logo
08 AĞUSTOS 2026

Yeni bir dünya düzeninin eşiğinde miyiz?

Uluslararası ilişkiler dinamiklerini ve küresel güç dengelerini anlamakta en çok başvurulan yapısal yaklaşımlardan biri olan Güç Geçişi Teorisi günümüz jeopolitik kırılmalarını anlamlandırmada yeniden tartışmaların odağına yerleşti

12.06.2026 00:50:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Yeni bir dünya düzeninin eşiğinde miyiz?
Yeni bir dünya düzeninin eşiğinde miyiz?
Uluslararası ilişkiler dinamiklerini ve küresel güç dengelerini anlamakta en çok başvurulan yapısal yaklaşımlardan biri olan Güç Geçişi Teorisi günümüz jeopolitik kırılmalarını anlamlandırmada yeniden tartışmaların odağına yerleşti.

İlk kez A.F.K. Organski tarafından 1958 yılında ortaya atılan bu teori, küresel sistemdeki büyük savaşların ve hegemonya dönüşümlerinin nedenini, mevcut lider güç ile onu yakalamakta olan yükselen güç arasındaki kapasite değişimiyle açıklıyor.

Bugün Doğu Avrupa'daki çatışmalar, Ortadoğu'daki savaşlar, Hürmüz ve Tayvan Boğazı'ndaki gerilimler ve küresel ekonomik koridorlar üzerindeki rekabet, analistler tarafından "klasik bir güç geçişi dönemi sancısı" olarak yorumlanıyor.







Statüko, Tatminsizlik ve "Tehlike Bölgesi"

Güç Geçişi Teorisi, geleneksel 'Denge Politikası' yaklaşımının aksine, uluslararası sistemin anarşik değil, hiyerarşik bir yapıda olduğunu savunur. Bu hiyerarşinin en tepesinde sistemi kendi değerleri, ekonomik çıkarları ve güvenlik algısıyla şekillendiren bir hegemon (lider güç) bulunur.

Teorinin temel sacayakları şu şekilde formüle edilir:

Büyüme Hızlarındaki Eşitsizlik: Ülkelerin içsel dinamikleri (nüfus, teknolojik inovasyon, endüstriyel kapasite) farklı hızlarda büyür. Bu durum, zamanla güç dağılımını değiştirir.







Sistemden Memnuniyet Düzeyi: Yükselen güçlerin sisteme bakışı kritiktir. Eğer yükselen güç mevcut statükodan memnunsa, geçiş barışçıl olabilir (20. yüzyıl başında İngiltere'den ABD'ye geçiş gibi). Ancak yükselen güç tatminsizse, sistemi kendi lehine değiştirmek isteyecektir.

Parite (Eşitlik) Noktası: En riskli dönem, yükselen gücün hegemon gücün kapasitesinin %80 ila %120'sine ulaştığı "geçiş koridoru"dur. Teoriye göre, büyük sistemik savaşlar tam da bu evrede, hegemonun statükoyu koruma dürtüsüyle yükselen güce "önleyici savaş" açması ya da yükselen gücen meydan okumasıyla patlak verir.







Günümüz Dünyasında Teorinin Yansımaları

Uluslararası ilişkiler uzmanları, teoriyi günümüzdeki ABD-Çin rekabeti üzerinden sıklıkla okuyor. Washington merkezli mevcut liberal dünya düzeni, Pekin'in ekonomik, askeri ve teknolojik (özellikle yapay zekâ ve kuantum bilgisayarlar) alanlardaki hızlı yükselişiyle esnemeye başladı.

Çin'in "Kuşak ve Yol Girişimi" gibi devasa lojistik hamleleri ve BRICS gibi alternatif çok taraflı platformların genişlemesi, mevcut statükoya karşı yapısal birer alternatif arayışı olarak değerlendiriliyor.

Ancak uzmanlar, güç geçişinin sadece ekonomik verilerden ibaret olmadığını, askeri ittifak ağlarının (örneğin NATO ve AUKUS) ve küresel finansal sistem üzerindeki (Doların rezerv para statüsü) kontrolün de hegemonya kalıcılığında hayati rol oynadığını vurguluyor.

Tarihsel Perspektif: Tarihçi Graham Allison'ın popülerleştirdiği "Thukydides Tuzağı" kavramı da Güç Geçişi Teorisi ile göbekten bağlıdır. Allison'ın incelediği son 500 yıldaki 16 güç geçişi senaryosunun 12'si büyük savaşlarla sonuçlanmıştır.







Barışçıl Bir Geçiş Mümkün mü?

21. yüzyıldaki güç geçişini geçmişteki örneklerden ayıran en büyük fark nükleer caydırıcılık ve ekonomik karşılıklı bağımlılık olarak öne çıkıyor. ABD ve Çin ekonomilerinin birbirine kopmaz bağlarla bağlı oluşu, sıcak bir çatışmanın maliyetini her iki taraf için de yıkıcı kılmaktadır.







Yine de siber savaşlar, ticaret savaşları, teknoloji ambargoları ve vekalet savaşları doğrudan bir konvansiyonel çatışmaya girilmeden de güç geçişi mücadelesinin ne denli sert geçebileceğini gözler önüne seriyor. Uluslararası sistemin önümüzdeki dönemde tam bir hegemonya devrine mi, yoksa çok kutuplu, parçalanmış yeni bir bölgeselleşme evresine mi evrileceğini zaman gösterecek.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.