logo
22 ŞUBAT 2026


Yazı Dizisi: Ali Rıza Bayzan Amerika İslam Dünyasından ne istiyor' (8) "Amerikan Misyoner Örgütleri'nin Türkiye'deki Faaliyetleri".

21.10.2002 00:00:00
Yazı Dizisi: Ali Rıza Bayzan hazırlayan: ali rıza bayzan / www.bayzan.net/ arbayzan@hotmail.com

Amerika İslam Dünyasından ne istiyor? (8) "Amerikan Misyoner Örgütleri'nin Türkiye'deki Faaliyetleri"

1928 yılında Bursa Amerikan Kız Koleji'nde Müslüman kızların Hıristiyanlaştırılma-sının ortaya çıkarılmasından sonra bu okul da Atatürk'ün emriyle kapatılmış; ve misyonerlerin propaganda koşulları çok güçleştirilmiştir.

Misyoner kaynaklarında Türkiye'deki 1923-1961 yılları arasındaki dönem, kendi faaliyetleri açısından karanlık dönem olarak adlandırılır. 1961'den sonraki yıllarda misyonerlik faaliyetleri yeniden canlanmış, bilhassa 1980'li yıllarda çok sayıda Protestan misyoner Türkiye'ye gelerek, Hıristiyanlık propagandası yapmaya başlamışlardır.

Osmanlı Türkiyesi'nde daha çok Ermeni, Bulgar ve Rumları protestanlaştırmak ve Osmanlı'ya karşı kullanmak için uğraşan Amerikan Misyoner Örgütler Cumhuriyet Türkiyesi'nde de özellikle Süryaniler, Kürtler, Aleviler, Lazlar ve Yezidiler üzerinde çalışmaktadırlar.

Misyoner Örgütlerin azınlık sevdası

Amerika'nın İslam dünyasına yönelik politikasında Misyoner Örgütlerin faaliyetlerinin de önemli bir yeri vardır. Amerikan kökenli Misyoner Örgütler, yalnızca Hıristiyanlık propagandası yapmakla yetinmemekte, kendi ülkelerinin dış politikaları uyumlu bir biçimde özellikle etnik farklılıkları derinleştirmek ve yapay azınlıklar yaratmak için uğraşmaktadır. Sözü dolaylandırmaya gerek yok; Osmanlı Türkiyesi'nde daha çok Ermeni, Bulgar ve Rumları protestanlaştırmak ve Osmanlı'ya karşı kullanmak için uğraşan Amerikan Misyoner Örgütler Cumhuriyet Türkiyesi'nde de özellikle Süryaniler, Kürtler, Aleviler, Lazlar ve Yezidiler üzerinde çalışmaktadırlar.

Amerikalı misyonerler "American Board of Commissioners for Foreign Missions" adlı örgüte bağlı iki misyonerin 1820'de İzmir'e ayak basmalarıyla birlikte Anadolu topraklarında görülmeye başlanmıştır.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'deki Protestan propagandanın başını sonradan isim değişikliğine uğramış olsa da ABCFM'dir. Amerikan misyoner örgütler XIX. yüzyılın başlarında dünyayı kendi aralarında paylaşmıştır.

Başta Anadolu olmak üzere Ortadoğu, "American Board of Commissioners for Foreign Mission"ın (kısa adıyla ABCFM) payına düşmüştür.(1)

Kalvinci geleneği dayanan ABCFM, "American Congregational Kilise" tarafından 1810 yılında Boston'da kurulmuştur.

İstanbul'daki ilk Protestan Kilisesi, 1846'da açılmıştır. 1850'de ise İngilizlerin baskısı sonucu Padişah'ın fermanı ile Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Protestanlar bağımsız millet statüsünü almışlardır. Şimdiki Protestan Ermeni kiliseleri bu dönemlerin ürünüdür.(2)

Okulların yanı sıra hastaneler ve basın-yayın misyoner faaliyetin diğer iki önemli alanıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nda Protestan misyonerlerin gayr-i müslim azınlıkların etnik ayrılıkçılık hareketlerinde önemli etkileri olmuştur. Gittikleri yerlerde bulunan azınlıkların dillerini öğrenmişler, o dillerin gramerini tespit edip, o dillerde yayın yapmışlardır. İncil'i onların dillerine çevirmişler, hem onların dillerinde hem de İngilizce veren okullar açmışlar, okullarında o toplulukların ayrılıkçı liderlerini yetiştirmişlerdir. Bunlardan Ermeniler ve Bulgarlar(3) en önde gelenleri oluşturuyorlardı.

Çeşitli tarihlerde bölgeye gönderilen misyonerlerin görevlerini tanımlanırken, "Rumlara", "Ermenilere", "Musevilere", "Bulgarlara" gönderilen Misyoner deyiminin kullandığı görülmektedir."(4)

Anadolu'daki protestanlık propagandasına, 1870'ten itibaren "Board of Foreign Missions of the Presbyterian Church'de (BFMPC)" de katılmıştır.(5)

1913 yılından sonra iki yeni misyoner örgüt daha devreye girmiştir. Bu örgütler, çalışmalarına Tepebaşı'nda başlayan ve basın-yayın, spor ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren Hıristiyan Genç Erkekler Cemiyeti (Young Men's Christian Association-YMCA) ve aynı bünyede çalışan Hıristiyan Genç Kadınlar Cemiyeti (Young Women's Christian Association-YWCA)'dir.(6)

Bu misyon grupları yayınladıkları dergilerle, dil kurslarıyla ve spor aktiviteleriyle, özellikle gençler üzerinde çalışma yapmışlardır.

Hıristiyan Genç Erkekler Cemiyeti'nin Türkiye'deki faaliyetleri

YMCA, Robert Koleji'nin himayesinde Türkiye'ye girmiştir. Genel sekreteri Wishard'ın 1891-2 öğretim yılında okulu ziyaretiyle birlikte YMCA'nın Robert Koleji kolu kurulmuş ve faaliyete geçmiştir. Cemiyetin başkanının kolejin öğretmenlerinden birisi oluyordu. Cemiyetin kolej örgütlenmesi ırk esasına dayanıyordu. Ermeni, Rum, Bulgar ve İngilizlerden oluşan dört grup oluşturulmuştu. Her grup kendi içinde ayda üç kez toplanmakta, ayda bir kez de bütün gruplar bir araya gelmekte idi. Kolejdeki protestanlık propagandası 1891'den itibaren YMCA aracılığı ile yürütülmüştür.(7)

YMCA ile ilgili olarak şunu da kaydedelim: "YMCA'nın İstanbul, Beyoğlu ve Çarşıkapı'da bulunan şubelerinde yüzücülük, voleybol, basketbol, atletizm, futbol, tenis gibi spor dallarında faaliyet gösteriliyordu. YMCA 1939 yılında bu faaliyetlerine ara verdi ve bir süre sonra "Amerikan Lisan ve Ticaret Dershanesi" adı altında çalışmalarına yeniden başladı. Bu kurum bugün ise, "Amerikan Lisan ve Sanat Kursu" adıyla çalışmalarına devam etmektedir.(8) Söz konusu kursun internette bir de web sitesi yer almaktadır. "Amerikan Lisan ve Sanat Kursu"nun YMCA ile şimdiki ilişkisi hakkında Okul Kurucusu ve Genel Müdür olan Oya Aşlak'a e-mail gönderdiysek de herhangi bir cevap alamadık. İnternette "Amerikan Lisan ve Sanat Kursu" hakkında yaptığımız bir taramada kursun medyada epeyce yer bulduğunu da gördük.(9)

Misyonerlikkarşısında Atatürk

I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye'de misyonerlik faaliyetlerinin bir durgunluk içerisine girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında misyoner okullarının büyük bir kısmı kapanmış, misyonerler uygun bir "çalışma zemini" bulamadıkları için ülkelerine geri dönmüşlerdir.

Bu durum Protestanlar için de önemli ölçüde geçerli olmuştur. Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk'ün kesin tavrı sayesinde Türkiye'de, Protestan propagandanın hızı neredeyse tümüyle kesilmiştir. Ancak bu dönemde yine de tekil propaganda faaliyetlerine rastlanmıştır.

1928 yılında Bursa Amerikan Kız Koleji'nde Müslüman kızların Hıristiyanlaştırılmasının ortaya çıkarılmasından sonra bu okul da Atatürk'ün emriyle kapatılmış(10) ve misyonerlerin propaganda koşulları çok güçleştirilmiştir.

Misyoner kaynaklarında Türkiye'deki 1923-1961 yılları arasındaki dönem kendi faaliyetleri açısından karanlık dönem olarak adlandırılır.

1961'den sonraki yıllarda misyonerlik faaliyetleri yeniden canlanmış, bilhassa 1980'li yıllarda çok sayıda Protestan misyoner Türkiye'ye gelerek, Hıristiyanlık propagandası yapmaya başlamışlardır.

Özal iktidarı, misyoner örgütler için dönüm noktası oldu

1980'li yıllardan itibaren ama daha çok Özal iktidarından sonra misyoner örgütler Türkiye'de olağanüstü bir propaganda süreci başlatmışlardır.

Mission Handbook'a göre bugün Türkiye'de 14 Amerikan misyonerlik kuruluşuna bağlı 45'i Amerikan, 9'u Türk vatandaşı olmak üzere, toplam 54 Protestan misyoneri faaliyet göstermektedir.

Eski adı American Board of Commissioners for Foreign Mission olan "United Church Board" hariç, Türkiye'de faaliyet gösteren Amerikan misyonerlik kuruluşlarının tamamı 1960'dan itibaren ülkemize gelmeye başlamışlardır.

Avrupalı ve diğer ülkelerden gelen Protestan veya diğer mezheplerden olan misyonerler bu rakamlara dahil değildir.

Geçen yüzyılda açıldığı halde Cumhuriyet döneminde kapatılmış Amerikan Protestan misyonerliğine bağlı eğitim kurumlarının bir kısmı Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV) tarafından yeniden açılmaktadır.(11) 1847 yılında Gaziantep'te kurulan Amerikan Koleji özel bir hemşirelik okulu olarak 1995 yılında yeniden açılmıştır.(12)

Patrick Johnstone tarafından hazırlanmış olan "Operation World" isimli esere göre, Türkiye'de başta Foreign Protestants ve Minority Indig Groups olmak üzere, bilhassa dört Protestan kilisesi faaliyet göstermektedir. Kendi kaynaklarına göre bunlardan birincisinin 32 cemaat halinde 3.500, ikincisinin 17 cemaat halinde 950 ve diğerlerinin de 4 cemaat halinde 520 üyesi vardır. Diğer bir söyleyişle, toplam dört ayrı örgüte bağlı 53 cemaat halinde 4.970 üye ve 12.564 kayıtsız sempatizanları vardır.

Bunların yanı sıra, Ankara ve İstanbul'da TEE (Theological Education by Extension) programları ve yine İstanbul'da bir İncil okulu başlatılmıştır.

Yeni Protestan kiliseleri açılmaktadır. Bu zamana kadar daha az ulaşılabilmiş Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de faaliyetler hızlandırılmıştır. Kürtler, Aleviler ve Lazlar öncelikli olarak hedefledikleri topluluklardır. Bu durum misyonerlik faaliyetlerinin millî güvenlik açısından da bir risk oluşturduğunun somut bir göstergesidir.(13)

Misyonerlerin kendi kaynaklarından aktardığımız bu rakamların 1995 yılına kadar gelişmeleri kapsadığını da belirtelim. 1999-2000 tarihleri Milenyum ve İnanç Turizmi bahaneleri ile misyoner örgütlerin faaliyetlerinde tam bir patlama yaşanmıştır.

Osmanlı'dan günümüze "İnternational Congregations" örgütünün misyonerleri

Yukarıda sözünü ettiğimiz ABCFM ve BFMPC'nin de içinde bulunduğu "International Congregations" Osmanlı topraklarına misyonerlerini göndermeye başladığı ilk günden tüm faaliyetlerini sıkı bir emir komuta zinciri içinde yürütmüştür. Osmanlı'dan günümüze kadar "International Congregations"'un Türkiye'deki örgütlerinin başkanlığını şu misyonerler yapmıştır:

"William Goodell .................1832

H. G. O. Dwight ................................?

Wihelm Schauffler...............................?

Cyrus Hamlin.....................................?

Elias Riggs.......................18??-1862

Alex Thompson.....................1862-63

George Washburn...................1863-69

Alexander van Millingen...........1869-76

Isaac G. Bliss....................1876-79

John Irving.......................1879-80

A. D. Patterson...................1882-83

Robert Hannington.................1883-85

James Henderson...................1885-92

F. W. Anderson................... 1892-1901

Robert Frew...................... 1902-24

F. W. MacCallum.................. 1924-25

R. Clephane Macanna............. 1925-30

W. Clark Kerr................... 1930-41

J. Kingsley Birge............... 1941-45

Dipnotlar:

1) Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu'daki Amerika, İst.-1991, 2. Bası, Arba Yay., s. 17.

2) Ermeni Kiliselerinin listesi ve adresleri için bkz., www.istanbulguide.net/armegladr.htm

3) Bkz., Ömer Turan, "Amerikan Protestan Misyonerlerin Bulgar Milliyetçiliğine Katkıları", XII. Türk Tarih Kongresi, Kongreye Sunulan Tebliğler, Türk Tarih Kurumu.

4) Kocabaşoğlu, s. 36 vd.

5) Kocabaşoğlu, 17.

6) Bkz., Zafer Toprak, "YMCA", Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, İst.-1993-1994, VII/531.

7) Emine Kocamanoğlu, 'Osmanlı Döneminde Robert Kolej'de Din Eğitimi' Yeni Türkiye, Osmanlı, Ank.-1999, Yeni Türkiye yay., V/362 vd.

8) Bkz., Toprak, YMCA, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, VII/531 vd.

9) Kendi web siteleri için bkz., www.akademi-istanbul.com.tr

10) Bursa kolejindeki olayların ayrıntısı hakkında bkz., Ahmet Uçar, Amerikan Misyonerlerinin Türkiye'deki Faaliyetleri, (1818-1930), Selçuk Üniv. Sos. Bil. Enst.; Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya-1988, s. 242-293; Ayten Sezer, Atatürk Döneminde Yabancı Okullar (1923-1938), Ank.-1999, Türk Tarih Kurumu yay., s. 50-53.

11) Bu vakıfla ilgili ilginç bir bilgi için bkz., www.mason.org.tr/1996-01-16.html

12) Yrd. Doç. Dr. Ömer Turan, Avrasya Coğrafyası'nda Misyonerlik Faaliyetleri, Avrasya Etüdleri Dergisi'nin Kış/1999 sayısı.

13 Turan, aynı makale.



Ezra Young.............................1945-47

Walter B. Wiley.......................1947-54

William Sage Woolworth........1954-55

Walter B. Wiley.......................1955-58

Melvin A. Witler.....................1958-59

Vernon I. Flynn......................1959-63

Edward Radcliff......................1963-66

Perry D. Avery.......................1966-70

Fred Luchs...............................1970-71

J. Ford Forsyth........................1971-72

Joseph C. Cleveland.......................1972

Oliver K. Black........................1973-76

Gregory L. Seeber....................1976-86

Mark Atkinson........................1986-90

Lewis R. Scudder....................1990-93

James J. Bultema (Interim/Assoc)......1994-95

Douglas W. Anderson.........1994-2001

Ben van Rensburg.........................2001

Ben van Rensburg, halen bu görevi yürütmektedir. Ben van Rensburg aynı zamanda, "Union Church of Istanbul" da baş papaz olarak görev yapmaktadır. "International Church of ANTALYA"nın papazı James J. Bultema da bu görevde Ben van Rensburg'a eşlik etmektedir.

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

22.02.2026 00:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum, "mutlak butlan" iddiaları ve Cumhuriyet Halk Partisi içindeki olası gelişmelere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Akın Gürlek Mutlak Butlan için mi Adalet Bakanı oldu? CHP'ye Kılıçdaroğlu operasyonu mu geliyor? gibi sorulara yanıt veren Prof. Dr. Süheyl Batum, Türkiye'de "mutlak butlan" kararının hukuken mümkün olup olmadığını, mahkemeler ve seçim süreçleri üzerinden yaşanan tartışmaları,
olası bir yargı kararının CHP yönetimini nasıl etkileyebileceğini, böyle bir kararın Türkiye'de seçim güvenliği ve hukuk devleti açısından ne anlama geleceğini değerlendirdi.
Batum, olası bir butlan kararının sadece parti içi dengeleri değil, seçim sistemine duyulan güveni de etkileyebileceğini ifade etti.

Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış

Türkiye gündemi üzerine çarpıcı açıklamalarıyla gündeme gelen Cem Toker, "Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor" şeklinde konuştu

21.02.2026 22:47:00
Ahmet Turan Yiğit
Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış
Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış
Türkiye gündemi üzerine çarpıcı açıklamalarıyla gündeme gelen Cem Toker, "Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor" şeklinde konuştu.
Toker, "Türk milleti buna itiraz eder dediğimiz, diyebileceğimiz her şeyi yaptılar. Şu anda da Erdoğan tabii ilk safhalarda hiç topa girmedi. Bahçeli'yi kullandı. Evet. Süreçte mesafe koydu bu konuya. Ama bir sene içinde inanılmaz bir toplum mühendisliği yapıldı. Örneklerini verelim. Bunu yavaş yavaş alıştıra alıştıra yapıyorlar. Bakmayın siz hani işte umut hakkı verilirse PKK'lıları af çıkarsa kıyamet kopar. Türk milleti bunu kabul etmez falan filan. Ben de söylüyorum ama aslında
kazın ayağı öyle değil. Adamların elinde öyle bir toplum mühendisliği imkanı var ki, algı yönetimi kaynakları var ki, yani buna şaşırmayın. yarın bir gün Türkiye'de kıyamet kopar dediğimiz her şeyi
yapabilirler" dedi.

Cem Toker'in konuşmasını izleyin:

Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi

Edirne'de artan yağışlar ve Bulgaristan'daki barajlarda bırakılan sular sonrası Tunca ve Meriç nehirlerinde debi yükseldi, bazı tarım arazileri ve hobi bahçeleri sular altında kaldı. Taşkının boyutu dron ile havadan görüntülendi

21.02.2026 20:27:00 / Güncelleme: 21.02.2026 20:31:56
İHA
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Edirne'de Tunca ve Meriç nehirlerinde son günlerde yaşanan debi artışı taşkına yol açtı. Yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki barajlardan bırakılan suyun etkisiyle yükselen nehirler havadan görüntülendi.



Son ölçümlere göre, Meriç Nehri üzerindeki Kirişhane Ölçüm İstasyonu'nda debi 1088 metreküp/saniye, İpsala Ölçüm İstasyonu'nda ise 1230 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Tunca Nehri Ölçüm İstasyonu'nda debi 161 metreküp/saniyeye çıkarak turuncu alarm seviyesine ulaştı.



Artan su seviyesi nedeniyle nehir yataklarına yakın bölgelerde bulunan hobi bahçeleri ve tarım arazileri sular altında kaldı. Yerleşim alanlarına yakın noktalarda suyun geniş bir alana yayıldığı görüldü.



Edirne'nin Meriç ilçesine bağlı Karayusuflu köyünde çiftçilik yapan Recai Servi, su seviyesinin ciddi oranda yükseldiğini belirterek onlarca tarım arazisinin sular altında kaldığını ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığını ifade etti.

Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde bir otelde çıkan yangında mahsur kalan 8 kişi itfaiye ekiplerince kurtarıldı

21.02.2026 18:19:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:24:01
İHA
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Olay, Yeni Mahalle Ünsal Tülbentçi Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otelin zemin katında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede yoğun dumanın binayı sarması üzerine durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi.



İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye, AFAD ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Oteli saran duman nedeniyle içeride mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekipleri tarafından merdiven yardımıyla bulundukları yerden çıkarıldı.



Dumandan etkilenen 1 kişi ise tedbir amacıyla hastaneye kaldırıldı.



Yangın, ekiplerin hızlı müdahalesi sonucu kontrol altına alınarak söndürülürken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı

"TBMM'de Öcalan ittifakı kuruldu. CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Süheyl Batum, "Atlantik ötesinde hazırlanan anayasayı Türkiye'ye kabul ettirmek istiyorlar. CHP komisyona katılmasaydı bu iş buraya kadar gelmezdi" dedi

21.02.2026 16:31:00
Ahmet Turan Yiğit
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, anayasa değişikliği tartışmaları, "umut hakkı" söylemi ve Meclis'te kurulan komisyon sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Batum konuşmasında: "Umut hakkı" tartışmasının gerçek amacının ne olduğunu, bir terör örgütü liderinin siyasi temsil konumuna yerleştirilmesi iddialarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan komisyonun rolünü, Cumhuriyet Halk Partisi'nin süreçteki pozisyonunu, Türkiye'nin "mezhepsel/etnik kota" modeline sürüklenip sürüklenmediğini, Tarihsel olarak 1876 Anayasası ve Osmanlı deneyimi üzerinden yaptığı uyarıları detaylı biçimde değerlendirdi. "Macun tüpten çıkarsa geri dönmez" diyen Batum, etnik ve mezhepsel temsile dayalı bir sistemin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı

AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak. Normalde 4 lira olması gereken köprü geçişini 59 TL yaptılar, peki özelleştirilince kaç TL olacak? CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı

21.02.2026 16:18:00
Ahmet Turan Yiğit
AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı
AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Boğaz köprülerinin 25 yıllığına özelleştirileceği iddiasını kamuoyuna taşıdı. Yavuzyılmaz'a göre; 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün yıllık geliri: 53,9 milyon dolar. Gideri ise 1,7 milyon dolar. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün yıllık geliri 63 milyon dolar, gideri ise 3,5 milyon dolar. İki köprünün toplam yıllık net gelirinin yaklaşık 112 milyon dolar olduğunu belirten Yavuzyılmaz, bu gelirlerin 25 yıllığına devredilmesi halinde kamu adına milyarlarca dolarlık bir kayıp oluşabileceğini savundu. Ayrıca olası bir özelleştirme sonrası köprü geçiş ücretlerinin artabileceği ve Boğaz geçişlerinde rekabet ortamının ortadan kalkabileceği yönünde değerlendirmelerde bulundu.

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın konuşmasını izleyin:

Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak


 
 
Fethiye'de yol kenarında ölü bulunan kurtun genetik analizi yapılacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, kurtların ekosistemin sigortası olduğunu söyledi.

21.02.2026 15:15:00
AA
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak

Muğla'nın Fethiye ilçesinde, bir kurt yol kenarında ölü bulundu. Fethiye-Antalya kara yolu kenarında bir hayvan ölüsünü görenler durumu, Fethiye Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğine bildirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, hayvan üzerinde inceleme yaptı.

Hayvanın genç ve erkek bir kurt olduğunu tespit eden İlemin, hayvanın araç çarpması sonucu öldüğünü söyledi.
Kurdun genetik analizlerde kullanılması için doku örneği alındığını belirten İlemin, "Trafik kazaları, özellikle yayılma ve alan arayışı dönemindeki genç bireyler için önemli bir ölüm nedenidir. Kurtlar (Canis lupus) son yıllarda özellikle kış aylarında Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerine kadar yaklaşabiliyor. Bunun başlıca nedeni, insanlar tarafından beslenmeye alıştırılan yaban domuzlarını takip ederek yerleşim alanlarının çevresine gelmeleri" dedi.

İlemin, yaban domuzlarının şehir kenarlarında artan varlığının, kurtların da bu alanlara yönelmesine yol açabildiğini dile getirdi. Şehir çevresine yaklaşan kurtların zaman zaman sahipsiz sokak köpekleri ile melezleştiğini ifade eden İlemin, bu durumun kurtların genetik bütünlüğünde bozulmalara, insandan daha az kaçınma gibi davranışsal değişimlere yol açabildiğini kaydetti.

Kurtlar ekosistemin sigortası

Doğal koşullarda kurtların insanlardan uzak durduğunu ve ekosistemlerin "sigorta türü" olarak dengeyi sağladıklarını vurgulayan İlemin, şöyle konuştu: "Girişimsel melezleşme, genetik veya demografik baskınlaşma yoluyla saf kurt popülasyonlarını uzun vadede yok olma girdabına sürükleyebilecek ciddi bir tehdittir. Bu kapsamda, TÜBİTAK 1001 destekli 'Ülke Çapında Kurtlara Dair Kapsamlı Bir Araştırma: Mekansal Genetiği, Ekoloji ve Hibridizasyonu' adıyla yeni bir proje yürütülüyor. Proje, Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Morteza Naderi yürütücülüğünde ve geniş bir uzman ekibin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Projenin temel amaçları, Türkiye genelinde kurtların genetik yapısını ve çeşitliliğini ortaya koymak, köpeklerle melezleşme düzeyini belirlemek, popülasyonların genetik dayanıklılığını değerlendirmek ve ekosistem üzerindeki kilit taşı rolünü korumaya yönelik bilimsel veri üretmek."

İlemin, kurtların genetik bütünlüğünün korunmasının yalnızca türün geleceği açısından değil, aynı zamanda ülke genelinde ekolojik bozulmanın en aza indirilmesi açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Tunceli'de polis kalbine yenik düştü


 
Tunceli'de evinde kalp krizi geçiren polis memuru yaşamını yitirdi.

21.02.2026 15:09:00
AA
Tunceli'de polis kalbine yenik düştü
Tunceli'de polis kalbine yenik düştü

Tunceli'de evinde kalp krizi geçiren polis memuru yaşamını yitirdi.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Erhan Orhan, evinde aniden fenalaşınca Tunceli Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kalp krizi geçirdiği belirlenen Orhan, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Orhan'ın cenazesinin, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde yapılacak törenin ardından memleketi Bolu'ya gönderileceği öğrenildi.

Futbolda bahis operasyonunda gözaltına alınan isimler belli oldu

İstanbul merkezli 10 ilde düzenlenen futbolda bahis operasyonunda yakalanan 32 şüphelinin kimlikleri ortaya çıktı

20.02.2026 12:11:00
İHA
Futbolda bahis operasyonunda gözaltına alınan isimler belli oldu
Futbolda bahis operasyonunda gözaltına alınan isimler belli oldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Futbolda Bahis-Şike" soruşturması kapsamında profesyonel futbol liglerinde mücadele veren futbol kulüplerinin yöneticileri hakkında yapılan araştırma sonucu bahis hesabı bulunduğu belirlenen ve yöneticisi olduğu takım ile başka bir takım arasındaki futbol müsabakası sırasında rakip takıma bahis oynadığı tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. İstanbul merkezli 10 farklı ilde 33 farklı adreste eşzamanlı olarak düzenlenen operasyonda 32 şüpheli yakalanırken, 1 şüpheli hakkında arama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.

Öte yandan soruşturma kapsamında şüphelilerin kimlikleri ortaya çıktı. Şüphelilerin Adana Demirspor'dan Abdullah Sancak, Ankaragücü'nden Adem Başbilen, Yeni Malatyaspor'dan Ahmet Topdağ, Antalyaspor'dan Aytaç Altay ve Bahadır Haktanır, Adana Demirspor'dan Burhan Serkan Kalmaz, Bodrumspor'dan Caner Tuna, Antalyaspor'dan Cem Koç ve Cesur Burak Akar, Göztepe'den Enes Memiş, Giresunspor'dan Erdinç Hıdımoğlu, Ersin Sarıkaya, Ferhat Karademir ve Gürkan Temür, Konyaspor'dan Hakan Faydaşıçok, Alanyaspor'dan Hüsamettin Akyüz, Alanyaspor'dan Hüseyin Gümrükçüler, Denizlispor'dan Hüseyin Sorudak, Giresunspor'dan İbrahim İnaç, Adana Demirspor'dan İhsan Çetinkaya, Konyaspor'dan Kamil Yücel ve Muhammet Ali Atasever, Giresunspor'dan Mustafa Tütüncü, Kocaelispor'dan Orhan Dönmez, Konyaspor'dan Osman Öztürk ve Osman Serper, Giresunspor'dan Osman Topal, Gençlerbirliği'nden Süleyman Yurtseven, Giresunspor'dan Tahsin Çoban, Antalyaspor'dan Tuncay Gülel, Sivasspor'dan Yasin Ocak Denizlispor'dan Yavuz Cinkaya ve Konyaspor'dan Yunus Emre Demirkol olduğu öğrenildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konu hakkında yaptığı açıklamada "Türk futbolunda şike iddiaları ve toplumun kanayan yarası olan yasadışı bahis suçlarına karşı kararlı mücadele doğrultusundaki titiz çalışma aralıksız bir şekilde sürdürmektedir" ifadelerine yer verdi.

ANAHTAR Parti AK Parti, tarafından mı destekleniyor? 2. Sinan Oğan Vakası benzetmesi

Anahtar Parti, AK Parti, tarafından mı destekleniyor? Yavuz Ağıralioğlu'na ikinci Sinan Oğan Vakası benzetmesi yapıldı

20.02.2026 11:20:00 / Güncelleme: 20.02.2026 11:24:43
Ahmet Turan Yiğit
ANAHTAR Parti AK Parti, tarafından mı destekleniyor? 2. Sinan Oğan Vakası benzetmesi
ANAHTAR Parti AK Parti, tarafından mı destekleniyor? 2. Sinan Oğan Vakası benzetmesi
Anahtar Parti, AK Parti, tarafından mı destekleniyor? Yavuz Ağıralioğlu'na ikinci Sinan Oğan Vakası benzetmesi yapıldı. Erdoğan'ın her seçim bir düşmana ihtiyacı olduğunu dile getiren siyasi analistler, bu seçimde dış güçler yok, o yüzden iktidarın farklı formüller geliştirerek seçimi kazanmak istediğine vurgu yaptı.

O analizleri izlemek için tıklayın:

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.