Yeni destek modeli yüksek girdi maliyetlerinin gölgesinde kaldı
Hükümetin "üretim öncesi öngörülebilirlik" vaadiyle hayata geçirdiği yeni üç yıllık tarımsal destek modeli, artan mazot, gübre ve lojistik maliyetleri karşısında çiftçiyi memnun etmeye yetmedi. Tarım kanunundaki bütçe maddesi ile açıklanan rakamlar arasındaki uçurum ise sektör temsilcilerinin tepkisini çekiyor
Eyüp Kabil





Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bitkisel üretimde temel, planlı üretim ve geliştirme desteklerinden oluşan "üç yıllık yeni modeli" Resmi Gazete'de yayımlanan katsayı güncellemeleriyle yürürlüğe girdi. Ancak sahada, tarlasını sürmeye hazırlanan üreticinin gündemi açıklanan desteklerden ziyade, enflasyon karşısında eriyen bütçe ve katlanan üretim maliyetleri.
Destek katsayısı artırıldı ama enflasyonun gerisinde
Tarım ve Orman Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yaptığı güncellemeyle 2026 yılı bitkisel üretim destek katsayısını dekar başına 310 liradan 367 liraya yükseltti. Stratejik ürünler arasında yer alan buğday, arpa ve dane mısırda planlı üretim desteğiyle birlikte toplam tutarın dekar başına 954 liraya kadar çıkabileceği belirtildi.Bakanlık bu hamleyi "çiftçinin önünü görmesini sağlayacak bir devrim" olarak nitelendirirken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ve saha analistleri aynı fikirde değil. Üreticiler, dekar başına verilen yaklaşık 954 liralık toplam desteğin, tarlanın sadece mazot ve gübre gibi en temel iki kalemde harcadığı 1.500 TL'yi aşan maliyetini karşılamaktan çok uzak olduğunu vurguluyor.
İktidara "tarım kanunu 21. Madde" eleştirisi
Sektör temsilcilerinin iktidarın tarım politikalarına yönelik getirdiği en somut eleştiri, bütçe paylaşımındaki yasal çelişkiler üzerinde yoğunlaşıyor.5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre, bütçeden tarımsal desteklemelere ayrılacak kaynağın Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) en az yüzde 1'i oranında olması gerekiyor.
Orta Vadeli Program (OVP) tahminleri doğrultusunda 2026 yılında çiftçiye yasal olarak aktarılması gereken bütçenin en az 800 milyar TL barajını aşması gerekirken, hükümetin doğrudan tarımsal destek programları için ayırdığı bütçe 168 milyar TL seviyesinde kaldı.
Muhalefet ve ziraat mühendisleri, destek bütçesindeki bu yüzde 24'lük nominal artışın reel enflasyon karşısında çiftçinin eline geçmeden eridiğini ve yasal hakkın neredeyse beşte birinin çiftçiye ulaştığını savunuyor.
"Mazot ve gübre desteği" isim değişikliği kafa karıştırdı
Yeni modelle birlikte uzun yıllardır çiftçinin doğrudan hesaplarına yatan "Mazot ve Gübre Desteği" kalemlerinin kaleme doğrudan yazılmaması, sahada ciddi bir iletişim krizine yol açtı.Bakanlık, bu desteklerin kaldırılmadığını, "Temel Destek" paketi içerisine entegre edildiğini açıklasa da, çiftçiler bütçe raporlarında bu kalemlerin karşısında "0" yazmasını güvensizlikle karşılıyor.
Sistemin karmaşıklığı nedeniyle küçük ölçekli aile işletmelerinin Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) entegrasyonunda zorlandığı ve bürokratik engeller nedeniyle desteklerden mahrum kaldığı ifade ediliyor.
Genç nüfus tarımdan kaçıyor, yaş ortalaması 58'e çıktı
Ekonomik belirsizlikler ve plansız ithalat politikaları, Türkiye genelinde kırsal nüfusun topraktan kopma sürecini de hızlandırdı. Güncel verilere göre, son 17 yılda Türkiye'deki aktif çiftçi oranı yüzde 10,7'den yüzde 5,23'e gerileyerek yarı yarıya düştü.Türkiye'deki aktif çiftçilerin ortalama yaşının 58-59 bandına yükselmesi, tarımda sürdürülebilirlik alarmı verildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Gençlerin tarımsal üretim yerine kentlerde asgari ücretli işleri tercih etmesi, önümüzdeki yıllarda ciddi bir iş gücü ve gıda arzı krizini tetikleyebilir.
Ekim ayı itibarıyla kışlık ekimler için traktörlerin kontak çalıştırması beklenirken, üretici birlikleri hükümete; tarımsal mazottan ÖTV ve KDV'nin kaldırılması ve destek ödemelerinin bir yıl gecikmeli değil, ekim döneminde nakit olarak yapılması çağrısını yineliyor.











































































