logo
19 AĞUSTOS 2026

Türkiye’de çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, işsizlik oranı yüzde 7,9’a gerilemiş gözükse de, geniş tanımlı işsizliği ifade eden atıl iş gücü yüzde 29,9 seviyesinde. Resmi işsizlik oranı kağıt üzerinde gerilese de, toplumun yaklaşık yüzde 30’unu kapsayan geniş tanımlı işsizlik gerçeği üretimin, istihdamın ve ekonominin ne denli büyük bir çıkmazda olduğunu kanıtlıyor

19.08.2026 13:07:00
Hasan Gündoğdu
 
Türkiye’de çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz
Türkiye’de çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Dönemsel İşgücü İstatistikleri'ni kamuoyuyla paylaştı.






Açıklanan verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı bir önceki çeyreğe kıyasla 84 bin kişi azalarak 2 milyon 799 bin kişiye geriledi.

Manşet verilerde yer alan resmi işsizlik oranı da 0,3 puanlık düşüşle yüzde 7,9 seviyesine indi.

Ancak rakamların ambalajı açıldığında, Türkiye iş gücü piyasasındaki acı reçete ve derin yapısal kriz tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.






Kağıt üstünde düşüş, sahada çözülme

TÜİK'in dar tanımlı işsizlik hesaplaması; son dört hafta içinde aktif olarak iş arayan ve kısa sürede iş başı yapabilecek kişileri kapsıyor. Bu dar pencereden bakıldığında işsizlik tablosu pembe bir tablo çizebilir.

Fakat iş bulma ümidini yitirdiği için iş aramaktan vazgeçen milyonlar, ne yazık ki bu resmi oranların dışında tutuluyor.

Sahadaki gerçek dinamikler incelendiğinde, manşetteki yüzde 7,9'luk oran işsizlik krizini çözmek yerine, sorunun üzerini örten teknik bir detaydan ibaret kalıyor.






Gençler ve kadınlar ümit kapanında

Resmi istatistiklerin görmezden geldiği asıl kitle; iş aramayı bırakan ancak çalışmaya hazır olan potansiyel iş gücü ile mevcut işinde geçinemeyip daha fazla çalışmak isteyen "zamana bağlı eksik istihdam edilenler"den oluşuyor.

Özellikle genç nüfus ve kadınlar arasında yükselen bu umutsuzluk dalgası, klasik iş arama kanallarını anlamsızlaştırıyor.

İş bulma ümidini tamamen kaybeden milyonlarca vatandaş, aktif iş arayan statüsünden çıktığı için dar tanımlı işsiz sayısını düşürürken, sosyo-ekonomik krizin derinleşmesine yol açıyor.






Gerçek işsizliğin adı: Yüzde 29,9 atıl iş gücü

İş gücü piyasasındaki asıl yıkımı ve kan kaybını ortaya koyan gösterge ise "atıl iş gücü" oranıdır. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve resmi işsizlerin toplamından oluşan geniş tanımlı işsizlik (atıl iş gücü) oranı, 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 29,9 olarak gerçekleşti.

İki veri arasındaki devasa fark, Türkiye'de çalışma çağındaki her üç kişiden birinin ya işsiz, ya eksik istihdam edildiğini ya da sistemin dışına itildiğini açıkça kanıtlıyor.

Resmi işsizlik oranı kağıt üzerinde gerilese de, toplumun yaklaşık yüzde 30'unu kapsayan geniş tanımlı işsizlik gerçeği üretimin, istihdamın ve ekonominin ne denli büyük bir çıkmazda olduğunu kanıtlıyor.

Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon

Kanal İstanbul projesi kapsamında yapımına başlanan ve projenin ilk köprüsü olma özelliğini taşıyan Sazlıbosna Köprüsü inşaatında, 250 tonluk dev tabliye kaldırma operasyonu gerçekleştiriliyor. Havadan çekilen görüntülerde, Sazlıbosna Barajı'ndan başlayıp Küçükçekmece Gölü'ne ve ardından Marmara Denizi'ne kadar uzanan Kanal İstanbul güzergahı tek bir karede net bir şekilde gözler önüne serildi

19.08.2026 12:11:00
İHA
 
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Gündüz ve gece kesintisiz süren hummalı çalışmalarda, her biri 250 tonu bulan dev çelik tabliyeler, milimetrik hesaplamalarla köprüye bağlanılıyor. Havadan çekilen görüntülerinde, köprü inşaatının görkemli yapısı ve Kanal İstanbul güzergahının coğrafi hattı dikkat çekiyor. Sazlıbosna Baraj Göleti'nin iki yakasını birleştiren köprü, göğe yükselen sarı renkli kule vinçler ve çelik eğik askı kabloları eşsiz bir manzara oluşturuyor.






Yüksek irtifadan çekilen fotoğrafta, Sazlıbosna'dan başlayarak güneye doğru kıvrılan vadi hattı, Küçükçekmece Gölü ve ufukta Marmara Denizi üzerinde demirleyen gemiler tek bir havadan çekilen karede net bir şekilde gözüktü. Gece çekimlerinde köprünün ışıklandırma sistemlerinin ilk denemelerinin yapıldığı gözüküyor. Işıkların farklı renkte yandığı havadan çekilen görüntülere yansıdı








Tek seferde 250 tonluk dev yükler havada

Köprü inşaatının kalbini oluşturan tabliye kaldırma operasyonu, sahadaki uzman ekipler tarafından büyük bir hassasiyetle yönetiliyor. Projede görev yapan Sancak Operatörü Berkay Mutlay, "Kanal İstanbul'un ilk köprüsü olarak tanımlanacak Asmalı Eğri Köprü'de tabliye kaldırma operasyonumuzu devam ettiriyoruz. Tabliye kaldırma esasının programlamasını Ocak ayında yaptık, Şubat ayında ise fiili kaldırma işlemlerine başladık. Aralık ayı sonu itibarıyla tabliye kaldırma işini tamamlamayı hedefliyoruz. Köprünün toplam 17 ana tabliyeden oluşuyor. şu anda 11'inci tabliyenin montaj aşamasındayız. Her bir tabliyenin ağırlığı 250 ile 252 ton arasında değişmektedir. Main span (ana açıklık) tarafındaki tabliye 250 ton, side span (yan açıklık) tarafındaki tabliye de aynı şekilde 250 ton ağırlığa sahiptir. Karşılıklı kaldırma yapıldığında ana gövdede toplam 500 tonluk bir yük dengesi yönetilmektedir" dedi.








Türkiye'de bir ilk: Cıvatalı köprü teknolojisi

Dev tabliyeler Strandjack vinçler yardımıyla yükseltilip köprü gövdesindeki hedeflenen seviyeye getirildiklerini ifade eden Mutlay, "Haritacı mühendisler tarafından lazerli konumlandırma yapılıyor. Yaklaşık 1 gün süren montaj ardından, tabliyenin tam haritalandırılmış yerine oturmasıyla birlikte cıvatalama işlemine geçiliyor.








Yaklaşık 12 ila 13 saat süren cıvatalama süreci, köprü mühendisliği açısından da bir ilke imza atıyor. Sazlıbosna Köprüsü, Türkiye'de büyük ölçekli eğik askılı köprüler arasında özel cıvatalı birleştirme teknolojisinin ilk defa bu kapsamlı kullanıldığı yapılardan biri olma özelliğini taşıyor.






Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında

Adana'da Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyonda Kurucu Başkan Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un yanı sıra çok sayıda vakıf üyesinin gözaltına alındığı öğrenildi

19.08.2026 09:18:00
İHA
 
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şafak vakti Furkan Vakfı'na yönelik operasyon düzenledi. Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, evde arama yapılıp Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul gözaltına alındı.








Öte yandan aynı operasyonda çok sayıda vakıf üyesi de gözaltına alındı.








Kuytul çifti ve vakıf üyeleri geniş güvenlik önlemleri altında sağlık raporu için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Sağlık raporunun ardından gözaltına alınan kişiler emniyete götürüldü.















Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde muhtemel depremde yıkılma tehlikesi bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun kentsel dönüşüm çalışmaları, Büyükçekmece Belediyesi'nin katkılarıyla yıkılmaya başlandı

18.08.2026 12:21:00
İHA
 
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece ilçesinde muhtemel Marmara Depremi'nde, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve yapılan testlerde riskli yapı ilan edilen konutların kentsel dönüşüm çalışmaları bugünde devam etti. Atatürk Mahallesi'nde bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı, Büyükçekmece Belediyesi katkılarıyla bugün başladı.






1988 ve 1995 yılları arasında yapıldığı öğrenilen binaların kentsel dönüşüm çalışmalarını Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi'de geldi. Çebi burada çalışmalar hakkında bilgiler aldı.








Yıkım çalışmaları hakkında bilgiler veren Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Dün 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümündeydik. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Biz bu acıların tekrar yaşanmaması, aynı durumlara düşmemek için vatandaşlarımız ve belediyemizle kentsel dönüşüm sürecini daha da hızlandırmamız gerekiyor ve bu amaçla bugün Atatürk Mahallesi'ndeyiz. Burada bulunan iki ayrı parsel üzerinde, toplam bir kısmı 1989 yılında, bir kısmı 1995 yılında yapılmış toplam 48 bağımsız bölüm mevcut... 






Dört blok üzerinden yapılan incelemelerde, tetkiklerde burasının riskli sınıfta yapı olduğu tespit edilmiştir. Bundan sonra kat malikleri ve belediyemiz bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık ve bugün de bu kentsel dönüşümün ilk aşaması olan yıkım için buradayız. Yıkımdan sonra bu iki parseli birleştirerek yeni süreçte toplam 72 bağımsız bölüm, kat otoparkı ve yeşil alan olmak üzere devletimizin verdiği Yarısı Bizden Kampanyası'ndan da burası faydalanacaktır. Ben yeni binalarımızın kat maliklerine hayırlı olmasını diliyorum. Kentsel Dönüşüm Müdürümüze de emekleri için teşekkür ediyorum. Firmaya da teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun tekrardan" dedi.






Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı

Hatay'da işçileri taşıyan servis minibüsünün tırla çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı

17.08.2026 00:20:00
İHA
 
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Kaza, Erzin-Ceyhan kara yolu Burnaz mevkiinde yaşandı. Toros Tarım işletmesinden çıkan işçi servisi ile karşı yönden gelen tır kafa kafaya çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.






Kazada hurdaya dönen minibüsteki yaralılar itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada serviste bulunan Mehmet Soylu isimli işçi hayatını kaybederken, 15 yaralı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi.









Soylu'nun cansız bedeni de olay yerindeki incelemenin ardından morga kaldırıldı.
 







Servisteki işçilerin taşeron firmada çalıştığı ve mesai bitimi Dörtyol ile Payas ilçelerindeki evlerine dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.






Kocaeli'deki orman yangını söndürüldü

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın havadan ve karadan yapılan müdahale neticesinde 1.5 saate kontrol altına alınarak söndürüldü

15.08.2026 16:33:00
İHA
 
Kocaeli'deki orman yangını söndürüldü
Kocaeli'deki orman yangını söndürüldü
Gebze ilçesi Beylikbağı Mahallesi'nde bulunan ormanlık alanda saat 13.00 sıralarında yangın başladı. Kısa sürede yükselen yoğun dumanlar gökyüzünü kaplarken, yangını fark eden vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi.






Yangının haber verilmesinin ardından bölgeye itfaiye ve orman ekiplerinin yanı sıra polis ve jandarma ekipleri yönlendirildi. Ekipler, alevlerin çevredeki ormanlık alana yayılmasını önlemek ve yangını kontrol altına almak için çalışma başlattı. 






Karadan yürütülen söndürme çalışmalarına havadan da helikopter destek verdi. Ekiplerin yoğun müdahalesi sonucunda yangın yaklaşık 1,5 saat içerisinde kontrol altına alınarak söndürüldü. 






Alevlerin tamamen etkisiz hale getirilmesinin ardından bölgede yeniden yangın çıkma ihtimaline karşı soğutma çalışması başlatıldı. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.













Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı

14.08.2026 12:18:00
İHA
 
Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı
Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı
Tekirdağ Çorlu'da çıkan tarla yangınında 200 dönüm anız alev alev yandı. Yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü






Olay, gece saatlerinde Hürriyet Mahallesi Mine Caddesi civarında meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle tarlada buğday sapları alev aldı.

Yangın rüzgarın da etkisiyle büyüyerek geniş alana yayıldı.

Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi yönlendirildi. Yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saat süren çalışmalarının ardından söndürüldü.

Yaklaşık 200 dönüm alanın küle döndüğü öne sürüldü.

Yangının çıkış sebebi ise henüz bilinmiyor.













Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri

Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor

14.08.2026 00:54:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.

Uzmanlar ve sosyologlar, toplumsal düzeni sarsan bu olgunun derinlerindeki sosyo-ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlere dikkat çekiyor: Siyasal şiddet gökten zembille inmiyor; toplumsal yapının fay hatlarında biriken gerilimlerden besleniyor.







Bireyi Şiddete İten Toplumsal Dinamikler

Terörizm ve siyasal şiddeti inceleyen sosyologlar, radikalleşme süreçlerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurguluyor. Bireylerin şiddet yanlısı gruplara katılımında ve bu eylemleri meşrulaştırmasında öne çıkan temel faktörler şunlar:

Toplumdan dışlandığını, adaletsizliğe uğradığını veya sesini meşru yollarla duyuramadığını hisseden bireyler, marjinal grupların söylemlerine daha açık hale geliyor.

Özellikle modernleşme ve hızlı kentleşme süreçlerinde kimlik krizine giren gençler, radikal yapılarda kendilerine yapay bir "aidiyet" ve "amaç" buluyor.

Yoksulluk tek başına terörü yaratmasa da, yüksek genç işsizliği ve geleceksizlik hissi radikal söylemlerin yeşermesi için uygun bir zemin hazırlıyor.







Şiddetin Meşrulaştırılması ve İdeolojik Söylem

Siyasal şiddet eylemlerini diğer suç türlerinden ayıran en belirgin fark, eylemcilerin bu davranışları bir "kutsal amaç" veya "siyasal dava" adına gerçekleştirdiğine inanmasıdır. Sosyolojik araştırmalar, terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarının iki temel strateji üzerine kurulduğunu gösteriyor:

Hedef alınan grup veya kurumlar insani vasıflarından arındırılarak "mutlak kötü" olarak tanımlanıyor.

Kendi grubunun sürekli mağdur edildiği algısı işlenerek, yapılan eylemler "zorunlu bir savunma" olarak sunuluyor.







Güvenlik Politikalarından Toplumsal Onarıma

Uzmanlar, terörle mücadelede yalnızca Polisiye ve askeri yöntemlerin yetersiz kalacağına işaret ediyor. Uzun vadeli ve kalıcı çözüm için toplumsal yapıyı güçlendirecek adımların atılması gerektiği belirtiliyor:

Kapsayıcı Sosyal Politikalar: Gençlerin eğitime ve istihdama erişiminin artırılması.

Toplumsal Diyalog ve Adalet: Hak arama yollarının şeffaf ve açık tutulması, kutuplaştırıcı dilden kaçınılması.







Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Radikalleşmeyle mücadelede yerel toplulukların ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol alması.

Siyasal şiddet ve terörizmin sosyolojik boyutunu anlamak, toplumsal barışın inşa edilmesinde kilit bir rol oynamaya devam ediyor.

Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi

Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını çakmakla ateşe vermek isteyen kadın, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu yakalanmıştı. 31 yaşındaki A.A. isimli kadın emniyetteki işlemlerini ardından adliyeye sevk edildi

13.08.2026 11:52:00
İHA
 
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Olay, Menteşe merkezde tarihi Kurşunlu Camii yakınlarında bulunan bir iş yerinin önünde meydana geldi. Sabah saatlerinde kaldırımda yürüyen kadın, iş yerinin önünde duvara asılı Türk bayrağının yanına gelerek, çantasından çıkardığı çakmakla bayrağı ateşe vermek istedi.






Olayın güvenlik kameralarına yansımasının ardından kolluk kuvvetleri kadının yakalanması başlattıkları çalışmada aynı gün yakalanarak gözaltına alındı. 






Yakalanan A.A., Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerini ardından Muğla Adliyesi'ne sevk edildi.






Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü

Antalya'da silahlı kuyumcu soygununda öldürülen Abuzer Atakan Gür'ün ailesine 4 milyon 679 bin 831 TL tazminat ödenmesine ilişkin kararı, saldırganın eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle bozan Yargıtay, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi

13.08.2026 11:42:00
İHA
 
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Olay, 29 Ekim 2021 tarihinde Kepez ilçesi 15 Temmuz Şehitler Caddesi'ndeki bir kuyumcu dükkânında meydana geldi. Kar maskesiyle iş yerine giren şüpheli, silahla vurduğu çalışan Abuzer Atakan Gür'ü darbedip yeniden ateş açtıktan sonra yaklaşık 2 kilogram altını alarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Gür'ün hayatını kaybettiğini belirledi.






Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Kütahya karayolunda yakalanan şüphelinin aracında ve üzerinde yapılan aramada Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, silaha ait şarjör, şarjör içerisinde 15 mermi, 100 bin TL, 1 kilogram külçe altın ve 177 gram saf altın ele geçirildi. Şüpheli S.Ö, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.








Yapılan araştırmalarda, 17 Ekim 2020 tarihinde Kepez ilçesindeki başka bir kuyumcuda meydana gelen silahlı yağma olayının şüphelisinin de S.Ö (29) olduğu tespit edildi. Her iki olayı da gerçekleştirdiğini itiraf eden S.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından 14 Kasım 2021 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Antalya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan S.Ö, tasarlayarak öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli yağma suçundan 14 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.








Tazminat kararını Yargıtay bozdu

Abuzer Atakan Gür'ün yakınları, silahlı soygunun ardından işveren kuyumcu A.A. hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Aile, iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını öne sürerek, işverenin Gür'ün ölümünde sorumluluğunun bulunduğunu savundu.
Davayı karara bağlayan Antalya 4'üncü İş Mahkemesi, Gür'ün yakınlarına toplam 4 milyon 679 bin 831 TL maddi ve manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. İşverenin karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi, saldırganın kuyumcu soygununu ve silahlı saldırıyı önceden planladığına dikkati çekerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, üçüncü kişinin ağır kusurlu eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiğini belirterek, tazminata hükmedilen kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Antalya 4'üncü İş Mahkemesi'ne gönderildi.









"Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?"

Gür ailesinin avukatlarından Elif Hondu Çil, müvekkillerinin Yargıtay kararına karşı yerel mahkemenin önceki kararında direnmesini talep ettiğini belirtti. Gür'ün ailesinin geçimini sağlamak için iş yerine gittiğini ve silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini ifade eden Çil, şunları söyledi: "Bugün yıllar sonra hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Bir işçinin iş yerindeki güvenliği için alınması gereken önlemler alınmadıysa bu ölümde işverenin hukuki sorumluluğu nerede başlar, nerede biter' İş yerinde gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştı. Gerekli önlemler alınmamıştı. Güvenlik amacıyla bulundurulması gereken bir silah ve alarm yoktu. Bu tespitlerin hepsi ilk derece mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme de Abuzer Atakan Gür'ün eşinin ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti."

Yargıtay'ın işveren ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesildiğine hükmederek kararı bozduğunu dile getiren Çil, "Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin işçisini koruma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı' Bu saldırı bir tesadüf değildi. Saldırgan, iş yerindeki para ve altınları almak amacıyla dükkâna gelmişti. Biz suçlunun bulunmasını istemiyoruz. Suç da suçlu da zaten belli. Bir işçinin çalıştığı iş yerinde güvenliğinin sağlanması için işverene yüklenen sorumluluğun bu olay özelinde neden yok sayıldığını sorguluyoruz. Hiçbir tazminat Abuzer Atakan'ı geri getirmeyecek. Ancak bir işçinin iş yerine giderken sahip olması gereken en önemli hak, evine sağlıklı dönebilmektir. Abuzer Atakan evine geri dönemedi. Şimdi sıra adalette" ifadelerini kullandı.








"Silahlı yağma öngörülebilir bir risk"

Ailenin diğer avukatı Serpil Alabaş da saldırganın aldığı cezayı tartışmadıklarını, itirazlarının işverenin sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Saldırganın temel amacının yağma olduğunu ifade eden Alabaş, "Ölüm, bu yağma eylemi sırasında meydana gelen sonuçtur. İşverenin mal varlığı zarar görmüş, işçi ise hayatını kaybederek bunun bedelini canıyla ödemiştir. Ailesi ve çocukları da destekten mahrum kalmıştır. Yalnızca üçüncü kişinin yağma kastının bulunması, işverenin çalışanını öngörülebilir bir riskten koruma yükümlülüğünü neden tamamen ortadan kaldırmaktadır" diye konuştu.

Yargıtay kararında işverenin risk değerlendirmesi yapmadığı, gerekli önlemleri almadığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinin kabul edildiğini savunan Alabaş, "Kuyumculuk faaliyetinde silahlı yağma öngörülebilir bir risk ise bu risk değerlendirilmemişken meydana gelen ölümün işverenin kusuruyla hiçbir bağlantısının bulunmadığı nasıl söylenebilir. İş yerinin güvenlik şartlarının, çalışma düzeninin, Cumhuriyet Bayramı'ndaki açılış saatinin ve alınan ya da alınmayan diğer önlemlerin araştırılması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

Gür'ün ilk ateşin ardından yere düştüğünü, saldırganın daha sonra yanına giderek yeniden ateş ettiğini belirten Alabaş, "Abuzer Atakan Gür o sabah çalışmak için iş yerine girdi. Akşam evine dönmesi gerekiyordu ancak dönemedi. Talebimiz yalnızca tazminat değildir. İş yerinde hayatını kaybeden bir işçinin de işverenin koruma yükümlülüğü kapsamında olduğunun kabul edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.








"Çocuklarımın hakkını istiyorum"

Abuzer Atakan Gür'ün eşi Nurcan Gür ise iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, "Gelecek karardan çok umutluyduk fakat şu anda çok üzgünüz. Eşim geri gelmeyecek ancak iki çocuğuma bakmak ve onların geleceklerini hazırlamak zorundayım. Yerel mahkemenin adaleti yerine getirmesini istiyorum. Çocuklarımın hakkını istiyorum" dedi.
Gür'ün oğlu Gürkan Gür de yaşadıkları sürecin kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olduğunu ifade ederek, "Yargıtay davamızı bozdu. Önceki yerel mahkeme kararında mahkemenin yeniden durmasını istiyoruz. Umutluyuz ve adalete güveniyoruz. Babam geri gelmeyecek ancak hakkımızı alabilme umuduyla mahkemenin kararını bekliyoruz" diye konuştu.İHA

Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde çeşitli kimyevi ürünlerin üretildiği fabrikada çıkan yangında 2 işçi yaralandı. Yangında 2 at da telef oldu

12.08.2026 12:30:00
İHA
 
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Gebze ilçesi Balçık Mahallesi Kumtepe mevkiinde bulunan kimya fabrikasının bir bölümünde yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, jandarma ve AFAD ekibi sevk edildi.






Yangın sırasında yaralanan 2 işçi, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında fabrikada maddi hasar meydana geldi. 






Ekiplerin bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, yangında 2 atın da telef olduğu öğrenildi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.



























logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.