HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 MAYIS 2021, SALI

Zaman mı saptırıyor Ahmet Şahin mi?

18.06.2001 00:00:00
Dinlerarası diyalog maskeli çağdaş misyonerler, "Arz-ı Mev'ûd" ideali çerçevesinde Güneydoğu'muzu BM denetiminde 'özel statülü bölge'ye çevirmek için etnik kaşımayı hızlandırırken, Kars-Ardahan havalisinde de Ermeni papazlar cirit atıyorlar. Suriçi İstanbul'da ekümenik hayallerine kuvvet kazandıran papazlar, Taksim, Beyoğlu başta olmak üzere Etiler, Fatih, Bakırköy, Ataköy... gibi muhitlerde, hatta İzmit'te apartman dairelerini kilise evlerine çevirerek gençlerimizi avlamaya devam ediyorlar. Doğu Karadeniz'deki özellikle Trabzon merkezli Rum Pontus faaliyetleri artık aleni hale gelmiş, Scanta Maria kilisesi meşhur yerli diyalogçuların kolejlerinin kantini ve dinlenme tesislerine dönüştürülmüştür.

Karnelerin alınmasıyla birlikte yabancı dil eğitimi, başarı hediyesi tatili... vs bahanelerle gençlerimizi Atina ve Vatikan'a taşıyan 'diyalog turları' son derece dikkat çekmektedir. Bu arada 14-16 Nisan 2000'de Şanlıurfa'daki "Abraham / Hz. İbrahim - Dinlerarası Diyalog Sempozyumu"nda güya gazeteci Müslüman Mariam hanım ile sosyoloji profesörü Hristiyan Lester Kurtz'un İbrahim Camii'de müftü, haham ve papazın huzurunda evlendirilip nikahlarının kıyılması ile ülkemizdeki 'diyalogçu kolejler'de okuyanlar başta olmak üzere bazı genç kızlarımızın Hristiyan erkekler tarafından duygusal yollarla avlandıkları da gelen önemli bilgiler arasında...

İşte tam bu süreçten geçerken Zaman'dan pek aziz Ahmet Şahin Efendi, 13 Haziran 2001'de daha önce ikrar ve itikad ettikleri 'diyalog ilkeleri'ne aykırı düşecek tarzda 'Müslüman kadın, Hıristiyan erkekle evlenebilir mi?' başlığıyla bir makale kaleme almak zorunda kalıyor. Şahin Efendi makalesinde "Gelelim Müslüman bir kadının Hıristiyan bir erkeğe varmasına, inancını inkar eden biriyle evlenmesine... Buna cevaz yoktur! Olması için Hıristiyan erkeğin de (Müslüman erkek gibi) aldığı Müslüman kadının peygamberine ve kitabına inanması lazımdır ki yapılan nikah sahih olsun, evlilik fıkhen de cevaz bulsun" demek durumunda kalıyor.

Diyeceksiniz ki, bunda hayret edilecek ne var? Meselenin o yönüne geçmeden önce dilerseniz ma'lum sempozyumu bizzat Zaman'ın manşet ve sütunlarından hatırlayalım...

17 Nisan 2000'de sempozyumdaki gelişmeleri 'Bu bir devrim' diye manşetine taşıyan Zaman, haberin altını şunlarla doldurdu:

-Hz. İbrahim'in torunları, onun adına yapılan sempozyumda devrim yaparak artık ortak noktaları öne çıkarıp sürekli diyalog kararı aldılar. Farklılıkların asırlar süren tahakkümüne son vermenin ve üç din arasındaki ortak zeminin faal hale getirmenin zamanı gelmiştir.

-İsrailli Dr. Yahoyada Amir, başkalarını dışlayıp 'Tek gerçek benim' şeklindeki zihniyetin, dinler diyaloğuna engel teşkil ettiğini söyledi.

-ABD'li 35 yıllık misyoner Bayan Judith Banki, "Çocuklarımıza eğitim verirken dinsel eğitim malzemesini farkında olmadan da olsa, diğer dinleri kötüleyerek kullanıyoruz. Aman aman..." uyarısında bulundu.

-Prof. Mehmet Aydın: Yemin ediyorum hiçbir gizli güç bizi zorla bir araya getiremez. Biz birbirimizi bir dine çağırmak için burada değiliz.

Bu cümlelere bakarsanız alttan alttan şunlar veriliyor topluma... Sakın 'Allah katında yegane din İslamdır' ayetini okumayın, öyle konuşmayın. Çocuklarınıza Hristiyanlığı kötülemeyin.

Mehmet Aydın Efendi'nin korkusu da kendilerine 'gizli misyoner' denmesi... Biz gizli çalışmıyoruz, diyor Aydın Efendi; zaten kimseyi İslam'a da çağırdığımız yok.

Zaman, topluma somut mesaj veren asıl önemli gelişmeyi ise 'Diyalogdan düğüne' başlığıyla aynen şöyle verdi:

Sosyoloji profesörü Hristiyan Lester Kurtz ile gazeteci Müslüman Mariam Kurtz'un nikahları, Urfa'da İbrahim Camii'inde müftü, haham ve papazın huzurunda kıyıldı. ...Haham, papaz ve müftünün huzurunda kendisini kelimei şehadet getirerek 'hem hristiyan, hem de müslüman' ilan eden ve aynen çifte vatandaşlıkta olduğu gibi çifte dinli olmak istediğini ve Meryem ile evlenerek geçmişinde sahip olduğu hristiyan kültürle İslam kültürünü meczetmek istediğini belirtti Lester...

Haberdeki resimaltı da aynen şöyle:

Diyalogun bir başka göstergesi ise Lester ile Mariam'ın nikahlarıydı; haham, papaz ve müftünün huzurunda kelimei şehadet getiren Lester kendisini, 'hem Hristiyan, hem de Müslüman' ilan etti.

15 asırlık İslam kültüründe eşine rastlanmayan, Kur'an-ı Kerim'in ve Sünnet'in bu konudaki ölçülerini hiçe sayan bu nikah türünü ve 'çifte dinli'liği Zaman kadrosunun bu aziz millete yutturma misyonunu anlamak zor değildir. Zira onlar, Papa'ya sundukları mektupta bu misyonun bir parçası olduklarını zaten deklare etmişlerdi.

Benim anlamadığım; bu olup bitenleri mazur göstermek, Müslüman toplumumuzdaki dini hassasiyetten kaynaklanacak infiali yok etmek için 17 Nisan 2000'de aziz Ahmet Şahin Efendi'nin kaleme aldığı, İslam'ın akaid ölçülerini altüst eden 'Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!' başlıklı makalesinden tam bir yıl sonra 13 Haziran 2001'de niçin böyle bir yazı yazmak durumunda kaldığıdır.

Hafızalarını tazeleyiniz; 17 Nisan 2000'de aynen şunu yazmıştı aziz Şahin Efendi:

"Biz ehl-i kitapla amentüde müttefikiz. Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp kalmak makul değildir. Burada Kur'an'ın bir ayetini hatırlamak yerinde olsa gerektir" diyor ve ardından da (Mealen) şöyle bir ayet uyduruveriyor:

Ey ehl-i kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz.

Şimdi siz haklı olarak şöyle sormaz mısınız:

Aziz Şahin Efendi, bir yıl önce amentüde ittifak ettiğiniz ve dolayısıyla bir müslüman bayanı bir hristiyan erkekle nikahlayarak yaptığınız devrimden bugün vaz mı geçtiniz? Zaman mı o gün, Urfa'da toplumu saptırdı, yoksa siz mi bugün saptırıyorsunuz?

Zaman'ın 14 Nisan 2000'de 'çifte vatandaşlıkta olduğu gibi çifte dinli olmak" şeklinde belirttiği üzere yoksa tüm diyalogcuların çifter evrakları, çifter inançları var da; biz mi bilmiyoruz? Varsa; bir yıl arayla kaleme alınmış bu yazıların biri hangi pasaporta göre yazılmış, diğeri hangi pasaporta göre?

Yoksa o zamanki tatbikat ve kanaatlar, biz diyalogcuların asıl itikadıdır; 13 Haziran da yazdığım "Gelelim Müslüman bir kadının Hıristiyan bir erkeğe varmasına, inancını inkar eden biriyle evlenmesine... Buna cevaz yoktur! Olması için Hıristiyan erkeğin de (Müslüman erkek gibi) aldığı Müslüman kadının peygamberine ve kitabına inanması lazımdır ki, yapılan nikah sahih olsun, evlilik fıkhen de cevaz bulsun" şeklindeki görüş "çifte dinli diyalogçular"ın değil, Müslüman Türk Milletinin asırlardan beri değişmeyen inancıdır, mı diyorsunuz?

Yoksa etrafınızdaki bazı insanlar, bir yıl önceki tatbikatınıza aldanarak kendi kızlarını 'boşanma hakkı olmayan Katolik nikahı'yla veya Ortodoks geleneğiyle hristiyan gençlere nikahladılar da bugün geri mi dönemiyorlar? Öyleyse; bu masum insanların hesabını Allah'ın huzurunda nasıl vereceksiniz?

En az milletimiz kadar ben de samimiyetle açıklama bekliyorum...
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.