logo
22 EKİM 2026

TPAO'dan 800 kişi çıkarılıyor

01.02.2002 00:00:00
 
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) dünden itibaren 800 kişinin işine son verdi. TPAO'nun vakıf kuruluşlarından Petrol Ticaret A.Ş.'ye bağlı 800 kişinin iş akitleri dünden itibaren sona erdi. Geçtiğimiz hafta, Batman ve Adıyaman'da 1.400 işçinin işten çıkartılması gündeme gelmiş ancak TPAO yönetimi haberleri yalanlamıştı. Konu, bölge milletvekilleri tarafından gündeme getirilmiş ve Meclis'te verilen soru önergesini yanıtlayan Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler de, böyle birşeyin sözkonusu olmadığını açıklamıştı. Konuyla ilgili son açıklamayı yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan ise, biten sözleşmelerin 2002 yılı için yenileneceği belirtilmişti.

Sözleşmeler dün sona erdi

18 Ekim tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve bazı kuruluşlarda ihale usullerini düzenleyerek vakıf kuruluşlarına bu anlamda sınırlamalar getiren bakanlar kurulu kararına göre, sözleşmelerin yenilenmesi için dün son gündü. Böylece çaycısından şoförüne, sekreterinden mühendisine 800 TPAO çalışanı işsiz kalacak. Edinilen bilgiye göre, işten çıkarılanların çoğu, genel müdürlük emrinde Ankara'da çalışıyor, 30-40 kişilik bir grup da bölgelerde görev yapıyordu.

Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama

CİMER ihbarıyla ortaya çıkarılan ve 14 ile yayılan yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında adliyeye sevk edilen 8 şüpheli örgüt faaliyeti suçlamasıyla tutuklanırken, 36 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı

22.10.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında son dakika gelişmesi yaşandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve sabah saatlerinde Anadolu Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerin savcılık ve hakimlik sorguları tamamlandı.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu 8 şüpheli, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sağlık sorunları ve ileri derece hastalıkları bulunan şüphelilerin de dahil olduğu 36 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1 şüpheli ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.


Eşinin şüphesi şebekeyi çökertti


Milyonlarca avroluk yasa dışı ağın, suç örgütü lideri olduğu öne sürülen kadının durumundan şüphelenen eşinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yaptığı ihbarla deşifre olduğu ortaya çıktı.

İhbarın ardından harekete geçen göçmen kaçakçılığı ekipleri; HTS kayıtları, MASAK verileri ve yurt dışı seyahat trafiğini incelemeye alarak dev bir şebekeyi gün yüzüne çıkardı.


41 kadın 811 kez yurt dışına gönderildi


Yapılan teknik ve fiziki takip çalışmalarında, şebekenin maddi zorluk yaşayan 22-33 yaş aralığındaki Türk vatandaşı 41 kadını donör olarak kullandığı belirlendi. Bu kadınların yumurta hücrelerini satmaları amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Gürcistan ve Arnavutluk'taki tüp bebek merkezlerine toplamda 811 kez seyahat ettirildiği saptandı.


"Sarı saç, mavi göz" siparişiyle 2 milyon avroluk vurgun


Soruşturma dosyasındaki detaylara göre şebeke, donör kadınlardan yumurtalıkların tanesini 60 ila 80 avro arasında değişen fiyatlarla satın alıyordu. Toplanan bu hücreler, yurt dışındaki tüp bebek merkezlerine 100 avro civarında pazarlanarak yaklaşık 2 milyon avroluk yasa dışı bir para trafiği oluşturuldu.

Çocuk sahibi olmak isteyerek şebekeye başvuran kişilerin "sarı saç, mavi göz" gibi spesifik gen taleplerinde bulunduğu, organizatörlerin ise bu taleplere "her türlü buluruz, hemen buluruz" yanıtını vererek katalog üzerinden donör seçtirdiği belirlendi.

Şebeke yöneticilerinden eski bir eczacının sevgilisi aracılığıyla işlemlerde kullanılacak yasa dışı ilaçları temin ettiği, bir diğer yöneticinin ise donör kadınların fotoğraflarını çekerek müşterilere pazarladığı tespit edildi.


14 ilde eş zamanlı darbe


Soruşturma kapsamında delillerin toplanmasının ardından İstanbul merkezli Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Tekirdağ, Giresun, Aydın, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Şanlıurfa, Karaman ve Muğla olmak üzere 14 ilde operasyon yapıldı. Haklarında işlem başlatılan toplam 53 şüphelinin arasında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörü yer alıyor.

Başsavcılık, kimlikleri belirlenen ancak henüz yakalanamayan firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanması için operasyonların titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı.

YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor

YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor. Teklif, serbest gazetecileri ve mesleğini bıraktıktan sonra 15 yıllık kıdemini tamamlamış olanları da kapsıyor

22.10.2026 14:46:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor
 YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor
YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan Türk vatandaşlarına yeşil pasaport verilmesini öngören kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sundu.

21 Ekim 2026'da Meclis'e sunulan ve 2/3969 esas numarasıyla kayda alınan teklif, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngörüyor. Teklif, TBMM İçişleri Komisyonu'na sevk edildi ve Meclis kayıtlarında "işlemde" olarak görünüyor.

Teklife göre yazılı, görsel, işitsel ve internet basınında çalışan gazetecilerin yanı sıra serbest gazeteciler de düzenlemeden yararlanabilecek. Yeşil pasaport hakkı için basın kartı sahibi olma şartı aranmayacak.

En az 15 yıllık mesleki faaliyetin belgelenmesi yeterli olacak. Bu amaçla basın kartlarının yanı sıra vergi kayıtları, yayımlanmış çalışmalar, iş veya hizmet sözleşmeleri ve diğer mesleki belgeler de kullanılabilecek.

Teklif, gazetecilerin farklı dönemlerde yaptıkları çalışmaları birleştirerek toplam mesleki kıdemlerinin hesaplanmasını öngörüyor. Aynı döneme denk gelen çalışma süreleri ise yalnızca bir kez sayılacak.

Faaliyetin yalnızca tarihli yayın ve çalışmalarla belgelendirildiği durumlarda, birbirini izleyen çalışmalar arasında 30 günü aşan ve mesleki faaliyetin devam ettiğini gösteren başka belgelerle kanıtlanamayan aralıklar kıdem hesabına dahil edilmeyecek.

Teklifte ayrıca, 15 yıllık mesleki kıdemini tamamladıktan sonra emekli olan veya gazetecilik mesleğinden ayrılan kişilerin de yeşil pasaport hakkından yararlanabilmesi öngörülüyor.

Eş ve çocukları da kapsıyor
Kanun teklifinde, gerekli şartları karşılayan gazetecilerin eşleri ve çocuklarının da Pasaport Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde bu haktan yararlanabileceği belirtiliyor.

Teklif ayrıca, gazetecilerin ve hak sahibi aile bireylerinin, yetkili amir aracılığıyla başvuru yapma şartı olmadan doğrudan başvurabilmesini öngörüyor.

Gerekçede basın özgürlüğü vurgusu
Teklifin genel gerekçesinde basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının demokratik toplumun temel unsurları arasında bulunduğu belirtiliyor.

Gazeteciliğin uluslararası gelişmelerin yerinde izlenmesini, haber kaynaklarına zamanında ulaşılmasını ve gerektiğinde kısa sürede yurt dışına seyahat edilmesini gerektirdiği ifade ediliyor.

Gerekçede, Pasaport Kanunu'nun bazı meslek grupları ve kamu görevlilerine yeşil pasaport hakkı tanıdığı, ancak gazeteciler için mesleki kıdeme dayalı benzer bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekiliyor. Teklifin, gazetecilerin uluslararası mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmayı ve halkın haber alma hakkını güçlendirmeyi amaçladığı kaydediliyor.

Öte yandan, Pasaport Kanunu'nun 14. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören teklifin yasalaşması için Meclis'teki yasama sürecinin tamamlanması gerekiyor. Teklif henüz kanunlaşmadığından gazeteciler için yeni bir yeşil pasaport hakkı yürürlüğe girmiş değil.

Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor

Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor. İzmir Barosu’nda Cumhuriyetçilerin kazandığı zaferin ardından gözler İstanbul'a çevrildi. Atatürkçü çizgisiyle bilinen Ümit Kocasakal, Cumhuriyetçi grupların çatı adayı olarak sahaya indi

22.10.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor
Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor
İstanbul Barosu'nda bu hafta sonu sandık heyecanı yaşanacak. 2010-2016 yılları arasında görev yaptığı dönemde FETÖ'cü savcı ve hakimlerin baskılarına karşı sergilediği tutumla tanınan Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, "Ülkemde adaletsizlik kol gezerken, Cumhuriyetin temel taşlarından biri olan baromuz cumhuriyet karşıtlarının elindeyken avukatın itibarı yerlerdeyken evimde oturup kahvemi yudumlayamazdım" diyerek yeniden adaylığını açıkladı.

Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini kırmızı çizgi kabul eden üç grubun ortak adayı olan Kocasakal, mevcut baro yönetiminin en güçlü rakibi olarak öne çıkıyor.

İZMİR BAROSU'NDAKİ DEĞİŞİM RÜZGARI İSTANBUL'A TAŞINACAK MI
Geçen hafta sonu İzmir Barosu seçimlerini Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun yeniden kazanması, İstanbul'daki seçim atmosferini de derinden etkiledi. Kocasakal'ı destekleyen avukatlar mevcut yönetimin sandıkta kaybedeceğini savunurken, mevcut Baro Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve ekibi ise siyasi desteklerle seçimi yeniden kazanacaklarına inanıyor.

CUMHURİYETÇİ OYLARDA İTTİFAK VE BÖLÜNME TARTIŞMASI
Barodaki seçim dengelerini etkileyen bir diğer unsur ise geçmiş dönemdeki oy bölünmeleri oldu. 2022 yılında İstanbul Barosu'nun ilk kadın başkanı seçilen Filiz Saraç, 2024 seçimlerinde oyların bölünmesiyle koltuğu Kaboğlu ekibine devretmişti.

Bu seçim sürecinde ise Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu ile Avukat Hakları Grubu üzerinden kurulan ittifakın kısa sürede bozulmasının ardından, Saraç ekibi Hasan Kılıç ile hareket etme kararı aldı. Bu durum Cumhuriyetçi kanatta oyların yeniden bölünme riskini gündeme getirdi.

ADAYLAR ANAYASA VE MESLEKİ İLKELERİ VURGULADI
Genel kurul öncesinde adayların öne çıkardığı temel tartışma noktaları şöyle oldu.

İbrahim Kaboğlu, iki yıllık görev süresinde avukatların çalışma koşullarını iyileştirdiklerini belirterek, "Gerileyen hukuk karşısında savunma kurumu çatısı altında hukuku etkili kılma mücadelesini daha güçlü sürdürmek için adayız" dedi.

Ümit Kocasakal, baroyu yeniden Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet çizgisine oturtmayı hedeflediğini kaydetti. Kocasakal, "Anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesine dokunulabileceğini söyleyen anlayışa karşı Cumhuriyeti ve hukuku müdafaa etmek için adayım" diye konuştu.

Hasan Kılıç, Önce İlke Çağdaş Avukatlar ve Yükseliş Hareketi adayı olarak, "İstanbul Barosu'nu akademisyenler değil sahadaki avukatlar yönetmeli" vurgusunu yaptı.

Korkut Kanadoğlu, Avukat Hakları Grubu adayı olarak bağımsız duruşlarına dikkat çekerek, "Seçimi kazanmak uğruna ilkelerimizden taviz vermiyoruz, oyları birleştiren adayız" ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu'nda Cumhuriyetçi avukatların mı yoksa mevcut baro yönetiminin mi zaferle çıkacağı Pazar günü sandıkların açılmasıyla netleşecek.

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi

YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi. Parti kurmayları, 72 ilde il başkanlarının üyelerin oylarıyla belirleneceğini belirtirken genel başkanlık ön seçiminin de kurultaydan bir gün önce yapılmasının planlandığını bildirdi

22.10.2026 13:50:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti’de 69 ilde yapılan ön seçimlerin ardından gözler bu hafta sonu düzenlenecek resmi kongrelere çevrildi
YENİ Parti'nin 14-15 Kasım'da Ankara Arena'da düzenlenecek Birinci Olağan Kurultayı için hazırlıklar sürüyor. Kurultay Hazırlık Komisyonu, organizasyonun salon, slogan, tema, lojistik ve teknik ayrıntılarını ele almak üzere dördüncü toplantısını gerçekleştirdi.

69 İLDE ÖN SEÇİM YAPILDI
Partinin kongre takvimi kapsamında 17-18 Ekim'de 69 ilde ön seçim düzenlendi. Üyelerin il başkanlarını belirlemek için sandık başına gittiği seçimlerde katılımın yüzde 65 civarında olduğu belirtildi.

Parti kurmayları, ön seçimlerin düzenli ve disiplinli biçimde gerçekleştirildiğini belirterek, "Adeta bir genel seçim havasında ve ciddiyetinde seçimler yaptık. Üçer kişilik sandık kurulları, her adayın temsilcisi, gözlemcisi yer aldı. Bizim için iyi bir deneyim oldu. Üyelerin ilgisi oldukça yüksekti. Yarışlı olan seçimlere katılım çok daha yüksekti. Bazı illerde yüzde 80'leri buldu" ifadelerini kullandı.

Seçimlerde 13 ilin il başkanı değişirken Ankara, İstanbul ve İzmir'de kurucu il başkanları görevlerini sürdürdü.

İl ve ilçe başkanlarının üyelerin oylarıyla belirlenmesinin yöneticilerin temsil gücünü artırdığını savunan kurmaylar, "Partinin ilçe başkanları binlerce, il başkanları on binlerce üyenin testinden geçmiş oldu, oyunu aldı. Bu il-ilçe başkanlarımızı güçlendirdi. Temsil anlamında da güçlendi. Kimsenin konsolide edemeyeceği bir kalabalık var oy veren; üyeler karar veriyor. Etki altında kalınmadan yapılan bir seçim ve sonucu var karşımızda. Bu da seçilen başkanları daha özgür kılıyor, siyasi gücünü, temsil yeteneğini artırmış oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

72 İLDE BAŞKANLAR ÜYELERİN OYUYLA BELİRLENECEK
Edinilen bilgiye göre, üye sayısı 600'ün altında olan Hakkari, Bayburt ve Muş'ta il başkanları, Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca bu hafta sonu yapılacak resmi kongrelerde üyelerin oylarıyla belirlenecek.

Bu hafta 72 ilde resmi kongrelerin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Kurmaylar, kalan dokuz il için ise özel bir takvim oluşturulacağını belirtti.

Söz konusu illerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunduğunu aktaran kurmaylar, "Parti kurulurken oraya bir hassasiyet göstermiş ve üzerlerinde titiz bir çalışma gerçekleştirerek kurucu il başkanlarını atamayı uzun bir sürece yaymıştık. Oradaki atamalarımız kongre takvimine yetişmediği o dokuz il için özel bir takvim oluşturacağız" dedi.

"PARTİYİ İKTİDARA TAŞIYACAK ÖRGÜTÜ OLUŞTURUYORUZ"
İl ve ilçe yönetimlerinin oluşturulmasında kapsayıcılığa önem verileceğini belirten parti kurmayları, yönetimlerde gençlere, kadınlara ve farklı meslek gruplarına yer verilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Kurmaylar, "Yönetimler kapsayıcı olacak. Yeter sayıda genç ve kadın olacak. O ilin özelliklerine ilişkin meslek gruplarının yönetimde yer almasını önemsiyoruz. Biz partiyi iktidara taşıyacak örgütü oluşturuyoruz şu anda. Partiyi bütün kılacak, vakit ayıracak, liyakatli isimleri bir araya getireceğiz. İlin yükünü il başkanı iki arkadaşıyla kaldırmayacak" diye konuştu.

GENEL BAŞKAN DA ÜYELERİN OYUYLA SEÇİLECEK
YENİ Parti'nin yeni örgütlenme modeli kapsamında genel başkanın da üyeler tarafından belirlenmesi planlanıyor. Edinilen bilgiye göre genel başkanlık ön seçimi, Birinci Olağan Kurultay'dan bir gün önce yapılacak ve tek günlük bir seçim olarak düzenlenecek.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı. Olgun, transfer sürecinin yeni iktidarın meşruiyet sorunu yaşamasına sebep olabileceğini söyledi

22.10.2026 13:40:00
Haber Merkezi
 
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, parti değiştirmelere tepki göstererek iktidara erken seçim çağrısı yaptı
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, son günlerde yaşanan milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyelerinin parti değiştirmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Olgun, gelinen noktada demokrasi ve hukuk yapısının çok değiştiğini söyledi.

'SEÇİLEN MAKAMLARIN MEŞRUİYETİ KALMADI'
Vatandaşların, 2023 milletvekili genel seçimlerinde, 2024 yerel seçiminde kullandığı oyların tamamen değiştiğini belirten Olgun, "Hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Bu sebeple seçilen makamların meşruiyetinin kalmaması demek millete gitmeyi gerektirir. Yani vatandaşın kullandığı oyla şu anki temsil oranında dağlar kadar fark var" dedi.

SEÇİM ÇAĞRISI
"Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde böyle bir parti değiştirme, milletvekilleri arasında, belediye başkanları arasında bu kadar parti değiştirme yaşamadı" diyen Olgun, en uygun çıkış yolunun seçime gitmek olduğunu belirtti.

Seçmenlerin transferlerin sonucu olarak sandığa gitmeyebileceğine dikkat çeken Olgun, "Seçim yapılsa bile seçilecek mercilerin, organların meşruiyet sorunu olacaktır. İktidara buradan sesleniyorum, bu ülkeye bu kadar zarar vermeye hakkınız yok, derhal seçime gidin. Halkımız yeniden tercihini kullansın ve halk millet ne diyorsa ülkede o şekilde yönetilsin" dedi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı. Televizyonların, haber sitelerinin ve YouTube kanallarının kapatıldığını savunan İmamoğlu, yurttaşlara gazete satın alma ve bağımsız gazetecilere abone olma çağrısında bulundu

22.10.2026 13:23:00
Haber Merkezi
 
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısı yaptı
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, medya kuruluşları ve bağımsız gazetecilere destek çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından açıklama yapan İmamoğlu, halkın haber alma hakkının engellendiğini savunarak yurttaşlara gazete satın alma, bağımsız gazetecileri takip etme ve abone olma çağrısı yaptı.

İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamasında, medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Televizyonların, sosyal medya hesaplarının, haber sitelerinin ve YouTube kanallarının kapatıldığını öne süren İmamoğlu, yaşananların halkın haber alma hakkını hedef aldığını ifade etti.

İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Sana savaş açtılar ey halkım! Vurguncular son kozları medya vurgunu ile halkın haber alma hakkını gasp ediyor. Televizyonlar, sosyal medya hesapları, haber siteleri, YouTube kanalları kapatılıyor!"

GAZETE SATIN ALIN, BAĞIMSIZ GAZETECİLERİ TAKİP EDİN
Çağrıda bulunan İmamoğlu, gazete satın alarak medya kuruluşlarına destek verilmesini istedi. Okuma, okutma ve haberleri daha geniş kesimlere ulaştırma çağrısı yapan İmamoğlu, bağımsız gazetecilerin takip edilmesi ve dijital yayınlara abone olunması gerektiğini belirtti.

İmamoğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Halk düşmanlarına karşı ayağa kalkın, gazete satın alarak yanıt verin. Okuyun, okutun, anlatın... Konuşun, konuşturun…"

Destek verilmesini istediği yayınlar arasında BirGün, Sözcü, Cumhuriyet, Karar, Tavır, Milli Gazete, Korkusuz, Evrensel, Yeniçağ, Oksijen ve Nefes gazetelerini sıralayan İmamoğlu, bağımsız gazeteci ve habercilerin de takip edilmesi ve yayınlarına abone olunması çağrısında bulundu.

İmamoğlu, açıklamasını "Hep beraber bu kara düzeni bitireceğiz!" sözleriyle tamamladı.

MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin, "Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir" açıklamasında bulundu

22.10.2026 12:34:00
İHA
 
MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"
MSB: "Üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleri Libya mutabakatının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"
Milli Savunma Bakanlığı tarafından haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündemdeki konulara ilişkin soruları cevaplandırıldı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatı, Avrupa Birliği (AB) ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamaları, Mekke Savunma İttifakı, Bedir Mutabakat Zaptı, Katar'dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki, Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık ve 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

"Ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin somut göstergesi"

Türkiye'nin bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtilen Bakanlık, "Jeostratejik ve jeopolitik önemi her geçen gün artan ülkemiz, sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile yürüttüğü diplomatik girişimler doğrultusunda bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamayı sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.
Libya ile imzalanan mutabakatın onaylanması ve savunma alanındaki uluslararası iş birliklerine dikkat çekilen açıklamada, "Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Mekke Savunma İttifakı ve Bedir Mutabakat Zaptı ile birlikte ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin ve stratejik iş birliğinin somut göstergesidir" denildi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin dost ve müttefik ülkelerin savunma kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerine de değinilen açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz şanlı tarihimizden aldığı güç ve ilhamla dost ve müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik kapasitelerinin geliştirilmesine destek vermekte; ülkemizin bölgesel ve küresel barış ile istikrarın tesisine yönelik yapıcı ve kararlı çabalarına katkı sunmaktadır" ifadelerine yer verildi.

"Bedir Mutabakat Zaptı ile ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi hedefleniyor"

Bakanlık, 21 Ekim'de Katar'ın başkenti Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı'na ilişkin de açıklamada bulundu. Dört ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin önemine işaret edilen açıklamada, "21 Ekim'de Doha'da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Mutabakat Zaptı, ülkelerimiz arasındaki güçlü dostluğun ve birlikte çalışma iradesinin somut bir göstergesidir" denildi.

Mutabakat kapsamında hayata geçirilmesi hedeflenen projelere ilişkin ise şu ifadelere yer verildi:

"Bu mutabakatla savunma sanayisi alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin artırılması, altyapı ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi ile ülkelerimiz arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejik ortaklıkların tesis edilmesi hedeflenmektedir."
Açıklamada ayrıca söz konusu mutabakatın bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

"Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşılıyoruz"

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakanlık, karardan duyulan memnuniyeti dile getirdi. Bakanlığın açıklamasında, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan ve yürürlükte bulunan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından da 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmasını memnuniyetle karşılıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Kararın iki ülke arasındaki stratejik iş birliğine katkı sağlayacağı belirtilen açıklamada, "Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir" denildi.

Açıklamada Türkiye'nin bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği kaydedildi.

"Üçüncü tarafların değerlendirmeleri mutabakatın hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz"

Bakanlık, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatına yönelik AB ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamalarına da cevap verdi. Mutabakatın uluslararası hukuk temelinde imzalandığı vurgulanan açıklamada, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin meşru hak ve menfaatleri gözetilerek imzalanmıştır" denildi.

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ilgili kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olup, üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleriyle söz konusu Mutabakat Muhtırası'nın hukuki geçerliliği ortadan kaldırılamaz" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceği vurgulanan açıklamada, "Ülkemiz, Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve menfaatlerimizi uluslararası hukuk çerçevesinde korumaya, bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz" denildi.

"Katar'dan Eurofighter tedarikine yönelik çalışmalar devam ediyor"

Bakanlık, Hava Kuvvetleri Komutanlığının harekât ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Katar'dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarikine yönelik yürütülen çalışmalarda gelinen son aşamaya ilişkin de bilgi verdi. Açıklamada, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekât ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla Katar'dan Eurofighter Typhoon uçağı tedarikine yönelik çalışmalar devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Tedarik süreci kapsamında Katar ile gerçekleştirilen görüşmelerin ayrıntılarına değinilen açıklamada, "Bu kapsamda ağustos ve eylül aylarında gerçekleştirilen heyetler arası toplantılarda tedarik edilecek uçak ve mühimmatın kapsamı, pilot ve bakım personelinin eğitimleri ile uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek hususları ele alınmıştır" denildi.

Sürecin sonraki aşamasına ilişkin ise, "Katar tarafından taslak eğitim programı ve satış sözleşmesinin hazırlanarak ülkemize gönderilmesi beklenmektedir" açıklaması yapıldı.

"Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık teşkil edildi"

Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışındaki birlik ve unsurlarının sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde yeni bir komutanlık teşkil edildiğini açıkladı. TSK'nın bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı da dâhil olmak üzere yurt dışında görev yapan birlik ve unsurlarımızın sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Ağustos 2026'da Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık (UMSK) teşkil edilmiş ve komutanlığına Korgeneral Sebahattin Kılınç atanmıştır" ifadeleri kullanıldı.

"2027 yılı savunma bütçe ödeneği artırıldı"

Bakanlık, 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin açıklamasında, bölgede yaşanan gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekât ihtiyaçlarının karşılanması ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Açıklamada, "Bölgemizde meydana gelen gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyacının süratle karşılanmasını ve savunma kabiliyetlerimizin sürekli geliştirilmesini gerekli kılmaktadır" denildi.

Savunma sanayisindeki öncelikli projelere ilişkin de açıklamada, "Bu kapsamda kara, deniz, hava, uzay ve siber harekât alanlarında ihtiyaç duyulan silah, sistem ve platformların yerli ve millî imkânlarla geliştirilmesi, başta hava savunma sistemleri, millî savaş uçağı, insansız hava araçları ve gemi inşa faaliyetleri olmak üzere stratejik savunma projelerinin sürdürülmesi önceliklerimiz arasında yer almaktadır" ifadelerine yer verildi.

Bakanlık, savunma bütçesindeki artışın gerekçesine ilişkin, "Bu doğrultuda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcılığının güçlendirilmesi ve harekât etkinliğinin artırılması amacıyla Bakanlığımızın 2027 yılı bütçe ödeneği artırılmıştır" açıklamasında bulundu.

Mekke İttifakı’nın ardından Bedir Mutabakatı

Ağustos ayında imzalanan Mekke Savunma Paktı'nın ardından İslam dünyasında jeopolitik dengeleri şekillendirecek yeni bir hamle daha geldi. Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında ortak askeri üretim ve teknoloji transferini içeren "Bedir Mutabakat Zaptı" Doha'da resmen imzalandı

21.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Mekke İttifakı’nın ardından Bedir Mutabakatı
Mekke İttifakı’nın ardından Bedir Mutabakatı
Küresel savunma sanayisinde dengeleri değiştirecek çok uluslu dev bir ortaklık için tarihi imzalar atıldı. Yürütülen savunma diplomasisinin en kritik halkalarından biri olan Bedir Mutabakat Zaptı, Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen resmi törenle yürürlüğe girdi. Anlaşma; Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya savunma bakanlıkları arasında askeri üretim, Ar-Ge, teknoloji transferi ve teknik eğitimi kapsayan çok taraflı dev bir sanayi ağı kurmayı hedefliyor.

Ağustos 2026'da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın (Mekke Savunma Paktı) hemen ardından gelen bu hamle, bölgedeki stratejik ortaklıkları yeni bir boyuta taşıdı.


Stratejik Kurul ve Yürütme Kurulu kuruluyor


Doha'daki imza törenine Türkiye'yi temsilen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün katıldı. İttifakın diğer ortakları adına ise Katar Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf ve Endonezya Savunma Bakan Yardımcısı Yusuf Jauhari imza attı.

Bedir Mutabakatı, alım-satım ilişkisinin ötesine geçerek ülkelerin özgün askeri yeteneklerini birleştirmeyi esas alıyor. Süreç, Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda kurulacak iki ana mekanizma üzerinden yönetilecek.

Yürütme Kurulu, dört ülke arasında hayata geçirilecek ortak üretim, entegrasyon ve Ar-Ge projelerini belirleyecek. Stratejik Kurul ise belirlenen bu projeleri onaylayarak resmi takvime bağlayacak.


Neden "Bedir" ismi seçildi?


Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından yapılan açıklamalarda, Arapçada "dolunay" anlamına gelen "Bedir" isminin tercih edilme nedeni açıklandı. Mutabakata katılan dört ülkenin savunma sanayisi kabiliyetlerinin birbirini tam bir uyumla tamamlaması ve bu birleşmenin tıpkı bir dolunay gibi bütünü oluşturması nedeniyle bu ismin seçildiği vurgulandı.


Mekke Anlaşması'ndan farkı ne?


Doha'da atılan imzalar, kamuoyunda "Mekke Anlaşması'nın devamı mı?" sorusunu gündeme getirdi. Ancak uzmanlar ve resmi kaynaklar iki metin arasındaki temel yapısal farka dikkat çekiyor.

Mekke Savunma Paktı, taraflardan birine yönelik askeri/silahlı bir saldırıyı tüm taraflara yapılmış sayan "ortak savunma ve askeri müdahale" taahhüdü içeriyor.

Bedir Mutabakatı ise doğrudan savunma sanayisi ve teknoloji üretimine odaklanıyor. Katılımcı ülkelere yönelik bir saldırı durumunda diğer ülkelerin askeri müdahalede bulunmasını zorunlu kılan bir ittifak maddesi barındırmıyor. Tamamen ortak silah üretimi, bilgi transferi ve tedarik zincirlerinin birleştirilmesini düzenliyor.


Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "Kalıcı kabiliyetler hedefliyoruz"


İmzaların ardından değerlendirmelerde bulunan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türk savunma sanayisinin son 4 yılda (2023-2026) 30 milyar doları aşan bir ihracat başarısı yakaladığını anımsattı. Görgün, "Günümüzün güvenlik ortamı, ülkelerin savunma ihtiyaçlarını karşılayabilecek güçlü, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı sanayi ekosistemlerine sahip olmasını zorunlu kılıyor. Dost ve kardeş ülkelerimizle tesis ettiğimiz iş birliklerinin kalıcı kabiliyetler oluşturmasını hedefliyoruz. Bedir Mutabakat Zaptı ile ortak üretim kapasitemizi çok daha ileriye taşıyacağız" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin halihazırda Katar, Pakistan ve Endonezya ile yürüttüğü Bayraktar TB2, PN MİLGEM korvet projeleri, KAPLAN MT tankı, KAAN ve ATMACA gibi güçlü ikili savunma sanayisi iş birlikleri bulunuyor. Yeni mutabakatla birlikte bu ikili projelerin çok taraflı, büyük ölçekli ve entegre bir savunma sanayii blokuna dönüştürülmesi planlanıyor.

İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu

İstanbul'da Adalar açıklarında meydana geldiği varsayılan 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryosu kapsamında geniş çaplı afet tatbikatı gerçekleştirildi. İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında yürütülen tatbikatta, deprem sonrası yaşanabilecek can kayıpları, yaralanmalar, bina yıkımları, ulaşım aksaklıkları ve lojistik sorunlar kriz masalarında simüle edildi. Vali Gül, ilçelerde kurulan afet yönetim merkezlerine video konferans yöntemiyle bağlanarak senaryo kapsamındaki gelişmeleri takip etti. Arnavutköy'de ise tatbikatın koordinasyonunu Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu üstlendi

21.10.2026 16:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu
İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nca (AFAD) "Adalar Senaryosu" kapsamında, 21 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 11.30'da ulusal düzeyde deprem tatbikatı yapıldı. Senaryo gereği Adalar açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki depremden İstanbul ve çevre illerdeki yerleşim yerleri etkilendi. İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Bursa, Sakarya ve Bilecik'te eş zamanlı gerçekleştirilen tatbikatta, muhtemel büyük bir Marmara depremi sonrasında kurumların müdahale kapasitesi, haberleşme ağı ve kriz yönetim süreçleri ele alındı.

Vali Davut Gül ilçelerdeki kriz merkezlerine canlı bağlandı

İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında yürütülen tatbikatın İstanbul'daki ana uygulama noktası Zeytinburnu olurken, diğer ilçelerde de afet koordinasyon merkezleri faaliyete geçirildi. Vali Gül, video konferans sistemi üzerinden ilçelerde oluşturulan afet yönetim merkezleriyle bağlantı kurdu. Görüşmelerde ilçelerde meydana geldiği varsayılan yıkımlar, can kayıpları, yaralanmalar, enkaz durumları, ulaşım güzergâhlarındaki aksamalar ve müdahale ihtiyaçları değerlendirildi. Kriz masalarında, muhtemel bir deprem sonrasında farklı kurumlardan gelen bilgilerin nasıl toplanacağı, ilgili birimlere nasıl aktarılacağı ve müdahale süreçlerinin nasıl koordine edileceği uygulamalı olarak ele alındı.

Arnavutköy'de afet yönetimini Başkan Candaroğlu üstlendi

Tatbikatın Arnavutköy ayağı, İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde gerçekleştirildi. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu başkanlığında toplanan İlçe Afet Koordinasyon Kurulu'nda, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri bir araya geldi. Kriz masasında deprem sonrası yaşanabilecek muhtemel gelişmeler senaryo üzerinden değerlendirildi. Kurumların görev alanları doğrultusunda müdahale ve koordinasyon süreçleri gözden geçirildi. İstanbul Havalimanı'nın bulunduğu Arnavutköy'de özellikle ulaşım ağının işlerliği, lojistik faaliyetlerin sürdürülebilmesi ve kurumlar arası koordinasyon üzerinde duruldu. İlçenin İstanbul'un dış bağlantıları açısından taşıdığı stratejik önem, tatbikatın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.

Can kayıpları, enkazlar ve kapanan yollar senaryoya işlendi

Tatbikatta, depremden etkilendiği varsayılan bölgelerdeki hasar durumu ve müdahale ihtiyaçları kriz yönetim merkezlerinde değerlendirildi. Bazı yerleşim alanlarında binaların yıkıldığı, yapıların ağır hasar aldığı ve ulaşım altyapısında aksamalar meydana geldiği varsayıldı. Yaralı ve hayatını kaybeden kişi sayıları, enkaz durumları ve trafik yoğunluğu gibi bilgiler üzerinden kurumların koordinasyon kabiliyeti sınandı. Afet yönetim merkezlerinde görev alan kurum temsilcileri, kendi sorumluluk alanlarındaki gelişmeleri kriz masasına aktararak muhtemel bir afet durumunda izlenecek süreçleri değerlendirdi.

"Afet risklerinin azaltılması için bu tatbikatları sürdüreceğiz"

Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, İstanbul'un nüfusu ve stratejik konumu nedeniyle afetlere hazırlık çalışmalarının büyük önem taşıdığını belirtti. Candaroğlu, "Başta Türkiye'nin gözde ili, metropolü İstanbul olmak üzere hem afet risklerinin azaltılması hem de afet bilincinin artırılmasıyla ilgili bu tür tatbikatlarımızı zaman içerisinde mutlaka gerçekleştireceğiz" dedi.

Tatbikatın senaryosuna ilişkin de bilgi veren Candaroğlu, "Bugünkü senaryomuz, Adalar açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğünde bir deprem. Başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi'ndeki çevre illerin de etkilendiği bir afet durumunu ele alıyoruz" ifadelerini kullandı.

"6 Şubat depremlerini hatırlamamız gerekiyor"

Deprem senaryosunda geniş çaplı hasar ve ulaşım sorunlarının öngörüldüğünü belirten Candaroğlu, 6 Şubat depremlerinde yaşanan yıkımı hatırlattı.

Candaroğlu, "Senaryo gereği depremin ardından bölgede geniş bir hasar meydana geldiği öngörülüyor. Bazı yerleşim alanlarında bina yıkımları, ağır hasarlı binalar, ulaşım altyapısında eksiklikler ve aksamalar söz konusu. Bu size 6 Şubat depremlerini hatırlatsın. 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat depremlerinde yaşanan ağır yıkım bir gerçek" diye konuştu.

"Arnavutköy, İstanbul'un çıkış kapılarından biri"

Arnavutköy'ün muhtemel bir İstanbul depreminde ulaşım ve lojistik açısından kritik bir konumda bulunduğunu vurgulayan Candaroğlu, ilçenin İstanbul'un önemli çıkış güzergâhlarından biri olduğuna dikkat çekti. İstanbul Havalimanı'nın yanı sıra önemli ulaşım bağlantılarını da barındıran ilçede, afet sonrasında ulaşımın sürdürülebilmesi ve yardım faaliyetlerinin koordinasyonunun büyük önem taşıdığı değerlendirildi.

Tatbikat gün boyunca devam edecek

Arnavutköy İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde gerçekleştirilen tatbikat kapsamında Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu'nun gün boyunca merkezdeki çalışmaları yerinde takip etmesi ve kurumların afet senaryosuna yönelik uygulamalarını denetlemesi planlandı. Tatbikatla, muhtemel büyük bir Marmara depreminde kurumların eş zamanlı hareket etme kabiliyetinin geliştirilmesi, kriz anlarında iletişim ve koordinasyonun güçlendirilmesi ve afet yönetim süreçlerindeki eksikliklerin tespit edilmesi amaçlandı.

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti

21.10.2026 13:53:00
Haber Merkezi
 
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, AFP'ye yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sahadaki tehditler ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirileceğini söyledi.

"Irak ve Suriye'deki askerî varlığımızı sürdürüyoruz," diyen Güler, gerekli bölgesel ve sınır güvenliği koşullarının sağlandığı değerlendirildiğinde, Türkiye'nin üs bölgelerinin ve bölgedeki askerî varlığının yeniden ele alınacağını ifade etti.

Türkiye, uzun yıllardır Suriye'nin kuzeyinde ve Irak'ta, sınırlarına yönelik tehdit olarak gördüğü PKK ve IŞİD'e karşı askerî varlık bulunduruyor. Ancak son iki yılda bölgedeki siyasi ve güvenlik koşulları değişti.

Suriye'de Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Ankara ile yakın ilişkiler kuran yeni bir yönetim iş başına gelirken, Türkiye'de PKK ile yıllardır süren çatışmayı sona erdirmeye yönelik süreçte de ilerleme kaydedildi. Bu süreç, iktidar tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılıyor.

Suriye'de askerî varlığın geleceği
Güler, Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana Türkiye ile Suriye'deki yeni yönetim arasında güvenlik alanında yakın koordinasyon kurulduğunu söyledi. Türk askerlerinin Suriye ordusunun kapasitesini güçlendirmeye ve Türkiye sınırlarının güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalara katkıda bulunduğunu belirtti.

Güler, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının yeniden değerlendirilmesi için bölgedeki terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması, sınır güvenliğinin sağlanması ve Suriye genelinde devlet otoritesinin istisnasız ve bütünlüklü biçimde tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Esad yönetiminin devrildiği dönemde Suriye'nin kuzeyinde 16 bin ila 18 bin Türk askeri bulunduğu belirtilmişti. Ancak o tarihten bu yana bölgede görev yapan Türk askerlerinin sayısına ilişkin güvenilir, güncel bir veri bulunmuyor.

Geçen ay bir Türk yetkili, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının hukuki statüsüne ilişkin görüşmelerin sürdüğünü söylemişti. Güler ise kamuoyuna açıklanmamış olası konuşlanma veya üs planları hakkında önceden değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını belirtti.

Bakan Güler, Suriye'deki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gelecekteki konumunun belirlenmesinde ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün, iki taraf arasındaki mutabakatın, sahadaki güvenlik koşullarının ve terör tehdidinin seyrinin dikkate alınacağını kaydetti.

Irak'taki askerî varlık ve PKK süreci
Türkiye, Irak'ın kuzeyinde de uzun süredir asker bulunduruyor ve bölgede faaliyet gösteren PKK'ya karşı sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Ankara'nın Irak topraklarındaki askerî üsleri, iki ülke arasındaki ilişkilerde zaman zaman gerilim konusu oluyor.

AFP'ye konuşan Iraklı bir güvenlik kaynağı, Türkiye'nin Irak'ta 2015'ten bu yana asker bulundurduğunu ve ülkedeki Türk askerlerinin sayısının bugün 800 ila bin arasında olduğunu söyledi. Güler ise asker sayısına ilişkin bir rakam vermeden, askerî varlığın yalnızca personel sayısı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Bakan, sahadaki kuvvet yapısının tehdit düzeyi, sınır güvenliği ihtiyaçları ve bölgedeki gelişmeler doğrultusunda şekillendiğini söyledi.

Türkiye'de PKK ile çatışmayı sona erdirmeye yönelik süreç kapsamında örgüt, geçen yıl silah bıraktığını ve kendini feshettiğini açıklamıştı. Bu ay ise Türkiye'nin istihbarat biriminin doğruladığı açıklamalara göre örgüt, Irak'ın kuzeyindeki dört önemli mevziden çekildi.

Güler, sürecin kalıcı sonuç vermesi için PKK'nın fesih kararını bütünüyle uygulaması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin sonraki aşamaları yakından takip ettiğini belirten Bakan, sürecin ilerlemesinin güvenlik önlemlerinin gevşetildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Güler ayrıca, Irak'ın silahlı grupları silahsızlandırma ve devlet kontrolüne alma çabalarını yakından takip ettiklerini, Sincar bölgesindeki gelişmeleri olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Türkiye, geçen ay Musul yakınlarındaki Başika Üssü'nün kontrolünü kademeli olarak Irak'a devretmeye hazır olduğunu açıklamıştı. Devir için bir takvim paylaşılmadı. Güler, Ankara'nın Irak'la askerî ve güvenlik işbirliğini önümüzdeki dönemde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediğini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.