Yalova Deprem Anıtı: Hem bir yas hem de dayanışma sembolü
Yalova Deprem Anıtı, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri anmak için inşa edilmiş ve bugün hem bir yas hem de dayanışma sembolü olarak varlığını sürdüren önemli bir yapıdır. 17 Ağustos Parkı içinde yer alan anıt, mermerden yapılmış olup 2000 yılında açılmıştır
25.03.2026 13:13:00
Hasan Gündoğdu
Hasan Gündoğdu





Yalova Deprem Anıtı, 17 Ağustos 1999 sabahında meydana gelen ve 7.4 büyüklüğünde ölçülen Marmara Depremi'nin acı hatırasını canlı tutmak amacıyla tasarlanmıştır. Deprem, Yalova başta olmak üzere Kocaeli ve İstanbul'da büyük yıkıma yol açmış, yaklaşık 18.000 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Yalova'da binlerce kişi yaşamını yitirirken, kent büyük ölçüde harap olmuştur. Bu nedenle anıt, yalnızca Yalova halkı için değil, tüm Türkiye için bir hafıza mekânı niteliği taşır.

Anıt, mimar Ümit Öztürk tarafından tasarlanmış ve mermer malzeme kullanılarak yapılmıştır. 5 Haziran 2000'de inşasına başlanmış, tam bir yıl sonra, 17 Ağustos 2000'de yani depremin yıldönümünde açılmıştır.

Yalova'daki 17 Ağustos Parkı içinde konumlanan anıt, ziyaretçilerin depremde kaybettikleri yakınlarını anmaları ve toplumsal hafızayı canlı tutmaları için sürekli açık tutulmaktadır.

Anlamı ve günümüzdeki önemi
Deprem anıtı, yalnızca bir hatırlatma değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve ortak acının sembolüdür. Yalova halkı için bu mekân, kayıpların anıldığı, yasın paylaşıldığı ve aynı zamanda geleceğe dair umutların yeşerdiği bir alan olarak görülmektedir.

Anıtın bulunduğu park, deprem sonrası yıkılan binaların molozlarının Marmara Denizi kıyısına dökülmesiyle oluşturulan dolgu alanı üzerinde yer almaktadır. Bu yönüyle, anıtın zemini bile depremin izlerini taşımaktadır.

2026 yılı itibarıyla Yalova Deprem Anıtı 25. yılını doldurmuş ve bu vesileyle çeşitli anma etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır. Yalova Belediyesi'nin düzenlediği restorasyon çalışmaları sayesinde anıtın bakımı yapılmış, halkın yoğun ilgisiyle yeniden gündeme gelmiştir. Bu etkinlikler, deprem bilincini canlı tutmak ve yeni nesillere yaşanan felaketi unutturmamak açısından büyük önem taşımaktadır.

Yalova Deprem Anıtı, yalnızca bir mimari yapı değil; toplumsal hafızanın, dayanışmanın ve deprem gerçeğiyle yüzleşmenin sembolüdür. 17 Ağustos 1999'un acısını hatırlatırken, aynı zamanda gelecekte benzer felaketlere karşı hazırlıklı olmanın gerekliliğini vurgulamaktadır.

Yalova'da binlerce kişi yaşamını yitirirken, kent büyük ölçüde harap olmuştur. Bu nedenle anıt, yalnızca Yalova halkı için değil, tüm Türkiye için bir hafıza mekânı niteliği taşır.

Anıt, mimar Ümit Öztürk tarafından tasarlanmış ve mermer malzeme kullanılarak yapılmıştır. 5 Haziran 2000'de inşasına başlanmış, tam bir yıl sonra, 17 Ağustos 2000'de yani depremin yıldönümünde açılmıştır.

Yalova'daki 17 Ağustos Parkı içinde konumlanan anıt, ziyaretçilerin depremde kaybettikleri yakınlarını anmaları ve toplumsal hafızayı canlı tutmaları için sürekli açık tutulmaktadır.

Anlamı ve günümüzdeki önemi
Deprem anıtı, yalnızca bir hatırlatma değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve ortak acının sembolüdür. Yalova halkı için bu mekân, kayıpların anıldığı, yasın paylaşıldığı ve aynı zamanda geleceğe dair umutların yeşerdiği bir alan olarak görülmektedir.

Anıtın bulunduğu park, deprem sonrası yıkılan binaların molozlarının Marmara Denizi kıyısına dökülmesiyle oluşturulan dolgu alanı üzerinde yer almaktadır. Bu yönüyle, anıtın zemini bile depremin izlerini taşımaktadır.

2026 yılı itibarıyla Yalova Deprem Anıtı 25. yılını doldurmuş ve bu vesileyle çeşitli anma etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır. Yalova Belediyesi'nin düzenlediği restorasyon çalışmaları sayesinde anıtın bakımı yapılmış, halkın yoğun ilgisiyle yeniden gündeme gelmiştir. Bu etkinlikler, deprem bilincini canlı tutmak ve yeni nesillere yaşanan felaketi unutturmamak açısından büyük önem taşımaktadır.

Yalova Deprem Anıtı, yalnızca bir mimari yapı değil; toplumsal hafızanın, dayanışmanın ve deprem gerçeğiyle yüzleşmenin sembolüdür. 17 Ağustos 1999'un acısını hatırlatırken, aynı zamanda gelecekte benzer felaketlere karşı hazırlıklı olmanın gerekliliğini vurgulamaktadır.
























































