logo
29 MART 2026

Türkiye'yi bekleyen büyük tehlike

Türkiye, demografik yapısında önemli değişimler yaşayan bir ülke olarak dikkat çekiyor. Çocuk nüfusundaki hızlı gerileme ülkemizin geleceğini tehdit ediyor. Peki, Türkiye bu duruma nasıl geldi ve hepsinden önemlisi bu büyük sorunun çözümü için neler yapılmalı?

22.04.2025 10:50:00
Eyüp Kabil
Türkiye'yi bekleyen büyük tehlike
Türkiye'yi bekleyen büyük tehlike
Türkiye, demografik yapısında önemli değişimler yaşayan bir ülke olarak dikkat çekiyor. Özellikle çocuk nüfusundaki azalış trendi, gelecekteki toplumsal ve ekonomik yapıyı şekillendirecek önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2024 yılı sonu itibarıyla 21 milyon 817 bin 61 olarak belirlenen çocuk nüfus (0-17 yaş), toplam ülke nüfusunun yüzde 25,5'ini oluşturuyor. Ancak bu oran, geçmiş yıllarla kıyaslandığında belirgin bir düşüş gösteriyor.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÇOCUK NÜFUSU ORANLARI

Türkiye'nin çocuk nüfusundaki dramatik değişim, yıllar içindeki oranlara bakıldığında net bir şekilde görülüyor:

1970: Toplam nüfusun yüzde 48,5'i çocuklardan oluşuyordu. Bu oran, Türkiye'nin genç ve dinamik bir nüfusa sahip olduğu dönemi işaret ediyor. Yüksek doğum oranları ve ortalama yaşam süresinin günümüze göre daha düşük olması, çocuk nüfusunun toplam içindeki payının yüksek olmasına neden oluyordu.

1990: Bu tarihe gelindiğinde çocuk nüfus oranı yüzde 41,8'e gerilemiş durumda. Bu düşüş, doğum oranlarındaki yavaşlamanın ve ortalama yaşam süresindeki artışın bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Aile planlaması uygulamalarının yaygınlaşması ve sosyo-ekonomik koşullardaki değişimler bu trendde etkili oldu.

2024: Günümüzde ise çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 25,5 seviyesine inmiş durumda. Bu keskin düşüş, son yıllarda doğum oranlarındaki azalmanın hızlandığını ve yaşlı nüfusun oransal olarak arttığını gösteriyor. Kentleşme, eğitim seviyesindeki yükselme ve kadınların iş hayatına daha fazla katılımı gibi faktörler bu değişimde rol oynuyor.

Aslında bütün bu faktörlerin temelinde ağırlıklı olarak ekonomik sebepler yer alıyor.



GELECEK PROJEKSİYONLARI

Nüfus projeksiyonları, Türkiye'nin çocuk nüfusundaki azalma trendinin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini öngörüyor:

2030 yılında çocuk nüfus oranının yüzde 22,1'e düşmesi bekleniyor.

2040 yılına gelindiğinde ise bu oranın daha da azalarak yüzde 17,9'a ineceği tahmin ediliyor.

2060 yılında çocuk nüfusun toplam içindeki payının yüzde 16,9 seviyesinde olması öngörülürken, 2080'de bu oranın yüzde 15,2'ye kadar gerilemesi bekleniyor.

2100 yılına gelindiğinde uzun vadeli projeksiyonlara göre ise çocuk nüfus oranının yüzde 14,5 seviyelerine kadar düşeceği tahmin ediliyor.
Bu projeksiyonlar, Türkiye'nin demografik yapısında önemli bir dönüşüm yaşanacağını ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payının giderek artacağını gösteriyor.

Bu demografik değişim, eğitimden sağlığa, sosyal güvenlik sistemlerinden iş gücü piyasasına kadar birçok alanda önemli sonuçlar doğuracaktır. Politika yapıcıların bu değişimlere yönelik gerçekçi stratejiler geliştirmesi son derece önem arz ediyor.

TÜRKİYE'DE ÇOCUK NÜFUSUNDAKİ AZALMANIN EKONOMİK ETKİLERİ

Türkiye'de son yıllarda belirginleşen çocuk nüfusundaki azalma trendi, demografik bir değişim olmanın ötesinde, ülkenin ekonomik geleceği üzerinde de önemli etkiler yaratma potansiyeline sahip.

Düşen doğum oranları ve artan ortalama yaşam süresiyle şekillenen bu demografik dönüşüm, iş gücü piyasasından tüketim alışkanlıklarına, sosyal güvenlik sistemlerinden eğitim harcamalarına kadar geniş bir yelpazede ekonomik sonuçlar doğuruyor.



EKONOMİK ETKİLERİN FARKLI BOYUTLARI

Çocuk nüfusundaki azalmanın ekonomi üzerindeki etkileri çok yönlüdür.

İş Gücü Piyasası: Çocuk nüfusundaki azalma, gelecekteki iş gücü arzının daralması anlamına gelir. Daha az sayıda genç yetişkinin iş gücüne katılması, nitelikli eleman bulma konusunda zorluklara ve iş gücü maliyetlerinde artışa yol açabilir. Bu durum, özellikle emek yoğun sektörlerde üretim verimliliğini olumsuz etkileyebilir ve ekonomik büyüme potansiyelini sınırlayabilir.

Tüketim Harcamaları: Çocuk nüfusunun azalması, çocuklara yönelik mal ve hizmetlere olan talebi düşürebilir. Oyuncak, çocuk giyim, eğitim materyalleri gibi sektörlerde daralma yaşanabilir.

Sosyal Güvenlik Sistemi: Azalan genç nüfus ve artan yaşlı nüfus, sosyal güvenlik sistemleri üzerinde önemli bir baskı oluşturur. Aktif çalışan nüfusun azalması, emekli aylıklarını finanse etme konusunda zorluklara yol açabilir. Bu durum, emeklilik yaşının yükseltilmesi, prim oranlarının artırılması veya farklı finansman modellerinin geliştirilmesi gibi yapısal reformları gündeme getirebilir.

Eğitim ve Sağlık Harcamaları: Çocuk nüfusundaki azalma, ilk ve ortaöğretim düzeyindeki öğrenci sayısını düşürebilir ve bu alandaki kamu harcamalarında göreceli bir azalmaya yol açabilir. Ancak, nitelikli iş gücü ihtiyacının artmasıyla birlikte yükseköğretime yapılan yatırımların önemi artabilir. Aynı zamanda, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte sağlık harcamalarında da bir artış yaşanması beklenir.

Yenilikçilik ve Girişimcilik: Genç nüfusun dinamizmi ve yeni fikirlere açıklığı, yenilikçilik ve girişimcilik ekosisteminin önemli bir itici gücüdür. Çocuk nüfusundaki azalma, uzun vadede bu alanda bir yavaşlamaya neden olabilir. Ancak, eğitim kalitesinin artırılması ve gençlerin desteklenmesiyle bu potansiyel olumsuz etkinin önüne geçilebilir.

Konuyla ilgili uzmanlar, çocuk nüfusundaki azalmanın Türkiye ekonomisi için önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyorlar. Demografik yapının değişimiyle birlikte ekonomik politikaların da yeniden şekillendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Prof. Dr. Yılmaz Esmer konuyla ilgili olarak, "Çocuk nüfusundaki bu hızlı düşüş, sadece bir demografik trend değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik yapımızı derinden etkileyecek bir olgudur. Özellikle iş gücü piyasası ve sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki uzun vadeli etkileri dikkatle analiz edilmeli ve buna yönelik politikalar geliştirilmelidir" diyor.

Ekonomist Dr. Can Selçuki, "Azalan çocuk nüfusu, gelecekteki ekonomik büyüme potansiyelimiz için bir risk oluşturuyor. İş gücü arzındaki daralma, verimlilik artışıyla ve teknolojik gelişmelerle telafi edilmelidir. Ayrıca, yaşlı nüfusun artan ihtiyaçlarına yönelik ekonomik ve sosyal politikaların şimdiden planlanması gerekmektedir" uyarısında bulunuyor.

Nüfus bilimciler de doğum oranlarındaki düşüşün temelinde sosyo-ekonomik faktörlerin yattığı görüşünde. Kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi, kentleşme, artan yaşam maliyetleri gibi etkenler ailelerin çocuk sahibi olma kararlarını etkiliyor. Bu nedenle, çocuk sahibi olmayı teşvik edici ve aileleri destekleyici politikaların geliştirilmesinin önemine vurgu yapılıyor.

Sonuç olarak azalan çocuk nüfusu Türkiye'nin ekonomik büyüme potansiyelini sınırlayabilir ve refah seviyesini olumsuz etkileyebilir.



TÜRK AİLE YAPISINI KORUYACAK ÖNLEMLER

Türkiye, çocuk nüfusundaki hızlı azalma trendiyle karşı karşıyayken, bu demografik dönüşümün olası olumsuz etkilerini en aza indirmek ve geleceğini güvence altına almak için çeşitli önlemler alması gerekmektedir. Bu süreçte, Türk aile yapısının temel değerlerini ve sosyal dokusunu koruyarak uygulanacak politikalar büyük önem taşımaktadır.

TÜRK AİLE YAPISININ ÖNEMİ

Türk aile yapısı, tarihsel ve kültürel kökleriyle güçlü bağlara, dayanışmaya, karşılıklı saygıya ve özellikle çocuklara verilen değere dayanır. Geniş aile ilişkileri, kuşaklar arası aktarım, manevi destek ve sosyal güvence mekanizması olarak aile, Türk toplumunun temelini oluşturmuştur.

Çocuk sahibi olmak, evlilik kurumunun önemli bir parçası olarak görülmüş ve neslin devamlılığı için hayati bir rol üstlenmiştir. Çocuk nüfusundaki azalmaya karşı alınacak önlemler, bu temel değerleri göz ardı etmemeli, aksine güçlendirecek ve destekleyecek nitelikte olmalıdır.

UZMANLARIN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Çocuk nüfusundaki azalmaya karşı Türk aile yapısını koruyarak alınabilecek önlemler konusunda uzmanlar çeşitli çözüm önerileri sunmakta...

Aile Sosyolojisi dalındaki uzmanlar, çocuk sahibi olmayı teşvik edici politikalar geliştirilirken, ailelerin ekonomik ve sosyal refahını artırmaya odaklanılması gerektiğini vurguluyorlar.

Özellikle genç çiftlerin evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarını ertelemelerine neden olan ekonomik kaygıların giderilmesi önemli görülmekte. Bu bağlamda, uygun fiyatlı konut imkanları, iş güvencesi ve yeterli gelir düzeyinin sağlanması kritik öneme sahip. Ayrıca, geleneksel aile değerlerimizi ve çocuk sevgisini ön plana çıkaran bilinçlendirme çalışmaları da yapılmalı.

Yine uzmanlara göre, kadınların iş ve aile yaşamlarını uyumlaştırmalarına yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, çocuk sahibi olma oranlarını olumlu yönde etkileyecektir.

Kreş imkanlarının yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılması, esnek çalışma modellerinin teşvik edilmesi, doğum sonrası izin sürelerinin uzatılması ve babaların da aktif rol almasını sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmeli. Ailelerin çocuk yetiştirme maliyetini düşürecek vergi avantajları ve maddi destekler de düşünülmelidir.

Ayrıca çocuk nüfusundaki azalmanın uzun vadeli ekonomik etkilerini azaltmak için nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye odaklanılmalıdır. Eğitim sisteminin kalitesinin artırılması, erken çocukluk eğitimine yatırım yapılması ve gençlerin yeteneklerini geliştirecek fırsatlar sunulması büyük önem taşıyor. Bunun yanında, ailelerin çocuk yetiştirme sürecinde ihtiyaç duydukları psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerine erişimleri de kolaylaştırılmalıdır.

Aile danışmanları da konuyla ilgili olarak, aile içi iletişimin güçlendirilmesi, eşler arasındaki dayanışmanın artırılması ve çocukların sağlıklı bir aile ortamında büyümesinin öneminin altını çiziyor.

Aile eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri aracılığıyla ailelerin desteklenmesi, evlilik kurumunun değerinin vurgulanması ve boşanma oranlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı. Ayrıca, çocukların değerini ve önemini vurgulayan medya içeriklerinin ve sosyal sorumluluk projelerinin desteklenmesi de faydalı olacaktır.



Az önce örneklerini verdiğimiz uzman görüşleri doğrultusunda, Türk aile yapısını koruyarak çocuk nüfusundaki azalmaya karşı alınabilecek bazı somut önlemler ve politika önerilerini şöyle sıralayabiliriz:

- Genç çiftlere yönelik uygun koşullarda konut edindirme imkanları sağlanmalı.

- İş güvencesi artırılmalı ve yeterli gelir düzeyini sağlayacak politikalar uygulanmalı.

- Çocuk yetiştirme maliyetini düşürecek vergi indirimleri ve maddi destekler (örneğin, çocuk yardımı) hayata geçirilmeli.

- Yeterli sayıda ve kaliteli kreş imkanı sunulmalı ve bu hizmetlere erişim kolaylaştırılmalı.

- Esnek çalışma modelleri (uzaktan çalışma, yarı zamanlı çalışma vb.) teşvik edilmeli.

- Doğum sonrası ücretli izin süreleri artırılmalı ve babaların da aktif katılımını destekleyecek babalık izinleri düzenlenmeli.

- İş yerlerinde aile dostu politikaların uygulanması teşvik edilmeli.

- Çocuk sahibi olmanın toplumsal ve bireysel önemini vurgulayan bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmeli.

- Geleneksel aile değerlerini ve çocuk sevgisini ön plana çıkaran eğitim materyalleri ve medya içerikleri desteklenmeli.

- Ailelerin çocuk yetiştirme sürecinde ihtiyaç duydukları psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerine erişimleri kolaylaştırılmalı.

- Evlilik öncesi ve sonrası danışmanlık hizmetleri yaygınlaştırılmalı.

- Aile içi iletişimi güçlendirecek ve eşler arasındaki dayanışmayı artıracak eğitim programları düzenlenmeli.

- Boşanma oranlarını azaltmaya yönelik önleyici çalışmalar yapılmalı.

- Çocukların toplumdaki değerini ve önemini vurgulayan sosyal sorumluluk projeleri desteklenmeli.

- Kuşaklar arası iletişimi ve dayanışmayı teşvik eden etkinlikler düzenlenmeli.

- Geniş aile yapısının olumlu yönleri ve destek mekanizmaları vurgulanmalı.

SONUÇ

Türkiye'nin çocuk nüfusundaki azalma sorununa karşı etkili ve sürdürülebilir çözümler üretmek için Türk aile yapısının temel değerlerini koruyan, ekonomik, sosyal ve psikolojik destek mekanizmalarını içeren kapsamlı bir politika yaklaşımı benimsemesi gerekmektedir. Uzmanların görüşleri doğrultusunda hayata geçirilecek bilinçli ve uzun vadeli stratejiler, hem ailelerin refahını artıracak hem de ülkenin demografik geleceğini güvence altına alacaktır.

Dicle Nehrine petrol karıştı

Cizre'de boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehrine karıştı, ekipler arızayı giderdi

28.03.2026 22:07:00 / Güncelleme: 28.03.2026 23:30:55
İhlas Haber Ajansı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehri'ne karıştı. Meydana gelen arıza, TPAO ekipleri tarafından giderildi.

Edinilen bilgilere göre, Cizre ilçesi ile Kasrik beldesi arasında kalan bölgeden geçen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait ham petrol boru hattında henüz belirlenemeyen nedenle yaşanan patlak sonrası çevreye saçılan petrol Dicle Nehri'ne karıştı.



Nehir yüzeyi ham petrolle kaplanırken, çevreye kötü bir koku yayıldı. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye TPAO ve ilgili birimler yönlendirildi. Boru hattındaki petrol akışını kesen ekipler, sızıntının yaşandığı noktada onarım çalışmasını kısa sürede tamamlayarak sızıntıyı giderdi. Belediye ekipleri, söz konusu kirlilik nedeniyle arıtma tesisini geçici olarak durdurup, ilçeye su akışını kesti.



Çocukları ile beraber parkta dolaşırken petrol kokusu aldıklarını belirten Serdar Kerimoğlu, petrol kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışırken nehir üzerinde petrol tabakasını gördüklerini söyledi. Kerimoğlu, "Şu an nehirde neredeyse petrol akıyor. Bu sızıntı canlı varlıklar için de tehlike arz ediyor. Bunun için yetkililerden ricamız bu sızıntının hemen giderilip, nehirde gerekli temizliğin yapılmasıdır" dedi.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Sessiz tehlike ağızda başlıyor!


 
Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini?

28.03.2026 14:40:00
MURAT ÇORBACI
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!

Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? "Basit bir diş eti kanaması" denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı.
1. Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın.
2. Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın.

3. Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir.
4. Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin.

5. Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.

6. Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.
7. En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.

Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde kolonlarında çatlama sesi duyulan bina tedbir amaçlı olarak boşaltıldı. 51 vatandaş tahliye edildi

28.03.2026 00:30:00 / Güncelleme: 28.03.2026 06:15:06
İHA
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki zemin ile birlikte 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.



Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.

Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, Meltem TV ekranlarında Orta Doğu'daki savaş, mezhep tartışmaları ve Türkiye'nin duruşu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

27.03.2026 14:46:00 / Güncelleme: 27.03.2026 20:54:15
Ahmet Turan Yiğit
Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu
Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu
Mustafa Hayri Ergan, Meltem TV ekranlarında Orta Doğu'daki savaş, mezhep tartışmaları ve Türkiye'nin duruşu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ergan, Bugün bakıyorum Yeni Şafak yazarı çıkmış işte demiş ki ehli sünnet İslam'ın özüdür, özsuyudur. Şiilik dahil bunun dışındaki bütün oluşumlar bidattır. Sonradan zuhur etmiştir. İslam düşmanları Şia ile ittifak yaparak İslam'ın önünü tıkamaya çalışmaktadır" diyor. Yani şu zamanda böyle bir açıklama nereye hizmet etmektedir? Şimdi bu açıklamanın neye hizmet ettiği çok açık. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan yaptı bu açıklamayı. Yani bu da iktidarın amiral gemisi dediğimiz gazetelerden bir tanesi. En büyük destekçisi bunun yazarı. Bu açıklamayı bugün yapıyor. Bu mezhep çatışmasını canlı tutma isteğinin birilerinde var olduğunu gösteriyor. Ya şu an İran, İsrail'le Amerika'yla savaşta. İsrail Amerika'yla savaştayken onun mezhebini sorguluyorsun" dedi.

BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan'ın açıklamasını izleyin:

Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor

Karabük'te inşaat çalışmaları sonrası oluşan çatlak ve yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi endişe oluştururken, bölgede başlatılan güçlendirme çalışmaları aralıksız sürüyor

27.03.2026 14:40:00 / Güncelleme: 27.03.2026 14:43:12
İHA
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Olay, Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede yürütülen inşaat faaliyetlerinin ardından yolda oluşan çatlaklar zamanla genişleyerek derin yarıklara dönüştü.



Yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi üzerine yetkililer harekete geçerken, bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.



Muhtemel bir riskin önüne geçmek amacıyla güçlendirme ve dolgu çalışmalarına hız verildi.



Öte yandan, çalışmalar kapsamında yol çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.



Ekipler, çatlak ve yarıkların ilerlemesini durdurmak için kontrollü şekilde müdahalelerini sürdürüyor.

Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi

Oyuncu Hande Erçel, İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gelerek kan ve saç örneği verdi

27.03.2026 13:12:00
İhlas Haber Ajansı
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan oyuncu Hande Erçel, Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Savcılığa ifade veren Erçel, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Erçel ardından Adli Tıp Kurumu'na geldi. Burada kan ve saç örneği veren Erçel, ardından Adli Tıp Kurumu'ndan ayrıldı.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

Uşak, Kocaeli ve Ankara'da düzenlenen rüşvet operasyonunda Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın da aralarında bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı

 

27.03.2026 10:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 11:11:46
Anadolu Ajansı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında kişi ve firmalardan rüşvet aldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma doğrultusunda operasyon düzenlendi.

Uşak, Kocaeli ve Ankara'daki eş zamanlı operasyonda aralarında Yalım'ın da bulunduğu 13 zanlı gözaltına alındı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, Uşak Belediyesince şirketlere verilen ihalelerde mükerrer faturalandırma yapılarak oluşan farkın rüşvet olarak alındığı, ihale konusuyla alakalı kurulacak yeni işletmelerde belediye başkanının aile fertlerine şirketten ortaklık payı verilmesi, aksi halde ihalenin ilgili şirketlere verilmeyeceği yönünde baskı oluşturularak menfaat temin edildiği bildirildi.

Belediye başkan yardımcılarının şahsi hesaplarına "Uşakspor'a yardım/bağış" adı altında yüksek miktarlarda para topladıkları, Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın makamına "bağış" adı altında nakit getirildiği ve makbuz düzenlenmeksizin özel kalem müdürüne teslim edilerek zimmete geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, belediye başkanı, yardımcıları ve belediyedeki üst düzey yöneticilerin geceleri eğlence mekanlarına giderek harcama yaptıkları ve bu harcamaların "temsil/ağırlama giderleri" adı altında yemek faturası üzerinden belediye bütçesinden ödendiği kaydedildi.

Yalım'a ait tesislerdeki çalışanların belediye kadrosunda gösterildiği ve sigorta primlerinin ödendiği iddiası

Yalım'ın, yolsuz şekilde elde ettiği mallarına operasyonda el konulabileceği ihtimalini düşünerek üzerine kayıtlı mal varlığının tamamını 2025 yılında şoförü olarak çalışan Cihan Aras'a devrettiği bildirilen açıklamada, Yalım'ın gönül ilişkisi bulunan A.A'yı 2024'te yüksek maaşlı kadroda belediyede işe aldığı ancak bu kişinin fiilen belediyede görev yapmadığı, kendisine ait Yalım Garden Tesisleri'nde fiilen çalışan personelin, belediye kadrosunda gösterildikleri ve sigorta primlerinin belediye üzerinden ödendiği belirtildi.

Özkan Yalım'ın, belediyeye 10 araç istediği iş insanı E.A'nın 3 araçtan fazla almayacağını iletmesi üzerine aynı hafta E.A'nın sahibi olduğu AVM'nin mevzuata uygun olmadığından bahisle mühürlendiği ve 65 milyon lira para cezası kesildiği yönündeki müşteki ve gizli tanık beyanları üzerine "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedilen açıklamada, müşteki ve tanık beyanlarına konu isnatlar kapsamında ilgili kişiler arasında yoğun HTS ve ilgili tarihlere ilişkin ortak baz kayıtlarının bulunduğu bildirildi.

Açıklamada, MASAK raporları kapsamında şüphelilerin hesaplarında kaynağı tespit edilemeyen yüksek tutarlı para hareketlerinin, mal varlığı alımlarının, nakit yatırma ve çekme işlemlerinin, yurt dışı şirketler ile şahıslar tarafından gönderilen yüksek tutarlı swiftlerin bulunduğu, şüphelilerin gerçekleştirmiş olduğu finansal işlemlerin hacim ve sıklığı ile mali ve mesleki profilleri arasında uyumsuzluk bulunduğu, tanık ve müşteki beyanlarının elde edilen teknik ve mali verilerle uyumlu olduğu kaydedildi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Uşak, Ankara ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği, 13 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı

Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

27.03.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 'torbacı' diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenledi.



Özel harekat polislerinin de desteğiyle 16 adrese şafak vakti eş zamanlı yapılan baskınlarda 15 kişi gözaltına alındı.



Adreslerde yapılan aramalarda 46,20 gram bonzai, 43,37 gram bonzai hammaddesi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

Şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü

27.03.2026 00:32:00 / Güncelleme: 27.03.2026 06:39:16
İHA
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi.



"Patlamalar peş peşe oldu"



Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay'ın yandığını gördüm. Hürol'un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail'i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi.



"İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi"



Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş'u tehlike konusunda uyardığımda bana 'Biz önlemlerimizi aldık' dedi" diye konuştu.



"Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım"



Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı.


"Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı"



Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi.



"Bir işçi 'İçimde kötü bir his var' dedi"



Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva'da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, 'İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var' dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı.


"Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar"



Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112'yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş'u aradım, 'Yangın var, hemen gel' dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken 'Karıştırıcıda kıvılcım çıktı' dedi. Ataşehir'deki merkez ofiste Kurtuluş'un çocukları kalıyordu. Ayten'e olay günü, 'Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı'' diye sorduğumda bana, 'İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti' dedi" ifadelerini kullandı.


"Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz"



Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi.
Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.