Türkiye riskli ülke kategorisinde
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, Türkiye’nin kredi risk priminin 350 baz puan seviyesinde olduğuna işaret ederek, “Şirketlerimiz, Avrupalı rakiplerine göre 3-4 misli daha yüksek maliyetle borçlanarak yatırımlarını yapmaya çalışıyor. Ülke riskini düşürebilirsek yılda 16-20 milyar dolar arası tasarruf edebileceğiz” dedi





Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, 'Finansal Başkalaşım ve Geleceğe Dönüş' temasıyla düzenlenen 10. İstanbul Finans Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin 2018'de son derece zorlu bir sınavdan geçtiğini hatırlatarak, "Aslında ekonomik nedenlere çok da bağlı olmayan bir diplomasi sorunu nedeniyle ciddi bir kur şoku yaşadık. Normal koşullar altında böyle bir olayın bir ekonomik krize ya da küçülmeye neden olmaması gerekirken, biz geçmiş yıllarda biriktirdiğimiz bazı kırılganlıklar nedeniyle önemli zorluklar yaşadık" dedi.
Kaslowski, konuşmasında şu noktalara parmak bastı:
• Uzun vadeli, düşük maliyetli, kendi para birimimiz cinsinden finansmana ihtiyacımız var. Bunun en temel koşulu da düşük tek haneli ve hatta yüzde 5'in altında enflasyonun kalıcı olarak sağlanmasıdır.
Türkiye riskli ülke kategorisinde
• Bugün Türkiye'nin kredi risk primi, CDS'leri 350 baz puan seviyesinde. Çok daha yüksek seviyelerden bu düzeylere indi, ama hala benzer ülkelere kıyasla yüksek.
• Şirketlerimiz, Avrupalı rakiplerine göre 3-4 misli daha yüksek maliyetle borçlanarak yatırımlarını yapmaya çalışıyor. Finansman maliyetleri hariç, tüm şartlar eşit tutulduğunda, aynı yatırımın kendini geri ödeme süresi bizde en az iki katına çıkıyor. Verilen yüksek teşvikler bile yatırımcıları harekete geçiremiyor.
• Ülke riskini daha düşük seviyelere taşıyabilirsek, (faiz ödemelerinden) yılda 16-20 milyar dolar arası tasarruf edebileceğiz. Bu tasarruf ülkemizde cari açığın düşürülmesi, bütçe açığının azaltılması, büyüme yeteneğinin güçlendirilmesini belirgin şekilde sağlayacaktır.
• Ülkemize gelebilecek veya ülkemizde yapılabilecek pek çok yatırım başka ülkelere kayıyor. Hak ettiğimiz ölçüde yatırım çekemiyoruz. Devalüasyonun maliyetler üstündeki etkisine ve verilen cazip teşviklere rağmen bunu görüyoruz.
• Güveni pekiştiren bir başka unsur da güçlü kurumlara sahip olmak. Piyasa düzenleyici özerk kurumlarımızın etkinliği ve bağımsızlığı başta olmak üzere liyakat kriterlerinin esas alınması son derece önemli. Bugün Türkiye'nin risk primi niye bu kadar yüksek diye baktığımızda maalesef öne çıkan faktörlerden birinin kurumlarımızla ilgili genel kanaat olduğu görülmektedir. Özerk kurumlarla ilgili mevzuatta uluslararası standartlarla uyum ve şeffaflığın arttırılması kredibilitenin yükselmesinde ve ülke risk primimizin düşmesinde önemli fayda sağlayacaktır.
Yeni doğanlar işsiz kalacak!
İstanbul Finans Zirvesi Danışma Kurulu Başkanı Dr. Hakan Yurdakul da, 2017 yılında doğanların yüzde 67'sinin işsiz olacağına ilişkin bir öngörü oluştuğunu belirterek, dünyanın böyle bir dünyaya doğru gittiğinin altını çizdi. Yurdakul, şunları söyledi: "Ekonomiyi pozitif bilim yerine reel ahlak sisteminini arkasında tutan, dünyanın iyiliği için yapılması gerekenleri hisseden bir şey olarak anladığınızda dünya biraz değişiyor. Hırsın yerine tutku, tarafsızlık yerine adalet daha önemli bir hale geliyor. Burada Hz. Ali'nin 'Devletin dini adalettir' cümlesine bir referans vermek istiyorum. Bu cümlede geçen adalet kelimesi bizde fiilen karşılığı olan mahkemeler, savcılar, davalar ve dosyalar anlamına gelmiyor. Adalet bundan daha fazla birşey. Adalet diye tanımlanan şey bu cümlede devletin ve ekonominin iyicil bir şekilde dönmesi. Bu döngünün sağlanması için gereken temel kavram."
RECEP BAHAR / İSTANBUL




























































































