logo
03 TEMMUZ 2026

Yabancı uzman raporlarında 'şike' kuşkusu

10.09.2004 00:00:00
 
Pamukova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın altyapı eksikliği nedeniyle yarıyarıya kusurlu bulduğu Devlet Demiryolları sessizliğini bozuyor.

TCDD, yakın işbirliği içinde bulunduğu İspanya, Hollanda, Almanya ve Güney Kore'den gelen heyetlerin nihai raporlarına güveniyor.

Pamukova'daki tren kazasında 8'de 4 kusurlu bulunan Devlet Demiryolları, 'Bilirkişi Raporu'nu yabancı uzmanların raporlarıyla çürütmeye çalışacak. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın izni beklenen soruşturma için de savunma hazırlayan TCDD yetkilileri, daha önce önraporları gelen yabancı heyetlerin asıl raporlarının da ellerine ulaştığını söyledi. Pamukova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kazaya neden olarak gösterdiği altyapı eksikliği yabancı uzmanlarca reddediliyor. İspanya, Kore, Hollanda ve Almanya'dan gelen heyetler raporlarında kazayı hıza bağlıyorlar.

Hollanda

Hollandalı uzmanlar kazayı birebir yaşatan dinamik simülasyon teknolojisiyle yaptıkları incelemede, hatta herhangi bir anormallik olmadığı sonucuna vardılar. Raydan çıkmaya neden olabilecek hiçbir geometrik bozulmanın olmadığının altı çizilen raporda aynı şekilde teker sapmasının gözlenmediği belirtiliyor. Rapora göre, hız limiti aşımı kazanın esas nedeni

İspanya

İspanyol uzmanlar, yolun genel durumunda raydan çıkmaya ya da devrilmeye neden olabilecek hiçbir altyapı eksikliğinin bulunmadığını öne sürüyorlar. Raporda, hız limitinin aşıldığı ve kazanın bundan kaynaklandığı ifadelerine ver veriliyor.

Almanya

Alman heyeti raporunda şu ifadeye yer veriyor. "Vagonlar ve lokomotifin durumunda göze çarpan anormallikler tespit edilmemiştir. TCDD'nin revizyon ve kontrolle ilgili bakım talimatlarına riayet edilmiştir. Mevcut verilerin incelenmesinden sonra trenin aşırı hızının kazaya neden olduğu kanaatine vardık".

Güney Kore

Güney Kore'li uzmanlar da diğer yabancı heyetlerinkine benzer görüşler sunduğu raporlarında, inceleme yapılan hattın Devlet Demiryolları tarafından sağlanan kabul edilebilir kriterlerle uygun şekilde işletilebileceği ifadelerini kullandı.

Raporlar şike mi kokuyor?

TCDD'nin İspanyol, Alman, Koreli ve Hollandalı firmalarla 'demiryolları altyapı ve üstyapı inşaatları konusunda' yakın ilişkileri bulunuyor. Yabancı uzmanların raporlarının olumlu çıkması, bu ilişkilere bağlanıyor.

TSK ile ilgili düzenlemeleri de içeren kanun teklifi Mecliste kabul edildi

Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

03.07.2026 06:00:00
İHA
 
TSK ile ilgili düzenlemeleri de içeren kanun teklifi Mecliste kabul edildi
TSK ile ilgili düzenlemeleri de içeren kanun teklifi Mecliste kabul edildi
Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Mecliste kabul edildi. Teklife göre Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıp, diş hekimliği fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen tabiplerden yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca hekimlik mesleğini icra edemeyecek. Yurtiçi limanlarda denizaltı gemilerinde konaklama imkânı sağlanamayan personel dışındakilere ayrıca konaklama gideri ödenmeyecek.

Teklife göre ordu evleri, askeri gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri askeri bina olup, askeri mahal vasıf ve mahiyetini haizdir.

Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar, kanunda yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine alınmayacaklar. Uzman erbaşların sicil konusu da kanun teklifi ile yeniden düzenleniyor. Sicil yılı 2 Mayıs tarihinden başlayıp bir sonraki yılın 2 Mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsar. Uzman erbaşların sözleşme imzalanıp göreve alınmalarını takip eden ilk 2 Mayıs tarihi itibarıyla sicil belgesi tanzim edilir. Ancak göreve alınma tarihi ile takip eden 2 Mayıs tarihi arasında geçen süre üç aydan kısa ise, ilk sicil belgeleri üç ayın doldurulduğu tarihte düzenlenir.


Uzman erbaşların sicil notunun yüzde 60 ve üzeri olması gerekecek



Astsubaylık için sınava müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren en az dört yıl sicil almış ve almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak ve astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olması gerekiyor.

Sözleşmeli er ve erbaşlar en az yedi hizmet yılını doldurarak ayrılanlardan nitelik belgesi olumlu olanlar, ilgili mevzuatlardaki sınav şartları hariç diğer şartları taşımaları ve başvuru tarihi itibarıyla 41 yaşını doldurmamış olmaları kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına kontenjan ve atama izinleri dâhilinde atanabilecek.

Küresel turizmde "Astro-Turizm" patlaması

Büyük şehirlerin ışık kirliliğinden kaçan milyonlarca insan, Samanyolu'nu ve kuyruklu yıldızları görebilmek için yollara düşüyor. Lüks oteller ışıklarını söndürürken, seyahat acenteleri "Karanlık Gökyüzü Parkı" turları satıyor

02.07.2026 21:00:00
Eyüp Kabil
 
Küresel turizmde "Astro-Turizm" patlaması
Küresel turizmde "Astro-Turizm" patlaması
Küresel seyahat endüstrisi, deniz, kum ve güneş üçlüsünden sıkılan modern gezginler için rotayı gökyüzüne çevirdi. Dijitalleşme ve şehirleşmeyle birlikte yapay ışıkların altında gökyüzünü kaybeden insanlık, artık tatil planlarını yıldızların en net göründüğü rotalara göre yapıyor. Turizm raporları, "Astro-Turizm" (Gök Turizmi) veya "Karanlık Gökyüzü Turizmi" olarak adlandırılan bu yeni seyahat akımının, sektörün en hızlı büyüyen niş alanlarından biri haline geldiğini gösteriyor.

Outside Online'ın seyahat trendleri analizlerine göre; çıplak gözle yıldız gözlemi, gece safarileri, astro-fotoğrafçılık turları ve gece treni yolculukları, insanların hayatın temposunu yavaşlatma arzusuna doğrudan hitap ediyor. Özellikle bu yaz Avrupa hattında gözlemlenecek olan tam güneş tutulması gibi büyük gök olayları, İzlanda ve Kuzey İspanya gibi serin destinasyonlara olan seyahat talebini şimdiden zirveye taşımış durumda.

'Starlight' destinasyonları yükselişte

Astro-turizmin büyümesi, sadece amatör astronomları değil, büyük otel zincirlerini ve yerel yönetimleri de harekete geçirdi. Dünyanın yapay ışıklardan en uzak ve atmosfer kalitesi en yüksek bölgeleri, uluslararası kuruluşlardan "Karanlık Gökyüzü Parkı" veya "Starlight Destinasyon" sertifikası alabilmek için yarışıyor. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen 2026 Turizm Liderleri Ödülleri'nde Portekiz'deki Dark Sky Alqueva bölgesinin birinci seçilmesi, bu alandaki kurumsallaşmanın en net örneği olarak gösteriliyor.

Acenteler; profesyonel teleskoplar, astronom rehberliği ve astro-fotoğrafçılık eğitimlerini içeren özel paket turlar hazırlıyor. Geleneksel beş yıldızlı oteller konsept değiştirerek odalarının çatılarını cam kubbeye dönüştürürken, kamp ve glamping (lüks çadır) alanları ise geceleri tüm çevre aydınlatmalarını kapatarak misafirlerine "yıldız banyosu" deneyimi sunuyor.

Türkiye'nin yaylaları doğal gözlemevine dönüşüyor

Işık kirliliğinin küresel bir sorun haline gelmesi, coğrafi avantajları yüksek olan ülkeler için yeni bir ekonomik kazanç kapısı aralıyor. Sektörel akademik çalışmalar ve saha raporları, Türkiye'nin yüksek rakımlı yaylalarının ve kırsal alanlarının astro-turizm açısından çok yüksek bir potansiyel barındırdığını ortaya koyuyor.

Özellikle Tokat'ın Dumanlı ve Batmantaş yaylaları, Akdeniz'in Toros dağları ve Karadeniz'in ışık kirliliğinden uzak yüksek bölgeleri, gökyüzü fotoğrafçılarının ve kampçıların yeni gözdesi haline geldi. Uzmanlar, sürdürülebilir turizm politikaları ve doğru tanıtım stratejileriyle kırsal bölgelerin, ekolojik dengeyi bozmadan astro-turizm sayesinde kalkınabileceğini vurguluyor. Çıplak gözle Samanyolu galaksisini izleme deneyimi, artık kitle turizminin yerini alan en lüks seyahat alternatifi olarak kabul ediliyor.

Cumhur İttifakı’nda "askeri hastane" çelişkisi

İYİ Parti'nin, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve askeri hastanelerin yeniden Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde açılması amacıyla TBMM Genel Kurulu’na sunduğu genel görüşme önergesi AK Parti milletvekillerinin "hayır" oylarıyla reddedildi. Sadece iki gün önce askeri hastanelerin açılmasını "milli beka meselesi" ilan eden MHP lideri Bahçeli'nin partisinin ise oylamaya katılmayarak çekimser kalması "samimiyet" tartışması başlattı 

02.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Cumhur İttifakı’nda "askeri hastane" çelişkisi
Cumhur İttifakı’nda "askeri hastane" çelişkisi
Kapatılan askeri sağlık sisteminin yeniden tesis edilmesi talebi, Meclis Genel Kurulu'nda çok çarpıcı bir oylama tablosuna sahne oldu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında "Askeri hastanelerin açılması Mehmetçik'e borcumuzdur" çıkışının hemen ardından İYİ Parti konuyu genel kurul gündemine taşıdı.

Ancak oylama anı geldiğinde Cumhur İttifakı'nın büyük ortağı AK Parti "ret" oyu kullanırken, MHP milletvekilleri salonda bulunmalarına rağmen "kabul" ya da "ret" yönünde el kaldırmayarak oylamaya katılmadı. Muhalefet kulisleri bu durumu "kürsüde beka, oylamada ittifak dengesi" diyerek sert dille eleştirdi.

Ahmet Eşref Fakıbaba: "Savaş cerrahisi ile sivil sağlık bir değil"

İYİ Parti adına söz alan Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba, askeri hekimliğin sıradan bir uzmanlık olmadığını, operasyon sahalarında saniyelerin hayat kurtardığını belirtti. Fakıbaba Meclis kürsüsünden şu uyarılarda bulundu:

"Sivil hastanelerde rutin apandisit, mide veya safra kesesi ameliyatları başarıyla yapılabilir. Savaş ve çatışma alanlarındaki şarapnel, mayın ve çoklu organ yaralanmaları apayrı bir askeri tıp uzmanlığı (harp cerrahisi) gerektirir. Türkiye, NATO üyesi ülkeler arasında kendine ait askeri hastanesi bulunmayan tek ülkedir. Bu mesele bir siyaset konusu değil, doğrudan sınır ötesinde ve vatan nöbetinde olan Mehmetçik'in can güvenliği meselesidir."

İYİ Parti'nin 2,5 yıllık mücadelesi Cumhur İttifakı engeline takılıyor

Meclis'te yaşanan bu gelişme, askeri hastaneler konusunda ilk kriz değil. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, askeri hastanelerin orduya devredilmesi için 2,5 yıldır defalarca kanun teklifi verdiklerini ancak bu tekliflerin komisyonlarda tamamen bloke edildiğini hatırlattı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da Bahçeli'nin çıkışına atıfta bulunarak, "Yaptığınız hatayı yıllar sonra düzelterek alkış alamazsınız. Biz bu önergeleri verirken AK Parti ve MHP oylarıyla reddediliyordu" diyerek tepkisini dile getirdi.

Muhalefetten tepki: "Kurumlar kapatılmaz, ıslah edilir"

Genel Kurul'daki görüşmelerde muhalefet milletvekilleri, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından askeri hastanelerin topyekun kapatılmasının tarihi bir kurumsal hafıza kaybına yol açtığını vurguladı. Yapılan konuşmalarda, "Yanlış yapan personeller cezalandırılır, kurumlar ise ıslah edilerek yaşatılır. Muazzam bir askeri tıp birikimi bir gecede yok edildi" denilerek sistemin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesinin doğurduğu koordinasyon zafiyetlerine dikkat çekildi.

Önergenin Cumhur İttifakı'nın ortak tavrıyla reddedilmesinin ardından İYİ Parti, iktidara geldiklerinde GATA ruhunu ve askeri hastaneleri vakit kaybetmeden yeniden kuracaklarını ilan etti.

İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi

Bilim kurgu filmleri gerçek oluyor. "Fiziksel Yapay Zeka" (Physical AI) dönemiyle birlikte insansı robotlar, sadece fuarlarda şov yapan prototipler olmaktan çıkarak üretim hatlarında tam zamanlı mesaiye başladı

02.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi
İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi
Teknoloji dünyası, yapay zekanın sadece bilgisayar ekranlarında veya sohbet pencerelerinde kaldığı dönemi geride bırakıyor. Uzun süredir laboratuvarlarda test edilen ve yürümekte dahi zorlanan insansı robotlar (humanoidler), "Bedenlenmiş Yapay Zeka" (Embodied AI) teknolojisindeki devrimsel gelişmelerle birlikte artık gerçek dünyada, endüstriyel üretim hatlarında ve hatta evlerde kendilerine yer bulmaya başladı [indyturk.com].

Finans devlerinin raporlarına göre, küresel yapay zeka yatırımlarının yeni odağı olan fiziksel robotik pazarı, Goldman Sachs'ın güncel analizlerinde 2035 yılına kadar 38 milyar dolarlık devasa bir pazar hacmine ulaşacağını öngörüyor [trthaber.com]. Küresel pazardaki bu büyüme, özellikle gelişmiş çevre algısı, fabrikalara hızlı entegrasyon yeteneği ve ev tipi asistan modellerine yönelen yatırımlarla hız kazanıyor.

Fabrikalarda "kusursuz" robot vardiyası

Bu dönüşümün en somut ve çarpıcı örneği geçtiğimiz günlerde Çin'de yaşandı. Şanghay merkezli teknoloji girişimi Agibot tarafından geliştirilen insansı robotlar, Nanchang kentindeki bir fabrikada 6 gün boyunca kesintisiz olarak gerçek bir üretim hattına dahil edildi. Canlı yayınlanan bu tarihi denemede robotlar, kalite kontrol ve malzeme taşıma gibi 60 binden fazla endüstriyel görevi yüzde 99,99 gibi kusursuza yakın bir başarı oranıyla tamamlamayı başardı.

Sektör temsilcileri bu gelişmenin bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, artık temel sorunun "Bir robot ne yapabilir?" aşamasından, "Gerçek çalışma ortamlarında nasıl değer yaratabilir?" aşamasına geçtiğini belirtiyor. Robotların fabrikalardaki geleneksel makineler gibi sadece tek bir göreve programlanmadığı; gelişmiş Görme-Dil-Eylem (VLA) modelleri sayesinde çevrelerini algılayıp tıpkı bir insan işçi gibi dinamik kararlar alabildiği ifade ediliyor.

Evlerde "duygusal eşlik" dönemi başlıyor

İnsansı robotların tek hedefi ağır sanayi veya lojistik sektörü değil. Teknolojinin bir diğer ayağı doğrudan oturma odalarımıza hitap ediyor. Robotik üreticileri, ev içi kullanım için tasarladıkları yeni nesil modelleri birer birer piyasaya sürüyor. UBTECH Robotics firmasının tanıttığı U1 serisi gibi "duygusal yapay zeka" ile donatılmış robotlar, kullanıcısının ses tonunu ve yüz ifadelerini analiz ederek ruh haline uygun yanıtlar verebiliyor.

Öte yandan, 1X Technologies firmasının 20 bin dolar etiketle ön siparişe açtığı NEO modeli de ev işlerine yardımcı olmak üzere tasarlanan ve tüketiciyle doğrudan buluşmaya hazırlanan en güncel örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

İstihdam ve güvenlik tartışmaları kapıda

Teknolojideki bu baş döndürücü hız, küresel çapta yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) verilerine göre robotlar, özellikle gelişmiş ülkelerdeki iş gücü açığını kapatmak için harika birer müttefik olarak görülüyor. Örneğin Japonya, azalan nüfus ve iş gücü krizine karşı 2040 yılına kadar 10 milyon robotu iş gücüne dahil etmeyi planlıyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde siber güvenlik riskleri, kişisel verilerin gizliliği ve robotların geleneksel iş kollarındaki mavi yaka çalışanların yerini alması durumunda oluşabilecek kitlesel işsizlik korkusu yer alıyor. Şurası kesin ki, dijital dünyada doğan yapay zeka, artık tamamen etten ve kemikten oluşan dünyamızın sokaklarına, fabrikalarına ve evlerine kalıcı olarak adım atıyor.

BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'

BTP lideri Hüseyin Baş, Ankara'daki NATO zirvesi öncesi gecekonduların brandalarla kapatılmasını eleştirerek, iktidarın sefaleti gizlemeye çalıştığını savundu. Baş, yaşanan derin ekonomik krizden ve planlı fakirleşmeden kurtuluşun tek yolunun Milli Ekonomi Modeli olduğunu vurguladı

02.07.2026 17:47:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin açıklama yaptı.

Ankara'da NATO zirvesi için atılan adımları değerlendiren BTP lideri, "İtibar, brandanın önünü güzelleştirerek değil brandanın arkasını güçlendirerek elde edilir.  Güçlü devlet fakirliğe branda çekip misafirin göz zevkinin düşünen değil, branda çekilmeye gerek kalmayacak bir ülke oluşturmaktır" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın açıklaması şöyle:

"Bugün yabancı liderlerin geçeceği güzergahlardaki gecekondular panellerle, brandalarla kapatılıyor. Vatandaşımız, kendisi için atılmayan adımların bir gecede başkaları için atıldığını görünce haklı olarak isyan ediyor. Halkı sefalete mahkûm edenlerin, bu fakirlikten utanmak yerine bunu gizlemek için harcadığı çaba ibretliktir.

"Brandanın arkasına gizlemeye çalıştığınız acı ekonomik gerçeklerle eninde sonunda yüzleşeceksiniz"

Buradan iktidara sesleniyorum; Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız!.  İtibar, brandanın önünü güzelleştirerek değil brandanın arkasını güçlendirerek elde edilir.  Güçlü devlet fakirliğe branda çekip misafirin göz zevkini düşünen değil, branda çekilmeye gerek kalmayacak bir ülke oluşturmaktır. O brandanın arkasına gizlemeye çalıştığınız acı ekonomik gerçeklerle eninde sonunda yüzleşeceksiniz.

Bugün eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik krizin tam ortasındayız. Etrafımızda savaş halinde olan ülkelerde bile enflasyon bizden kat kat düşüktür. Başımıza fiziki bombalar düşmüyor olabilir ancak her gün çarşıda pazarda patlayan zam bombaları yüzünden, savaşan ülkelerden daha beter bir ekonomik tablonun içindeyiz. Dünyada enflasyonda ve faizde ilk 5'te olmamız bir kader değil, bilinçli bir tercihin sonucudur.

"Türk halkı bilinçli olarak fakirleştirilmiştir"

Türkiye planlı bir krizin içine sokulmuş, Türk halkı bilinçli olarak fakirleştirilmiştir. İnsanımız; "Kiramı nasıl ödeyeceğim, evime nasıl ekmek götüreceğim, çocuğumu nasıl okutacağım?" sorunlarına boğdurularak suni gündemlerle uyuşturulmak istenmektedir.

"Bu kör kapitalist zihniyetin Türk milletine verebileceği hiçbir şey kalmamıştır"

Bu ülkeyi yönetenlerin bu kara tabloyu düzeltmek gibi bir derdi de niyeti de yoktur. Milyonlarca emekli ve memur Cuma günü TÜİK'in açıklayacağı enflasyon rakamlarını beklemektedir. Ancak TÜİK yine iktidarın siparişine uygun olarak enflasyonu düşük gösterecek ve milyonların hakkına el uzatacaktır. Bugün 20 bin lira alan emeklimiz, o ucube "kök maaş" sistemi yüzünden yine hüsrana uğrayacaktır. İktidar ekranlarda "zam yaptık" propagandası yaparken, insanımız aynı sefalet ücretini almaya devam edecektir.

Bu kör kapitalist zihniyetin Türk milletine verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Fabrikalarımız, madenlerimiz, topraklarımız satıldı ama millete yine sadece fakirlik düştü. Kaynaklarımız yabancıya ve yandaşa akarken milletin sefalete mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.

"Onurlu bir yaşam için Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanması şarttır"

Aziz milletimize ilan ediyoruz: Milli Ekonomi Modeli olmadan bu ekonomik enkazın altından kalkılamaz. Onurlu bir yaşam ve tam bağımsız bir ekonomi için, yerli ve millî tek model olan Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanması şarttır. Türk halkı, layık olduğu onurlu ve başı dik yaşama ancak ve ancak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) iktidarıyla kavuşacaktır."

Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir

Zorlu çalışma şartları ve malpraktis davaları gibi nedenlerden dolayı çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk onkolojisi ve nefroloji gibi alanlarda doktor sayısı hızla azalıyor. Hatta uzmanlar 5 sene sonra çocuğunuza bakacak doktor bile olmayabilir diyerek uyardı

02.07.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir
Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir
Çocuk sağlığını ilgilendiren hayati branşlarda doktor sayısı hızla azalıyor. Ağır ve uzun çalışma şartlarına bir de davalar eklenince hekimler bu alanları seçmiyor. Bu yıl TUS'ta 118 doktor için kadro açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca 5 doktor tercih etti. Yenidoğan branşında 250 doktorluk kadronun ise yalnızca yüzde 9'u doldu. Çocuk hematolojinin yalnızca yüzde 15'i, çocuk acilin ise yüzde 16'sında doluluk görüldü. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ise tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekerek, "5 yıl sonra kritik hastalıkları tedavi ettirecek çocuk hekimi bulamayacağız" uyarısını yaptı.

Çocuk sağlığında alarm zilleri çalıyor
Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, özellikle çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk kanseri, nefroloji ve nöroloji gibi hayat kurtaran yan dallara ilginin hızla azaldığını belirterek "Bugün gerekli adımlar atılmazsa 5 yıl sonra bu alanlarda çok ciddi hekim açığı yaşayacağız" dedi.
Açıklanan 2026-Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nın (2026-YDUS) sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, yüksek riskli ve yoğun çalışma yükü olan çocuk yan dal uzmanlık kadrolarının çoğunun boş kaldığını belirterek "Bu yıl TUS'ta 118 doktor için kadro açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca 5 doktor tercih etti. Yenidoğan branşında 250 doktorluk kadro ise yalnızca yüzde 9'u doldu. Çocuk hematolojinin yalnızca yüzde 15'i, çocuk acilin ise yüzde 16'sında doluluk görüldü. Benim de torunlarım var. Allah göstermesin, başlarına bu hastalıklardan biri gelse 5 yıl sonra kritik hastalıkları tedavi ettirecek çocuk hekimi bulamayacağız" uyarısını yaptı.

Neden doktorlar seçmiyor?
Ağır çalışma şartları, malpraktis davaları, eğimi sürecinin uzunluğu gibi nedenleri yanı sıra kritik branşlarda çalışan hekimlerin ana branşlarında hasta bakamamasının da doktorların bu alanları seçmemesine neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kasapçopur "Çocukların hayatını kurtaran bu branşları cazip hâle getiremezsek, gelecekte çocuklarımız için en büyük sorun doktor bulmak olacak" ifadelerini kullandı.

Genç hekimler çocuk alanlarını istemiyor
YDUS yerleştirme sonuçlarında en çarpıcı tablo çocuk yoğun bakım ve yenidoğan branşlarında görülüyor. Haziran 2024 YDUS'ta çocuk yoğun bakımda açılan 26 kadronun 25'i dolarken, Mayıs 2026'da açılan 118 çocuk yoğun bakım kadrosunun sadece 5'i doldu, 113 kadro boş kaldı ve doluluk oranı yüzde 4'e geriledi.
Benzer tablo yenidoğan (neonatoloji) yan dalında da yaşandı. Haziran 2024'te 31 kadronun 29'u dolarken, Mayıs 2026'da ise 250 yenidoğan uzmanlık kadrosunun sadece 22'sine yerleşme oldu. 228 kadro boş kaldı ve doluluk oranı yüzde 9'a düştü.
Mayıs 2026 YDUS'ta çocuk hematoloji-onkoloji kadrolarının yalnızca yüzde 15'i, çocuk acil kadrolarının yüzde 16'sı, çocuk nefrolojisi kadrolarının ise yüzde 41'i dolabildi. Bir dönem tüm kadrolarını dolduran çocuk kardiyolojisi, gastroenterolojisi ve enfeksiyon hastalıklarında da doluluk oranları yüzde 55-67 seviyelerine kadar geriledi.

TBMM'de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında karar çıktı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan tutuksuz 5 sanık hakkında karar açıklandı. Hakim, sanıklar Durmuş Uğurlu'ya 6 yıl 16 ay 3 gün, İbrahim Beşlioğlu'na 1 yıl 15 ay, Recep Seven'e 6 yıl 3 ay, Halil İlker Güner'e 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezası. Ramazan Çetin'in ise üstüne atılı suçlamalardan beraatine hükmetti

02.07.2026 13:47:00 / Güncelleme: 02.07.2026 13:54:18
İHA
 
TBMM'de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında karar çıktı
TBMM'de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında karar çıktı
Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantası çalışanları tutuksuz sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven, Ramazan Çetin ile taraf avukatları ve müşteki aileleri katıldı. Hakim, bu celsede dosyayı karara bağlayacağını belirterek Cumhuriyet savcısına söz verdi. Savcı, sanıkların üzerlerine atılı suçlamalardan cezalandırılmasını talep etti. Ardından hakim sanıklara son sözlerini sordu.

Konuşan sanık Uğurlu, "Ben suç işlemedim, iftiraya maruz kaldım. Beraatimi talep ediyorum" dedi.

Sanık Beşlioğlu, "Ben cinsel bir amaçla mesaj atmadım. Attığım mesajlar bellidir. Mesaj attığım süre çok kısa bir aralıktaydı. Beraatimi talep ederim" iddialarında bulundu.

Sanık Güner, "Benim hiçbir temasım olmadı. Bazı mesajlar vardı. Kendisinin de bana olan mesajları vardır. Adaletinize güveniyorum" ifadesine yer verdi.

Sanık Çetin ile sanık Seven ise, suçlarının bulunmadığını belirterek beraatlerini talep ettiler.

Müşteki E.D. ise şu beyanda bulundu:

"Sanıklar iftira atıldığını söylüyorlar. Asla mahkeme koridorlarına çıkacak insanlar değiliz. Şikayetim devam ediyor. Benim çocuğum sessiz sakindir. Şikayetim devam ediyor."

Mahkeme, sanıklardan Durmuş Uğurlu hakkında, şikayetçi S.'ye yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan 1 yıl 16 ay 3 gün, aynı şikayetçiye yönelik 'sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı' suçundan ise 5 yıl olmak üzere toplam 6 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanık Recep Seven, şikayetçi S.'ye yönelik 'sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Halil İlker Güner hakkında, şikayetçi D.'ye yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan iyi hal indirimi uygulanarak 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezası verildi.

Sanık İbrahim Beşlioğlu, şikayetçi S.'ye yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan 1 yıl 15 ay hapis cezasına hükmedildi.

Sanık Ramazan Çetin'in ise şikayetçi A.'ya yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildi.

Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarında 2023 ve 2024'te kaydedilen 20,83 derecelik seviye aşıldı

01.07.2026 12:03:00
AA
 
Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı
Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarında 2023 ve 2024'te kaydedilen 20,83 derecelik seviye aşıldı.

Deniz yüzeyi sıcaklıkları 21 Haziran'da 20,86 derece ölçüldü.

Bu yılın kaydedilen yeni küresel deniz yüzeyi sıcaklığı rekoru, Dünya Meteoroloji Örgütünce (WMO) 2 Haziran 2026'da duyurulan Ekvatoral Pasifik'teki El Nino koşullarının başlamasının yanı sıra son aylarda çeşitli okyanus bölgelerinde gözlemlenen olağanüstü yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları nedeniyle bekleniyordu.

Bu rekorun, hava koşulları, küresel iklim ve deniz ekosistemleri üzerinde etkileri olması bekleniyor.

Son 3 yıl boyunca, kutup bölgeleri dışındaki küresel okyanuslar uzun vadeli ortalamadan 0,35 ile 0,73 derece arasında daha sıcak seyretti. Haziranda bu sapmalar, yılın bu dönemi için rekor düzeyde yüksek seviyelere ulaştı.

İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşması başladı

 

01.07.2026 11:58:00
Anadolu Ajansı
 
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 51 sanığın tahliyesiyle davada, 59 tutuklu sanık bulunuyor. 

Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında, 31 ülkeden 197 şahsın Türkiye'ye iadesinin gerçekleştirildiğini bildirdi

01.07.2026 10:59:00
AA
 
Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi
Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında, 31 ülkeden 197 şahsın Türkiye'ye iadesinin gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bakan Gürlek NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, suç işleyip adaletten kaçabileceğini sananların, dünyanın neresine saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissedemeyeceklerini belirtti.

Adalet Bakanlığı olarak, yurt dışına kaçan suçluların iade süreçlerinin çok daha sıkı, tavizsiz ve anbean takipçisi olacaklarını vurgulayan Gürlek, şu bilgileri verdi:

"Bu kararlılığımızın bir neticesi olarak, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında taleplerimiz doğrultusunda 31 farklı ülkeden 197 şahsın ülkemize iadesi gerçekleştirilmiştir ve bu kişiler adalete teslim edilmiştir. İade edilen şahısların 85'i Gürcistan'dan, 52'si Almanya'dan, 9'u Yunanistan'dan, 8'i Karadağ'dan, 6'sı Bulgaristan'dan, 3'ü Hollanda'dan ve 3'ü Kırgızistan'dan ülkemize getirilmiştir. Hırvatistan, Irak, İngiltere, İtalya, Kazakistan, Kuzey Makedonya ve Polonya'dan ikişer suçlu iade edilirken, Arjantin, Arnavutluk, Azerbaycan, Belarus, Belçika, Bosna Hersek, Ermenistan, Fransa, Kolombiya, Kosova, Macaristan, Moldova, Portekiz, Rusya, Sırbistan, Slovenya ve Ukrayna'dan birer suçlunun iadesi sağlanmıştır."

"Buradan net bir şekilde ifade etmek isterim ki Türkiye'den iade talebinde bulunan ülkelere yönelik değerlendirmelerimizde, onların haklı iade taleplerimize verdikleri yanıtları dikkate alacağız." ifadesini kullanan Gürlek, iadeler konusunda işbirliği sergilenip sergilenmediğine, hukuki yardımlaşma ve mütekabiliyet ilkesine riayet edilip edilmediğine titizlikle bakacaklarını belirtti.

"Suçlular için kaçacak yer yok"
Bakan Gürlek, "Aziz milletimiz müsterih olsun. Hangi suç örgütüne mensup olursa olsun, hangi ülkeye kaçarsa kaçsın, teröristlerin, organize suç örgütü mensuplarının, dolandırıcıların ve milletimizin huzuruna kasteden suç odaklarının peşini bırakmayacağız" açıklamasında bulundu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.