logo
14 EKİM 2026

2010 Almanya için zor olacak

02.01.2010 00:00:00
 
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya'yı zor bir dönemin beklediğini açıkladı. Yeni yıl konuşmasında ekonomik krize karşı önlemlere değinen Merkel, zorluklara karşı Berlin Duvarı'nı yıkan anlayışı örnek gösterdi.

 

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yeni yıl konuşmasında ağırlık verdiği konuların başında ekonomik kriz yer aldı. "Çok açık söylüyorum: Kimse ekonomik krizin çabucak geçmesini beklemesin" uyarısında bulunan Merkel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Almanya'nın krizin üstesinden gelebileceği yolunda somut göstergeler var. Bunlar, bir daha böyle bir krize sürüklenmeyeceğimizi ortaya koyan, zorluklardan güçlenerek çıkacağımızı sergileyen işaretler."

Mali piyasalara yeni düzenlemeler geliyorKrizle mücadele kapsamında gündeme gelen önlemleri sıralayan Merkel, mali piyasalara yeni düzenlemeler getirileceğini, ayrıca istihdam güvencesi ve işletmelere kredi sağlanacağını açıkladı.Merkel'in yeni yıl konuşmasında üzerinde durduğu bir başka konu Afganistan oldu. Afganistan'da görevli Alman sivil görevlilerle askerlere teşekkür eden Merkel, bölgede görev yapmanın zorluk ve tehlikelerinin hükümet olarak bilincinde olduklarını söyledi. 28 Ocak'ta Londra'da yapılacak Afganistan konferansında güvenliği sağlama görevinin önümüzdeki yıllarda aşama aşama Afganlılara aktarılmasının görüşüleceğini hatırlatan Merkel, şunları söyledi: "Asker, polis ve sivil görevlilerimizin Afganistan'da sürdürdüğü çalışmaya büyük önem atfettik; bu görev, bizim açımızdan önemini koruyacak. Ülkemizdeki huzur ve güvenliğimiz açısından bir tehdit oluşturmamak üzere Afganistan'da güvenlik ve istikrar sağlama çalışmalarına katkı sağlayacağız."

Cafer Mahiroğlu'na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 17 şüpheliden 11'i gözaltına alındı

Cafer Mahiroğlu'na yönelik "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 17 şüpheliden 11'i gözaltına alındı

14.10.2026 10:32:00
AA
 
 Cafer Mahiroğlu'na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 17 şüpheliden 11'i gözaltına alındı
 Cafer Mahiroğlu'na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 17 şüpheliden 11'i gözaltına alındı
Cafer Mahiroğlu'na yönelik "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 17 şüpheliden 11'i gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Başsavcılık koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, şüpheli Cafer Mahiroğlu hakkında "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından temin edilen veriler, gizli tanık beyanları, şüpheli ifadeleri ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirildiği aktarıldı.

Bu kapsamda yapılan incelemelerde, şüpheli Mahiroğlu'nun İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdindeki bağlantılarını kullanarak Bustech Araç Bakım Onarım Hizmetleri Anonim Şirketi'nin kurulmasını sağladığı kaydedilen açıklamada, Caferoğlu'nun şirketin yönetimini belirlediği kişilere devrettiği ve belediye ihaleleri kapsamında gerçekleştirilen işlemler üzerinden haksız menfaat temin edildiği yönünde bulgulara ulaşıldığı ifade edildi.

Açıklamada, dosya kapsamındaki beyan ve kayıtlar doğrultusunda, ihale süreçleriyle bağlantılı olarak 14 milyon 464 bin lira tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı, ilgili şirket üzerinden alınan işlerde ihale bedellerinin üzerinde fahiş fiyatlarla ödemeler gerçekleştirildiği ve elde edilen gelirlerin şüpheliye ait veya şüphelinin ilişkili olduğu değerlendirilen şirketlere aktarıldığının tespit edildiği kaydedildi.

MASAK tarafından temin edilen veriler üzerinde yapılan incelemelerde, şüpheli Mahiroğlu'nun ortak veya yönetici sıfatıyla ilişkili olduğu şirketlerin toplam işlem hacminin 30 milyar 352 milyon 37 bin 389 lira 15 kuruş olduğu belirtilen açıklamada, şüphelinin şahsi banka hesapları üzerinde yapılan incelemelerde ise 459 ayrı işlemle toplam 1 milyar 62 milyon 260 bin 3 lira 28 kuruş para girişi, 564 ayrı işlemle toplam 1 milyar 118 milyon 591 bin 33 bin 88 kuruş para çıkışı gerçekleştiği belirlendiği bildirildi.

Ayrıca Mahiroğlu'nun yöneticisi olduğu şirketler üzerinden yurt dışına gerçekleştirilen para transferlerinin de incelemeye alındığı, ilgili finansal hareketlere ilişkin yüksek hacimli döviz bazlı işlemler tespit edildiği aktarılan açıklamada, Mahiroğlu'nun ve birinci derece yakınlarının şahsi banka hesapları ile ortaklık veya yöneticilik ilişkilerinin bulunduğu şirket hesaplarına yönelik incelemelerde, yüksek tutarlı uluslararası SWIFT para transferleri bulunduğu, malvarlığı edinimleri ile beyan edilen gelirler arasında uyumsuzluklar olduğunun anlaşıldığı ifade edildi.

Açıklamada, diğer taraftan Mahiroğlu hakkında İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında "ihaleye fesat karıştırma" suçundan aranma kaydının bulunduğu ve 10 Mart 2025'te yurt dışına çıkış yaptığına ilişkin tespitler de olduğu belirtildi.

Soruşturma kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda 17 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, gerçekleştirilen eş zamanlı operasyon neticesinde 11 şüphelinin gözaltına alındığı bildirilen açıklamada, yapılan araştırmalarda şüphelilerden 4'ünün yurt dışında bulunduğu, 1'inin ceza infaz kurumunda olduğunun tespit edildiği, 1 şüphelinin ise yakalama çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.

Açıklamada, şüpheli Mahiroğlu'nun ortağı, yöneticisi ya da ilişkili olduğu tespit edilen şirketlere Sulh Ceza Hakimliği kararıyla el konulduğu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verildiği aktarıldı.

Soruşturma kapsamında, şüpheliler Harika Akkaya, Hasan Özdemir, İbrahim Özdemir, Armağan Küçük, Mustafa Özdemir, Halit Akın, Ali Turan, Mediha Burumoğlu, Murat Koçak, Erkan Yağcı ve Süleyman Özen'in gözaltına alındığı öğrenildi.

Şüpheliler Cafer Mahiroğlu, Hakan Arıcan, Mehmet Necati Yağcı ve Sevim Kul'un yurt dışında olduğu bilgisine ulaşılan soruşturmada, şüpheli Doruk Bulut'un ise başka suçtan cezaevinde, şüpheli Fatih Yadoğlu'nun ise firari olduğu belirlendi.

ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi

13.10.2026 20:48:00
Haber Merkezi
 
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi.

Cumhuriyet'in ilanından 16 gün önce alınan bu karar, yalnızca bir yönetim merkezinin değiştirilmesi değil, Millî Mücadele'nin merkezinde şekillenen yeni devletin yönünün belirlenmesiydi. Peki, Mustafa Kemal Atatürk neden İstanbul yerine Ankara'yı tercih etti? Bu tarihî karar nasıl alındı?

Ankara'nın başkent oluşunun bugün 103'üncü yıl dönümü. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'nun ortasında bir direniş merkezi olarak öne çıkan kent, 13 Ekim 1923'te resmen Türkiye'nin başkenti oldu. Karar, Cumhuriyet'in ilanına giden sürecin en önemli adımlarından biri olarak tarihe geçti.

MİLLÎ MÜCADELE'NİN MERKEZİ ANKARA OLDU

Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. İstanbul'un işgal altındaki konumu ve Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesinin yönetilmesi ihtiyacı, Ankara'yı öne çıkaran başlıca etkenler arasındaydı.

Anadolu'nun iç kesimlerinde bulunan Ankara, Batı Cephesi'ne ulaşım ve askerî gelişmelerin yönetimi bakımından stratejik bir konuma sahipti. Demir yolu bağlantısı da kentin önemini artırıyordu.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılmasıyla kent, Millî Mücadele'nin siyasi ve idari merkezi hâline geldi. Kurtuluş Savaşı'nın sevk ve idaresine ilişkin önemli kararlar burada alındı. Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'la zafere uzanan süreçte Ankara, yeni devletin yönetim merkezi olarak fiilen öne çıktı.

ATATÜRK NEDEN İSTANBUL'U DEĞİL ANKARA'YI SEÇTİ?



Ankara'nın başkent seçilmesinde coğrafi konumu, askerî güvenliği ve Millî Mücadele'de üstlendiği rol belirleyici oldu.

İstanbul, Osmanlı Devleti'nin yüzyıllardır yönetim merkeziydi. Ancak işgal yıllarında Boğazlar üzerindeki konumu ve dış müdahalelere açıklığı, yeni devletin yönetim merkezinin Anadolu'da kurulması düşüncesini güçlendirdi.

Ankara ise Anadolu'nun iç kesimlerinde yer alıyor, Batı Cephesi'ndeki gelişmelerin yönetilmesine imkân sağlıyor ve Millî Mücadele'nin siyasi merkezini temsil ediyordu. Böylece başkent tercihi, eski imparatorluğun merkezinden bağımsızlık mücadelesinin yürütüldüğü Anadolu'ya yönelişin simgesi oldu.

Atatürk, Nutuk'ta başkent seçimini anlatırken coğrafi durum ve askerî stratejinin önemini özellikle vurguladı. Başkentin belirlenmesiyle ülke içinde ve dışında süren belirsizliklerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Bütün düşünceler, yeni Türkiye Devleti'nin başkentinin Anadolu'da ve Ankara kenti olması gerektiğinde toplanıyordu. Devletin başkentini bir an önce saptayarak iç ve dış kararsızlıklara son vermek çok gerekli idi.'

ANKARA'NIN BAŞKENT OLMASI TARTIŞILDI

Ankara'nın başkent olması konusunda herkes aynı görüşte değildi. İstanbul'un tarihî ve ekonomik konumu nedeniyle başkent olarak kalmasını savunanlar vardı. Ankara'nın iklimi, ulaşım imkânları, mevcut tesisleri ve gelişme kapasitesi de tartışma konusu yapılıyordu.

İzmit'te 16-17 Ocak 1923'te gazetecilerle yaptığı görüşmede Atatürk, Ankara'nın başkent olması fikrini gündeme getirdi. Başkentlik tartışmaları 1923 boyunca basında ve siyasi çevrelerde devam etti.

Lozan Barış Antlaşması'nın ardından Türkiye'nin bağımsızlığının uluslararası alanda kabul görmesi ve işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan çekilme sürecinin tamamlanmasıyla yeni devletin başkentinin hukuken belirlenmesi gündeme geldi.

9 EKİM'DE TEKLİF EDİLDİ, 13 EKİM'DE KABUL EDİLDİ

Ankara'nın başkent ilan edilmesine ilişkin kanun teklifi, dönemin Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 14 milletvekili tarafından 9 Ekim 1923'te TBMM'ye sunuldu.

Teklif, 13 Ekim 1923'te Meclis'te kabul edildi. Kanunun tek maddesinde şu hüküm yer aldı:

"Türkiye Devleti'nin makarr-ı idaresi Ankara şehridir."

Bu ifadeyle Ankara, Türkiye devletinin resmî yönetim merkezi oldu. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesine daha 16 gün vardı.

KÜÇÜK BİR ANADOLU KENTİNDEN CUMHURİYET'İN BAŞKENTİNE

Ankara, başkent seçildiği dönemde bugünkü görünümünden oldukça uzaktı. Kentin imkânları sınırlı, yapılaşması yetersizdi. Buna rağmen Millî Mücadele'nin karargâhı olması ve yeni devletin siyasi merkezini temsil etmesi, Ankara'yı diğer şehirlerden ayırdı.

20 Nisan 1924'te kabul edilen Anayasa'da da başkentin Ankara olduğu hükme bağlandı. Cumhuriyet döneminde kent, yeni yönetim kurumlarının kurulması ve şehir planlamasıyla giderek büyüdü.

13 Ekim 1923'te alınan karar, Ankara'nın yalnızca başkent olmasını değil, Millî Mücadele'nin merkezinde doğan yeni devletin yönetim anlayışının da simgeleşmesini sağladı. Ankara, 103 yıldır Türkiye'nin başkenti olmayı sürdürüyor.

10 tonluk uyuşturucu trafiğine yönelik soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, kriptolu haberleşme programları üzerinden ülkeler arasında uyuşturucu madde ticareti yaptığı belirlenen suç örgütlerine yönelik operasyon düzenlendi

13.10.2026 19:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
10 tonluk uyuşturucu trafiğine yönelik soruşturma
10 tonluk uyuşturucu trafiğine yönelik soruşturma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, kriptolu haberleşme programları üzerinden ülkeler arasında uyuşturucu madde ticareti yaptığı belirlenen suç örgütlerine yönelik operasyon düzenlendi. Yurt içinde 35 kez, toplam 10 tonun üzerinde uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiği tespit edilen örgütlerle bağlantılı 60 şüphelinin yakalanması için eş zamanlı çalışma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, kriptolu haberleşme programları kullanarak uluslararası uyuşturucu madde ithalatı ve ihracatı yapan suç örgütlerinin faaliyetleri tespit edildi.

Soruşturma kapsamında incelenen yazışmalarda, örgütlerin çeşitli ülkelerden temin ettikleri uyuşturucu maddeleri zaman zaman Türkiye'ye, zaman zaman da başka ülkelere naklettikleri belirlendi. Örgütlerin bu faaliyetlerden yüksek miktarda yasa dışı gelir elde ettiği ve söz konusu gelirleri çeşitli yöntemlerle aklamaya çalıştığı değerlendirildi.
Örgütlerin yurt içinde ve yurt dışında farklı tarihlerde toplam 35 uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiği, sevkiyatlara konu uyuşturucuların toplam ağırlığının 10 tonu aştığı tespit edildi.

168 şüphelinin kimliği belirlendi



Yürütülen çalışmalar sonucunda eylemlere iştirak ettiği değerlendirilen 168 şüphelinin kimlik bilgileri tespit edildi. Şüphelilerden 29'unun başka suçlardan cezaevinde bulunduğu, 74'ünün yurt dışında olduğu, 5'inin hayatını kaybettiği, 60'ının ise Türkiye'de bulunduğu belirlendi.

Türkiye'de bulunan 60 şüphelinin yakalanması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Yurt dışında bulunduğu tespit edilen şüpheliler hakkında ise kırmızı bülten çıkarılmasına yönelik çalışma başlatıldı.

Mal varlıklarına el konuldu

Soruşturma kapsamında suç örgütü üyelerinin suçtan elde ettikleri gelirlerle edindikleri ve aklama işlemine tabi tuttukları değerlendirilen mal varlıkları da tespit edildi. Bu çerçevede 163 gerçek kişiye ait tüm banka hesapları ve kripto varlıklar ile toplam 556 taşınmaz, 155 motorlu taşıt ve 71 şirketin ortaklık payına el konuldu.
Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.İHA

Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi

Ankara merkezli 5 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve zimmet suçlamalarıyla aralarında belediye başkan yardımcıları Fikret Gözüoğlu ve Gültekin Bayındır'ın da bulunduğu 25 şüpheli yakalandı

13.10.2026 11:38:00
Haber Merkezi
 
Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi
Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Etimesgut Belediyesi bünyesinde gerçekleştirilen kamu ihaleleri ile ruhsat işlemlerindeki usulsüzlük iddialarına yönelik ikinci dalga operasyon başlatıldı.

Sabah saatlerinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, belediye yönetiminin tepe isimleri de dahil olmak üzere çok sayıda şüpheli emniyete götürüldü.


5 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlendi


Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Ankara merkezli 5 ilde operasyon düzenlendi.

Belirlenen adreslere yapılan şafak baskınlarında, Etimesgut Belediye Başkan Yardımcıları Fikret Gözüoğlu ve Gültekin Bayındır ile birlikte belediye çalışanlarının da yer aldığı 25 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.


Soruşturmanın detayları ve ilk operasyon


İhale usulsüzlükleri, imar ve ruhsat süreçlerinde haksız kazanç iddialarına dayanan soruşturmanın; Sayıştay raporları, şüpheli ifadeleri, MASAK ve HTS analizleri ile CİMER başvuruları gibi delillerin incelenmesiyle derinleştirildiği belirtildi. Şüphelilere örgüt kurma, zimmet, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalar yöneltiliyor.

30 Temmuz 2026'daki ilk dalga operasyonda dönemin belediye başkanı Erdal Beşikcioğlu dahil 40 kişi tutuklanmıştı. Emniyetteki işlemleri süren 25 şüphelinin adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

7.6 milyar TL'lik servet çökertildi

İçişleri Bakanlığı koordinesinde İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, kriptolu programlarla küresel uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası şebeke çökertildi. 2 bin polisin katıldığı baskınlarda 42 şüpheli yakalanırken; lüks araçlar, şirket payları ve yüzlerce taşınmazdan oluşan tam 7 milyar 657 milyon TL değerindeki devasa suç gelirine el konuldu

13.10.2026 10:36:00
Haber Merkezi
 
7.6 milyar TL'lik servet çökertildi
7.6 milyar TL'lik servet çökertildi
Türkiye, güne son yılların en büyük ve en kapsamlı nakit-finans odaklı narkotik operasyonlarından biriyle uyandı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren, ülkeler arası uyuşturucu madde imalatı, sevkiyatı ve dağıtımını organize eden dev bir suç şebekesi deşifre edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, şafak vakti 13 ilde eş zamanlı düğmeye basıldı.


10 tonu aşan uyuşturucu trafiği


İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube müdürlüklerinin aylar süren titiz takibi, uluslararası bir suç ağını ortaya çıkardı. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Interpol-Europol Daire Başkanlığı'nın da dahil olduğu çalışmalarda, örgüt yöneticilerinin kimyasal maddelerin temininden uluslararası lojistik ve sevkiyat süreçlerine kadar her adımı bizzat yönettikleri belirlendi.

Zehir tacirlerinin deşifre olmamak amacıyla kendi aralarında özel kriptolu haberleşme programları kullandığı tespit edildi. Siber ve teknik ekiplerin şifreli veri trafiklerini çözmesiyle, şebekenin yurt içi ve yurt dışındaki farklı tarihlerde gerçekleştirdiği 35 ayrı uyuşturucu sevkiyatının haritası çıkarıldı. Eroin, esrar ve kokain ticaretini kapsayan bu devasa ağın, toplamda 10 ton 100 kilogram uyuşturucu madde ile doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlandı.


13 ilde 2 bin personelle şafak baskını


Toplanan delillerin ardından operasyon için harekete geçildi. İstanbul merkezli olmak üzere Antalya, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Hakkari, Hatay, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Sakarya, Samsun ve Van illerinde belirlenen onlarca adrese 2 bin emniyet personelinin katılımıyla eş zamanlı baskınlar düzenlendi.

Helikopterler ve narkotik dedektör köpeklerinin de destek verdiği operasyonlarda, örgüt kadrosunda yer alan 42 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı.

Soruşturma dosyasında adı geçen ve yurt dışında olduğu belirlenen diğer şebeke üyeleri hakkında ise kırmızı bülten çıkarılması için işlemler başlatıldı.


Zehrin saltanatına 7.6 milyar TL'lik kilit


Operasyonun en dikkat çekici boyutu ise suç gelirleriyle mücadele ayağında yaşandı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) mühendisleri ve uzmanlarının derinlemesine yaptığı incelemeler sonucunda, uyuşturucu ticaretinden elde edilen paraların nasıl aklandığı tek tek haritalandırıldı.

Suçtan elde edildiği kesinleşen ve güncel piyasa değeri tam 7 milyar 657 milyon TL olan devasa bir mal varlığı ağına mahkeme kararıyla el konuldu. El konulan varlıkların dökümü örgütün finansal gücünü gözler önüne serdi:

• 163 gerçek kişiye ait tüm banka hesapları ve kripto varlık cüzdanları

• 556 adet lüks taşınmaz (konut, arsa, villa)

• 155 adet motorlu taşıt (lüks otomobiller ve lojistik araçlar)

• 71 farklı şirketteki ortaklık payları


Bakanlıktan net mesaj: "Suçtan saltanat kurdurmayız"


Operasyonun ardından sosyal medya hesabından kararlılık mesajı yayınlayan İçişleri Bakanı, zehir tacirlerine gözdağı verdi. Kirli paranın arkasına saklananların dokunulmaz olmadığını vurgulayan Bakan, şu ifadeleri kullandı:

Bakan, uyuşturucu ticaretinden elde edilen kirli parayla kendilerini dokunulmaz zannedenlerin hesap vermekten kurtulamayacağını belirterek, suçun ve finansal kaynağın kökünü kurutacaklarını vurguladı. Bakanlığın açıklamasının tam metnine ilgili kaynaklardan ulaşabilirsiniz.

Gözaltına alınan 42 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü ve mali incelemelerin derinleştirilerek devam ettiği bildirildi.

Tükenmişliği 4 adımla önleyin


 
Sabahları uyanmak istemiyor, kendinizi bitkin, yetersiz ve sürekli duvara çarpıyormuş gibi hissediyorsanız tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Peki bu durumda ne yapılabilir?
 

13.10.2026 08:44:00
Murat Çorbacı
 
Tükenmişliği 4 adımla önleyin
Tükenmişliği 4 adımla önleyin

Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, özellikle son yıllarda iş ile yaşam sınırlarının silikleşmesi, artan iş yükü, işyerinde kendini güvende hissetmemek ve sürekli ulaşılabilir olma baskısının tükenmişlik sendromuna zemin hazırlayabildiğini belirterek, "Şüphesiz kurumların da bazı düzenlemeleri mutlaka yapmaları gerekir. Ancak bireysel olarak günlük yaşantınızda yapabileceğiniz bazı değişiklikler de, tükenmişliğin fiziksel ve ruhsal açıdan daha ciddi boyutlara ulaşmasını önlemeye katkı sağlayabilir. Gerekli önlemler alınmadığında ise tükenmişlik; hafıza ve uyku sorunlarından mide-bağırsak şikayetlerine, kalp ve damar sağlığından bağışıklık sisteminin zayıflamasına dek çeşitli fiziksel ve ruhsal sorunlarla ilişkili olabilmektedir" dedi. Günümüzde tükenmişliğin sıklıkla depresyonla karıştırıldığını, bu durumun da gereksiz ve artan antidepresan kullanımına yol açabildiğini belirten Dr. Sarıkavak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada, tükenmişlik sendromuna karşı kişisel olarak alınabilecek 4 etkili önlemi anlattı.

Size iyi gelen uğraşlar edinin

Bireylerin iş saatleri dışında tamamen farklı bir kimliğe bürünebilmeleri hayati önem taşır. Düzenli yürüyüş, bütçe gerektirmeyen el sanatları veya okuma grupları gibi hobiler zihni yeniler. Özellikle sivil toplum kuruluşlarında gönüllü sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunmak, tükenmişlikte sıklıkla kaybolan 'kişisel başarı ve işe yarama' hissini güçlü bir şekilde onararak kişiye doğal bir psikolojik kalkan sağlar.

Ekran maruziyetini sınırlayın

Modern çağın en sinsi tehlikelerinden biri olan 'dijital yorgunluk', yoğun ekran maruziyetiyle birlikte beynin sürekli alarm halinde kalmasına neden olabilir. Bu durum uyku hijyenini bozarak strese karşı bedeni koruyan melatonin hormonunun salgılanmasını baskılayabilir. Sağlıklı kalmak için ekran maruziyetini özellikle akşam saatlerinde sınırlamak ve biyolojik uyku ritmini tavizsiz bir şekilde korumak, bedenin stres yükünü azaltmak açısından kritik rol oynar.

Stresi yönetmeyi öğrenin

Tükenmişliğe karşı, farkındalık (mindfulness) temelli stres azaltma uygulamaları, beynin korku ve stres tepkilerini azaltarak duygusal tükenmeyi kısa vadede hafifletmeye ve kişinin 'anda kalmasına' yardımcı olabilir. Ancak kalıcı bir iyileşme sağlamak için psikoterapi yöntemlerinden yararlanılmalıdır.

İş stresini eve taşımayın

Tükenmişlik, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi iş yerinden aile yaşamına sıçrama ve eşlerin veya çocukların psikolojisini bozma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, stresini eve taşıyan kişilerin eşlerinde de benzer tükenmişlik ve performans düşüşleri görüldüğünü kanıtlamaktadır. Eve girmeden önce zihinsel bir bariyer oluşturmak, evde iş konuşmamak ve aile içi iletişimde 'işten psikolojik olarak kopabilmeyi' başarmak, hem bireyi hem de ailenin bütünlüğünü korur. 

Trafik faciasına neden olan iki sürücü tutuklandı

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nda 11 kişinin hayatını kaybettiği, 27 kişinin yaralandığı feci tur otobüsü kazasında hukuki süreç başladı. Bilirkişi raporu otoyoldaki korkunç ihmali gözler önüne sererken, otobüs şoförü ve çekici sürücüsü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi

12.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Trafik faciasına neden olan iki sürücü tutuklandı
Trafik faciasına neden olan iki sürücü tutuklandı
Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun Akhisar geçişinde yaşanan ve tüm Türkiye'yi yasa boğan feci trafik kazasının ardından yürütülen adli soruşturmada sıcak gelişmeler yaşandı.

11 vatandaşı hayattan koparan, 27 kişinin ise yaralanmasına neden olan tur otobüsü katliamına ilişkin gözaltına alınan sürücüler, Akhisar Adliyesi'ne sevk edildi. Nöbetçi hakimlikçe sorgulanan otobüs şoförü M.A. ve arkadan çarpan çekicinin sürücüsü H.K. tutuklandı. Otobüsün yedek şoförü ve aynı zamanda sahibi olan M.Y. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bilirkişi raporu ihmali belgeledi

Kazanın ardından Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çok yönlü soruşturmada, olay yerinde yapılan incelemeler ve ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntüleri doğrultusunda ön bilirkişi raporu hazırlandı. Hazırlanan rapor, otoyollarda asla yapılmaması gereken ölümcül kural ihlallerini bir bir deşifre etti.

Bilirkişi raporuna göre, kazanın asıl nedeni otobüs şoförünün yaptığı akılalmaz hata oldu. Tur otobüsü sürücüsü M.A.'nın, otoyol üzerindeki kavşağı kaçırdığı, hatasını telafi etmek amacıyla otoyolda geri manevra yapmaya çalıştığı belirlendi. Hızlı akan otoyol trafiğinde devasa otobüsle geri geri gitmeye çalışan M.A.'nın, kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu rapora yansıdı.

Çekici sürücüsü hız sınırını aşmış

Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise arkadan çarpan çekiciye ait veriler oldu. Tutuklanan çekici sürücüsü H.K.'nin, otoyol standartlarının ve görüş mesafesinin getirdiği hız sınırlarına uymadığı, yasal limitlerin üzerinde seyrettiği tespit edildi.

Otoyolda geri manevra yapan otobüsü fark etmesine rağmen yüksek hızı nedeniyle zamanında duramayan çekici sürücüsü de kazanın boyutunun büyümesinde kusurlu bulundu.

Soruşturma derinleşiyor

Kazada yaralanan 27 kişinin bölgedeki çeşitli hastanelerde tedavileri devam ederken, otopsi işlemleri tamamlanan 11 kişinin cenazeleri memleketlerine gönderildi.

Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri, otoyollardaki bu tür ağır kural ihlallerine karşı denetimlerin ve cezai yaptırımların en üst düzeyde uygulanacağını belirtti. Akhisar Başsavcılığı, kazayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı

Güvenlik kaynakları, terör örgütü PKK/KCK'nın Irak'ın kuzeyindeki Metina'nın Baze bölgesinde bulunan 4 barınma alanını 8 Ekim'de boşalttığını bildirdi

 

12.10.2026 16:10:00
Anadolu Ajansı
 
Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı
Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bölgedeki istikrarın sağlanması ve Türk-Kürt kardeşliğinin güçlendirilmesi amacıyla başlatılan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" vizyonu, kararlı ve tavizsiz bir şekilde sürdürülüyor.

Yürütülen bu çok boyutlu süreç, Türkiye'nin geleceği adına tarihi bir dönüm noktası teşkil ediyor.

PKK/KCK, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi'nin parçası olarak, Türkiye'nin güvenliği açısından çatışma riski bulunan barınma alanlarının boşaltılmasına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında Irak'ın kuzeyinde Metina'nın Baze bölgesinde bulunan Hebat, Yajk, Sabri ve Sason barınma alanlarını 8 Ekim'de boşalttı.

Yaşanan bu gelişme, sürecin kararlılıkla devam ettiğinin bir göstergesi oldu.

PKK/KCK'nın tüm alanlardaki faaliyetlerinin sonlandırılması akabinde sürecin ilerleyen aşamalarında yasadan yararlanarak Türkiye'ye geri dönecek örgüt mensupları ile toplumsal uzlaşı sağlanması bekleniyor.

Eğitim, ekonomi gibi pek çok alanda yürütülecek bütünleşik programlarla PKK/KCK mensuplarının toplumla entegrasyonunun sağlanması hedefleniyor.

Söz konusu gelişmelerle Türkiye'nin iç barışının kalıcı olarak tesis edilmesinin sürdürüleceği belirtiliyor.

Güvenlik kaynakları, sürecin başarıya ulaşmasıyla Türk-Kürt kardeşliği temelinde toplumun tüm kesimlerinin el ele vererek, birlikte barış ve huzur içinde Türkiye'nin her köşesinde yaşamasının amaçlandığını belirtti.

Kaynaklar, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi ve bölgedeki istikrarın güçlendirilmesi misyonu çerçevesinde atılan her adımın milletin hak ettiği huzur dolu yarınların müjdecisi olacağını vurguladı. 

İstanbul 2 No’lu Baro’da sürpriz sonuç

İktidar blokunun açık destek verdiği adayın İstanbul 2 No’lu Barosu seçimlerini 6 oy farkla kaybetmesi hukuk camiasında geniş yankı uyandırdı. Tüm dikkatler şimdi 68 binden fazla avukatın sandık başına gideceği, ittifakların ve güçlü grupların yarışacağı tarihi İstanbul Barosu seçimlerine çevrildi

12.10.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
İstanbul 2 No’lu Baro’da sürpriz sonuç
İstanbul 2 No’lu Baro’da sürpriz sonuç
Türkiye genelindeki barolarda ekim ayı itibarıyla genel kurul ve seçim hareketliliği en üst seviyeye ulaştı. Kamuoyunun yakından takip ettiği hukuk dünyasındaki ilk kritik yarış, İstanbul 2 No'lu Barosu'nda yaşandı.

AK Parti ve MHP çevrelerinin desteklediği adayın seçimi kaybetmesiyle sonuçlanan bu gelişmenin ardından, gözler savunma mesleğinin amiral gemisi olarak nitelendirilen İstanbul Barosu seçimlerine dikildi.


2 No'lu Baro'da 6 oy farkla sürpriz sonuç


"Çoklu baro" düzenlemesinin ardından kurulan İstanbul 2 No'lu Barosu, 11 Ekim 2026 Pazar günü 4. Olağan Genel Kurulu kapsamında sandık başına gitti. Seçimde, iktidar kanadının açık desteğini arkasına alan Ali Kasım Tuna ile bağımsız İslami çevrelerin ve Milli Görüş kökenli avukatların adayı Rıza Saka yarıştı.

AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in adaylık toplantısına katıldığı, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un destek verdiği ve listesinde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in avukatı Abdullah Adır'ın da yer aldığı Ali Kasım Tuna 1016 oyda kaldı. Geçmişte AK Parti bünyesinde de siyaset yapmış olan Rıza Saka ise 1022 oy alarak sadece 6 oy farkla baro başkanlığına seçildi.

Seçimin ardından Rıza Saka'yı destekleyen grubun galibiyeti salonda "tekbirlerle" kutlaması dikkat çekerken, kaybeden aday Ali Kasım Tuna, 31 oyun geçersiz sayıldığını belirterek İlçe Seçim Kurulu'na resmi itirazda bulunduklarını ve yasal sürecin devam ettiğini duyurdu.


Gözler İstanbul Barosu'nda


2 No'lu Baro'daki bu çekişmeli başlangıç, gözleri doğrudan asıl büyük yarışın yaşanacağı İstanbul Barosu seçimlerine çevirdi. 68 bin 220 kayıtlı avukatıyla dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, yeni başkanını ve kurullarını belirlemek üzere 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde sandık başına gidecek.

10-11 Ekim tarihlerindeki ilk toplantıda yasal çoğunluk sağlanamadığı için genel kurul ve oy verme işlemleri kesin olarak bu tarihlerde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek.


Adaylar ve kurulan büyük ittifaklar


İstanbul Barosu'nda bu yılki seçimler, geçmiş yıllara kıyasla çok daha stratejik ortaklıklara ve ittifaklara sahne oluyor. Sandığa yansıyacak dengeleri değiştirebilecek güncel adaylık tablosu şu şekilde şekillendi:

• Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu (Değişim İçin Avukatlar): 2024 yılındaki seçimleri 7 bin 197 oyla kazanan mevcut başkan Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, grubunun adayı olarak ikinci dönem için yeniden yarışıyor.

• Prof. Dr. Ümit Kocasakal (Cumhuriyetçi Güç Birliği): Seçim sürecinin en büyük ittifaklarından biri Kocasakal ismi etrafında kuruldu. Eski baro başkanlarından Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Önce Avukat Grubu, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) ve bazı Çağdaş Avukatlar Grubu bileşenlerinin ortak adayı oldu.

• Hasan Kılıç (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu & Yükseliş Hareketi): Geçtiğimiz seçimlerde kıl payı kaybeden Hasan Kılıç, bu kez Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu ile Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketi'nin tek bir çatı altında birleşmesiyle çok daha güçlü bir konsolidasyonla yarışa giriyor.

• Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu (Avukat Hakları Grubu / Önce İlke Muhalefeti): Cumhuriyetçi cephede aday çatlağı tartışmalarına yol açan bir diğer hamle olarak, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun oğlu Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu da adaylar arasında yer alıyor.

• Dr. Atakan Adem Selanik (Cumhuriyet Avukatları): Seçim pusulasında yer alacak bir diğer kanat olan Cumhuriyet Avukatları grubu, başkan adayı olarak Dr. Atakan Adem Selanik ile yola çıktıklarını ilan etti.

• Arife Gökkaya Dinç (Bağımsız Avukatlar): Muhafazakar ve bağımsız hukukçuları bünyesinde barındıran grup ise bu seçimlerde kadın aday Arife Gökkaya Dinç ile temsil edilecek.

2 No'lu Baro'daki kırılmanın ardından, ana baroda hükümet politikalarına muhalif grupların ve milliyetçi-ulusalcı ittifakların nasıl bir performans sergileyeceği, 25 Ekim akşamı sandıkların açılmasıyla netlik kazanacak.

Cem Yılmaz kalp krizinin ardından tedavi gördüğü hastaneye geldi

Çanakkale'de geçirdiği kalp krizi sonucu anjiyo olan ünlü komedyen Cem Yılmaz, ÇOMÜ hastanesine kontrole geldi

12.10.2026 14:13:00 / Güncelleme: 12.10.2026 14:16:11
İHA
 
Cem Yılmaz kalp krizinin ardından tedavi gördüğü hastaneye geldi
Cem Yılmaz kalp krizinin ardından tedavi gördüğü hastaneye geldi
Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy köyündeki yazlık evinde 29 Ağustos Pazar günü kalp krizi geçirdi. Ayvacık Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalesinin ardından Cem Yılmaz, ÇOMÜ Hastanesi'ne sevk edilerek burada anjiyo oldu.

Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit tarafından Cem Yılmaz'a el bileğinden yaklaşık 40 dakikada balon ve stent işlemi yapıldı. Operasyon sonrası sağlık durumu iyi olan Cem Yılmaz, 2 günlük takip süresini doldurdu.

Durumu stabil olan Cem Yılmaz, şikayeti olmadığı için ilaçları yazılarak 31 Ağustos günü saat 19.30 sıralarında taburcu oldu.



Cem Yılmaz Çanakkale'ye kontrole geldi

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, kontrol için ÇOMÜ hastaneye geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden hastane önünde çektiği fotoğrafı paylaşan Cem Yılmaz, hastane ve doktoru Prof. Dr. Ercan Akşit'i etiketledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.