Türkiye yabancıya bol para kazandırıyor
İSO Başkanı Bahçıvan, "Avrupa'da, mesela Almanya'da 10 yıllık devlet tahviline 100 milyon Euro yatırıyor, 10 sene sonra bu 92 milyon Euro'ya düşüyor. Türkiye'ye yatırsa 10 sene sonra parası yaklaşık 180 milyon Euro olacak!" dedi





RECEP BAHAR / DETAY HABER
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Güneydoğu ziyareti kapsamında Şanlıurfa'da gazetecilerle bir araya gelerek, gündeme dair kritik değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul'un deprem tehdidi altında olduğunu herkesin kabullenmesi gerektiğini dile getiren Bahçıvan, şunları söyledi: "26 Eylül'deki 5.8 büyüklüğündeki deprem hepimizi tekrar uyandırdı. Son haftalarda bir kaç toplantıya girdim. Edindiğim izlenim şu: Türkiye'yi bekleyen herhalde en büyük risk ne Suriye, ne şu, ne bu... Allah korusun İstanbul'da olacak güçlü bir deprem. O düşünülen veya endişelenilen boyutta bir depremle karşı karşıya kalırsak, bu konu ülkenin üç beş senesini değil, çok daha uzun bir dönemini ciddi anlamda riske atacaktır. Deprem konusunda bence hiçbirimiz hazır değiliz. Sanayi de hazır olmayanlardan. Biz İSO olarak bir sorumluluğu güçlü bir şekilde almaya kararlıyız. Yönetim kurulunda da bu konuyu biz ciddi anlamda tartışıyoruz. İstanbul'daki tüm sanayi kuruluşlarının sağlıklı bir check-up'ının yapılması gerekiyor. Uygun olmayan kuruluşların çok hızlı bir şekilde dönüşümlerinin yapılması şart... Çünkü kabul edelim ki, İstanbul'daki sanayi tesislerimizin önemli bir bölümü eski ve çok katlı binalarda bulunuyor. Bunun yüzdesi elimizde yok. İstanbul'da böyle bir tehdit var. Bunu söylemezsem ben vebal altına girerim. Bütün sanayicilerimizle de bunu açık açık konuşacağız. Allah gecinden versin, deprem gelmeyecek rahatlığında, umursamazlığında olma lüksümüz yok. İlk hafta herkes bir tedirginlik, şuydu buydu, sallantılar da bitti. Yine unuttuk... Dönüşüm konusunda bir metodoloji belirleyeceğiz. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 23 Ekim Çarşamba günü meclisimize geliyor. Meseleyi hasıraltı etmeyeceğiz."
İhracatta daralma yaşanabilir
Türkiye'nin Ağustos 2018'deki şoktan bu yana ki kayıplarını toparlaması için ciddi bir zamana ihtiyacı olduğunu dile getiren Bahçıvan, "Ancak son bir yıldır yaşadıklarımıza baktığımız zaman tünelin ucundaki ilk ışıkları görmeye Eylül ayında başladık" dedi. Burada bardağın dolu tarafı kadar samimi şekilde risklerin de konuşulması gerektiğine işaret eden Bahçıvan, şöyle devam etti: "Dünyadaki gelişmeler çok hoş gitmiyor. Satınalma Yöneticileri Endeksleri (PMI) açıklanan ülkelerin satın alma güçlerini ve satın alma trendlerini okuyan bir çalışmamız var. Buna ihracat iklim endeksi diyoruz. Maalesef onda son 7 yılın en kötüsü çıktı. Bu bizle alakalı olan bir şey değil. Bu ölçümün yapıldığı tüm ülkelerde, Uzakdoğu'dan Avrupa'ya, Afrika ülkelerine, ABD'ye yaklaşık 50 ülkenin PMI'ları harmanlanıyor ve Türkiye ihracatının o ülkelerdeki kaldıracı noktasında yine bir katsayıyla o rakam ortaya çıkıyor. Orada da 77 ayın, yaklaşık 6 küsur senenin en olumsuz PMI'ı çıktı. Bu da dünyada pazar imkânlarının, pazar koşullarının maalesef önümüzdeki süreçte giderek daralamaya başlayacağının işaretlerini veriyor. Zaten işte küçülme oranlarındaki sürekli yenilemelere baktığımız zaman giderek daha negatifleşen, daha kötümserleşen bir tablo var."
İSO Yönetim Kurulu Başkanı, "Bu sefer sanki iç pazar önümüzdeki aylarda biraz daha fazla kurtarıcı olacak. Buna karşılık ihracatta biraz zorlanacağız gibi bir tablo var. Onun işaretleri de fazlasıyla geliyor. Tabii bu korumacılık önlemleri, özellikle korumacılığın ve giderek kapalı bir dünyaya gidiyor olmanın belirsizlikleri bunu etkileyen en önemli faktör" şeklinde konuştu.
Elektrik zamları bel büküyor
Bahçıvan, Yeni Mesaj'ın elektriğe yapılan son zamların sanayiciyi ne yönde etkileyeceği ve enerjide yapılan özelleştirmenin doğru olup olmadığı sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye'deki enerji özelleştirmelerinin, enerji politikasının ne kadar doğru yapıldığını analizini yaptığımız zaman mutlaka soru işaretleri ortaya çıkıyor. Yapılan işlemlerin ağır faturası bugün yalnız biz sanayicilerin değil, bireylerin de üzerinde bir yük. Elektrik ve doğal gaz zamlarının planlaması ve programlanması da önemli. Zamlar zamana yayılmalı. Gece 12'den sonra elektriğe yüzde 15, siparişini almış ihracatçıyı da, sanayiciyi de olumsuz etkiliyor. En azından ihracat yapan sanayicilerimiz için doğalgazdan ve elektrikten alınan vergilerin bir şekilde bertaraf edilmesi gerekiyor. Bunun ihracat teşvikleri kapsamına alınması gerekiyor. Yani bugün enerjinin fiyatı kadar enerjinin üstündeki vergi yükü yekûn tutuyor."
İstanbul'da çalışanlar mutsuz
"Bizim artık İstanbul koşullarında rekabet edebilme şansımız her gün biraz daha azalıyor" değerlendirmesini yapan Bahçıvan, "İstanbul'da kalan sanayicinin mutlak surette daha katma değerli ve teknolojik ürün üretmesi gerekiyor. İstanbul'da çalışanımız da çok mutlu değil. Öyle aileler var ki adamcağız çocuğunu haftada bir gün ancak görebiliyor. Sabah kalkıyor işine gidiyor, çocuk uyuyor, akşam geliyor geç vakit, çocuk uyumuş. Trafikte geçen bir zaman uzun. Şimdi Anadolu'da bugün konuşuyoruz, organize sanayiye ortalama evden geliş süresi 13 dakikaymış! Düşünün, 13 dakikada adam evinden çıkıyor, fabrikaya gidiyor. Çok yüklendik İstanbul'a. Ekrem İmamoğlu'nun yapacağı en büyük proje "İstanbul'u kilitliyorum" olması lazım. İstanbul'da biz betonu bundan böyle sadece ve sadece yenilemek için kullanmalıyız" şeklinde konuştu.
Türkiye yabancıya bol para kazandırıyor
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, basınla sohbet toplantısında farklı konularda şu değerlendirmelerde bulundu:
• Enflasyonu besleyecek en önemli risk kur. Yani bizim talep noktasında çok güçlü bir enflasyon riskimiz yok. Türkiye'nin maliyet enflasyonu sorunu zaten son iki yılın en büyük problemi. O da döviz kurlarının yüksekliğinden kaynaklandı. Ben kurlarda büyük bir zıplama beklemiyorum. Tabii toplumun muazzam bir döviz tasarrufu var. Yani 224 milyar dolara ulaşan bir döviz mevduatı var. Bu önemli bir sigorta.
• Düşünebiliyor musunuz adam Avrupa'da, mesela Almanya'da 10 yıllık devlet tahviline 100 milyon Euro yatırıyor, 10 sene sonra bu 92 milyon Euro'ya düşüyor. Türkiye'ye yatırsa 10 sene sonra parası yaklaşık 180 milyon Euro olacak! Yani 10 sene sonra adamın serveti iki misli fark ediyor. Yani böyle bir dengesizlik var. Türkiye'nin bu koşulları devam ettiği müddetçe dünya finans piyasalarında para çekmekte çok zorlanmayacağını düşünüyorum.
• Şu anda TL kredilerde, kredibilitesi yüksek olan firmalar açısından faiz yüzde 13-16 arasında oynuyor. Ama az evvel bahsettiğimiz gibi dünyada eksi faizle borçlanan artık devletler değil. Özel şirketler de böyle borçlanıyor. Bugün artık özel sektör tahvillerinin bile eksilerde olduğu bir dünyada siz yüzde 15-16'yla kredi kullanıyorsunuz!
• Yabancı sermaye noktasında tabii Volkswagen çok çok önemli bir yatırım. Özellikle Avrupa dışında, yani Japonya'dan Türkiye'ye enteresan bir ilgi var. Yine Hindistan'dan enteresan, stratejik ilgi var. Uzakdoğu'dan gelenler Türkiye'yi kendileri açısından hem Rusya'ya, hem Avrupa Birliği'ne, hem de Ortadoğu'ya gidebilme noktasında çok önemli fırsat kapısı olarak görüyor.
• Bu yıl otomotiv ve beyaz eşya için parlak bir yıl olmayacak. Tekstil ve gıda olumluluk daha fazla olacak. Savunma sanayi sektörümüzde tablo iyi gözüküyor.













































































