logo
28 EYLÜL 2026

Yumurta

Yaşanmış Hayat Hikayeleri: Muharrem Bayraktar

08.01.2016 00:00:00
 
 Kümesteki kızıl horozun kulakları tırmalayan sesi, köyün üzerine doğru yayılırken, Zehra Ana öfkeli öfkeli bağırdı kapıdan aceleyle çıkan Nuri'ye:
"Oğlum Nuriii! Niye böyle erkenden gidiyorsun evden. İki lokma bir şey koysana ağzına. Daha bir saat var mektebin açılmasına."
Nuri, arkasına bile bakmadan, "anam beni zorla eve sokar" korkusuyla, ok gibi fırladı ahşap kapıdan dışarı:
"Aç değilim be anam. Okula erken gidiyorum ki, mektebin bahçesinde arkadaşlarla biraz oynayayım. Ders aralarında oynayamıyoruz. Hemen zil çalıyor."
Nuri, Sarıtaş Köyü'nün tam tepesinde bulunan ve denizi bütün görkemiyle kucaklayan evlerinden çıkıp, toprak yoldan aşağı yel gibi öyle bir koşmaya başladı ki, Zehra Ana "hay seni dili kuruyasıca, düşüp bir yerini kıracaksın" diye söylenip iki elini şaşkınlıkla bir birine vuruyordu.
Nuri, hiç durmadan koştu, koştu. Köy meydanının hemen kenarında, meranın tam orta yerine yapılmış, yemyeşil çimenler içindeki mektebin yanından geçerken, dönüp bakmadı bile. Okulun yüz metre kadar ilerisinden sola doğru kıvrılan patika yola vardığında tık nefes kalmıştı. Biraz yavaşladı. Daha kestirme olsun diye Naciye Teyze'lerin tütün bahçesi ile havuz arasındaki tel örgüyü araladı, altından geçti.  Ardıç ağaçlarının arasına daldı. Yere hafif kırağı düşmüştü. Ardıçların ibreli yapraklarını toplayıp temmuz sıcağında tutuşturduklarında yayılan o siyah duman kokusu nasıl da hoşlarına giderdi. 
Nuri, bir başka severdi köyünü. Havasını, suyunu, ağacını, yaprağını, buğdayını, tütününü her şeyini severdi. 
Babası, iki ay önce onu yanına almış "Hadi bakalım Nuri" demişti, "Ali Can Dayı ne zamandır beni çaya davet ediyor. Beraber gidelim, sen de bahçesinde oynarsın" demişti.
İşte o gün görmüştü Ali Can Dayı'nın tavuklarını. Çimenin Düzü denilen bir yerde idi Ali Can Dayı'nın evi.  Arka tarafında oldukça büyük bir orman vardı. Ormanın bittiği yerden itibaren sıra sıra karayemişler dizilmiş, orta yerde uzunca bir kiraz ağacı, etrafta çeşit çeşit incir ağaçları sıralanmıştı. Bayılmıştı buraya Nuri.
 Uzunca boylu, güler yüzlü, kalın kaşlı bir adamdı Ali Can Dayı. Babasıyla hararetle kucaklaşmışlar, Nuri'yi yanağından öpmüş "Yahu Yavuz'cuğum, görmeyeli ne kadar da büyümüş senin oğlan!" demişti.
Sonra elinden tutmuş "gel bak sana ne göstereceğim" diyerek o büyük kümesin yanına getirmişti Nuri'yi.
Kümesin kapısının bir yanına,  dili hafif eğri kalın bir demir çakılmış, demirin ucu diğer taraftaki çengele bağlanmıştı. Ali Can Dayı, eğri çengeli kaldırıp kümesin kapısını açarak "gel bak Nuri, neler var burada" deyince, hem heyecanlanmış hem sevinmişti. Bütün köy, bu kümesteki tavukları konuşurdu. Yüzden fazla tavuk olduğunu söylerlerdi burada. Mektepteki arkadaşları neredeyse her gün Ali Can Dayı'nın yumurtalarından bahseder, herkes o yumurtaların hayalini kurarak ağızlarının suyu akardı. 
O kümes şimdi karşısında idi. İçerideki tavukların gıdaklamaları, horozların bir birine karışmış ötüşleri ninni gibi gelmişti. Uzun bir kavak ağacının hemen dibindeki bu muhteşem kümes, ılık bir ekim ayının tatlı rüzgârını kucaklarken ne güzel hülyalara daldırmıştı Nuri'yi. Yerlere serili samanların arasında, ne kadar da çok yumurta vardı. Ali Can Dayı bu kadar yumurtayı ne yapıyordu?
Günlerce bu manzara aklından çıkamadı. Günlerce mektepteki bütün arkadaşlarına o alacalı bulacalı tavukları, her yere yayılmış yumurtaları, tavukların adeta koro halindeki gıdaklamalarını, Ali Can Dayı'nın kümesten aldığı 5 tane yumurtayı kendisine hediye ettiğini, istediği zaman buraya gelebileceğini söylediğini ballandıra ballandıra anlattı.
Ama Ali Can Dayı'nın "istediğin zaman buraya gelebilirsin" sözü kulaklarında çınlıyordu. Evet, istediği zaman buraya gelmeliydi. İstediği zaman bu yumurtaları almalıydı.
Zaten çok değil bu ziyaretten iki gün sonra, büyük bir heyecan ve tutku ile koşarak, kümesin arka tarafındaki orman yolunu izleyerek ve kimseye görünmeden yumurtalarla buluşmaya başlamıştı. Neredeyse bir aydır, her sabah mektebe gitmeden önce sabahın erken vaktinde evden çıkıyor, Zehra Hanım'ın her sabah "oğlum niye kahvaltı yapmadan gidiyorsun" diye bağırmasına hiç aldırmıyor, tarlaların içinden, havuzların kenarından geçerek, tel örgülerin üzerinden atlayarak, Çayırın Düzü'ne bağlanan ormanın patika yolunu aşarak kümesle buluşuyordu.
Bu heyecan verici yolculuğun sonunda kümesin kapısını tıpkı Al Can Dayı'nın yaptığı gibi demir mandalı kaldırarak açıyor, sessizce içeri giriyor, samanların ortasına bağdaş kurarak etrafa yayılmış yumurtaları kırmaya başlıyor, yumurtaların sarısını yere akıtarak, akını içmeye başlıyordu.
Sonra da geldiği yolu takip ederek, tam da başlama ziline birkaç dakika kala mektebe geliyordu.
Yaklaşık bir aydan beri durum aynıydı. Nuri, bir aydan beri geceleri yatağında uyurken bile sabah yapacağı maceralı yolculuğu ve bu yolculuğun sonunda afiyetle çiğ çiğ yiyeceği yumurtaları düşünüyordu.
Ama Ali Can Dayı'nın her gün gittikçe büyüyen öfkesinden haberdar değildi oysa. İlk günler kümesin kapısını açtığında büyük şaşkınlık duyan Ali Can Dayı, eve gelip hanımı Sabiha Hanım'a "Yahu hanım" demişti, "Kümese tilkiler dadandı. Ama nasıl oldu da kapıyı açıp yumurtaları alıyorlar, sonra nasıl kapatıyorlar anlamadım. Bu yaşa geldim böyle şey ne gördüm, ne de duydum" diye hayıflanıyordu.  
Eline tüfeğini alıp ormanın başına gidiyor, etrafı kolaçan ediyor, tilkilerin ayak izini bulmaya çalışıyor, hiçbir şey bulamayınca da öfke ile eve geliyordu.
Ama o gün kararlıydı. Bu lanet olası hayvanları mutlaka yakalayacaktı. Sabah gün ışımaya yakın kümesin karşısındaki çınar ağacına tırmandı. Tüfeğini omuzuna asarak kalın bir dalın gövdesine çömeldi. Elindeki tüfeği kontrol etti. Mesafe tamamdı. Bir kurşunda hayvanı indirebilirdi. 
Adeta nefes bile almadan, havada uçuşan kelebekleri bile ürkütmemeye çaba eden bir sessizlikle beklemeye başladı.
Bekledi. Bekledi.
Her dakikası bir asra bedel bir bekleme idi bu. Bir tarafta bu küçük canavarların kümesin kapısını nasıl açıp kapattığına dair bir türlü çözemediği şüphe içini kemiriyor, diğer tarafta bugüne kadar bu hayvanları yakalayamamanın öfkesi gözlerine yansıyordu.
O sırada bir hışırtı duydu. Küçük boy ardıç ağaçlarının arasından süzülen bir şey, adım adım kümese yaklaşıyordu ama ne olduğunu anlayamamıştı. Yere eğilmiş, küçük adımlarla gelen bu karartı hiç de hayvana benzemiyordu. 
Ali Can Dayı, tüfeği omuzuna dayayıp, nişan almaya hazırlanmıştı ki, kümesin kapısına doğru yaklaşan şeyin, Nuri olduğunu gördü.
Nuri, yerdeki otları incitmemeye çalışan bir derin şeffaflıkla, parmak uçlarına basa basa, pamuk hafifliğinde, geldi, kümesin kapısına dayandı.
Ali Can Dayı küçük dilini yutacaktı.
Nasıl anlamamıştı yahu. Bir hayvanın bunu yapması mümkün müydü? Bir tilkinin o demir mandalı açabileceğini ve tekrar kapatabileceğini nasıl düşünebilmişti.
"Vah akılsız başım, vah!" 
Nuri, yavaşça demir mandalı kaldırdı. İçeri girdi. Her zamanki gibi yere çömeldi. Yumurtaları kırıp kırıp içmeye başladı.
Ali Can Dayı, Nuri'yi şaşkınlıkla izlerken onu gördüğünü fark ettirmemeye dikkat ediyor, "ye bakalım eşoğlu" diyordu tebessüm ederek, "Ye bakalım ne kadar yiyeceksin. Bunca telaşa sen mi saldın bizi. Ulan söyleseydin yumurta mı vermezdik be çocuk!" diye söyleniyordu.
Nuri, her günkü gibi yumurtaları yedi, ağzını siyah önlüğünün yakası ile sildi ve kümesin kapısını kapatarak mektebin yolunu tuttu.
Turan Öğretmen, şimdi sorsun bakalım çarpım cetvelinden, nasıl bülbül gibi cevaplayacaktı!
* * *
Ertesi gün Salı idi.
Kasabanın pazarının kurulduğu gündü. Bütün köylerden sebzeler, meyveler, mis kokulu tereyağları, çeşit çeşit peynirler, yumurtalar ve daha toprağın ve hayvanın verdiği her ne ürün var ise pazarda yerini alırdı. Pazar yerinde kadınıyla, erkeğiyle sıra sıra dizilmiş köylüler, bin bir ümitle getirdikleri mahsulleri paraya çevirme telaşına düşerlerdi. 
Köy pazarının kurulduğu yerin tam karşısında, belediyenin tahsis ettiği başka bir alanda ise özellikle kuru gıda satıcıları için çadırdan sergi yerleri ayarlanmıştı. Bu çadırların en büyüklerinden biri Kibarlı Hüseyin'e aitti. Yavuz Bey, haftalık alışverişini her buradan yapardı.
Ali Can Dayı, Yavuz Bey'i işte bu çadırın içinde buldu.
"Selamün aleyküm."
"Aleyküm selam canım kardeşim."
"Yavuz'cuğum çok mühim bir mesele var."
"Hayırdır" diyerek ellerini sıkı sıkı sarmaladı Ali Can Dayı'nın.
"Bana hemen 300 kuruş ver."
"Başım üstüne, ne demek" diyerek kesesine uzandı, paraları teker teker sayarak Ali Can Dayı'nın eline teslim etti.
İki dost arasındaki para ilişkisinde " niçinlere, sebeplere, ne yapacaksınlara, ne zaman vereceksinlere" yer yoktu.
"Parayı aldım ama" dedi Ali Can Dayı, "iade etmek için almadım. Bu parayı senin Nuri için aldım."
"Allah, Allah, ne oldu bizim Nuri'ye? Ne alakası var onun bu paralarla?"
"Ne işi mi var?"
 Ali Can Dayı bir kahkaha attı.
"Bak anlatayım" dedi.
"Günde on yumurtadan, otuz günde ne eder, üç yüz yumurta. İki kuruştan ne yapar? Altı yüz kuruş. Üç yüz kuruşu senden gerisi benden."
Yavuz Bey, daha da şaşırdı. Kafasını kaşıdı.
"Yahu sen ne diyorsun be ahretlik. Ne yumurtası, ne parası, ne üç yüz kuruşu?"
Ali Can Dayı, tatlı bir tebessümle devam etti:
"Yahu senin oğlan bir aydan beri benim kümese dadandı. Her sabah gelip on yumurtayı midesini indirdi. Hesapladım, aşağı yukarı altı yüz kuruş ediyor. Yarı parasını aldım. Gerisi helal hoş olsun."
Bu defa gülme sırası Yavuz Bey'deydi.
"Ulan eşşoğlusu, nasıl yemiş on yumurtayı. Bizim tavuklar dururken ne diye dadanmış sizinkilere. Akşam ben ona gösteririm gününü."
"Sakın ha! Bak, tek fiske vurursan çocuğa hakkımı sana helal etmem. El kadar çocuk heves etmiş işte. Köyün en büyük kümesinden yumurta yemenin havasını atmış çocuk."
Ali Can Dayı ve Yavuz Bey hararetle kucaklaştılar.
* * *
Akşam olup da Yavuz Bey eve gittiğinde hayli yorgundu. Zehra Hanım sofrayı kurmuş, Nuri ile bağdaş kurmuşlar onun gelmesini bekliyorlardı.
Yavuz Bey, yavaşça sofraya çömeldi, başköşede duran mindere oturdu. Karısına baktı.
"Zehra kadın" dedi içini çekerek.
"Bugün canım yemek yemek istemiyor. Bu akşam farklı bir şey yiyeyim istiyorum. Şu bizim kilerdeki yumurtalardan birkaç tane al getir, kır onları bir sahana, yiyeyim. Ama sakın pişirme ha. Çiğ yiyeceğim. Siz ne yerseniz yiyin."
Zehra Hanım şaşkın şaşkın mırıldandı. 
"Tövbe tövbe, akşam vakti çiğ yumurta mı yenirmiş? Bugün başına güneş mi geçti senin?"
"Yoo! Hiç de güneş geçmedi" dedi Yavuz Bey, Nuri'ye dönerek.
"Sen de yer misin oğlum."
Nuri'nin gözleri parladı:
"Yerim baba. Sarısını atarsak daha güzel olur."
Not: Bu olay 1950'lerin Akçaabat'ında yaşanmış bir olaydan alınmıştır. Ali Can Dayı, benim rahmetli dedemdir. Yavuz Bey, Sarıtaş eşrafından değerli bir büyüğümüzdür, rahmetli olmuştur. Olayın başkahramanı Nurettin Abi'miz ise olayın yaşandığı yıl, 7-8 yaşlarında idi. Şu an, Akçaabat'ta Sarıtaş'ın denize nazır manzarasında Karadeniz'in sert rüzgârını soluyarak ve "sert insanlarıyla boğuşarak" günlerini geçirmektedir.
Allah uzun ömür versin.
O eski dostluklar maalesef hikâye
oldu.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

Sermaye piyasalarını sarsan dev operasyonda çember daralıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

27.09.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Finans çevrelerinde geniş yankı uyandıran dev soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Yürütülen çok yönlü mali takip ve analizler neticesinde savcılık düğmeye bastı.
Daha önce şüpheli sıfatıyla hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener, kolluk kuvvetlerinin düzenlediği operasyonla yakalanarak emniyete götürüldü. Gözaltı kararıyla birlikte piyasalardaki dikkatler dosyadaki gizemli para akışına çevrildi.

Şüpheli fon hareketleri ve para trafiği masada
Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen operasyonda, kurulan fon mekanizmaları üzerinden gerçekleşen devasa finansal transferler ile şüpheli işlem trafiği titizlikle taranıyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, dijital incelemeler ve hesap hareketlerinin dosyanın seyrinde kilit rol oynadığı ifade ediliyor.
Gözaltındaki Sarpyener'in emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenilirken, soruşturmanın aracı kurumlar ve portföy şirketleri ayağında yeni adımların atılabileceği belirtiliyor.

Vücudunuz kışa hazır mı?

Mevsim geçişlerinde ani sıcaklık dalgalanmaları bağışıklık sistemini zorluyor. Yapay takviyelere sarılmadan önce, bilimin ışığında vücudunuzu bir kalkana dönüştürecek en etkili doğal yöntemleri ve uzman tavsiyelerini bir araya getirdik

27.09.2026 11:40:00
Eyüp Kabil
 
Vücudunuz kışa hazır mı?
Vücudunuz kışa hazır mı?
Mevsim geçişleri, hava sıcaklıklarındaki dalgalanmalar ve azalan güneş ışığı nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok zorlandığı dönemlerin başında geliyor.

Uzmanlar, enfeksiyon riskine karşı hazır olmak için bağışıklık sistemini destekleyecek doğal yöntemlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yapay takviyeler yerine doğru beslenme, kaliteli uyku ve stres yönetimi gibi temel yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, vücudun savunma mekanizmasını kalıcı olarak güçlendiriyor.

İşte son bilimsel araştırmalar ve uzman tavsiyeleri ışığında, mevsim değişikliklerinde hastalıklardan korunmanızı sağlayacak en etkili ve doğal formüller:

Renkli beslenin: Tabaklarınızı antioksidanlarla doldurun

Bağışıklık sisteminin hücresel düzeyde savaşabilmesi için antioksidanlara ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Tek bir mucizevi besine odaklanmak yerine, beslenmenizde çeşitlilik yaratmak en doğru yaklaşımdır.

• C Vitamini Depoları: Portakal ve mandalina gibi klasik narenciyelerin yanı sıra kivi, kuşburnu, kırmızı kapya biber ve brokoli gibi yüksek oranda C vitamini içeren besinleri günlük diyetinize ekleyin.

• Mor ve Kırmızı Meyveler: Yaban mersini, böğürtlen ve mürdüm eriği gibi koyu renkli meyveler, hücre hasarını önleyen güçlü bileşenler (antosiyaninler) içerir.

• Doğal Antibiyotikler: Sarımsak, soğan ve zencefil içerdikleri kükürtlü bileşikler ve aktif maddeler sayesinde antimikrobiyal özellik gösterir.

Bağırsak sağlığı: Savunma hattı burada başlıyor

İnsan bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70'i bağırsaklarda yer alır. Güçlü bir mikrobiyota, virüs ve bakterilere karşı en büyük kalkanınızdır.

• Fermente Gıdalar: Ev yapımı yoğurt, kefir, lahana turşusu (sauerkraut) ve tarhana gibi probiyotik zengini besinler bağırsaktaki dost bakterileri artırır.

• Prebiyotik Desteği: Dost bakterileri beslemek için pırasa, enginar, kereviz, muz ve yulaf gibi lifli gıdalara sofranızda daha fazla yer açın.

Uyku ve stres yönetimi: Görünmez kahramanlar

Yetersiz uyku ve kronik stres, bağışıklık sistemini doğrudan baskılayarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.

• Kaliteli Melatonin Salgısı: Vücudun kendini yenilediği ve bağışıklık hücrelerinin üretildiği 23.00 ile 03.00 saatleri arasında derin uykuda olmaya özen gösterin.

• Kortizol Seviyesini Düşürün: Kronik stres, kortizol hormonunu artırarak bağışıklık yanıtını zayıflatır. Gün içinde yapacağınız 15-20 dakikalık yürüyüşler veya nefes egzersizleri bu yükü hafifletir.

Bitki çaylarının gücünden faydalanın

Doğru demlenen bitki çayları, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir duvar örebilir.

• Ekinezya ve Adaçayı: Ekinezya bitkisinin bağışıklık hücrelerini aktive ettiği bilinmektedir. Adaçayı ise ağız ve boğaz mukozasını koruyan antiviral bileşenler içerir.

• Ihlamur ve Karanfil: Göğsü yumuşatan ıhlamuru, karanfil ve bir çay kaşığı ham bal ile tatlandırarak tüketebilirsiniz.

Mevsim dönümlerinde vücudunuzun sesine kulak vermek ve bu basit ama etkili alışkanlıkları hayatınıza dahil etmek, sizi kış aylarındaki salgınlardan korumanın en güvenli yoludur.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı

27.09.2026 01:15:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanan Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 şüpheli daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

 

Gümrükte tonlarca zehir yakalandı

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerinin Mersin ve İstanbul Havalimanı’nda düzenlediği operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilo 500 gram pregabalin ile 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi

26.09.2026 16:15:00
Haber Merkezi
 
Gümrükte tonlarca zehir yakalandı
Gümrükte tonlarca zehir yakalandı
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerinin Mersin ve İstanbul Havalimanı'nda düzenlediği operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilo 500 gram pregabalin ile 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi. Operasyonlar uyuşturucu ve kaçakçılık şebekelerinin Türkiye'yi transit veya hedef pazar olarak kullanma girişimlerinin sürdüğünü bir kez daha gündeme taşıdı.

MERSİN'DE ÜÇ AYRI OPERASYON

Gümrükler Muhafaza ekipleri, Mersin'de yürütülen risk analizleri ve istihbarat çalışmaları kapsamında üç ayrı operasyon gerçekleştirdi.

Operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilogram 500 gram pregabalin ele geçirildi. Yüklü miktardaki maddenin ele geçirilmesiyle kaçakçılık girişiminin piyasaya ulaşması engellendi.

Pregabalin, tıbbi amaçlarla kullanılan bir ilaç etken maddesidir; ancak Türkiye'de ve başka ülkelerde kötüye kullanım ve yasa dışı ticareti nedeniyle kolluk operasyonlarının konusu olabilmektedir. Ele geçirilen ürünün hangi amaçla ve hangi organizasyon tarafından Türkiye'ye sokulmak istendiği ise soruşturmanın konusu.

İSTANBUL HAVALİMANI'NDA KÖPEKLER YAKALADI

İkinci operasyonun adresi ise İstanbul Havalimanı oldu.

Narkotik dedektör köpekleri Csonti ve Queen, yolcu bagajlarına tepki verdi. Bunun üzerine gerçekleştirilen kontrollerde 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi.

Böylece iki farklı noktadaki operasyonlarda ele geçirilen maddelerin toplam ağırlığı 1 ton 736 kilo 760 grama ulaştı.

SINIRLARDAN GİREN ZEHİRLE MÜCADELE

Ticaret Bakanlığı, operasyonların ardından yaptığı açıklamada kaçakçılığın ülke ekonomisine zarar verdiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ve toplum sağlığını tehdit ettiğini belirterek Gümrükler Muhafaza ekiplerinin çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

Ancak tonlarca maddenin ele geçirilmesi başka bir soruyu da beraberinde getiriyor:

Yakalanan bu sevkiyatlar, Türkiye'ye sokulmaya çalışılan uyuşturucunun ne kadarını oluşturuyor?

Bir tarafta gümrüklerde yakalanan tonlarca madde, diğer tarafta uyuşturucu kullanımına ilişkin toplumsal kaygılar bulunuyor.

ASIL HEDEF: ZİNCİRİN BAŞINDAKİLER

Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede yalnızca kuryelerin veya taşıyıcıların yakalanması yeterli değil. Asıl önemli aşama, sevkiyatın arkasındaki finansman, tedarik, lojistik ve dağıtım ağının ortaya çıkarılması.

Bu nedenle operasyonların ardından şu sorular önem kazanıyor:

Bu maddeler nereden geldi?

Nereye gönderilecekti?

Kim tarafından finanse edildi?

Sevkiyatı kim organize etti?

Türkiye'deki dağıtım ağı kimlerden oluşuyor?

Ve uyuşturucu ticaretinin arkasındaki asıl organizatörlere ulaşılabildi mi?

GÜMRÜKTE YAKALANANLAR… YA GEÇENLER?

Mersin ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda 1 ton 736 kilo 760 gram madde ele geçirildi.

Bu rakam, gümrük kontrollerinin önemini ortaya koyarken aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığının ulaştığı boyutun araştırılmasını da gerektiriyor.

Gümrükte yakalananlar kamuoyuna açıklanıyor. Peki ya denetimlerden geçerek Türkiye'ye ulaşanlar?

Uyuşturucu ticaretinin gerçek boyutunu ortaya çıkaracak soru belki de tam burada başlıyor:

"Yakalanan kaçakçılar kim? Asıl baronlar nerede?"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.