Umre hakkında muhasebenin manevi boyutu hakkında yazdıklarımıza bu makalede de devam etmek istedik. Bu makalemizde de umre ile ölmeden evvel ölmek hakkındaki bağlantıyı ele almaya çalışacağız.
"Ölmeden evvel ölmek ne demek?" Makalemizde bu hali elde etmekle kulluk şuuruna erişileceğini, bundan sonra kişinin daha ciddi bir hayat yaşamanın da yolunu bulacağını anlatmaya çalışmıştık.
Gerçekten de insanoğlunun inansa da ibadet konusunda ertelemek gibi bir hastalığı vardır. İnsanoğlunun öldükten sonra erteledikleri ibadetleri hakkında pişman olacağını, öldükten sonraki pişmanlığın bir işe yaramayacağını da biliyoruz. Ancak bu dünyada pişman olup yanlıştan vazgeçenlerin kârlı olacağını her akıl sahibi bilir.
İnsanın bu durumunu çok iyi bilen yüce Allah, insanın dünyada pişman olup doğruyu bulmasını kulunun lehine olarak istemektedir. Bu konuda kulunu imtihana tabi tutmak istemektedir.
Ama insanoğlunun bu konuda tavrının da ne olacağını bilen yüce Allah Kur'an'da bildirmiştir:
Enam suresi 27 ve 28. Ayetler bu konuda bize bilgi verir:
"Onların ateşin karşısında durdurulup "Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir görsen !.. / Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) kendilerine göründü. Eğer (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar."
İşte Umre ve Hac insana bu fırsatı tanımaktadır. Bu önemli ibadette ihrama girmek kuralı vardır. İhrama giren kimse düşünce olarak ölmüş ve kefene bürünmüş ve sanki yeniden diriltilmiştir. 'Akıl başta olarak istediği ameli işleme fırsatını yakalamıştır. Yani ona hani öldükten sonra pişman olup da keşke yeniden dünyaya döndürülsem diyenlerin fırsatı sana verildi hadi bakalım pişmanlığının gereğini yerine getir. Gereken değişimi gerçekleştir. Yapabileceğin bütün ibadet, iyilik ve kulluk eylemlerini gerçekleştir.'
Yıllardır yapmakta olduğum rehberlik görevimde yaşadıklarım, gördüklerim insanın bu dönüşü ve değişimi gerçekleştirmede çok da başarılı olmadığıdır. Umre ve Hac dolayısıyla ihram ibadeti fırsatını yakalayanların 'ölü gibi olun nefsi tepkilerden ve şeytan tuzaklarına düşmekten uzak durun' diye ikazımıza rağmen sözümüzü dinleyenlerin azın azı kadar olduğunu görüyoruz. Bırakın nefsini öldürmeyi, eski alışkanlıklarında daha azgın hale gelenleri görüyoruz.
Burada asıl sorgulanması gereken husus, ihramdan çıkıldığında kalbin de eski elbiselerini giyip giymediğidir. Zira ihram, sadece dikişsiz bir kumaş değil; nefsin arzularını askıya alma, benliğin iddialarını terk etme ve kulluğu merkeze alma eğitimidir. Bu eğitimi kutsal topraklarda bırakıp gündelik hayata taşımamak, verilen ilahi fırsatın hakkını tam olarak verememek anlamına gelir. Umre ve hac, insana "yeniden gönderilmiş gibi yaşama" imkânı sunarken, bu imkânın kalıcı bir ahlâk ve istikamet değişimine dönüşmesi, kulun samimiyetiyle doğrudan ilişkilidir. Allah bu hali cümlemize nasip eylesin. Âmin.
(Devam edecek…)
"Ölmeden evvel ölmek ne demek?" Makalemizde bu hali elde etmekle kulluk şuuruna erişileceğini, bundan sonra kişinin daha ciddi bir hayat yaşamanın da yolunu bulacağını anlatmaya çalışmıştık.
Gerçekten de insanoğlunun inansa da ibadet konusunda ertelemek gibi bir hastalığı vardır. İnsanoğlunun öldükten sonra erteledikleri ibadetleri hakkında pişman olacağını, öldükten sonraki pişmanlığın bir işe yaramayacağını da biliyoruz. Ancak bu dünyada pişman olup yanlıştan vazgeçenlerin kârlı olacağını her akıl sahibi bilir.
İnsanın bu durumunu çok iyi bilen yüce Allah, insanın dünyada pişman olup doğruyu bulmasını kulunun lehine olarak istemektedir. Bu konuda kulunu imtihana tabi tutmak istemektedir.
Ama insanoğlunun bu konuda tavrının da ne olacağını bilen yüce Allah Kur'an'da bildirmiştir:
Enam suresi 27 ve 28. Ayetler bu konuda bize bilgi verir:
"Onların ateşin karşısında durdurulup "Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir görsen !.. / Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) kendilerine göründü. Eğer (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar."
İşte Umre ve Hac insana bu fırsatı tanımaktadır. Bu önemli ibadette ihrama girmek kuralı vardır. İhrama giren kimse düşünce olarak ölmüş ve kefene bürünmüş ve sanki yeniden diriltilmiştir. 'Akıl başta olarak istediği ameli işleme fırsatını yakalamıştır. Yani ona hani öldükten sonra pişman olup da keşke yeniden dünyaya döndürülsem diyenlerin fırsatı sana verildi hadi bakalım pişmanlığının gereğini yerine getir. Gereken değişimi gerçekleştir. Yapabileceğin bütün ibadet, iyilik ve kulluk eylemlerini gerçekleştir.'
Yıllardır yapmakta olduğum rehberlik görevimde yaşadıklarım, gördüklerim insanın bu dönüşü ve değişimi gerçekleştirmede çok da başarılı olmadığıdır. Umre ve Hac dolayısıyla ihram ibadeti fırsatını yakalayanların 'ölü gibi olun nefsi tepkilerden ve şeytan tuzaklarına düşmekten uzak durun' diye ikazımıza rağmen sözümüzü dinleyenlerin azın azı kadar olduğunu görüyoruz. Bırakın nefsini öldürmeyi, eski alışkanlıklarında daha azgın hale gelenleri görüyoruz.
Burada asıl sorgulanması gereken husus, ihramdan çıkıldığında kalbin de eski elbiselerini giyip giymediğidir. Zira ihram, sadece dikişsiz bir kumaş değil; nefsin arzularını askıya alma, benliğin iddialarını terk etme ve kulluğu merkeze alma eğitimidir. Bu eğitimi kutsal topraklarda bırakıp gündelik hayata taşımamak, verilen ilahi fırsatın hakkını tam olarak verememek anlamına gelir. Umre ve hac, insana "yeniden gönderilmiş gibi yaşama" imkânı sunarken, bu imkânın kalıcı bir ahlâk ve istikamet değişimine dönüşmesi, kulun samimiyetiyle doğrudan ilişkilidir. Allah bu hali cümlemize nasip eylesin. Âmin.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026























































