logo
13 HAZİRAN 2026

'Yargılama yapılmadan cezalar verilmiş'

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, "Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası" hakkında, "Buradaki VIP protokol, yargılama yapılmadan cezaların verildiğinin açık göstergesidir" dedi

28.01.2026 14:15:00
Haber Merkezi
'Yargılama yapılmadan cezalar verilmiş'
'Yargılama yapılmadan cezalar verilmiş'
CHP Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi. Emre, şunları kaydetti:
"Dün itibariyle partimize yönelik kumpas davalarından biri başladı ve devam ediyor. Kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş liderliğinde suç örgütü iddianamesi olarak bilinen dava Marmara Cezaevi Yerleşkesi içerisinde bulunan büyük salonda başladı. Yargılama başladı diyoruz ama başından bu ana kadar aslında büyük bir tiyatro oyununun oynandığını ve bunun figüranları olduğunu ifade edebiliriz. Çünkü suç örgütü lideri olarak konumlanan hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından 704 yıl hapis cezası istenen ilgili kişi adliyeye VIP salonlardan, VIP geçişlerden, hakim savcılarının geçtiği yerden koruma ordusuyla geliyor. Mahkeme salonuna orada yargılanan belediye başkanlarımızın annesi, babası, eşi, çocuklarından sadece bir kişi alınabilir diye kısıtlama geldiği ortamda salona o şekilde girebiliyor.
Ayrı bir kapıdan elini kolunu sallayarak tekrar çıkabiliyor. Ve bu kişi hakkında 704 yıl hapis cezası isteniyor. Bizim belediye başkanlarımızın birçoğuyla ilgili istenen hapis cezasının alt sınırı 4 yıl. Ve bunlar tutuklu. Yani hep ülkedeki ikili hukuk sisteminden, gariplikten bahsediyoruz. Ancak şu anda bugün itibariyle 2'inci duruşması yapılan o yargılama o tiyatroyla ilgili şunu söyleyebiliriz; Türk yargı tarihinde böyle bir örneğin eşi benzeri görülmüş değildir. Bir kişiyle ilgili bir suç örgütü kurduğunu söylüyorsanız ve onunla ilgili itham ediyorsanız Türk Ceza Kanunu açıktır. Lider olarak gösterdiğiniz kişi o dosya kapsamındaki tüm suçlardan ayrıca müteselsilen sorumludur. Dolayısıyla 'ben suç işledim' diyen kişinin serbest, 'vallahi ben suç işlemedim' diyenin tutuklu olduğu başka bir dönemi hiçbir zaman görmedik. Ortada bir yolsuzlukla mücadele yoktur, bir siyasi yargı operasyonu vardır. Ve kantarın topuzu kaçmıştır. Dava seçmecedir, keyfidir. Dosya geniştir ve buradaki hedefin de Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu ifade edelim."
"Kendisinin kazanması koşuluyla sandığa saygı duyuyor"
Aziz İhsan Aktaş'ın şirketlerine verilen ihalelerin büyük bölümünün iktidar tarafından verildiğini belirten Emre, savcılık tarafından 2014-2019 yıllarına işaret edildiğine dikkati çekerken, bu döneme yönelik soruşturma olmamasına tepki göstererek, şöyle konuştu:
"Hukukta şöyle bir ibare vardır; hayatın olağan akışına aykırılık. Yani bir kişi düşünün. Bu kişi sürekli kriminal işler yapıyor, ihaleye fesat karıştırıyor, suç işliyor, örgüt kuruyor, rüşvet veriyor. Ama söz konusu Adalet Kalkınma Partisi belediyeleri ve kamu kuruşları olduğunda oradaki işini dört dörtlük yapıyor. Yani buna kimsenin inanmasını bekleyemezsiniz. Biz hep diyoruz ki Türkiye'nin en temel sorunu ikili hukuk sistemi.
Şimdi çok çarpıcı bir örnek daha vermek istiyorum. Bizim belediye başkanlarımızdan birinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen suçlardan biri ne biliyor musunuz? Efendim bu kişi ihale alma karşılığında Renault Clio marka araç hediye etmiş. İddia bu. Ki bu iddia da seçim dönemiyle ilişkin. Peki aynı kişi Isparta Belediyesi'ne A8 Long marka araç hediye etmiş. Ve o Isparta Belediyesi'nden 10 tane ihale almış. Peki şimdi buradan soralım. Isparta Belediyesi'nin ilişkin bir soruşturma var mı? Yok. Açılan dava var mı? Yok. Belediye başkanı görevde mi? Görevde. Peki bizim belediye başkanımız görevde mi? Değil. Nerede? Cezaevinde. İddia ne? İddia da bu. Peki siz bu durumda nasıl bir adil yargılamadan bahsedersiniz? Dolayısıyla buradaki VIP uygulama, VIP protokol duruşmanın ilk günü gördüklerimiz oradaki uygulamaya baktığımızda aslında peşinen ceza verildiğinin aslında henüz yargılama yapılmadan cezaların verildiğinin çok açık göstergesidir. Burada bir delil standartı yoktur.
Bakın kanunumuz der ki; 'tek başına tanık ifadesiyle kimseye mahkumiyet veremezsiniz.' Görgüye dayalı tanıklık olması lazım. Biz geçmişte yürüyen kamunun bildiği o 17-25 dahil bütün o soruşturmalarda ne gördük? Kamera kaydı gördük. Fiziki takip tutanağı gördük. Görgüye dayalı tanıklık gördük. Telefon tapesi gördük. Dinlemeler gördük. Bu dosyalarda böyle tek bir örnek görebiliyor musunuz? Bir tane örnek var mıdır ki somut olarak para sayma makinelerinin paraların ortada gezdiği ve suçun subut hale geldiği bir örnek gösterebiliyor musunuz? Bütün bunlar yok. Şimdi yargı bağımsızlığı çok uzunca bir süredir Türkiye'de zedelenmiştir.
Tayyip Erdoğan sandığa kendisinin kazanması koşuluyla saygı duyuyor. Millet iradesine ancak kendisinin ve partisinin kazanması koşuluyla saygı duyuyor. Ortada millet iradesiyle yürüyen bir kavga, yürüyen bir mücadele vardır. Bunun evveli 2019'dur. 2019 yerel seçiminden sonra engellemeye, karalamaya, kara propagandaya yönelik bir kampanya yürüdü. 2024'te bunun işe yaramadığı görülünce bu sefer yargı eliyle yürüyen büyük bir kumpas var. Silivri'de büyük bir salon var ancak küçük şeffaflık var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz dedik ki: 'Bu böyle yürümez ya erken seçim yapalım, halkın hakemliğine gidelim.
El koyduğunuz yerlerdeki seçimleri yenileyelim. Yok ona da hayır diyorsanız buyurun yargılamaları açık canlı yayında yapalım 85 milyonun hakemliğine gidelim.' Buna ilk başta tamam dediler ancak 9 Mayıs tarihinde TBMM'de vermiş olduğumuz bu yöndeki kanun değişikliği önergesini Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri oylarıyla reddedildi.
Yani bu yönüyle baktığımızda MHP temsilcisinin de 'keşke mevzuat uygun olsa da bunlar canlı yayında verilse' söyleminin havada kaldığını siyaseten boş olduğunu çünkü bizzatı kendi oylarıyla bunu reddettiklerini söylüyoruz. Şimdi biz iktidara, kamuoyuna soruyoruz. Birincisi; iddia edilen yapı örgüt ise 2014-2019 dönemine ilişkin ihaleler neden soruşturma kapsamını alınmamıştır? İkincisi; ihaleleri yüzde 77'si AKP'li belediye kaynaklıysa neden bir yönetici hakkında bir soruşturma ve dava açılmamıştır?
Tutuklama tedbirinin istisnai ve ölçülülük prensipleriyle getirilen bir tedbir olduğu ortadayken niye söz konusu olan Cumhuriyeti Halk Partili belediye başkanları olurken bu istisnai uygulama esas uygulama haline getirilmektedir. Beşincisi de bu kadar yüksek iddialar karşısında duruşmaların şeffaflığı kamu denetimi ve basın erişimi konusunda neden bu kadar fazla kısıtlama getirilmiştir? Bizim talebimiz açıktır. Biz yargılamadan da korkmuyoruz, hiçbir çekincemiz de yok. Canlı da olsun diyoruz. Ama ve lakin seçilen belediye başkanlarını milli iradenin yerine gelmesi için öncelikle tutuksuz yargılanmasını ve yargılamaların da şeffaf bir şekilde yürümesini talep ediyoruz. Unutmayalım, zulüm ile abat olunmaz, hukuk da bir gün herkese lazım olur."
Cumhurbaşkanı'na hakaret davalarındaki artışa dikkati çeken Emre, bini aşkın çocuk hakkında bu nedenle dava açıldığını belirterek, "Parlamenter sistemde Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanının günlük siyasi polemiklerden uzak tutulması maksadıyla ayrı düzenleme getirilmiştir. Şimdi bizde şu an parlamenter sistem kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanı bazen Cumhur'un başıdır, bazen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin başıdır. Bir siyasi partinin genel başkanıdır.
Burada ayrı bir uygulama olmaz. Kaldı ki kendisiyle ilgili en ufak eleştiriye Cumhuriyet Savcılıkları tarafından soruşturma açılmaktadır. Sayıları sayı itibariyle baktığımızda bu sayı 200 bini geçmiştir ve mahkumiyet sayısı da yaklaşık 20 binleri bulmaktadır. Ve bunların içerisinde de son günlerde sürekli çocuk istismarı yapan bunların üzerinden bir siyasi istismar yapan iktidar içerisinden ibretliktir. Bini aşkın çocuk vardır. Dolayısıyla böyle bir tabloda öncelikle bu kanunun değişmesi gerekir" dedi.
"İçişleri Bakanı müfettişinin raporu var"
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bir kreşte bir çocuğa şiddet uygulandığı iddiasına ilişkin konuşan Emre, "Medya kuruluşlarıyla birlikte topyekun yalan saldırı ve iftira kampanyası başlamıştır" ifadelerini kullandı. İBB'nin CHP'ye geçmeden önce kreş sayısının 0 olduğununu 2019 seçimlerinden bu yana toplam 127 kreş açıldığını belirten Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün araştırmalar gösteriyor ki bizim bu hizmetimiz gerçekten ciddi karşılık bulmaktadır. Buna karşı AK Parti Sözcüsü çıktı kameraların önünde dedi ki, 'ortada iki ayrı devleti andıran uygulama var. Sorun bundan kaynaklanmaktadır.' İşte sanki bu ülkedeki belediyeler başka devletin yapısıymış, uzantısıymış gibi konuşan bir yaklaşım. Halbuki Anayasamız açıktır. Der ki idare merkezi yönetim ve yerel yönetimiyle birlikte bir bütündür, ayrı tutulamaz.
Şimdi burada devlet içinde devlet kavramı, tabii zihinleri buraya gidiyor. Çünkü bu dönem içerisinde Cumhuriyet tarihinde bir paralel devlet yapılanması devlet içerisinde yuvalanarak bir tarikatın darbeye girişecek güce eriştiği bir dönemi gördük. Onun için paralel yapıyla birlikte Türkiye'de bu ülkenin seçkin insanlarına, askerine, bu ülkenin rektörüne, bu ülkenin aydınlarına kumpas kurdukları için geçmişte akıllar oraya gidiyor. Paralel devlet yapılanması. Çünkü nasıl olduğunu iyi biliyorlar. Bilinç altında bu ibare var.
Bir defa yasa dışı dediğiniz merkezle ilgili 22 Nisan 2025 tarihli İçişleri Bakanı müfettişinin raporu var. Diyor ki, 'İBB tarafından açılan Yuvamızı İstanbul Merkezleri Belediyelerin sosyal hizmet sunma yetkisi kapsamındadır ve hukuka uygundur.' Daha 9 ay evvel İçişleri Bakanlığı'nın vermiş olduğu yazıya dahi o bilgiden dahi uzak bir yönetim anlayışının olduğunu görüyoruz. İkinci iftira görüntüleri sakladılar, denetimden kaçırdılar. Gerçek ise bakın biz bu kamera görüntülerini 4 farklı resmi yazıyla emniyet bilimlerine teslim etmişiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri olarak.
Oradaki arkadaşlarımız bunu ifade ediyor. Üçüncüsü de 15 gün saklanması gereken kayıtları 3 ay saklamışız. Dolayısıyla ilk tutanağı tutan da bizim arkadaşlarımızdır 2 Aralık tarihi itibariyle. Ben Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Sayın Nuri Aslan'ın dün söylediği sözü tekrarlıyorum. Madem bu kadar samimiler, madem Aile Bakanı da bu konuda açıklama yapıyor, buyursun. Alsın İBB Başkan Vekilini de yanına, buyursun bu merkezleri bir gezsinler. Örnek alsınlar, nasıl Türkiye genelinde çocuklara bakılır? Nasıl annelere destek olunur? Nasıl annelerin çalışması için teşvik edildi? Bunu bir görsünler."

Ege Üniversitesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda 27 tutuklama

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Ege Üniversitesi'nde kamuyu 3,1 milyar lira zarara uğrattığı tespit edilen şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 47 şüpheliden 27'si tutuklandı

13.06.2026 00:11:00
İhlas Haber Ajansı
Ege Üniversitesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda 27 tutuklama
Ege Üniversitesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda 27 tutuklama
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Ege Üniversitesi'nde kamuyu 3,1 milyar lira zarara uğrattığı tespit edilen şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 47 şüpheliden 27'si tutuklandı.

Tutuklananlar arasında üniversitenin eski başhekimi ve eski genel sekreteri ile çok sayıda şirket yöneticisi bulunuyor.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Ege Üniversitesi'ndeki ihale ve doğrudan temin alımlarındaki usulsüzlük iddiaları üzerine 9 Haziran günü geniş çaplı bir operasyon için düğmeye bastı. Soruşturma dosyasında yer alan iddialara ve Sayıştay raporlarına göre, 2019 yılı sonrasında kurum yöneticilerinin üniversite içerisinde organize bir yapı oluşturdukları tespit edildi.

Soruşturma detaylarında; Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde sadece verilen talimatları şartsız yerine getirecek personelin görevlendirildiği, üniversiteyle iş yapan ve idareye yakın olan şirket yöneticilerinin ise adeta kurum yöneticisi gibi hareket ederek yetki kullandığı ortaya çıkarıldı. Kurum yöneticileri tarafından verilen usulsüz talimatları reddeden kamu görevlilerinin sistematik olarak birimden uzaklaştırıldığı belirlenirken, gerçekleştirilen ihale ve doğrudan temin alımlarında gerçek bir piyasa araştırması ve yaklaşık maliyet tespiti yapılmadan işlerin sürekli aynı firmalara verildiği anlaşıldı. Organize şekilde yürütülen bu usulsüz işlemler sonucunda toplamda 3 milyar 100 milyon lira kamu zararı tespit edildi.

Eski başhekim dahil 27 tutuklama



Operasyon kapsamında eş zamanlı baskınlarla gözaltına alınan 47 şüpheliden, emniyet ve savcılık ifadelerinin ardından 7'si serbest bırakılırken, mahkemeye sevk edilen şüphelilerden 13'ü adli kontrol şartıyla salıverildi. Hakim karşısına çıkan, aralarında üniversitenin eski üst düzey yöneticileri ve firma sahiplerinin bulunduğu 27 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklanan şüpheliler arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Hastane eski Başhekimi D.B., Üniversite Hastanesi eski Başmüdürü Ö.Ö., eski Genel Sekreter M.A., Satın Alma Müdürlüğü eski Mali Hizmetler Müdürü H.Z. ile İzmir Defterdarlığı Personel Müdürlüğünde görevli Defterdarlık Uzmanı S.Ö. yer aldı. Ayrıca hastane bünyesinde görevli memur, tekniker ve işçilerden oluşan T.B., O.Ö., R.D. ve M.E.U. ile milyarlarca liralık ihaleleri alan çeşitli tıbbi cihaz, inşaat, bilişim ve temizlik şirketlerinin sahipleri/yöneticileri konumundaki Ş.Ç., A.G., A.K., B.E., E.K., M.C., M.K., M.C., G.Ş., E.Ç.S., N.G., Ö.F.B., S.Ö., T.K., Y.B.A., Y.Y., Y.Ç.U. ve M.A. tutuklanan diğer isimler oldu.

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 13 şüphelinin ise üniversite personelleri ve firma yetkililerinden oluşan B.K., R.H., F.A., M.Ç., F.A., M.T., D.Ö., S.S., M.S.A., M.K.G., H.T., R.K.Ç. ve S.D. olduğu öğrenildi. Soruşturma kapsamında emniyet ve savcılık aşamasında ise R.C., R.U., K.T., E.Y., A.C., A.Ö. ve E.Ş. serbest bırakıldı.

Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı

Fethiye merkezli 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, suç örgütleri adına keşif ve eylem yaptığı ve azmettirme faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 22 şüpheli gözaltına alındı

12.06.2026 19:01:00
İHA
Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı
Fethiye'de Daltonlar ve Casperlar soruşturmasında yeni operasyon: 22 gözaltı
Muğla'nın Fethiye ilçesinde, suç örgütlerinin adını kullanarak suç işleyen şüphelilere yönelik başlatılan soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Geçtiğimiz 20 Ocak'ta Muğla merkezli gerçekleştirilen ilk operasyonda "Daltonlar" ve "Casperlar" adlı yapılanmalara yönelik çalışmalarda 15 şüpheli yakalanmış, bunlardan 8'i tutuklanmıştı.






Alınan ifadeler ve ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu, suç örgütü adına keşif ve eylem gerçekleştirdiği ve azmettirme faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere yönelik 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 22 şüpheli gözaltına alındı.








Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrollerinden geçirilerek adliyeye sevk edildi.

‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma

İBB davası tutuklularından eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemedeki "çıplak arama ve kötü muamele" beyanlarının ardından İçişleri Bakanlığı harekete geçti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla iddiaların tüm yönleriyle araştırılması için Mülkiye ve Polis Müfettişleri görevlendirildi

12.06.2026 15:40:00
Haber Merkezi
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
Kamuoyunun yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası kapsamında 15 aydır tutuklu yargılanan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, Silivri'de görülen duruşmadaki savunmasında sarsıcı iddialarda bulundu. Türker, gözaltına alındığı süreçte İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinde "çıplak arama" adı altında insan onuruna aykırı uygulamalara maruz kaldığını ve bir savcı tarafından çocuklarının velayetiyle tehdit edildiğini öne sürdü. Çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından İçişleri Bakanlığı, iddialarla ilgili idari soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Bakan Çiftçi'den şeffaf soruşturma talimatı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, isim verilmeden bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın gözaltı sürecindeki usulsüzlük iddialarına değinildi. Açıklamada, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin doğrudan talimatıyla konunun hukuki, teknik ve idari açıdan tam bir şeffaflıkla incelenmesi amacıyla Mülkiye Müfettişi ve Polis Müfettişi görevlendirildiği belirtildi.

Duruşma salonundaki savunma gündem yarattı

İBB davasının 47. gününde hakim karşısına çıkan Fatoş Pınar Türker, Vatan Emniyet Müdürlüğü'ndeki kamerasız bir arşiv odasında bir kadın polis memuru tarafından kıyafetlerini ve iç çamaşırını çıkarmaya zorlandığını detaylarıyla anlattı. Türker, savunmasında, "Bana 'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi. Bunu insanların onurunu kırmak için yapıyorlar. Yapan utansın, ben utanmıyorum" ifadelerini kullandı. Ayrıca, soruşturma savcısının kendisini "Bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin, onları Sosyal Hizmetler alır" diyerek itirafçılığa zorladığını da iddia etti.

Emniyet ve Başsavcılık iddiaları yalanlamıştı

Türker'in mahkemedeki yankı uyandıran bu ifadelerinin ardından ilk olarak İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yayınlayarak iddiaları "asılsız" olarak nitelendirmiş, tüm işlemlerin insan hakları ilkelerine uygun yapıldığını savunmuştu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da Türker'in Marmara Cezaevi'ne girişte çıplak aranmadığını beyan ederek iddiaları reddetmişti. Ancak Türker'in avukatları, kötü muamele şikayetinin cezaevi girişine değil, emniyetteki ilk gözaltı anına ait olduğunu belirterek şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısını yinelemişti.

Siyaset ve hukuk dünyasında geniş yankı bulan olayla ilgili görevlendirilen müfettişlerin, emniyetteki kamera kayıtlarını inceleyerek ve ilgili personelin ifadelerine başvurarak hazırlayacağı rapor doğrultusunda adli sürecin seyrinin netleşmesi bekleniyor.

Fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular seferber oldu

Sakarya'da belediye otobüsünde seyir halindeyken fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular adeta seferber oldu. Güzergahını değiştirerek otobüsü hastaneye süren şoför ile yolcuların örnek dayanışması araç kamerasına yansıdı

12.06.2026 15:30:00
İhlas Haber Ajansı
Fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular seferber oldu
Fenalaşan yolcu için şoför ve yolcular seferber oldu
Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne ait 9-B Maltepe Hattı'nda sefer yapan belediye otobüsünde meydana gelen olayda, seyir halindeki otobüste bulunan bir yolcu aniden fenalaştı. Durumu fark eden yolcular, vakit kaybetmeden otobüs şoförüne haber verdi. İhbar üzerine harekete geçen şoför, güzergahını değiştirerek otobüsü Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yönlendirdi.

Hastaneye ulaşıncaya kadar yolcular fenalaşan vatandaşın yere düşmesini engellemek için destek olurken, sakinleştirmeye çalışarak ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Kısa sürede hastanenin acil servis girişine ulaşan otobüste bulunan yolcular, sağlık ekiplerinin getirdiği sedyeye kadar fenalaşan vatandaşa eşlik etti. Yaşanan toplumsal duyarlılık anları saniye saniye araç içi kamerasına yansıdı.

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Kahramanmaraş'ta yürütülen ana soruşturma dosyası, "yetkisizlik" kararı verilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Bu kritik kararla birlikte, yıllardır aydınlatılamayan karanlık noktalar başkentte yeniden mercek altına alınacak

12.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme
Türk siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olan Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında bugün çok önemli bir hukuki kırılma noktası yaşandı. 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde meydana gelen ve BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan helikopter kazasına dair yürütülen ana soruşturmada yetkisizlik kararı çıktı.

Dosyadaki tüm deliller başkente taşınıyor

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uzun yıllardır sürdürülen geniş kapsamlı ana soruşturma dosyası, alınan yetkisizlik kararının ardından resmi olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devredildi. Kararla birlikte; olay gününe ait tüm radar kayıtları, teknik raporlar, tanık ifadeleri, dijital materyaller ve bugüne kadar toplanan tüm deliller Ankara'ya ulaştırılacak.

Soruşturma sil baştan incelenecek

Kamuoyunda suikast şüphelerinin ve ihmal iddialarının hiçbir zaman dinmediği olayla ilgili soruşturmanın yeni aşamasının başkentte yürütülecek olması, davanın seyri açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, özellikle geçmiş dönemde dosyaya yön veren şüpheli yapıların ve FETÖ müdahalesi iddialarının üzerine giderek soruşturmayı sil baştan, derinlemesine ele alması bekleniyor.

Yazıcıoğlu ailesi ve kamuoyu adalet bekliyor

Aradan geçen 17 yıla rağmen maddi gerçeğin gizlendiğini ve delillerin karartıldığını savunan Yazıcıoğlu ailesi ile BBP camiası, bu gelişmenin ardından hukuki sürecin hızlanmasını umut ediyor. Ankara'daki özel birimlerin koordinasyonunda yürütülecek yeni soruşturma sürecinde, helikopterin düşüş nedeninden arama-kurtarma faaliyetlerindeki gecikmelere kadar karanlıkta kalan tüm soru işaretleri tek tek masaya yatırılacak.

YKS'ye sayılı günler kala sınav kaygısını yönetmenin 7 yolu

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) günler kala milyonlarca adayda heyecan ve kaygı düzeyleri artıyor. İstanbul Arel Üniversitesi ARELPDR Müdürü Psikolog Yeliz Arda, sınav kaygısının doğru yönetildiğinde motivasyonu artırabileceğini; ancak aşırı düzeyde yaşandığında dikkat ve odaklanmayı olumsuz etkileyebileceğini belirtti

12.06.2026 14:30:00 / Güncelleme: 12.06.2026 14:33:13
İhlas Haber Ajansı
YKS'ye sayılı günler kala sınav kaygısını yönetmenin 7 yolu
YKS'ye sayılı günler kala sınav kaygısını yönetmenin 7 yolu
Üniversite hayaline ulaşmak isteyen öğrenciler için YKS'nin uzun ve yoğun bir emeğin son aşaması olduğunu hatırlatan Arda, adayların son günleri verimli ve sakin geçirebilmeleri için rehber niteliğinde yedi tavsiyede bulundu.

1-Yeni konulara değil, pekiştirmeye odaklanın

Sınava kısa süre kala eksik kalan tüm konuları yetiştirmeye çalışmak gereksiz bir baskı oluşturur. Bu dönemde yeni konular öğrenmek yerine mevcut bilgileri pekiştirmek çok daha faydalıdır.

Deneme sınavları çözün.

Yanlış yapılan soruları analiz edin.

Daha önce çalışılmış konuları tekrar ederek özgüveninizi artırın.

Günlük hedeflerinizi küçük ve ulaşılabilir tutarak başarı hissini destekleyin.

2-Düzenli uyku başarının anahtarı

Kaliteli uyku, öğrenilen bilgilerin hafızada kalıcı hale gelmesi için kritiktir ve günde ortalama 7-8 saat uyku gerekir. Biyolojik saatinizi sınav gününe göre düzenlemelisiniz. Son gece aniden erken yatmaya çalışmak yerine, son haftayı genel bir uyku rutini oluşturarak geçirmek çok daha sağlıklıdır.

3-Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın

Sosyal medya, sınav döneminde kaygıyı en çok körükleyen unsurlardan biridir. Herkesin öğrenme biçimi ve ilerleme hızı farklıdır. Başkalarının deneme sonuçları ya da çalışma programlarıyla sürekli karşılaştırma yapmak motivasyonunuzu düşürür. Bu süreçte olumsuz duygular oluşturan sosyal medya içeriklerinden ve kıyaslama ortamlarından uzak durmalısınız.

4-Nefes egzersizleri ve kısa molalar verin

Kaygının ilk belirtileri nefes alışverişinde hızlanma ve kas gerginliğidir. Gün içerisinde nefes ve gevşeme egzersizlerine zaman ayırmak bu durumu dengeler. Diyafram nefesi gibi basit teknikler vücudun sakinleşmesini sağlar. Ayrıca kısa yürüyüşler ve hafif esneme hareketleri, stres hormonlarını azaltarak zihinsel rahatlama sunar.

5-Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin

Fiziksel sağlık, zihinsel performansı doğrudan etkiler. Özellikle son günlerde aşırı kafein tüketiminden (kahve ve enerji içecekleri) kaçınılmalıdır, çünkü bu içecekler çarpıntıyı artırarak kaygıyı tetikler. Bunun yerine dengeli ve düzenli öğünlerle beslenmek, kan şekerini dengede tutarak dikkat ve odaklanmayı destekler.

6-Olumsuz düşünceleri gerçekçi şekilde değerlendirin

Sınav yaklaştıkça "Bu sınav her şeyi belirleyecek" veya "Kesin başarısız olacağım" gibi yapıcı olmayan düşünceler gelişebilir. Bu gerçek dışı düşünceleri sorgulayın. Bugüne kadar gösterdiğiniz çabayı ve emeklerinizi kendinize hatırlatarak daha gerçekçi ve yapıcı yaklaşımlar geliştirmeniz kaygınızı azaltacaktır.

7-Sınav günü hazırlıklarını önceden tamamlayın

Belirsizlik kaygıyı besler. Sınav günüyle ilgili tüm hazırlıkların önceden yapılması öğrencinin kendisini güvende hissetmesini sağlar.

-Kimlik ve sınav giriş belgesini hazır bulundurun.

-Ulaşım planını netleştirin (Tüm bu detayları sınavdan bir gün önce tamamlayın).

-Sınav sabahını zihninizde canlandırarak süreci önceden planlayın.

"Bu sınav hayatınızın tamamını belirlemiyor"

Psikolog Yeliz Arda, son olarak öğrencilere şu mesajı verdi:

"Öğrencilerimizin yıllardır verdikleri emeğe güvenmelerini istiyorum. YKS önemli bir sınav olsa da kişinin değerini, yeteneklerini veya gelecekteki başarısını tek başına belirlemez. Son günlerde yalnızca ders çalışmaya değil, zihinsel ve duygusal olarak dinlenmeye de zaman ayırmanız büyük önem taşıyor. Kendinize güvenin, bugüne kadar gösterdiğiniz çabayı hatırlayın ve sınava sakin bir şekilde girin."

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi

12.06.2026 12:30:00
AA
 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi
 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi.

Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Sosyal Güvenlik Kurumumuz aracılığıyla 32 ilacı daha geri ödeme listesine aldık. 21'i yerli üretim olan ilaçlar ile sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür diliyorum."

CHP'de Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır'ın grup başkanvekillikleri düştü

CHP'de Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır'ın grup başkanvekillikleri düştü

12.06.2026 11:01:00 / Güncelleme: 12.06.2026 11:33:02
Haber Merkezi
CHP'de Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır'ın grup başkanvekillikleri düştü
CHP'de Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır'ın grup başkanvekillikleri düştü
Cumhuriyet Halk Partisi'nde hareketli günler yaşanmaya devam ediyor.

Partinin grup başkanvekilliğini yürüten Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır'ın grup başkanvekillikleri kaldırıldı.

TBMM'nin resmi sitesinde de görev tanımları düşürüldü. Böylece, CHP'nin Meclis Grup Başkanvekili olarak Murat Emir kalmış oldu.

Günaydın konuyla ilgili yaptığı ilk açıklamada, "Olmayan MYK'nın verdiği hukuksuz bir karardır. TBMM'nin buna uymasını üzüntüyle karşılamak lazım, biz gerekli duruşumuzu bozmadan devam ederiz" diye konuştu.

Uyuşturucu soruşturmasında 10 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden 10'u tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Bir şüpheli hakkında ev hapsi, diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol uygulanması istendi

12.06.2026 06:00:00
İHA
Uyuşturucu soruşturmasında 10 şüpheliye tutuklama talebi
Uyuşturucu soruşturmasında 10 şüpheliye tutuklama talebi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve aralarında ünlü isimlerin de bulunduğu 23 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlanmıştı.

Sağlık kontrolünün ardından şüpheliler adliyeye sevk edilmişti. Savcılık ifadeleri tamamlanan şüphelilerden Tolga Çam, Ferhan Kaya, Murat Saygı, Enis Ahmet Onat, Emre Tari, Hasan Vatan, Reyhan Küçükyeğen, Mehmet Yıldız, Tessy Ramos Correira ve Rafet Eren Yorulmazer tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Şüphelilerden Ali Efe Bezci hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talep edilirken, Ayşe Hatun Önal, Ahmet Karoğlu, Kerimcan Durmaz, Kenan Doğulu, Beren Saat, Mehmet Cem Karcı, Berdan Mardini, Ozan Doğulu, Yaşar İpek, Enis Arıkan ve Selin Ciğerci'nin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanması istendi.

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu

11.06.2026 14:43:00
AA
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu.

TCMB'den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Kurul'un, politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasına karar verdiği bildirildi.

Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranının da yüzde 35,5'te sabit tutulduğu bildirilen duyuruda, şu ifadelere yer verildi:

"Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında oynaklık ve yüksek seyir sürmektedir. İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir."

Duyuruda, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği belirtildi.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği vurgulanan duyuruda, Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği kaydedildi.

Duyuruda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir."

Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği ve kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacağı belirtilen duyuruda, Para Politikası Kurulu Toplantı Özetinin beş iş günü içinde yayımlanacağı bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.