logo
08 AĞUSTOS 2026

Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?

Son dönemlerde Türkiye, iklimsel salınımların ve fiziksel çevre müdahalelerinin kesişim kümesinde oldukça ağır sel ve taşkın felaketleriyle karşı karşıya kalmaktadır

21.05.2026 18:30:00
Hasan Gündoğdu
 
Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?
Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?
Yakın geçmişte tecrübe edilen aşırı kuraklık evrelerinin hemen ardından gelen ve geniş coğrafi alanları etkisi altına alan şiddetli taşkınlar, bu olayların yalnızca sıradan birer meteorolojik şanssızlık olmadığını göstermektedir.

Ülkemizde yaşanan ani sel baskınlarının ve nehir taşkınlarının arkasında, küresel dinamiklerden yerel mühendislik hatalarına kadar uzanan çok katmanlı sebepler yer almaktadır.






1. Atmosferik dengesizlik ve iklim krizinin yağış rejimine etkisi

Sel felaketlerinin birincil tetikleyicisi, küresel iklim değişikliğinin Akdeniz Havzası'ndaki yağış desenlerini radikal bir biçimde bozmuş olmasıdır.

Atmosferdeki sera gazı birikimi küresel sıcaklıkları artırırken, bu durum buharlaşma oranlarını yükseltmekte ve havada çok daha fazla nem birikmesine yol açmaktadır.

• Blok yağışlar (bulut patlamaları): Eskiden birkaç aya yayılan yağış miktarı, günümüzde "konvektif (yükselim) yağışlar" şeklinde birkaç saat içinde ve çok dar bir alana düşmektedir. Toprak, bu kadar kısa sürede bu denli yüksek hacimli suyu ememediği için yağış doğrudan yüzey akışına geçmektedir.

• Ani sıcaklık dalgalanmaları ve kar erimesi: Özellikle kış ve ilkbahar geçişlerinde, yüksek kesimlerdeki yoğun kar örtüsü ani sıcaklık artışları ya da ılık yağmurların etkisiyle hızla erimektedir. Bu durum, nehir debilerini bir anda normalin katlarca üzerine çıkararak havzalarda taşmalara yol açmaktadır.






2. Antropojenik müdahaleler ve arazi kullanım hataları

Doğal drenaj sistemlerinin insan eliyle (antropojenik) bozulması, teknik olarak yönetilebilir durumdaki büyük yağışların bile yıkıcı birer afete dönüşmesinin temel nedenidir.

• Dere yataklarının işgali ve yapılaşma: Türkiye'deki en büyük kronik sorunlardan biri, akarsu ve dere yataklarının imara açılması, bu alanlara konut, sanayi tesisi veya yol inşa edilmesidir. Suyun doğal yayılım ve tahliye yolları daraltıldığında, nehirler kendi yataklarından taşarak en yakın yerleşim birimlerini hızla su altında bırakmaktadır.

• Ormansızlaşma ve bitki örtüsünün kaybı: Yamaçlardaki ağaçların kesilmesi ve orman alanlarının tahribi, toprağın üst tabakasının sünger görevi görmesini engeller. Ağaç kökleri suyu tutamadığında ve gövdeler suyun hızını kesemediğinde, yamaçlardan aşağı akan su sadece sel değil, beraberinde çamur ve kaya kütlelerini de taşıyan heyelanlı taşkınlar üretir.

• Havza üzerindeki fiziki yapılar (HES ve köprüler): Özellikle Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde, vadiler boyunca inşa edilen köprülerin, menfezlerin veya Hidroelektrik Santrali (HES) yapılarının hidrolik kapasite hesapları bazen yetersiz kalmaktadır. Yukarı havzalardan sürüklenen ağaç, kütük ve rüsubat (tortu) bu dar geçişleri tıkamakta, yapay barajlar oluşturarak ani ve patlamalı taşkın dalgalarına zemin hazırlamaktadır.






3. Şehirleşme modeli, betonlaşma ve altyapı yetersizliği

Kent merkezlerinde yaşanan ve "şehir seli" (urban flash flood) olarak adlandırılan fenomen, tamamen modern şehircilik politikalarının bir yan ürünüdür.

• Geçirimsiz yüzeylerin artışı: Şehirlerin beton, asfalt ve parke taşlarıyla kaplanması, toprağın gökyüzüyle olan bağını koparmaktadır. Yağan yağmurun toprakla buluşup yeraltına sızabileceği "yeşil altyapı" alanları azaldıkça, düşen her damla su yüzeyde birikerek caddeleri yapay nehirlere dönüştürmektedir.

• Drenaj ve şebeke entegrasyonu sorunları: Pek çok metropol ve ilçede yağmur suyu toplama hatları ile kanalizasyon sistemleri ya birleşiktir ya da mevcut şehir nüfusu ile yağış şiddetine oranla çok geride kalmıştır. Mazgalların ve tahliye kanallarının yetersizliği, suyun tahliyesini imkansız kılmaktadır.






Türkiye'deki sel ve taşkın olaylarının kronikleşmesi, meteorolojik anomalilerin, su yönetimindeki çok parçalı koordinasyon eksikliğinin ve doğanın taşıma kapasitesini göz ardı eden yerleşim tercihlerinin bir sonucudur.

Selleri engellemek, iklim kriziyle makro düzeyde mücadele etmenin yanı sıra, mikrodan başlayarak dere yataklarını özgür bırakmayı, şehirlerde yeşil geçirgen yüzeyleri artırmayı ve havza bazlı entegre bir su yönetim planını tavizsiz uygulamayı zorunlu kılmaktadır.






Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.