logo
30 EYLÜL 2026

Torosların bal avcıları: Firari arıları dedektif gibi takip ediyorlar

Antalya'nın yaylalarında kovanlardan oğul vererek ayrılan arıların peşine düşen bal avcıları, günlerce süren zorlu takibin ardından ağaç kovukları ve kayalıkların arasındaki doğal arı yuvalarına ulaşıyor

30.09.2026 10:52:00
İhlas Haber Ajansı
 
Torosların bal avcıları: Firari arıları dedektif gibi takip ediyorlar
Torosların bal avcıları: Firari arıları dedektif gibi takip ediyorlar
Antalya'nın yaylalarında kovanlardan oğul vererek ayrılan arıların peşine düşen bal avcıları, günlerce süren zorlu takibin ardından ağaç kovukları ve kayalıkların arasındaki doğal arı yuvalarına ulaşıyor. Akseki'de yıllardır arıcılık yapan İbrahim Topaca da bin ile 2 bin 200 metre rakım arasında, su kenarlarında arıları takip ederek yuvalarını tespit ediyor. Bulduğu yuvaları işaretleyen Topaca, havaların serinlemesiyle yeniden bölgeye giderek arılara zarar vermeden balı alıyor, arıları ise kovana taşıyor. Doğal ortamda üretilen balın kilogramı ise 8 bin liraya kadar alıcı buluyor.

"Günlerce dağ taş demeden arıların izini sürüyor"



Yıllardır arıcılıkla uğraşan İbrahim Topaca, kovanlardan oğul vererek ayrılan arıların izini sürüyor. Kovanlarından ayrılan arılar, Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde kendilerine doğal yaşam alanları oluşturuyor. Ağaçların kovuklarına ve kayalıkların doğal deliklerine yuva yapan arıları bulmak ise büyük emek ve sabır gerektiriyor.
Topaca, özellikle su kenarlarında arıları takip ederek yuvalarının bulunduğu alanları tespit ediyor. Dere yataklarında su içmeye gelen arıları takip eden Topaca, arıların yöneldiği bölgeleri belirledikten sonra ağaç kovukları ve kayalıkları tek tek kontrol ediyor.
Bulduğu arı yuvalarının yerini işaretleyen Topaca, dağlardaki arıcıların kovanlarını indirmesinin ardından eylül veya ekim aylarında yeniden bölgeye gidiyor.

"Arılara zarar vermeden balı alıyor"



Bulduğu doğal arı yuvalarından balı alırken arılara zarar vermediğini belirten Topaca, bal hasadının ardından arıları kovana taşıdığını söyledi.
Topaca, "Toros Dağları'nda oğullayan kovanlardan kaçan arıların ağaç kavuklarına ve kayaların deliklerine yuva yaptığını görüyoruz. Bu arıları günlerce takip ederek arıyoruz. Yerini işaretliyoruz. Dağlardan arıcıların arı kovanlarını indirdikten sonra eylül veya ekim aylarında bulduğumuz arıların yanına gidiyoruz. Arılara zarar vermeden ballarını alıyoruz. Arıları ise bir kovana alarak telef olmasına izin vermiyoruz" dedi.

"Bir yuvadan 3 kilo da 15 kilo da bal çıkabiliyor"



Doğal arı yuvalarından elde edilen bal miktarının her yuvada farklı olduğunu ifade eden Topaca, bazı yuvalardan 3 kilogram, bazı yuvalardan ise 10-15 kilogram bal alabildiklerini söyledi.

Topaca, "Bulduğumuz arılardan bazen 3 kilo, bazen de 10-15 kilogram bal çıkabilir. Bu tamamen bir şans. Tabii bunu bulmak oldukça zor ve meşakkatli bir iş. Günlerce yürüyorum. Yoruluyorsun. Yıllardır bu işi yapıyorum" diye konuştu.

"Gidengelmez Dağları'nda 2 bin 200 metrede doğal bal"

Gidengelmez Dağları'nda yaklaşık 2,5 ay önce kovanlardan oğul vererek ayrılan arıların izini sürdüklerini anlatan Topaca, ladin ağacının kovuğunda bulunan arı yuvasından bal aldıklarını söyledi.

Topaca, "Gidengelmez Dağları'nda yaklaşık 2,5 ay önce kovanlardan oğul yaparak kaçan arılardan ladin ağacının kovuğuna yapmış olduğu yuvayı bulduk. Aradan geçen sürede ağaç kovuğunu açarak Gidengelmez Dağları'nın egzoz dumanının dahi olmadığı, binbir çeşit çiçeklerle dolu dağlarından arıların doğal ortamda yapmış olduğu balı çıkardık. Şansımıza çok güzel bal yapmış. Tabii bu bir şans. Şansımız çok iyi geçti" dedi.

"Çocukluğumuzdan beri dağlarda arı arıyoruz"

Arıların peşine düşmenin kendileri için adeta bir tutku haline geldiğini belirten Topaca, çocukluğundan bu yana kaçan arıları dağlarda aradığını söyledi.
Topaca, "Bu bir hastalık. Zaten çocukluğumuzdan beri kaçan arıları her yıl dağ taş demeden arıyoruz. Karış karış geziyoruz. Günlerce arıları takip ediyoruz" diye konuştu.

"Şeker yok, fabrika ve egzoz dumanı yok"

Gidengelmez Dağları'nın 2 bin-2 bin 200 metre rakımlı yüksek kesimlerinde yaşayan arıların çok sayıda çiçek türünden nektar ve polen topladığını belirten Topaca, arıların doğal ortamda kendi peteklerini oluşturduğunu ifade etti.
Topaca, "Arılar balı doğal ortamda organik kendisi yapıyor. Şeker yok. Fabrika ve egzoz dumanı yok. 2 bin-2 bin 200 metre rakımlı Gidengelmez Dağları'nın çiçek türleri ile dolu yerlerden polen toplayan arılar kendi haline petek yapıyor. Bu dağlar yaban keçilerinin ve kuşların cıvıl cıvıl olduğu muhteşem bir yer. Bulduğunuz balı insan yemeye bile kıyamıyor" dedi.

"Her hastalığa şifadır"

Buldukları balı paketleyerek sattıklarını ve özellikle çeşitli sağlık sorunları bulunan kişilerin talep ettiğini belirten Topaca, balın tamamen doğal olduğunu savundu.
Topaca, "Balı buluyoruz. Bulduğumuz balı paketliyoruz. Bu balı özellikle kanser hastası olan kişiler istiyor. Tamamen doğal. Toros Dağları'nda temiz havada arıların doğal olarak yaptıkları bu ballar tamamen organik bir baldır. Peteklerini bile kendisi yapar. Bu bal her hastalığa şifadır" ifadelerini kullandı.
Topaca, Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde arıların farklı çiçeklerden beslenerek bal ürettiğini belirterek, "Arıların yaptığı ballar tamamen doğal ve şifa kaynağıdır. Toros Dağları'nda egzoz ve fabrika dumanlarının olmadığı yüksek rakımlı bölgelerde, binbir çeşit çiçekten arıların yaptığı bal tamamen doğaldır" dedi.

Eski Bakan 2,2 milyar lirayı iade etti

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın, borsa spekülasyonu iddialarına konu olan 2,2 milyar lirayı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hesabına aktardığı yönündeki haberler gündeme bomba gibi düştü

29.09.2026 22:57:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan 2,2 milyar lirayı iade etti
Eski Bakan 2,2 milyar lirayı iade etti
Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın, borsa spekülasyonu iddialarına konu olan 2,2 milyar lirayı Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın hesabına aktardığı yönündeki haberler gündeme bomba gibi düştü.

Olayın büyüklüğü ve işlemlerin hızı kamuoyunda derin bir kuşku yaratırken, "aklama mı, itiraf mı?" tartışmaları başladı. Birkaç ay içerisinde katlanan ve tek kalemde iade edilen bu akıl almaz meblağ, finansal ve hukuki açıdan ciddi soruları beraberinde getiriyor:

1. 163 MİLYON TL NASIL BULUNDU, 2,2 MİLYAR TL HANGİ PARAYLA ÖDENDİ?

Gündeme gelen iddialara göre çift, ilgili hisseye 163 milyon TL yatırarak 4-5 ay gibi kısa bir sürede kazancını 2,17 milyar TL'ye çıkardı.

Soru: Kamuda görev yapmış bir bürokrat ve ailesi, başlangıç sermayesi olan 163 milyon TL'yi nereden ve nasıl temin etmiştir?

Soru: Soruşturma veya mal varlığı tedbiri iddiaları sürerken, 2,2 milyar lira gibi muazzam bir nakit likiditeye tek bir talimatla nasıl ulaşılabilmiştir? Paranın kontrolü hâlâ kişilerin elinde midir?

2. ETKİN PİŞMANLIK MI, YASAL AÇIK MI? RAKAMLAR NEDEN TUTMUYOR?

Sermaye Piyasası Kanunu'na (SPKn 107/3) göre, piyasa dolandırıcılığı suçlamalarında etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin elde ettikleri menfaatin en az 2 katını ödemeleri gerekiyor.

Soru: Elde edilen haksız kazanç yaklaşık 2 milyar TL ise, yasaya göre ödenmesi gereken tutar 4,4 milyar TL olması gerekmez mi? Yatırılan 2,2 milyar TL hangi hukuki formüle dayanmaktadır?

Soru: SPK bültenlerinde adı suç duyurusu listesinde henüz yer almayan bir isim, Hazine hesabı alarak hangi hukuki statüye dayanarak iade yapmıştır?

3. SUÇUN İTİRAFI MI, CEZADAN KAÇIŞ YOLU MU?

Sıradan bir vatandaşın banka hesabındaki küçük bir usulsüzlükte dahi derhal ifade ve adli süreç başlatılırken, milyarlarca liralık bir sermaye hareketinde süreç farklı mı işliyor?

Soru: Milyarlarca liralık tutarı devlete iade etmek, suçun/haksız kazancın zımnen itirafı anlamına gelmez mi?

Soru: Parayı ödeyen kişiler hakkındaki adli ve idari tahkikat dondurulacak mıdır, yoksa bu işlem kamu davasının açılmasına engel teşkil etmeyecek midir?

4. YÜZ BİNLERCE MAĞDUR NE OLACAK?

Borsada ve fon piyasalarında işlem yasağı veya tasfiyeler nedeniyle birikimlerine ulaşamayan yüz binlerce küçük yatırımcı mağduriyet yaşarken, yüksek tutarlı işlemlerin böylesine hızlı ve "sessiz" çözümlere kavuşturulması adalet duygusunu zedeliyor.

Kamuoyu, kulislerde konuşulan iddialar yerine ilgili kurumlardan (SPK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı) bu devasa transferin hukuki niteliğine dair resmi ve şeffaf bir açıklama bekliyor.

Federasyon sessizliğini bozdu

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yönetim kurulunun, "temiz futbol, adil oyun" anlayışının güçlendirilmesi amacıyla göreve geldiği ilk günden itibaren çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi

29.09.2026 17:39:00
AA
 
Federasyon sessizliğini bozdu
Federasyon sessizliğini bozdu
Federasyonun internet sitesinde yer alan açıklamada, "TFF Yönetim Kurulu, delegelerin iradesiyle seçilmiş olup kamuoyunun beklentileri doğrultusunda, kamu vicdanının yeniden tesis edilmesi ve "temiz futbol, adil oyun" anlayışının güçlendirilmesi amacıyla göreve geldiği ilk günden itibaren çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Yönetimimiz, bu çalışmalar kapsamında bahis ve yasa dışı bahis konusunun üzerine kararlılıkla gitmiş; Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde yürütülen çalışmalara her türlü katkıyı sunmuştur. Bu kapsamda ilgili kurumlarla inceleme ve işbirliği süreci halen devam etmektedir" denildi.

Federasyon yönetiminin, Nisan 2025'ten itibaren çeşitli tarihlerde adaletin tesisi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na birden fazla suç duyurusunda bulunduğu hatırlatılarak şu görüşlere yer verildi:

"TFF bünyesinde bulunan ve bizden talep edilen belgeler ise kapalı zarf içerisinde; parmak izi, DNA kalıntısı tespiti ve diğer gerekli incelemelerin yapılması için Adli Tıp Kurumu'na teslim talebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmiştir. Netice itibarıyla TFF Yönetim Kurulu, göreve geldiği andan itibaren üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek amacıyla gerekli tüm adımları atmış ve bu süreçte sorumluluk bilinciyle hareket etmiştir. Türkiye Futbol Federasyonu olarak, hukukun üstünlüğüne, yargı makamlarının bağımsızlığına ve adli süreçlerin sağlıklı biçimde yürütülmesine olan inancımız tamdır. Kamuoyunun, devam eden adli sürece ilişkin yalnızca yetkili makamlar tarafından yapılacak açıklamaları esas almasını önemle rica ederiz."

DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği

İstanbul'da, terör örgütü DEAŞ üyelerine finansman sağladıkları iddiasıyla yakalanan 6 şüphelinin polisteki sorgusu sürerken, eşi örgüt üyeliğinden tutuklu bulunan yabancı uyruklu Akide İ.'nin banka hesabına 2021 ve 2025 yılları arasında 1 milyon 270 bin 270 lira para girişi olduğu ortaya çıktı

29.09.2026 15:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği
DEAŞ'ın finans hücresinde çarpıcı para trafiği
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube birimlerince, "Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun"a muhalefet eden ve silahlı terör örgütüne üye olan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatılmış, terör örgütü DEAŞ ve çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantıları bulunan şüphelilerin para trafiği MASAK'a yansımıştı. İncelenen hesap hareketlerinde, terör örgütleri kapsamında adli işlem gören çok sayıda şahsa para transferi yaptıklarını belirlenen 6 şüpheli, bu sabah düzenlenen operasyonla yakalanmıştı.

Zanlıların emniyetteki sorguları sürerken, örgüte finansman sağladıkları iddiasıyla yakalanan 6 şüpheli ile ilgili çarpıcı ayrıntılara ulaşıldı.

Eşi örgüt üyeliğinden tutuklu bulunan yabancı uyruklu Akide İ.'nin banka hesabına 2021 ve 2025 yılları arasında 1 milyon 270 bin 270 lira para girişi olduğu ortaya çıktı.

İddiaya göre, Silahlı Terör Örgütü DEAŞ'ın Finans Hücresi'ne bağlı faaliyette bulunan örgüt mensuplarının, "yardım" adı altında insanlardan istismarla DEAŞ tutukluları için topladıkları paraları örgüt mensubu yabancı uyruklu Akide İ. isimli kadının hesabına aktardıkları anlaşıldı.

Yine 1993 doğumlu Akide İ.'nin hesabına yurt dışından kaynağı tespit edilmeyen 276 bin Amerikan doları para girişi olduğu anlaşılırken, gelen paralardan Kütahya Dumlupınar ve İstanbul Maltepe'de cezaevinde tutuklu olan 2 örgüt mensubunun hesaplarına parça parça halde toplamda 100'er bin lira para transfer edildiği tespit edildi. Yapılan tespitlerin ardından örgütün finans ağında yer alan yabancılardan oluşan hücre deşifre edildi. Hücre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube ile İstihbarat Şubesine bağlı ekiplerce düzenlenen operasyonla çökertildi.

Zanlıların İstanbul Terörle Mücadele Şubesindeki ifade işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor

İstanbul'da sabah saatlerinden itibaren şiddetli yağmur ve rüzgar etkili oldu. Rüzgarın etkisiyle şemsiyelerin ters döndüğü, vatandaşların yürümekte güçlük çektiği megakentte, ana arterlerde de trafik yoğunluğu yaşandı

29.09.2026 14:41:00 / Güncelleme: 29.09.2026 14:44:49
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor
İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor
İstanbul, güne olumsuz hava şartlarıyla başladı. Sabah saatlerinde başlayan ve ilerleyen saatlerde şiddetini artıran sağanak yağış ile fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağmura hazırlıksız yakalanan kent sakinleri, şiddetli rüzgar nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Kentin işlek cadde ve meydanlarında fırtına nedeniyle şemsiyeler ters dönerken, çok sayıda vatandaş duraklara sığındı.

Sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı

Yağışın etkisiyle kayganlaşan yollarda trafikte yer yer yoğunluk yaşandı. Ana arterlerde ve köprü bağlantı yollarında araçlar ilerlemekte zorlanırken, toplu taşıma duraklarında da yoğunluk meydana geldi.

"Casusluk" davasında 3. duruşma

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve kampanya direktörü Necati Özkan'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması Silivri'de başladı. Kürsüye çıkan İmamoğlu, sert savunmasında "Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Ortada casusluk varsa tek bir belge göstersinler" diyerek tepki gösterdi

29.09.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
"Casusluk" davasında 3. duruşma
"Casusluk" davasında 3. duruşma
Kamuoyunun gözünü çevirdiği tarihi davanın üçüncü celsesi bugün Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

2019-2025 yılları arasındaki faaliyetler gerekçe gösterilerek açılan ve sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenen "siyasal casusluk" davasında gözler, mahkemenin MİT, BTK ve emniyetten talep ettiği ek dijital delil inceleme raporlarındaydı.

İmamoğlu salona girer girmez mesajı verdi

Duruşma salonuna getirilen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin "Millet sizi bekliyor" seslenişine, "Beni beklemeyin, siz harekete geçin; ben sonra aranıza katılırım" yanıtını vererek salonda gülüşmelere neden oldu.

Duruşmanın başında tanıkların dinlenmesi planlanırken İmamoğlu söz alarak öncelikli olarak savunmasını gerçekleştirdi.

"Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Hadi oradan!"

Kürsüde iddianameye sert eleştiriler yönelten İmamoğlu, davanın tamamen siyasi bir amaç taşıdığını belirtti. Savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"Burada yine bir yargı saldırısı altında olduğumuz dönemde, ismi bile insanları güldürecek bir casusluk davasında bu salondayız. Asrın akıl tutulmuşluğu ile mücadele eden bir toplum halindeyiz. Son 2 yılda şahsıma 20 dava açıldı, mevcutta 13 ceza davam var. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Hangi talimatı vermişim? Hangi bilgiyi kime aktarmışım? Hangi eylemle devletin güvenliğini tehdit ediyormuşum? Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Elimizde hiçbir şey yok. NATO buradaydı, 'İmamoğlu casus mu?' diye sorup öğrenip öyle gelseydiniz. Eğer ortada bir casusluk hikayesi aranıyorsa, saray siyasetinin ve üst düzey bürokrasinin parmaklarının olduğu fon vurgunlarına baksınlar. Cesaretiniz varsa onları yazın."

Merdan Yanardağ: "Hedef TELE1 ve siyasi başarılar"

Davanın diğer önemli sanıklarından, sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğu TELE1 kanalına kayyum atanan gazeteci Merdan Yanardağ da önceki beyanlarını yineleyerek suçlamaların odağında gazetecilik faaliyetlerinin yer aldığını savundu. Yanardağ, davanın tamamen TELE1 ekranlarını susturmak ve muhalefetin siyasi başarılarını gölgelemek amacıyla kurgulanmış bir senaryodan ibaret olduğunu ifade etti.

Davanın diğer sanıkları Necati Özkan ve Hüseyin Gün de casusluk iddialarıyla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, masum olduklarını belirterek beraat ve tahliye taleplerini yinelediler.

Savcı "deliller tamamlanmadı" dedi, tutukluluk istedi

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı; sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, MİT ve emniyetten beklenen ek dijital delil raporlarının henüz tamamen dosyaya ulaşmamış oluşu ve kaçma şüphesi unsurlarını gerekçe gösterdi.

Savcılık; Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Gözler mit raporlarında ve ara kararda

İlk iki celsede sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) yazı yazarak sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne dair somut bir tespit olup olmadığını sormuştu.

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu

Şanlıurfa’da 70 ev, 30 araç ve 8 iş yerine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 57 silah, 318 kartuş ve 874 fişek ele geçirildi

29.09.2026 10:33:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu
Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu
Şanlıurfa'da 70 ev, 30 araç ve 8 iş yerine düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 57 silah, 318 kartuş ve 874 fişek ele geçirildi. 16 şüpheli gözaltına alınırken 46 kişi hakkında işlem başlatıldı. Operasyonda ele geçirilen silahların kimlere ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu ise soruşturmanın en kritik soruları arasında.

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde kent genelinde kapsamlı bir silah operasyonu düzenledi.

Belirlenen 70 ikamet, 30 araç ve 8 iş yerine eş zamanlı baskın yapıldı. Aramalarda 2 AK-47 ve 1 M4 tipi uzun namlulu silahın yanı sıra 25 ruhsatsız tabanca, 11 ruhsatsız av tüfeği, 8 ruhsatsız pompalı tüfek ve 10 kurusıkı tabanca olmak üzere toplam 57 silah ele geçirildi.

Operasyonun bilançosu bununla da sınırlı kalmadı. Adreslerde 318 kartuş, 874 fişek, 9 şarjör, sustalı bıçak, muşta, 25 narkotik hap ve 310 paket kaçak sigara bulundu.

ASIL SORU: SİLAHLAR NEREYE GİDECEKTİ?



Operasyonun ardından gözaltına alınan 16 kişi hakkında soruşturma sürerken, kamuoyunun merak ettiği en önemli konu silahların kimlere ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu.

Şu ana kadar paylaşılan resmi bilgilerde, ele geçirilen silahların belirli bir suç örgütüne, kişiye ya da başka bir adrese gönderilmek üzere hazırlandığı yönünde kesinleşmiş bir tespit yer almıyor.

Dolayısıyla soruşturmanın ilerleyen aşamalarında silahların kaynağı, sahipleri, temin zinciri ve varsa sevkiyat bağlantılarının ortaya çıkarılması bekleniyor.

46 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM



Operasyon kapsamında 16 şüpheli gözaltına alınırken toplam 46 şüpheli hakkında işlem başlatıldığı bildirildi.

Özellikle uzun namlulu silahlar, çok sayıda ruhsatsız tabanca ve yüzlerce mühimmatın aynı operasyon kapsamında ele geçirilmesi, soruşturmanın kapsamını daha da önemli hale getiriyor.

Şimdi gözler soruşturmanın bundan sonraki aşamasında:

57 silah nereden geldi? Kimler tarafından temin edildi? Kimin kontrolündeydi? Silahların herhangi bir olayda kullanılıp kullanılmadığı belirlenecek mi? Ve varsa silahların ulaştırılacağı kişiler kimlerdi?

Türk futbolunda "hakemler dosyası" depremi

İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil 7 üst düzey isim "resmi belgede sahtecilik" ve "mobbing" suçlamalarıyla gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Temiz futbol mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi

29.09.2026 10:30:00
Haber Merkezi
 
Türk futbolunda "hakemler dosyası" depremi
Türk futbolunda "hakemler dosyası" depremi
Türk futbolu, sabah saatlerinde gelen şok bir operasyon haberiyle sarsıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen "Hakemler Dosyası" soruşturması kapsamında düğmeye basıldı. İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda, Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun da aralarında bulunduğu 7 üst düzey spor yöneticisi ve hakem kurulu üyesi gözaltına alındı.

Şüphelilerin ev, iş yeri ve ofislerinde geniş çaplı adli aramalar gerçekleştirilirken, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun sağlık kontrolü için hastaneye getirildiği ilk görüntüler de basına yansıdı.

Soruşturmanın perde arkası

Soruşturmanın, 15 Eylül 2025 tarihinde mağdur eski bir hakemin şikayeti üzerine başlatıldığı öğrenildi. Yaklaşık bir yıldır titizlikle yürütülen gizli takip sürecinde; açık kaynak çalışmaları, HTS kayıtları, MASAK incelemeleri, müşteki-tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları dosyaya eklendi.

Gelen son bilgilere göre, soruşturma kapsamında incelenen bilirkişi raporlarında çok ciddi bulgular yer alıyor:

Hakemlerin mazeret dönüşü tabi tutulduğu kural sınavlarında yazıların birbiriyle uyuşmadığı ve evraklarda tahrifat yapıldığı saptandı.

Hakem klasmanlarının oluşturulması, kural sınavları, puanlama, atama ve görevlendirme süreçlerine usulsüz şekilde müdahale edildiği iddia ediliyor.

Bazı hakem ve gözlemcilere karşı sistemli bir şekilde "mobbing ve eziyet" uygulandığı adli dosya kayıtlarına geçti.

Gözaltına alınan isimler

Operasyon kapsamında aralarında MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, eski başkan vekili Ahmet Şahin, kurul üyesi Sebahattin Şahin, eski üye Yunus Yıldırım ile dernek ve kurul yöneticileri Ferdi Karadoruk, Emre Kosif ve Alican Sağlar'ın bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı.

Akın Gürlek'ten açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun ardından yaptığı açıklamada hukuk karşısında hiç kimsenin ayrıcalığı olmadığını vurgulayarak, futbolda şeffaflık ve adalet için usulsüzlük iddialarının üzerine kararlılıkla gidileceğini belirtti.

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, örgüt bağlantılı kişilerle yoğun para transferi gerçekleştirdikleri tespit edilen 6 şüpheli yakalandı

29.09.2026 10:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, örgüt bağlantılı kişilerle yoğun para transferi gerçekleştirdikleri tespit edilen 6 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü birimleri, "Terörizmin Finansmanı" suçu ile ilgili yürütülen çalışmalarda, DEAŞ bağlantı kişileri mercek altına aldı. DEAŞ Silahlı Terör Örgütü ve çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantıları bulunduğu belirlenen şüphelilerin, Mali Suçları Araştırma Kurulu'na (MASAK) takıldığı öğrenildi.

Söz konusu soruşturma kapsamında bu kişilerin MASAK tarafından incelenen hesap hareketlerinde, DEAŞ Silahlı Terör Örgütü ve diğer terör örgütleri kapsamında adli işlem gören çok sayıda şahısla para transferi gerçekleştirdikleri tespit edildi.

Yapılan tespitlerin ardından bu sabah operasyon için düğmeye basıldı. Sabaha karşı düzenlenen eş zamanlı operasyonda 6 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Zanlılara ait ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ise 13 bin dolar para, çok sayıda dijital materyal ve örgütsel dokümanlar ele geçirildi.

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.