logo
10 AĞUSTOS 2026

Van'da ömrünü tamamlamış ceviz ağaçları dekoratif ürünlere dönüşüyor

Van'ın tarihi Bedesten Çarşısı'ndaki atölyelerde doğada atıl durumdaki ömrünü tamamlamış ceviz ağaçları, el emeğiyle işlenerek ev ve ofisler için dekoratif ürünlere dönüştürülüyor

16.06.2026 11:48:00
İHA
 
Van'da ömrünü tamamlamış ceviz ağaçları dekoratif ürünlere dönüşüyor
Van'da ömrünü tamamlamış ceviz ağaçları dekoratif ürünlere dönüşüyor
Van'ın Bahçesaray ilçesinde ömrünü tamamlayan ceviz ağaçları, usta ellerde ahşap yakma ve oyma sanatıyla yeniden hayat buluyor. Kentte unutulmaya yüz tutmuş sanatları canlandırmak amacıyla kurulan tarihi Bedesten Çarşısı'ndaki atölyelerde üretilen özgün ürünler, yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görürken, fabrikasyon üretimden sıkılan tüketicilerin de ilk tercihleri arasında yer alıyor. Fırınlama işlemlerinin ardından tamamen el işçiliğiyle hazırlanan masalar, abajurlar ve dekoratif objeler, Bedesten Çarşısı'nda sergileniyor. Sürdürülebilir üretimle doğaya yeniden kazandırılan ürünler, özellikle fabrikasyondan uzaklaşmak isteyenlerin ilgi odağı haline geldi.






İHA muhabirine konuşan Ahşap Yakma Sanatı Eğitmeni Hamza Çölgeçen, Tarım ve Orman Bakanlığının izniyle ömrünü tamamlamış ceviz ağaçlarından bu sanatı icra ettiklerini belirtti. Ceviz ağaçlarından masalar, dekoratif ürünler, kuksa bardaklar, oyma sanatı, tabaklar, kaseler, lambaderler ve abajurlar yaptıklarını ifade eden Çölgeçen, "Kadın arkadaşlarımızla birlikte el emeği ürünler yapıyoruz. Bizimle çalışan mimar arkadaşımız, resim öğretmeni arkadaşlarımız var. Van'da böyle bir çarşı ilk defa açıldığı için ilgi biraz daha fazladır. Kamu kurumlarının ve yerel halkın da bizi biraz daha desteklemesi gerekiyor. Bu çarşıda unutulmaya yüz tutmuş sanatları tekrar canlandırma adına 9-10 atölye var. Değerli ürünler yapılıyor. Dışarıdan gelen turistler ve yabancıların ilgisi de çok fazla" dedi.








"Son birkaç yıldır eskiye dönüş diyebiliriz"

Son yıllarda mobilya ve dekorasyonda eskiye, doğala dönüş trendinin başladığını dile getiren Çölgeçen, "Fabrikasyon ürünlerden insanlar artık yoruldu zannedersem. Son birkaç yıldır eskiye dönüş biraz daha fazla diyebiliriz. Rağbeti falan da yüksek. Yani kullanım alanları da genişliyor. Doğada atıl durumda olan bir ağaç parçasını, tamamıyla el işçiliğiyle, zaman ayırarak, elle oyarak ve temizleyerek onu tamamen tasarım şekline getiriyoruz. Bu da zahmettir. Atıl bir durumda olmasına rağmen işlendikten sonra çok güzel ürünler çıkabiliyor. Bunlar evlerde, iş yerlerinde, ofislerde, otellerde dekor olarak kullanılıyor ve çok da göze çarpıyor" diye konuştu.








"Öğrenciler çabuk sıkılıyor"

Unutulmaya yüz tutmuş bu zanaatı geleceğe taşımak için öğrenci yetiştirdiklerini ancak yeni neslin sabır konusunda zorlandığını söyleyen Çölgeçen, "Bu iş biraz sabır ve emek gerektiriyor. Şimdiki öğrencilerimiz, eski çalışma şartları gibi görüyor ve bu yüzden biraz erken sıkılıyor. O yüzden bu işi öğrenmeleri biraz zaman alıyor. Eskiler öyle değildi, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yine de pes etmiyoruz; Valilik, Milli Eğitim ve Halk Eğitim merkezlerinin desteğiyle daha fazla öğrenciyi bu sanatsal çalışmalara katmaya, zanaatı yaşatmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.




















Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.