Yükseklik korkusu: Zihnin uçurumla yüzleşmesi
Her insanın bir “uçurumu” vardır. Kimi yükseklikle, kimi kalabalıkla, kimi ise belirsizlikle yüzleşmekten korkar. Aslında mesele yüksekliğin kendisi değil, orada hissettiğimiz yalnızlık, kontrol kaybı ve düşme ihtimalidir. Ve bu ihtimalle yüzleşmek, cesaretin en sade hâlidir.
Bayram Çoşgun





Akrofobi Sadece Yüksekten Korkmak Değildir
Yükseklik korkusu, sadece dağın zirvesinde ya da gökdelenin tepesinde ortaya çıkmaz. Bazen bir merdiven basamağı, bir balkon kenarı ya da hatta yüksek tavanlı bir alışveriş merkezi bile tetikleyici olabilir. Kimi zaman fiziksel semptomlar da bu korkuyla birlikte gelir: terleme, baş dönmesi, kalp çarpıntısı, nefes daralması... Beyin, düşmeden önce çoktan düşmeye inanmıştır bile.
Mantığın Yetmediği Yerde Duygu Başrolde
Yükseklik korkusuna sahip biri, "Balkondan düşmeyeceğimi biliyorum ama yine de korkuyorum" diyebilir. Bu, korkunun mantıkla değil, duyguyla beslendiğinin göstergesidir. Beynin "amigdala" adı verilen bölgesi, tehlike sinyallerini işlerken bazen fazla mesai yapar. Bu durumda, kişi güvende olsa bile vücut alarma geçer.
Çözüm Mümkün Mü?
Yükseklik korkusu, başa çıkılabilir bir durumdur. Maruz bırakma terapileri, bilişsel davranışçı yöntemler ve nefes teknikleri, bu korkuyu yönetmeye yardımcı olabilir. Küçük adımlarla, kişinin konfor alanını genişletmesi mümkündür. Bazen bir pencerenin kenarına yaklaşmak, bazen bir köprüden geçmek bile büyük bir adımdır.















































































