HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 HAZİRAN 2021, PERŞEMBE

Tut elimden!

14.06.2001 00:00:00
Aslında yazmak için bütün şartlar hazır. Gözyaşlarım kirpiklerimin ucunda toplanmış; boğazım düğüm düğüm. Gecenin bilmem hangi vaktindeyim. Bilgisayarımın karşısına geçmişim, parmaklarım klavyenin tuşlarında geziniyor. Bu iş fazla düşünmekle olmuyor; "Yaz" diyorum kendi kendime "Aklına ne geliyorsa yaz".

Gözüm bilgisayarımın ekranında; sıralanan kelimeleri gözlüyor. Sanki parmaklarım farklı bir komut alıyor, gözlerim ekrandaki kelimeleri hayretle izliyor. Kulağımsa çalan müziği büyük bir dikkatle dinliyor. Güzel Anadolu'mun sevdalarını, hasretlerini, cefasını, içtenliğini notalara ne güzel dökmüşler. Beni en çok "Veda" isimli türkü etkiliyor. Parmaklarım en çok o çalarken çalışıyor, gözlerim o esnada sıralanan kelimeleri daha bir dikkatle izliyor, kalbim buruluyor, boğazım düğümleniyor; gözyaşlarım kirpiklerimin ucunda toplanıyor...

Ağlamak istiyorum doya doya... Yeter bu kadar gülmek diyorum içimden; şimdi ağlama zamanıdır. Aslında zamanı çoktan geldi de geçti bile. Hem gülecek ne var ki? Hüzünle yoğrulmadı mı ruhun senin. Hüzün değil mi en büyük sermayen; o değil mi seni yakîn kılan. O zaman ne gülersin, neye gülersin...

O'nu görmedin mi, özleneni, gaye insanı; nasıl da ağlıyordu; yüzündeki hüznü yakalayabildin mi? Aslında gülmeliydi o; neyi eksikti ki; ne istenmişti de O yapmamıştı, yücelme yolunda hangi merhale vardı da O geride bırakmamıştı... Öyleyse gülmeliydi değil mi? Hayır o bize göre; bizim gibi gözü kör, kulağı sağır, elleri tutmaz, ayakları yürümez, dizleri dermansızlar için öyle... O bizim göremediğimizi gördüğü için, duyamadıklarımızı duyduğu için, hayalimize bile uğramayan çileli yolları yürüyüp kutlu mesafeleri geride bıraktığı için ağlıyor...

* * *

Sığın bakalım yazdıklarına. Sanır mısın seni bunlar kurtaracak. Ne sen kalacaksın, ne kalemin, ne de yazdıkların. Kendi kendine konuşup duruyorsun, bazan da yazıyorsun, ama yapmıyorsun. Hep böyle su üstüne yazı yazmakla, duvarlarla konuşmakla mı geçireceksin günlerini. Neyi bekliyorsun? Unutma beklenilen hep gelmiştir; görecek göz, duyacak kulak, titreyecek kalp lazım. Bunlar var mı; ondan haber ver!

***

Ne kadar da muhtacım Sana. Kurtarıcı eline, erdirici nazarına. Tut elimden ey Sevgili! Tut ki düşmeyeyim denizlere, sürüklemesin beni dalgalar, vurmasın kayalara. Tut elimden ey Sevgili! Bu kasırgaya nasıl dayanır vücudum. Sürüklemesin beni bilmediğim diyarlara, atmasın beni korkunç şehirlere, sonra nasıl yolumu bulurum ben, Sen'den başka kim kurtarır beni çıkmaz caddelerden. Bir ışık tut önüme ey Sevgili! Yoksa bu karanlıklardan nasıl çıkarım aydınlığa. Bir yol göster; yürüyeyim, bir yer göster; hemen gideyim, bir işaret göster; sevineyim.

***

Yine "Veda" çalıyor. Boğazım düğümleniyor, gözyaşlarım artık kirpiklerimden kurtulmak istiyor. Ellerim titriyor, gözlerim ağlıyor, kalbimse ürperiyor.
 
Okan Egesel / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.