logo
08 AĞUSTOS 2026

Yeryüzündeki ilk terör olayı

Muhterem Hocam! Bugün dünya insanlığının ortak sorunu, baş belası diyebileceğimiz bir problemle, terörle karşı karşıya bulunuyoruz. Sizce terörün genel anlamda sebepleri nelerdir?

31.03.2026 00:04:00
Haber Merkezi
 
Yeryüzündeki ilk terör olayı
Yeryüzündeki ilk terör olayı
Muhterem Hocam! Bugün dünya insanlığının ortak sorunu, baş belası diyebileceğimiz bir problemle, terörle karşı karşıya bulunuyoruz. Sizce terörün genel anlamda sebepleri nelerdir?

"Tarihi seyri içerisindeki misallerini göz önüne alırsak terör, adalet ve hukukun dışına çıkarak, zorla bir şeyi kabul ettirmek için yapılan bir girişimdir. Bunun ilk örneği ise Hz. Adem'in oğlu Kabil olayıdır. Kabil, kendisi için takdir olunan hukuka tabi olmamış ve kardeşini haksız yere öldürmüştür. Haksız yere bir insan öldürmenin ilk numunesini teşkil etmiştir.

Bundan sonra da çeşitli dönemlerde yasalara, yasaların temel kaynağı olan adalet kavramına muhalefet edilmiş ve bu konuda pek çok faaliyet gösterilmiştir. Bu günümüzde de vardır. Yarın da olacaktır. Bu eylem planında pek çok şekillerde ortaya çıkabilir.

Hatta öyle enteresan örnekler görülmüştür ki bunları insan fıtratının kabul etmesi mümkün değildir. Bir ebeveynin hunharca katledilmesinden bir topluma genel bir saldırıya, malı telef etmekten insanlığı zarara uğratmaya kadar, en önemli noktalardan biri olarak da gelecek nesilleri etkileyecek saldırılar gibi örneklerini görüyoruz.







Kısaca terör; bir düşüncenin, bir fikrin kanun dışı yollarla iktidar edilmesi sevdasıdır

Kısaca terör; bir düşüncenin, bir fikrin kanun dışı yollarla iktidar edilmesi sevdasıdır. Esasen terör, felsefi bir akımdır ve gayesi ele insanların can, mal, namus, vatan gibi emniyetlerini ellerinden almak, bütün bu değerleri bir kaos içerisine sokmaktır. İnsanları tedirgin etmek, maddi - manevi bir yıpratma içine sürüklemektir. Terörde amaç budur. Siz bir insanı moralmen çökerteceksiniz ki, dediğinizi yaptırma imkanı elde edebilesiniz.

Sadece terör deği1. Bütün menfi hareketler, daha doğrusu müspet ve menfi bütün hareketler, insana ait faaliyetlerdir. İnsana ait faaliyetlerin tamamı da kontrolünden geçen faaliyetlerdir. İnsanın mükellef olmasının gereği de onu kontrolü ve murakabesi altına almasıdır.







Bu hareketleri kontrol dışı bırakan, mesuliyet taşımayan, maceraperest insanın elbette gideceği yollardan biri veya birkaçı bu yollar olacaktır. Bu kaçınılmazdır. Esasen bizim toplumda yapmamız gereken işte bu, kaybettiğimiz insanı kazanmaktır.

Yazılı ve görüntülü medya, radyolar, televizyonlar, bir takım haberler veriyorlar. Bunu yaparlarken, insanımızı aydınlatmak, onları yönlendirmek mi istiyorlar yoksa onları bunaltmak, yıldırmak mı istiyorlar?

Medyanın ana gayesi insanlara doğruları bildirmek olmalıdır. Maalesef şu anda verilen bilgiler bunu yapmıyor. İnsanlar yanlış istikametlere yönlendiriliyor. Bir olay oluyor, hemen bir örgütün adı gündeme getiriliyor. Zikredilen örgütün şahsında bir din ve o dine inanalar töhmet altına alınıyor, ilzam ediliyor.







Müslüman asla teröre başvuramaz

Müslüman Türk Milleti, hakikatte vatanperver, milletini, devletini, Allah'ını, Peygamberini, komşularını seven, bayrağına, sancağına, vatanına, devletine bağlı olan bir millettir.

Bir propaganda ile hepsi aynı kefeye konuyor. Bu insanları bir noktadan soğutup bir başka kulvara çekmek planının, projesinin uygulaması oluyor. Yani sen insanı, Müslümanlıktan soğutacaksın. Peki, nereye çekeceksin? Hiç kimse Müslümanlık duygusunu Müslümanın elinden alma hakkına sahip değildir.

İnsanoğlu, midesi aç olduğu zaman onu doyurmak mükellefiyetindedir. Eğer helal rızık bulursa helalle, bulamayınca da haramla bunu yapacaktır. Bu, beşerin fıtratında olan bir gerçektir.

İnançlar da böyledir. İnancın hakikisini bulursa hakikisi ile beraber ruhunu tatmin eder, bulamazsa sahte ilahlarla kendini avutur. Biz, o zaman, inanç olarak insanımızın önünü açmalıyız. Önünü kapattığımız zaman bu insanların sahte ilahlara tapınması kaçınılmaz olur.







1980 öncesi

1980 öncesi gençliğimizi biz, tarihinden, örfünden, adetinden, geleneğinden kopardık. Ortaya öyle bir nesil çıktı ki bir kısmı ateist oldu, kimi komünist oldu ve insanımız kamplara bölündü.

Bu gençliği veya bu milleti idare edenlerin bunda hiç mi günahı yok? Dolayısıyla biz,  o günleri de unutmadan,  yeniden bir murakabe, muhasebe ile beraber, insanımızın ne yapması gerektiğini belirlemeliyiz.

Örfünden, âdetinden, geleneğinden ve de maneviyatından onu koparmamalıyız. Sen bugün globalleşme adı altında onu bütün bu manevi değerlerden kopartıyorsun. Bu değerlerden kopan insanın önünde durmak mümkün değildir. Sel gibi gelir, seni çiğner, atar.







Avrupa Birliği

AB'ye girmek için kendinden kopman, kendinden uzaklaşman şart değil ki. Kendi öz değerlerinle beraber oraya girdiğin zaman sen varsın. Yoksa senden hiçbir şey olmaz.

Onun için asıl plan ve programların insanı kazanma esasına dayalı olması lazım. İlim adamlarımızın, siyasilerimizin, iktisatçılarımızın yapacağı iş bu projeyi hazırlamaktır. Yani hepsi, "bu milletin neslini nasıl kazanırız" hesabı ile yola çıkarak planlar, projeler hazırlamak durumundadır.







"Biz filan yere gireceğiz" diye bütün değerlerimizden vazgeçersek, o zaman,  doğu da elimizden gider,  güneydoğu da elimizden gider. Kıbrıs elden gider, Ege elden gider. Elden gitmeyen yer kalmaz. Kırk yıllık yani bir anda olur mu kani. Bu mümkün mü?

Esasen bunlar Sevr'in gizli şekilde gündem edilmesidir. Batının asıl amacı Sevr'i hayata geçirmektir. "Güneydoğu üzerinde Batının hesabı yokmuş!" Var mı, yok mu, gör bakalım.







Almanya'da "Agas" isminde bir otomobil derneği vardı. Avrupa'nın bütün ülkelerini kapsayan milyonlarca üyesi olan bu dernek üç sene evvel bir harita yayınladı. Turistik seyahatlerde faydalı olur diye üyelerine dağıttığı bu haritada Türkiye'nin güneydoğu sınırları yoktu.

"Bunların bizim vatanımızda gözü yok" diye bana kimse hikaye okumasın. Sen, bu adamların bedava avukatı mısın? Bal gibi hepsinin bu memleketin üzerinde hesabı var. Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum ki bu hesap tutmasın." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eseri 2. Bölümden)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.