sonrası bugün ilk kez toplanacak MGK, silah bırakmanın tespit sürecini görüşecek

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), 'yaklaşık iki yıla yayılan yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan 'çerçeve yasa'nın 18 Ağustos'ta yasalaşması ardından bugün ilk kez toplanıyor

30.09.2026 13:29:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve yasa sonrası bugün ilk kez toplanacak MGK, silah bırakmanın tespit sürecini görüşecek
Çerçeve yasa sonrası bugün ilk kez toplanacak MGK, silah bırakmanın tespit sürecini görüşecek
Milli Güvenlik Kurulu (MGK), 'yaklaşık iki yıla yayılan yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan 'çerçeve yasa'nın 18 Ağustos'ta yasalaşması ardından bugün ilk kez toplanıyor. PKK/KCK ve bağlı oluşumların fesih kararından sonra silah bırakma sürecini takip için çalışmalarına başlayan ve "Takip Kurulu" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu ile koordinasyon hâlinde olan MGK, fesih ve silahların tesliminin tespit ve teyidinin tamamlanmasının ardından kritik kararını hazırlayacak. Teyit aşaması tamamlandığı takdirde MGK kararı Resmî Gazete'de yayımlanacak ve ardından çerçeve yasa resmen uygulanmaya başlanacak. Böylece geri dönüşler, ertelemeler ve tahliyeler için başvuru süreci resmen devreye girecek. Hem takip kurulu hem de MGK, bu aşamada da çalışmalarına devam edecek ve dönemsel değerlendirmeler yapacak. İhtiyaç hâlinde bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen diğer kişileri toplantılara davet edebilecek.

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından, 592 milletvekilinden 467'sinin "evet" oyunu olarak rekor bir kabulle 10 Ağustos'ta Meclis'ten geçti ve 18 Ağustos'ta Resmî Gazete'de yayımlanarak yasalaştı.

Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (ortada) başkanlığında düzenlenen ilk toplantısına Adalet Bakanı Akın Gürlek (sol 4), Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (sağ 3), İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi (sol 3), Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler (sağ 2), MİT Başkanı İbrahim KTakip Kurulu toplantısı
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yasalaşmasının ardından ilk olarak "Takip Kurulu" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu" kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri Okay Memiş'in yer aldığı kurul, 24 Ağustos ve 29 Eylül'de iki kez toplandı.

Toplantılarda, alt komisyonlar olarak "Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu", "İzleme ve Tespit Alt Komisyonu", "Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu" ile "Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu"  oluşturuldu ve görevleri ile yetki alanlarını belirledi. "3T Mekanizması"; yani teyit, tespit ve taahhüt aşamalarıyla ilerleyecek olan kurulun alt kurullarından olan "Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu"nda, feshedilen PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın "taahhüt eden" statüsünde görev alması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da geçen hafta yaptığı açıklama Öcalan'ın görev alacağını bildirdi.

AYM'den süresiz nafaka kararı

Anayasa Mahkemesi, "süresiz nafaka" uygulamasını taraflar arasındaki makul dengeyi bozduğu gerekçesiyle iptal etti; kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla yeni yasal düzenleme için tanınan 9 aylık süreç başladı

30.09.2026 11:33:00
Anadolu Ajansı
 
AYM'den süresiz nafaka kararı
AYM'den süresiz nafaka kararı

Anayasa Mahkemesinin (AYM), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan boşanılan eşe süresiz nafaka verilmesine ilişkin düzenlemenin iptal kararının gerekçesi açıklandı

Yüksek Mahkeme, 4 Haziran'daki Genel Kurul gündeminde Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine verdiği iptal kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Böylece iptal hükmüyle ilgili yasal düzenleme yapılması adına verilen 9 aylık süre başladı.

Buna göre, iptal edilen düzenlemede, evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek taraf lehine geçimini sağlamak amacıyla şartları bulunduğu müddetçe süre sınırlaması olmaksızın yoksulluk nafakasına hükmedilmesine imkan tanındığı belirtildi.

Bunun nafaka borçlusu tarafa süresiz olarak mali nitelikte ödeme yükümlülüğü getirdiği kaydedile kararda, "Nafaka yükümlüsü ile yoksulluğa düşen eşin karşılıklı menfaatlerinin, devletin Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir." ifadelerine yer verildi.

"Yapılacak düzenlemeler, her iki tarafın menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemeli ve taraflardan biri aleyhine ölçüsüz sonuçlara neden olmamalıdır." hükmüne yer verilen kararda, menfaatler arasındaki makul dengenin bozulmasının taraflardan biri aleyhine aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyebileceği, bunun pozitif yükümlülüklere aykırılık oluşturabileceği ifade edildi.

Kararda, "Kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüğü incelenirken, boşanmada evliliğin süresi, eşlerin yaşı ve sağlık durumu, ekonomik ve sosyal durumları, bağlanan nafakanın süresinin nafaka borçlusunun boşanma sonrasındaki hayatına etkisi, çalışma hayatına katılma imkanının bulunup bulunmadığı gibi birçok ölçütün dikkate alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekir." değerlendirmesine yer verildi.

İptal edilen "süresiz nafaka" düzenlemesinde, nafaka yükümlüsünün kusursuz olmasının, nafaka yükümlüsü olmasına engel oluşturmadığı aktarılan kararda, "Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya taraflardan birinin ölümü gibi hallerden biri gerçekleşmedikçe nafaka borçlusunun bu yükümlülüğü devam etmektedir." tespitine yer verildi.

Belirtilen durumlar dışında nafaka yükümlüsünün söz konusu borcunun hayatı boyunca devam edeceği belirtilen kararda, Yüksek Mahkemenin daha önce yapılan bir başka başvuruya ilişkin kararında, "her durumda süresiz nafaka verilmesi zorunluluğunun öngörülmediği" bildirildi.

AYM'nin daha önceki kararına rağmen, "süresiz nafaka" uygulamasının "emredici nitelikte olduğu yönündeki yaklaşımın sürdüğü" vurgulanan kararda, "Kuralın, yoksulluk nafakasının süresi bakımından hakime herhangi bir takdir yetkisi tanımadığı, nafakanın süresinin somut olayın özellikleri veya haklı sebepler gözetilerek belirlenmesini öngörmediği, anılan Kanun'un yoksulluk nafakasının süresiz olmasını açıkça benimsediği, dolayısıyla nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırılık teşkil edeceği yönündeki uygulamanın devam ettiği anlaşılmaktadır." değerlendirmesine yer verildi.

Boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmayan eşe evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde boşanma sonrası belirli bir miktar parasal katkının sağlanmasının beklenebilir olduğu anlatılan kararda, bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesinin ise kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olduğu kaydedildi.

AYM'nin kararında, "Kural kapsamında evliliğin sona ermesinden sonra nafaka yükümlüsünün ömür boyu bu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının, kişilerin ruhsal/psikolojik, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerinde oluşturacağı olumsuz etki, devletin çatışan haklar arasında sağlaması gereken makul dengeyi ortadan kaldırmaktadır." tespiti yer aldı.

Yoksulluk nafakasının durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği, bazı durumlarda da öngörülecek koşulların varlığı halinde nafaka alacaklısı lehine nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyunca nafakaya hükmedilebilmesine imkan sağlanabileceği belirtilen kararda, bunun "devletin çatışan haklar arasında adil bir denge kurma yükümlülüğünün sonucu" olduğu ifade edildi.

Anayasal güvenceler kapsamında, "süresiz nafaka" uygulamasının Anayasa'ya aykırı olduğuna dikkati çekilen kararda, şunlara yer verildi:

"Çatışan çıkarlar arasında dengenin kurulabilmesi için yoksulluk nafakasına 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesi kapsamında irat biçiminde hükmedilecek durumlarda (yargılamayı yapan) hakime bunun süresini, evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi birçok unsuru dikkate alarak somut olayın kendi özel şartları içinde belirleme yetkisi tanınması, bu kapsamda belirli ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerekir. Bununla birlikte somut olayın özellikleri gereği nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hallere ilişkin kriterlerin de kuralda açık ve net biçimde yer alması makul dengenin sağlanması bakımından kaçınılmazdır. Bu itibarla kuralla kusuru daha ağır olmamak kaydıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz olarak nafaka isteme imkanı tanınması, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır." 

İşsizler adına paravan şirket kuran şebekeye "Mizan Operasyonu"

Kocaeli merkezli 9 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen "Mizan Operasyonu" ile dolandırıcılık ağı çökertildi. İşsiz kişilerin üzerine şirket kurarak komisyon karşılığı fatura satan ve vergi kaçakçılığına sebep olan şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda; e-imzalar, şirket kaşeleri, dijital materyaller ve 917 tabanca fişeği ele geçirildi

30.09.2026 10:00:00
İHA
 
İşsizler adına paravan şirket kuran şebekeye "Mizan Operasyonu"
İşsizler adına paravan şirket kuran şebekeye "Mizan Operasyonu"
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık ve 213 sayılı "Vergi Usul Kanununa Muhalefet" suçlarıyla ilgili soruşturma başlatıldı.

Yürütülen incelemelerde, örgüt yöneticisi olduğu belirlenen O.U. isimli şahsın talimat ve yönlendirmeleriyle organize bir dolandırıcılık ağı kurulduğu ortaya çıkarıldı. Şebekenin, maddi zorluk çeken işsiz vatandaşlar adına gerçekte hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan paravan firmalar kurduğu tespit edildi.

Bu firmalar üzerinden yüksek meblağlı sahte faturalar düzenleyen şüphelilerin, söz konusu faturaları belli bir komisyon karşılığında kullanıcı firmalara sattığı ve haksız kazanç temin ettiği belirlendi. Sahte faturaları satın alan firmaların ise bu işlemleri defterlerine kaydederek vergi kaçırdıkları ve kamu zararına yol açtıkları belirtlendi.


155 firma ve 117 şüpheli tespit edildi



Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ile koordineli olarak yürütülen çalışmalarda, söz konusu yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı toplam 155 firma ve 117 şüpheli belirlendi. Bu tespitlerin ardından 29 Eylül tarihinde; Kocaeli, İstanbul, Ankara, İzmir, Erzincan, Mersin, Gaziantep, Diyarbakır ve Kahramanmaraş olmak üzere toplam 9 ilde "Mizan Operasyonu" adı verilen eş zamanlı baskınlar gerçekleştirildi.

Operasyon kapsamında, tespit edilen şüphelilerden 61'i ifadelerine başvurulduktan sonra serbest bırakıldı. Savcılık tarafından hakkında gözaltı talimatı verilen 56 şüpheliden 46'sı yakalanırken, 5 şüphelinin halihazırda ceza infaz kurumlarında bulunduğu anlaşıldı. Firari konumdaki 5 şüpheliyi yakalama çalışmalarının ise sürdüğü bildirildi.


Ele geçirilenler



Şüphelilere ait iş yeri ve ikametlerde yapılan aramalarda, örgütün yasa dışı faaliyetlerini belgeleyen çok sayıda materyale el konuldu. Yaklaşık 50 klasör evrak ve doküman, 45 e-imza, 16 farklı firmaya ait kaşe, çok sayıda ajanda, 23 bilgisayar ve hard disk, 20 cep telefonu ve 7 farklı operatörlere ait sim kart, 8 farklı bankalara ait hesap cüzdanı, 917 tabanca fişeği, kurusıkı tabanca, takılı vaziyette şarjör ve 14 kurusıkı fişeği ele geçirildi.

DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği

İstanbul'da, terör örgütü DEAŞ üyelerine finansman sağladıkları iddiasıyla yakalanan 6 şüphelinin polisteki sorgusu sürerken, eşi örgüt üyeliğinden tutuklu bulunan yabancı uyruklu Akide İ.'nin banka hesabına 2021 ve 2025 yılları arasında 1 milyon 270 bin 270 lira para girişi olduğu ortaya çıktı

29.09.2026 15:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği
DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube birimlerince, "Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun"a muhalefet eden ve silahlı terör örgütüne üye olan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatılmış, terör örgütü DEAŞ ve çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantıları bulunan şüphelilerin para trafiği MASAK'a yansımıştı. İncelenen hesap hareketlerinde, terör örgütleri kapsamında adli işlem gören çok sayıda şahsa para transferi yaptıklarını belirlenen 6 şüpheli, bu sabah düzenlenen operasyonla yakalanmıştı.

Zanlıların emniyetteki sorguları sürerken, örgüte finansman sağladıkları iddiasıyla yakalanan 6 şüpheli ile ilgili çarpıcı ayrıntılara ulaşıldı.

Eşi örgüt üyeliğinden tutuklu bulunan yabancı uyruklu Akide İ.'nin banka hesabına 2021 ve 2025 yılları arasında 1 milyon 270 bin 270 lira para girişi olduğu ortaya çıktı.

İddiaya göre, Silahlı Terör Örgütü DEAŞ'ın Finans Hücresi'ne bağlı faaliyette bulunan örgüt mensuplarının, "yardım" adı altında insanlardan istismarla DEAŞ tutukluları için topladıkları paraları örgüt mensubu yabancı uyruklu Akide İ. isimli kadının hesabına aktardıkları anlaşıldı.

Yine 1993 doğumlu Akide İ.'nin hesabına yurt dışından kaynağı tespit edilmeyen 276 bin Amerikan doları para girişi olduğu anlaşılırken, gelen paralardan Kütahya Dumlupınar ve İstanbul Maltepe'de cezaevinde tutuklu olan 2 örgüt mensubunun hesaplarına parça parça halde toplamda 100'er bin lira para transfer edildiği tespit edildi. Yapılan tespitlerin ardından örgütün finans ağında yer alan yabancılardan oluşan hücre deşifre edildi. Hücre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube ile İstihbarat Şubesine bağlı ekiplerce düzenlenen operasyonla çökertildi.

Zanlıların İstanbul Terörle Mücadele Şubesindeki ifade işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

"Casusluk" davasında 3. duruşma

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve kampanya direktörü Necati Özkan'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması Silivri'de başladı. Kürsüye çıkan İmamoğlu, sert savunmasında "Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Ortada casusluk varsa tek bir belge göstersinler" diyerek tepki gösterdi

29.09.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
"Casusluk" davasında 3. duruşma
"Casusluk" davasında 3. duruşma
Kamuoyunun gözünü çevirdiği tarihi davanın üçüncü celsesi bugün Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

2019-2025 yılları arasındaki faaliyetler gerekçe gösterilerek açılan ve sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenen "siyasal casusluk" davasında gözler, mahkemenin MİT, BTK ve emniyetten talep ettiği ek dijital delil inceleme raporlarındaydı.

İmamoğlu salona girer girmez mesajı verdi

Duruşma salonuna getirilen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin "Millet sizi bekliyor" seslenişine, "Beni beklemeyin, siz harekete geçin; ben sonra aranıza katılırım" yanıtını vererek salonda gülüşmelere neden oldu.

Duruşmanın başında tanıkların dinlenmesi planlanırken İmamoğlu söz alarak öncelikli olarak savunmasını gerçekleştirdi.

"Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Hadi oradan!"

Kürsüde iddianameye sert eleştiriler yönelten İmamoğlu, davanın tamamen siyasi bir amaç taşıdığını belirtti. Savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"Burada yine bir yargı saldırısı altında olduğumuz dönemde, ismi bile insanları güldürecek bir casusluk davasında bu salondayız. Asrın akıl tutulmuşluğu ile mücadele eden bir toplum halindeyiz. Son 2 yılda şahsıma 20 dava açıldı, mevcutta 13 ceza davam var. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Hangi talimatı vermişim? Hangi bilgiyi kime aktarmışım? Hangi eylemle devletin güvenliğini tehdit ediyormuşum? Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Elimizde hiçbir şey yok. NATO buradaydı, 'İmamoğlu casus mu?' diye sorup öğrenip öyle gelseydiniz. Eğer ortada bir casusluk hikayesi aranıyorsa, saray siyasetinin ve üst düzey bürokrasinin parmaklarının olduğu fon vurgunlarına baksınlar. Cesaretiniz varsa onları yazın."

Merdan Yanardağ: "Hedef TELE1 ve siyasi başarılar"

Davanın diğer önemli sanıklarından, sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğu TELE1 kanalına kayyum atanan gazeteci Merdan Yanardağ da önceki beyanlarını yineleyerek suçlamaların odağında gazetecilik faaliyetlerinin yer aldığını savundu. Yanardağ, davanın tamamen TELE1 ekranlarını susturmak ve muhalefetin siyasi başarılarını gölgelemek amacıyla kurgulanmış bir senaryodan ibaret olduğunu ifade etti.

Davanın diğer sanıkları Necati Özkan ve Hüseyin Gün de casusluk iddialarıyla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, masum olduklarını belirterek beraat ve tahliye taleplerini yinelediler.

Savcı "deliller tamamlanmadı" dedi, tutukluluk istedi

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı; sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, MİT ve emniyetten beklenen ek dijital delil raporlarının henüz tamamen dosyaya ulaşmamış oluşu ve kaçma şüphesi unsurlarını gerekçe gösterdi.

Savcılık; Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Gözler mit raporlarında ve ara kararda

İlk iki celsede sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) yazı yazarak sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne dair somut bir tespit olup olmadığını sormuştu.

Nefes darlığı ‘yaşlılıktan’ sanılıyor, oysa!


 
 
Son yıllarda kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığı artıyor. Geçmişte çoğunlukla 65 yaş üzerinde ihtiyaç duyulan kalp kapağı değişimi, artık genç yaşta da gerekli olabiliyor.

29.09.2026 10:37:00
Murat Çorbacı
 
Nefes darlığı ‘yaşlılıktan’ sanılıyor, oysa!
Nefes darlığı ‘yaşlılıktan’ sanılıyor, oysa!

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar "Dünya genelinde ve ülkemizde kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığının artmasında en temel faktörler, modern tıp teknolojileri sayesinde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra modern yaşamın getirdiği bazı zararlı alışkanlıklardır. Bu zararlı alışkanlıklar kalp kapaklarının yapısını doğrudan olumsuz etkilemektedir" diyor. 
Kalp kapağı hastalığında en sık görülen belirtileri; özellikle yürürken, merdiven çıkarken veya bir fiziksel aktivite esnasında başlayıp dinlenince geçen nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, kalp çarpıntısı, fiziksel aktivite sırasında eforla gelen ve dinlenmekle geçen göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda ödem (şişlik) olarak sıralayan Doç. Dr. Taşar, bu durumda mutlaka kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.
Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapaklarına zarar veren 6 hatalı alışkanlığı ve tedavide ameliyatsız dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Sigara

Damar duvarlarına zarar vererek kireçlenmeyi hızlandırır. Özellikle aort kapağının daralmasında ve sertleşmesinde en büyük tetikleyicilerden biridir.

Yetersiz ağız ve diş hijyeni

Düzenli fırçalanmayan dişler ve diş eti enfeksiyonları, bakterilerin kana karışmasına yol açar. Bu bakteriler doğrudan kalp kapakçıklarına yapışarak ölümcül olabilen enfektif endokardit (kalp kapağı iltihabı) hastalığına neden olabilir.

Kötü beslenme ve yüksek kolesterol

Doymuş yağ ve işlenmiş gıdalardan zengin beslenmek, damarlarda olduğu gibi kalp kapaklarında da lipid (yağ) birikimine ve erken kireçlenmeye yol açar.

Hareketsiz (sedanter) yaşam

Düzenli egzersiz yapmamak; obezite, diyabet ve yüksek tansiyona zemin hazırlar. Bu kronik hastalıklar kalp kapaklarına binen mekanik yükü ve stresi artırarak yapılarını bozar.

Boğaz enfeksiyonlarını ihmal etmek

Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde gelişen beta mikrobu (A grubu streptokok) enfeksiyonlarının hekim kontrolünde antibiyotikle tedavi edilmemesi, ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalığına dönüşür.

Aşırı tuz tüketimi

Yüksek tansiyona (hipertansiyona) neden olur. Kontrolsüz yüksek tansiyon, sol karıncık içindeki basıncı artırarak aort kapağını ve mitral kapağı sürekli zorlar, erken yıpranmalarına ve kaçırmalarına yol açar.

Ameliyatsız yöntemler büyük avantaj sağlıyor

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, günümüzde açık kalp ameliyatına alternatif olarak, göğüs kafesi açılmadan ve genellikle kasık damarlarından girilerek gerçekleştirilen modern tedavi yöntemlerinin, hastaların komplikasyon riski düşük, konforlu ve hızlı iyileşme süreci geçirmelerini sağladığını vurguluyor. İşlemden sonra genellikle tedbir amaçlı bir-iki gece gözlem altında tutulan hasta, iki veya üçüncü gün yürüyerek taburcu olabiliyor. Açık ameliyatlardaki gibi aylarca sırtüstü yatma veya korse takma zorunluluğu olmadığını, evde bir-iki hafta süren iyileşme döneminde kişisel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiklerini belirten Doç. Dr. Taşar, bu süreçte doktorun önerilerinin uygulanmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. 

Modern girişimsel tedavi yöntemleri

Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapağı tedavisinde uygulanan girişimsel yöntemleri şöyle açıklıyor;
TAVI: Kasık atardamarından girilerek daralmış aort kapağına biyoprotez kapak yerleştirilmesidir.
MitraClip: Ciddi mitral kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların klipsle birbirine tutturulmasıdır. 
TMVR (Transkateter Mitral Kapak Replasmanı): Mitral kapağın kateterle değiştirilmesidir. Daha önce biyolojik kapak takılmış hastalarda, yeni kapağın eski kapağın içine yerleştirilmesi şeklinde uygulanabilir.
Balon Valvüloplasti: Daralmış kapağın (özellikle mitral kapağın) kasıktan gönderilen balonun şişirilmesiyle genişletilmesidir.
Transkateter Bicaval Kapak Replasmanı (Tricvalve): İleri derecede triküspit kapak yetmezliğinde, üst ve alt ana toplardamarların kalbe girişine biyoprotez kapak yerleştirilmesidir.
TriClip: Ciddi trikuspit kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların birbirine bir mandal yardımıyla tutturulmasıdır.

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu

Şanlıurfa’da 70 ev, 30 araç ve 8 iş yerine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 57 silah, 318 kartuş ve 874 fişek ele geçirildi

29.09.2026 10:33:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu
Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu
Şanlıurfa'da 70 ev, 30 araç ve 8 iş yerine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 57 silah, 318 kartuş ve 874 fişek ele geçirildi. 16 şüpheli gözaltına alınırken 46 kişi hakkında işlem başlatıldı. Operasyonda ele geçirilen silahların kimlere ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu ise soruşturmanın en kritik soruları arasında.

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde kent genelinde kapsamlı bir silah operasyonu düzenledi.

Belirlenen 70 ikamet, 30 araç ve 8 iş yerine eş zamanlı baskın yapıldı. Aramalarda 2 AK-47 ve 1 M4 tipi uzun namlulu silahın yanı sıra 25 ruhsatsız tabanca, 11 ruhsatsız av tüfeği, 8 ruhsatsız pompalı tüfek ve 10 kurusıkı tabanca olmak üzere toplam 57 silah ele geçirildi.

Operasyonun bilançosu bununla da sınırlı kalmadı. Adreslerde 318 kartuş, 874 fişek, 9 şarjör, sustalı bıçak, muşta, 25 narkotik hap ve 310 paket kaçak sigara bulundu.

ASIL SORU: SİLAHLAR NEREYE GİDECEKTİ?



Operasyonun ardından gözaltına alınan 16 kişi hakkında soruşturma sürerken, kamuoyunun merak ettiği en önemli konu silahların kimlere ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu.

Şu ana kadar paylaşılan resmi bilgilerde, ele geçirilen silahların belirli bir suç örgütüne, kişiye ya da başka bir adrese gönderilmek üzere hazırlandığı yönünde kesinleşmiş bir tespit yer almıyor.

Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyen aşamalarında silahların kaynağı, sahipleri, temin zinciri ve varsa sevkiyat bağlantılarının ortaya çıkarılması bekleniyor.

46 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM



Operasyon kapsamında 16 şüpheli gözaltına alınırken toplam 46 şüpheli hakkında işlem başlatıldığı bildirildi.

Özellikle uzun namlulu silahlar, çok sayıda ruhsatsız tabanca ve yüzlerce mühimmatın aynı operasyon kapsamında ele geçirilmesi, soruşturmanın kapsamını daha da önemli hale getiriyor.

Şimdi gözler soruşturmanın bundan sonraki aşamasında:

57 silah nereden geldi? Kimler tarafından temin edildi? Kimin kontrolündeydi? Silahların herhangi bir olayda kullanılıp kullanılmadığı belirlenecek mi? Ve varsa silahların ulaştırılacağı kişiler kimlerdi?

Türk futbolunda "hakemler dosyası" depremi

İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil 7 üst düzey isim "resmi belgede sahtecilik" ve "mobbing" suçlamalarıyla gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Temiz futbol mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi

29.09.2026 10:30:00
Haber Merkezi
 
Türk futbolunda "hakemler dosyası" depremi
Türk futbolunda "hakemler dosyası" depremi
Türk futbolu, sabah saatlerinde gelen şok bir operasyon haberiyle sarsıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen "Hakemler Dosyası" soruşturması kapsamında düğmeye basıldı. İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda, Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun da aralarında bulunduğu 7 üst düzey spor yöneticisi ve hakem kurulu üyesi gözaltına alındı.

Şüphelilerin ev, iş yeri ve ofislerinde geniş çaplı adli aramalar gerçekleştirilirken, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun sağlık kontrolü için hastaneye getirildiği ilk görüntüler de basına yansıdı.

Soruşturmanın perde arkası

Soruşturmanın, 15 Eylül 2025 tarihinde mağdur eski bir hakemin şikayeti üzerine başlatıldığı öğrenildi. Yaklaşık bir yıldır titizlikle yürütülen gizli takip sürecinde; açık kaynak çalışmaları, HTS kayıtları, MASAK incelemeleri, müşteki-tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları dosyaya eklendi.

Gelen son bilgilere göre, soruşturma kapsamında incelenen bilirkişi raporlarında çok ciddi bulgular yer alıyor:

Hakemlerin mazeret dönüşü tabi tutulduğu kural sınavlarında yazıların birbiriyle uyuşmadığı ve evraklarda tahrifat yapıldığı saptandı.

Hakem klasmanlarının oluşturulması, kural sınavları, puanlama, atama ve görevlendirme süreçlerine usulsüz şekilde müdahale edildiği iddia ediliyor.

Bazı hakem ve gözlemcilere karşı sistemli bir şekilde "mobbing ve eziyet" uygulandığı adli dosya kayıtlarına geçti.

Gözaltına alınan isimler

Operasyon kapsamında aralarında MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, eski başkan vekili Ahmet Şahin, kurul üyesi Sebahattin Şahin, eski üye Yunus Yıldırım ile dernek ve kurul yöneticileri Ferdi Karadoruk, Emre Kosif ve Alican Sağlar'ın bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı.

Akın Gürlek'ten açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun ardından yaptığı açıklamada hukuk karşısında hiç kimsenin ayrıcalığı olmadığını vurgulayarak, futbolda şeffaflık ve adalet için usulsüzlük iddialarının üzerine kararlılıkla gidileceğini belirtti.

Ankara merkezli "konut dolandırıcılığı" operasyonunda 7 zanlı tutuklandı

Ankara merkezli 7 ilde düzenlenen operasyonda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) ait arsayı sahte belgelerle kendi mülkiyetindeymiş gibi göstererek dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 15 şüpheliden 7'si tutuklandı

29.09.2026 08:00:00
AA
 
Ankara merkezli "konut dolandırıcılığı" operasyonunda 7 zanlı tutuklandı
Ankara merkezli "konut dolandırıcılığı" operasyonunda 7 zanlı tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.

Ankara merkezli İstanbul, Zonguldak, Bursa, Denizli, Kütahya ve İzmir'de eş zamanlı düzenlenen "konut dolandırıcılığı" operasyonlarında, TOKİ'ye ait bir arsayı kendilerine miras kalmış gibi göstererek sahte belgelerle sattıkları belirlenen 15 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin yaklaşık 95 milyon 500 bin lira haksız kazanç elde ettiği tespit edilirken, adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.

Yapılan incelemelerde, şüphelilerin kendilerini, kooperatif başkanı, kooperatif başkan yardımcısı ve muhasip üye olarak tanıttıkları ve TOKİ'ye ait olan bir arsanın kendilerine miras kaldığını öne sürdükleri, hazırladıkları sahte belgeler üzerinden arsayı 20 farklı kişiye sattıkları belirlendi.

Şüphelilerin dolandırıcılıktan elde ettikleri haksız kazancın izini kaybettirmek ve para hareketlerinin takibini zorlaştırmak amacıyla paraları kripto para uygulamalarına aktardıkları tespit edildi. 

Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda 15 şüpheli tutuklandı

Kırıkkale'nin Yahşihan Belediyesine yönelik 4 ilde düzenlenen yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 35 zanlıdan 15'i tutuklandı

29.09.2026 07:00:00
AA
 
Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda 15 şüpheli tutuklandı
Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda 15 şüpheli tutuklandı

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında yakalanan ve önceki gün jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 35 şüphelinin savcılıktaki ifadeleri tamamlandı.

Aralarında eski belediye başkanları Ahmet Sungur ve Osman Türkyılmaz'ın da bulunduğu 35 zanlı, ardından hakimliğe sevk edildi.

Sungur ve Türkyılmaz'ın da bulunduğu 15 şüpheli tutuklanırken, 2'sine ev hapsi verildi, 18'i de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Başka bir suçtan dolayı ceza infaz kurumunda bulunan bir zanlı hakkında da adli kontrol kararı verildi.

Öte yandan, bir firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Operasyon

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında 24 Eylül'de eski belediye başkanları Ahmet Sungur ve Osman Türkyılmaz ile belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, belediye çalışanları ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak", "rüşvet", "irtikap", "ihaleye fesat karıştırma" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından haklarında soruşturma başlatılan zanlılardan 35'i, 4 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan birinin ceza infaz kurumunda olduğu tespit edilmiş, biri ise adresinde bulunamamıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.