logo
28 EYLÜL 2026

17 Ekim 1961 Paris katliamı

Cezayir Bağımsızlık Savaşı sürerken, ülkelerindeki bağımsızlık hareketine destek için barışcıl gösteri yapan 30 bine yakın Cezayirliden 300-400’e yakını, 17 Ekim 1961’de Fransız polisi tarafından katledildi

16.10.2020 14:35:00
 
17 Ekim 1961 Paris katliamı
17 Ekim 1961 Paris katliamı
Fransa'da, Cezayir'deki bağımsızlık hareketine destek için toplanan 30 bine yakın Cezayirlinin düzenledikleri barışçıl gösteri sırasında yaklaşık 400 göstericinin katledilerek Seine Nehrine atıldığı "1961 Paris Katliamı", geçen 59 yıla rağmen hafızalardan silinmiyor.
 
Fransa, kurbanların yakınlarının tüm çabalarına rağmen 37 yıl görmezden geldiği katliamla ilgili 1998'de sadece 40 kişinin öldüğünü açıklayarak, katliamın boyutunu gizlemeye çalıştı.
 
Ardından 17 Ekim 2001'de Paris'in sosyalist Belediye Başkanı Bertrand Delanoe tarafından ölenleri anmak için Saint Michel Köprüsü'ne bir levha dikilse de Fransa, katliamı halen "devlet suçu" olarak tanımadı.
 
Tarihindeki katliamları tanımaktan kaçan Fransa, Cezayir'deki sömürge yönetimi sırasında (1830-1962) işlediği soykırımda katlettiği Cezayirli direnişçilerin kalıntılarını Paris'teki İnsan Müzesi'nde bulunduruyor.
 
Katliam öncesi sadece Cezayir kökenlilere yönelik sokağa çıkma yasağı
 
Fransa'da 6 Ekim 1961'de, Paris civarında yaşayan Müslüman Cezayirliler için sokağa çıkma yasağı konuldu.
 
Ülkelerindeki bağımsızlık mücadelesine destek için 17 Ekim 1961'de sokağa çıkan 30 bine yakın Cezayirli, en küçük bir olaya karışmadan barışçıl bir gösteri düzenlerken, göstericiler Nazi iş birlikçisi olarak nitelenen Paris Polis Müdürü Maurice Papon'un emri üzerine polisin sert müdahalesiyle karşılaştı.
 
Binlerce kişinin yaralandığı, yaklaşık 14 bin kişinin gözaltına alındığı olayda kaç kişinin hayatını kaybettiği resmi olarak tespit edilemese de katliamın tanıkları ve bağımsız kaynaklar yaklaşık 400 Cezayirlinin, Fransa polisi tarafından çoğunun vurularak öldürüldüğünü, yaklaşık 400 kadarının ise yaralı olarak Seine Nehri'ne atıldığını belirtiyor.
 

 
Tanıklar göstericilerin bir kısmının da Paris polis karargahının bahçesinde ya da metro istasyonlarında öldürüldüğünü aktarıyor.
 
Fransa'nın 1998'de olayda sadece 40 kişinin öldüğünü açıklamasının ardından tarihçi Jean-Luc Einaudi, 1999'da gösteriye müdahale emrini veren Papon'a karşı açtığı davayı kazandı.
 
Böylece katliamın kasıtlı yapıldığı resmileşse de olay Fransa'daki resmi kurumlar ve yöneticiler tarafından hala tabu muamelesi görüyor.
 
Seine Nehri'ndeki Saint Michel Köprüsü'ne 17 Ekim 2001'de dikilen anıt levhayla en azından görünür olan katliam, 2012'den bu yana yalnızca izin alınarak anma töreniyle hatırlanabiliyor.
 
Öte yandan, onlarca Cezayirlinin nehre atıldığı Saint Michel Köprüsü'ndeki anma levhasının bulunduğu yerde, "boğulma durumunda şu numarayı arayınız" yazılı tabela dikkati çekerken, levhanın yakınlarına gençlerin yazdıkları, "Bu nehirde Cezayirlileri boğuyoruz." yazısı ise polisler tarafından hemen siliniyor.
 
Yasmina Adi tarafından, 2011'de çekilen belgesel filmin isminin de ilham kaynağı olan yazı, 17 Ekim 1961'de yaşananları en çarpıcı şekilde anlatıyor.
 
"Göstericiler çakı bile taşımıyordu"
 

 
Cezayir Bağımsızlık Hareketi'nin (FLN) ve 17 Ekim 1961'deki gösterinin Fransa'daki öncülerinden, olayın bizzat tanığı olan 84 yaşındaki Ait Ouazzou Areski, AA muhabirine, katliamı, öncesi ve sonrasını anlattı.
 
O dönemde yıllarca hapis yatan Areski, Fransa yönetiminin başa getirdiği "ırkçı" Polis Müdürü Papon'un 6 Ekim'de ilan ettiği sokağa çıkma yasağını protesto için gösteri düzenlediklerini belirtti.
 
O zamanki Başbakanın, FLN ile Fransa arasında başlayan müzakereleri baltalamak için bu yönteme başvurduğuna dikkati çeken Areski, "Ayrımcı, keyfi ve sadece Cezayir asıllıları hedef alan bir sokağa çıkma yasağıydı." dedi.
 
Areski, FLN'nin çağrısıyla yapılan gösteriye her yaştan insanın katıldığını belirterek, "Kendim bizzat üst araması yaptım, göstericiler en küçük bir çakı bile taşımıyordu." diye konuştu.
 
Gösteriye her yaştan, kadın erkek 80 bine yakın Cezayir asıllının katıldığını dile getiren Areski, Paris sokaklarını dolduran on binlerce kişiye polisin yakın mesafeden birden otomatik silahlarla ateş etmeye başladığını aktardı.
 
Polis vurulanları Seine Nehri'ne attı
 

 
Areski, "Çok sayıda insan patates çuvalı gibi yere düştü, polis yere düşenleri kamyonlarla toplayarak Seine Nehri'ne attı. Paris, daha önce hiç böyle bir katliama şahit olmadı. İkinci Dünya Savaşı'nda bile bu şekilde bir katliam yaşanmadı." ifadelerini kullandı.
 
Saint Michel Köprüsü'ne dikilen levhada, 49 insan siluetinin bulunduğunu hatırlatan Areski, bunların polis gözetiminde öldürülenleri sembolize ettiğini, Fransız makamlarının açıklamasalar da bu şekilde katliamın büyüklüğünü itiraf ettiğini dile getirdi.
 
Fransa'da tarihi gerçeklerin saptırılmaya çalışıldığına işaret eden Areski, "Bu suçun ve Fransız sömürgeciliği sırasında işlenen katliamların tanınmasını istiyoruz. Fransa, sömürge geçmişinin mirasını kabul ve yaptıklarını telafi etmeli." dedi.
 
Paris Polis Müdürü, intikam hisleriyle hareket ediyordu
 

 
Evry-Val-d'Essonne Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü Olivier Le Cour Grandmaison da gösterinin temel sebebi olan sokağa çıkma yasağının sadece Cezayir asıllıları hedef alan ayrılıkçı ve ırkçı karakterine dikkati çekti.
 
Fransa'da Sömürge Dönemi'nde "İslam Politikaları ve Temsili: Ölümcül Düşman" kitabının yazarı Olivier Le Cour Grandmaison, Bağımsızlık Savaşı sırasında, Cezayir'in Konstantin kentinde sömürge yönetimini temsil eden Maurice Papon'un terfi edildiği Paris Polis Müdürü olarak, bağımsızlık müzakereleri sürerken intikam hisleriyle davrandığını söyledi.
 
Papon'un terfisiyle savaş sırasında kullandığı "işkence, zorla yok etme, yargısız infaz" gibi uygulamaları da Paris'e taşıdığını belirten Grandmaison, "Papon'un emriyle, 17 Ekim 1961'de Paris'te 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük katliam meydana geldi." dedi.
 
"Papon üstlerinden bağımsız değildi"
 
Katliamı devlet suçu olarak değerlendirdiklerini ifade eden Grandmaison, şöyle konuştu:
 
"Paris Polis Müdürü, üstleri olan İçişleri Bakanı, Başbakan ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı General Charles De Gaulle'den bağımsız hareket etmiyordu. Hukukçularla birlikte bunu bir devlet suçu olarak kabul ediyoruz. 17 Ekim 1961 katliamı, siyasi, ırkçı hatta dini bir yön taşıdığı için insanlığa karşı suç oluşturuyor."
 
Profesör Grandmaison, katliamı anmak için her yıl törenler düzenlense de bunun yeterli olmadığını vurgulayarak, "Devletin en üstü, 17 Ekim 1961'de Paris'te kasıtlı olarak işlenen bu katliamı henüz tanımadı. Bazı açıklamalar yapıldı ancak bunlar gerçekleri tam anlatmayan, suçu olduğu gibi 'devlet suçu' olarak kabul etmeyen, sorumluları belirtmeyen açıklamalar oldu." dedi.
 
Bu suçun, Cezayir'de değil, Fransa'nın başkenti Paris'te işlendiğine dikkati çeken Grandmaison, bunun "Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasındaki insanlığa karşı işlenen suçlar, sadece Cezayir topraklarında işlendi" şeklindeki cumhuriyet mitinin asılsızlığını ortaya koyduğunun altını çizdi.
 
"Katliam medyada yer almıyor"
 
Grandmaison, katliam gerçekleştiğinde sadece Fransa medyasınca değil, dönemin aktivist grupları olan işçi örgütleri tarafından da göz ardı edildiğini ifade etti.
 
Günümüzde de Fransa medyasında katliama yeteri kadar yer verilmediğini kaydeden Profesör Grandmaison, olayın 40'ıncı ya da 50'nci yıl gibi belirli zamanlarda daha ön plana çıktığına işaret etti.
 
Gelecek yıl katliamın 60'ıncı yılı olacağını dile getiren Grandmaison, olayın daha fazla tartışmaya açılacağını umduklarını, bununla birlikte Fransa'da sadece sağ ve aşırı sağı değil sosyalist sol kesimin de katliamın gündeme gelmesini istemediğini vurguladı.
 
"Fransız devleti sömürgeci geçmişiyle yüzleşmekte zorlanıyor"
 

 
Fransa Ulusal Araştırma Merkezi (CNRS) Araştırma Direktörü ve tarihçi Karima Direche de 17 Ekim 1961'de Paris'te düzenlenen gösterilerde yaşananları şöyle anlattı:
 
"Silahsız göstericilere karşı gerçek mermi kullanıldı. Binlerce Cezayirli gözaltına alındı ve cezaevine gönderildi. Kötü muamelelere maruz kaldılar. Onlarca kişi öldü. Bazı kişiler mermiyle öldürüldü. Bazı kişiler Seine Nehri'ne atılması sonucu boğularak öldü. (Fransız güvenlik güçlerince) Orantısız baskı ve güç kullanıldı."
 
Eski Cumhurbaşkanı François Hollande'ın bir konuşmasında Paris katliamında hayatını kaybedenleri andığını ancak Fransa'nın sorumluluğu hakkında hiçbir açıklama yapmadığını anımsatan Direche, Fransız yetkililerin Cezayirlilere uygulanan baskının meşru olduğunu düşündüğünü belirtti.
 
Direche, "Fransız devleti sömürgeci geçmişiyle yüzleşmekte zorlanıyor. Sömürge Fransa'nın geçmişinin bir parçası." dedi.
 
Gösterilerde görev yapan güvenlik güçlerinin sayısının inanılmaz boyutta olduğuna dikkati çeken Direche, "Fransız devleti bu katliamdaki sorumluluğunu tamamen kabul etmedi. Bununla ilgili şimdiye kadar Fransız devletinin sorumluluğunu ortaya koyan siyasi açıklama olmadı." ifadesini kullandı.
 
Direche, 17 Ekim 1961'e ilişkin, "Sömürgeci bir devlet, bağımsızlık yanlısı ve sömürge karşıtı bir harekete baskı uyguladı." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Sadece devlet suçu değil, toplumsal hafıza kaybı da"
 
Adalet ve Hürriyet Komitesi Başkanı, insan hakları aktivisti Yasser Louati de 59 yıl önceki katliamın Fransa yönetimi ve Polis Müdürü Papon'un "Paris'te bağımsızlık sesi duymak istemediği" için meydana geldiğini söyledi.
 
Louati, Papon'un, Paris Polis Müdürü olmadan önce binlerce Yahudi'yi toplama kamplarına gönderen Vichy Hükümeti'nin mensubu olduğu ve işlediği suçlar için yargılanmadığına dikkati çekti.
 
Papon'un eski alışkanlıklarına Cezayirlilerle devam ettiğini belirten Louati, Fransa yönetiminin Papon'u görevde tutarak, suçlarına ortak olduğunun altını çizdi.
 
Aktivist Louati, "Hiçbir kurum, kararları için Papon'a karşı çıkmadı, sadece devlet suçu işlenmedi aynı zamanda toplumsal hafıza kaybı oluşturuldu. Katliamın üzerinden yıllar geçti ve hiç bahsedilmedi, ta ki 1980lere kadar. O zamanlar, Jean-Luc Einaudi gibi tarihçiler işlerini yaptı ve bu kanlı katliamı belgeledi." diye konuştu.
 
Katliamın halen tabu bir konu olduğunu, okullarda öğretilmediğini dile getiren Louati, Fransa'nın geçmişiyle hesaplaşmadığını, hiçbir cumhurbaşkanının yapılanlar için özür dilemediğini söyledi.
 
"Geçmişi hatırlatmak isteyenlere zulmeden bir Fransa'dayız"
 
Louati, arşivlere halen tamamen erişilemediğini, anma törenleri için izin gerektiğini aktararak, "1961 Paris Katliamı, cumhuriyet tarihinde kanlı bir eylem olarak tanınan bir olay değil. Ekim 1961'de yaşananları unutmak ya da küçümsemek yönünde bir arzu var." dedi.
 
Bu katliama, Cezayirliler ve Arapların hayatları bahis konusu olduğu için önem verilmediğini vurgulayan Louati, "Bugünkü hükümetin Müslümanlara sürekli baskı yaptığını görünce şaşırıyor muyuz? Halen hiçbir ders alınamadığını görüyoruz." diye konuştu.
 
Louati, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümetinin, bu katliamı gündeme taşımaya çalışan dernekleri "İslami ayrılıkçılıkla mücadele" bahanesiyle baskı altına aldığına değinerek, şunları paylaştı:
 
"Bu, geçmişi hatırlamak ve hatırlatmak isteyenlere zulmeden bir Fransa'da olduğumuzu gösteriyor. Bu katliam, ulusal bir atfı, bir anma gününü, Cumhurbaşkanı'ndan resmi bir konuşmayı hak ediyor, çünkü Paris'in göbeğinde gerçekleşti, uzak bir vilayette değil. Fransız devleti adına alınan bir karardı ve farklı devlet kurumları olayları önlemek için hiçbir şey yapmadı."

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Milyarlık iddia yanıtsız kaldı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, fon ve borsa işlemleriyle ilgili tartışmaların ardından görevlerinden istifa etti

27.09.2026 12:56:00
Haber Merkezi
 
Milyarlık iddia yanıtsız kaldı
Milyarlık iddia yanıtsız kaldı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, fon ve borsa işlemleriyle ilgili tartışmaların ardından görevlerinden istifa etti. Kaya, hakkındaki iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması amacıyla görevlerinden ayrıldığını belirtti.

Ancak istifanın ardından gözler, YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın Özata Denizcilik hisselerindeki işlemlerine ilişkin ortaya attığı milyarlık iddialara çevrildi.

Emre, Kaya'nın 8 Nisan'da yaklaşık 255 lira seviyesinden 250 bin adet Özata Denizcilik hissesi aldığını, bunun için yaklaşık 63 milyon 359 bin lira yatırdığını ve hisseleri eylül ayında yaklaşık 4 bin 482 liradan satarak 1 milyar 344 milyon lira çektiğini ileri sürdü. Emre, Kaya'nın eşi İlyas Kaya için de benzer işlemler yapıldığı ve yaklaşık 826 milyon lira çekildiği iddiasında bulundu.

Emre ayrıca işlemlerin fon soruşturmasının kamuoyuna yansımasından önce gerçekleştirildiğini savunarak, paraların eylül ayında peş peşe çekildiğini iddia etti.

Şamil Tayyar: "Doğruysa hemen istifa etmeli"

İddiaların ardından AK Parti eski Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar da dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Tayyar, Kaya ve eşine ilişkin iddiaların "çok vahim" olduğunu belirterek, iddialar doğruysa istifa edilmesi gerektiğini, doğru değilse de iddiaların derhal yalanlanarak hukuki yollara başvurulması gerektiğini söyledi.

Tayyar ayrıca kamuoyuna yansıyan iddialara o aşamada Kaya ve eşinden açıklama gelmemesine dikkat çekerek, "Açıkçası yorum için biraz da onu bekledim" ifadelerini kullandı.

Tayyar'ın değerlendirmesinin ardından Kaya'nın istifa etmesi dikkat çekti.

"Neden ayrıntılı açıklama yapılmadı?"

Söz konusu iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Kaya'nın ilk aşamadaki yanıtı ise ayrıntılı bir açıklama yerine "Müsait değilim" şeklinde oldu. Kaya'nın daha sonra yaptığı istifa açıklamasında da Emre'nin gündeme getirdiği 63 milyon liralık alım, 1 milyar 344 milyon liralık çekim ve işlem tarihleri gibi somut iddialara tek tek yanıt verilmedi.

Dolayısıyla kamuoyunun yanıt beklediği temel sorular arasında, hisse alım-satımlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, işlemlerin hangi tarihlerde yapıldığı, satışlardan ne kadar gelir elde edildiği ve iddialarda belirtilen para transferlerinin doğru olup olmadığı bulunuyor.

Öte yandan iddialar şu aşamada Zeynel Emre'nin açıklamalarına dayanıyor; kamuoyuna açık MKK veya aracı kurum kayıtlarıyla bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Ayrıca SPK'nın 25 Eylül tarihli kararında OZATD pay piyasasındaki işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, ancak Kaya ve eşinin isimlerinin bu kararda yer almadığı bildirildi.

Ömer Çelik: "Tavizsiz mücadele"

İstifanın ardından AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise fon tartışmasına ilişkin açıklamasında, "Her türlü yanlış, yolsuzluk, istismar ve usulsüzlükle mücadele tavizsiz verilecektir" mesajını verdi.

Çelik ayrıca fon krizi olarak adlandırılan gündemin her bir maddesinin, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla ilk andan itibaren partinin yetkili kurumlarınca takip edildiğini söyledi.

Kaya'nın istifasıyla siyasi sorumluluk tartışması yeni bir boyut kazanırken, kamuoyunda milyarlık hisse işlemi iddialarının belgeleri ve ayrıntıları konusunda yapılacak açıklamalar bekleniyor.

Vücudunuz kışa hazır mı?

Mevsim geçişlerinde ani sıcaklık dalgalanmaları bağışıklık sistemini zorluyor. Yapay takviyelere sarılmadan önce, bilimin ışığında vücudunuzu bir kalkana dönüştürecek en etkili doğal yöntemleri ve uzman tavsiyelerini bir araya getirdik

27.09.2026 11:40:00
Eyüp Kabil
 
Vücudunuz kışa hazır mı?
Vücudunuz kışa hazır mı?
Mevsim geçişleri, hava sıcaklıklarındaki dalgalanmalar ve azalan güneş ışığı nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok zorlandığı dönemlerin başında geliyor.

Uzmanlar, enfeksiyon riskine karşı hazır olmak için bağışıklık sistemini destekleyecek doğal yöntemlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yapay takviyeler yerine doğru beslenme, kaliteli uyku ve stres yönetimi gibi temel yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, vücudun savunma mekanizmasını kalıcı olarak güçlendiriyor.

İşte son bilimsel araştırmalar ve uzman tavsiyeleri ışığında, mevsim değişikliklerinde hastalıklardan korunmanızı sağlayacak en etkili ve doğal formüller:

Renkli beslenin: Tabaklarınızı antioksidanlarla doldurun

Bağışıklık sisteminin hücresel düzeyde savaşabilmesi için antioksidanlara ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Tek bir mucizevi besine odaklanmak yerine, beslenmenizde çeşitlilik yaratmak en doğru yaklaşımdır.

• C Vitamini Depoları: Portakal ve mandalina gibi klasik narenciyelerin yanı sıra kivi, kuşburnu, kırmızı kapya biber ve brokoli gibi yüksek oranda C vitamini içeren besinleri günlük diyetinize ekleyin.

• Mor ve Kırmızı Meyveler: Yaban mersini, böğürtlen ve mürdüm eriği gibi koyu renkli meyveler, hücre hasarını önleyen güçlü bileşenler (antosiyaninler) içerir.

• Doğal Antibiyotikler: Sarımsak, soğan ve zencefil içerdikleri kükürtlü bileşikler ve aktif maddeler sayesinde antimikrobiyal özellik gösterir.

Bağırsak sağlığı: Savunma hattı burada başlıyor

İnsan bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70'i bağırsaklarda yer alır. Güçlü bir mikrobiyota, virüs ve bakterilere karşı en büyük kalkanınızdır.

• Fermente Gıdalar: Ev yapımı yoğurt, kefir, lahana turşusu (sauerkraut) ve tarhana gibi probiyotik zengini besinler bağırsaktaki dost bakterileri artırır.

• Prebiyotik Desteği: Dost bakterileri beslemek için pırasa, enginar, kereviz, muz ve yulaf gibi lifli gıdalara sofranızda daha fazla yer açın.

Uyku ve stres yönetimi: Görünmez kahramanlar

Yetersiz uyku ve kronik stres, bağışıklık sistemini doğrudan baskılayarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.

• Kaliteli Melatonin Salgısı: Vücudun kendini yenilediği ve bağışıklık hücrelerinin üretildiği 23.00 ile 03.00 saatleri arasında derin uykuda olmaya özen gösterin.

• Kortizol Seviyesini Düşürün: Kronik stres, kortizol hormonunu artırarak bağışıklık yanıtını zayıflatır. Gün içinde yapacağınız 15-20 dakikalık yürüyüşler veya nefes egzersizleri bu yükü hafifletir.

Bitki çaylarının gücünden faydalanın

Doğru demlenen bitki çayları, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir duvar örebilir.

• Ekinezya ve Adaçayı: Ekinezya bitkisinin bağışıklık hücrelerini aktive ettiği bilinmektedir. Adaçayı ise ağız ve boğaz mukozasını koruyan antiviral bileşenler içerir.

• Ihlamur ve Karanfil: Göğsü yumuşatan ıhlamuru, karanfil ve bir çay kaşığı ham bal ile tatlandırarak tüketebilirsiniz.

Mevsim dönümlerinde vücudunuzun sesine kulak vermek ve bu basit ama etkili alışkanlıkları hayatınıza dahil etmek, sizi kış aylarındaki salgınlardan korumanın en güvenli yoludur.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı

27.09.2026 01:15:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanan Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 şüpheli daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.