Sevgili dostlar bugün Ortadoğu'da yaşanan savaşın tek bir sorumlusu vardır. Bu devlet, Siyonist akla sahip olan ve bütün dünyanın baş belası olarak bilinen, İsrail terör devletidir.
Emin olunuz ki, Atatürk yaşasaydı İsrail devletinin kurulması, asla mümkün olamayacaktı.
Bu işin bir diğer boyutu.
Bugün İsrail terör devleti, sözde bütün İslam devletlerine karşı adeta köle muamelesinden daha beter bir yaklaşım sergilerken, neyine bu kadar güvenmekteydi.
Elbette ki yüksek teknolojik silahlarına, dünyayı bir ağ gibi saran muazzam istihbaratına, 400'e yakın veya tam da bu rakama tekabül eden atom bombası sayısına ve en çokta hava üstünlüğüne.
İsrail 1848'de çölde kurulan ve yalnız olduğu izlenimini veren bir devlet olmanın çok ötesinde, küresel çapta yeraltı derinliği olan bir devlettir.
Bugün İsrail'in elbette ki ABD olmadan yapabileceği pek fazla bir şeyi olmamakla birlikte, ilginçtir şimdiye kadar girişilen İsrail-Arap devletleri savaşında kazanan taraf, daima İsrail olmuştur.
Konumuz İsrail'in sahip olduğu ve İran'ın neredeyse yok denecek kadar işlevsiz ve hükümsüz olan hava gücüdür.
İran sadece hava kuvvetleri konusunda değil, hava savunma konusunda da sınıfta kalmış gibidir.
Oysa varlığını İsrail devletine karşı açık bir düşmanlık üzerine oturtan İran'ın şimdiye kadar bu iki stratejik konu başlığını, Çin ve Rusya'dan yapacağı tedariklerle, çoktan halletmiş olmalıydı.
Aynı konu Türkiye için de geçerlidir.
İran direndiği ve egemenliğini koruduğu sürece, Türkiye de emniyette olacaktır.
İran düşerse, çok net olarak Türkiye de düşecektir.
İşte bu noktada yapılması ve izlenmesi gereken tek bir yol olduğu kanaatindeyim.
O da, kurucu babamız eşsiz önder Atatürk'ün izini takip etmektir.
Atatürk, 1925 yılında Türk Hava Kurumu'nu kurduktan kısa bir süre sonra, 1926'da Alman uçak firması Junkers ile ortaklaşa Kayseri'de TOMTAŞ (Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi) uçak fabrikasını kurdurmuştur.
Fabrikada Junkers A20 ve A35 modelleri dahil olmak üzere 1926-1942 yılları arasında çeşitli uçakların montajı ve üretimi yapılmıştır.
Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi uçağını üretmesi ve askeri havacılığın geliştirilmesi hedeflenmiştir.
Atatürk, Kayseri'nin yanı sıra 1932'de Eskişehir'de uçak tamir fabrikası kurdurmuş, daha sonra 1942'de Ankara Etimesgut'ta yerli uçak üretim tesisleri açılmıştır.
Atatürk döneminde (1926-1940'lar) Kayseri ve Ankara'da uçak ve motor fabrikaları kurulmuştur.
Fabrikada montaj ve parça üretimi şeklinde başlanmış, 1942 yılına kadar toplam 212 uçak üretilmiştir.
Hikâye çok uzun…
Peki, sonra ne mi olmuştur?
Adnan Menderes 1952 yılında NATO standartlarına uygun olmadığı şeklindeki saçma bir gerekçeyle, tayyare fabrikasını kapatmıştır.
Şimdi neden tek çıkış yolumuz Atatürk'tür ısrarında bulunduğumuzu, sanırım daha iyi anlamışsınızdır.
Lütfen şu satırları çok dikkatlice okumanızı rica ederim.
1936 yılında Eskişehir'e gelerek, Tayyare Alayı'na yaptığı bir ziyaret esnasında çok önemli açıklamalarda bulunan Atatürk şöyle der:
"Geleceğin en etkili silahı da, aracı da hiç kuşkunuz olmasın tayyaredir.
Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacaktır.
Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor.
Bize düşen görev ise batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir."
Oysa dünyada ilk uzayla ilgili çalışmalar. Sovyetler Birliği'nin 4 Ekim 1957'de dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik 1'i yörüngeye fırlatmasıyla başlamıştır.
Yani 21 yıl sonra…
Bu olay, uzay yarışını başlatan ve "Uzay Çağı"nın başlangıcı kabul edilen tarihi bir dönüm noktasıdır.
Daha önceki yazılarımda sıkça vurguladığım bir başlıkla bitirmek isterim.
Uzaya hakim olan, dünyaya hakim olur.
Bugün hangi ülkenin uzayda kaç uydusu var diye baktığınızda bu sorunun cevabını kendinizde vermiş olursunuz.
Uzay çalışmaları konusunda Türkiye çok gerilerde olmasa bile, uzayda ki uydu sayımız bir elin parmakları kadardır.
Bence Savunma bakanlığımızın İran'dan kalkan füzeleri saymak yerine, bu konulara kafa yorması daha yararlı olacaktır.
Emin olunuz ki, Atatürk yaşasaydı İsrail devletinin kurulması, asla mümkün olamayacaktı.
Bu işin bir diğer boyutu.
Bugün İsrail terör devleti, sözde bütün İslam devletlerine karşı adeta köle muamelesinden daha beter bir yaklaşım sergilerken, neyine bu kadar güvenmekteydi.
Elbette ki yüksek teknolojik silahlarına, dünyayı bir ağ gibi saran muazzam istihbaratına, 400'e yakın veya tam da bu rakama tekabül eden atom bombası sayısına ve en çokta hava üstünlüğüne.
İsrail 1848'de çölde kurulan ve yalnız olduğu izlenimini veren bir devlet olmanın çok ötesinde, küresel çapta yeraltı derinliği olan bir devlettir.
Bugün İsrail'in elbette ki ABD olmadan yapabileceği pek fazla bir şeyi olmamakla birlikte, ilginçtir şimdiye kadar girişilen İsrail-Arap devletleri savaşında kazanan taraf, daima İsrail olmuştur.
Konumuz İsrail'in sahip olduğu ve İran'ın neredeyse yok denecek kadar işlevsiz ve hükümsüz olan hava gücüdür.
İran sadece hava kuvvetleri konusunda değil, hava savunma konusunda da sınıfta kalmış gibidir.
Oysa varlığını İsrail devletine karşı açık bir düşmanlık üzerine oturtan İran'ın şimdiye kadar bu iki stratejik konu başlığını, Çin ve Rusya'dan yapacağı tedariklerle, çoktan halletmiş olmalıydı.
Aynı konu Türkiye için de geçerlidir.
İran direndiği ve egemenliğini koruduğu sürece, Türkiye de emniyette olacaktır.
İran düşerse, çok net olarak Türkiye de düşecektir.
İşte bu noktada yapılması ve izlenmesi gereken tek bir yol olduğu kanaatindeyim.
O da, kurucu babamız eşsiz önder Atatürk'ün izini takip etmektir.
Atatürk, 1925 yılında Türk Hava Kurumu'nu kurduktan kısa bir süre sonra, 1926'da Alman uçak firması Junkers ile ortaklaşa Kayseri'de TOMTAŞ (Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi) uçak fabrikasını kurdurmuştur.
Fabrikada Junkers A20 ve A35 modelleri dahil olmak üzere 1926-1942 yılları arasında çeşitli uçakların montajı ve üretimi yapılmıştır.
Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi uçağını üretmesi ve askeri havacılığın geliştirilmesi hedeflenmiştir.
Atatürk, Kayseri'nin yanı sıra 1932'de Eskişehir'de uçak tamir fabrikası kurdurmuş, daha sonra 1942'de Ankara Etimesgut'ta yerli uçak üretim tesisleri açılmıştır.
Atatürk döneminde (1926-1940'lar) Kayseri ve Ankara'da uçak ve motor fabrikaları kurulmuştur.
Fabrikada montaj ve parça üretimi şeklinde başlanmış, 1942 yılına kadar toplam 212 uçak üretilmiştir.
Hikâye çok uzun…
Peki, sonra ne mi olmuştur?
Adnan Menderes 1952 yılında NATO standartlarına uygun olmadığı şeklindeki saçma bir gerekçeyle, tayyare fabrikasını kapatmıştır.
Şimdi neden tek çıkış yolumuz Atatürk'tür ısrarında bulunduğumuzu, sanırım daha iyi anlamışsınızdır.
Lütfen şu satırları çok dikkatlice okumanızı rica ederim.
1936 yılında Eskişehir'e gelerek, Tayyare Alayı'na yaptığı bir ziyaret esnasında çok önemli açıklamalarda bulunan Atatürk şöyle der:
"Geleceğin en etkili silahı da, aracı da hiç kuşkunuz olmasın tayyaredir.
Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacaktır.
Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor.
Bize düşen görev ise batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir."
Oysa dünyada ilk uzayla ilgili çalışmalar. Sovyetler Birliği'nin 4 Ekim 1957'de dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik 1'i yörüngeye fırlatmasıyla başlamıştır.
Yani 21 yıl sonra…
Bu olay, uzay yarışını başlatan ve "Uzay Çağı"nın başlangıcı kabul edilen tarihi bir dönüm noktasıdır.
Daha önceki yazılarımda sıkça vurguladığım bir başlıkla bitirmek isterim.
Uzaya hakim olan, dünyaya hakim olur.
Bugün hangi ülkenin uzayda kaç uydusu var diye baktığınızda bu sorunun cevabını kendinizde vermiş olursunuz.
Uzay çalışmaları konusunda Türkiye çok gerilerde olmasa bile, uzayda ki uydu sayımız bir elin parmakları kadardır.
Bence Savunma bakanlığımızın İran'dan kalkan füzeleri saymak yerine, bu konulara kafa yorması daha yararlı olacaktır.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026
- Viyana’da Türk devrimi / 09.02.2026
- İnsanlık tarihinin en büyük iktisat modeli BTP’de / 02.02.2026
- Peygamberimizin tavsiyesi: “Türklerin dilini öğreniniz” / 28.01.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026
- Viyana’da Türk devrimi / 09.02.2026
- İnsanlık tarihinin en büyük iktisat modeli BTP’de / 02.02.2026
- Peygamberimizin tavsiyesi: “Türklerin dilini öğreniniz” / 28.01.2026



























































